Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Laz Kültürel Hareketi (4) Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
21.05.2007 I 14:28

Ogninin Getirdikleri
Ogni dergisinin barış, kardeşlik ve özgürlük mesajları ile ülkemizin kültürel dokusuna ve demokratikleşme sürecine yapmak istediği katkı zaman içinde ortaya çıkmıştır. Dünün yasaklarının bugün yasak olmaktan çıkmasında görsel olarak bir katkı görünmese de düşünsel olarak karınca kararınca pay sahibidir. Ama asıl önemlisi Laz Dili ve Kültürü adına alınan yoldur.
Ogni dergisinin yayın hayatı  çok kısa sürse  de Laz Dili ve Kültürü açısından başlattığı süreç ve bu süreçte alınan yol yüzlerce yıllık zamana bedeldir. Lazlar bir anda basının odağı olurken, bilinen Laz imajının yanında dilleri, tarihleri, kültürleri, edebiyatları, sanatları kısacası geçmişten günümüze taşınan tüm maddi-manevi değerleri ile bambaşka bir toplum ortaya çıkıyordu.
O güne kadar  ülkenin birçok aydın insanı da ne yazık ki bu farklılığı bilmiyordu. Şimdi o günlerde yayınlanan bazı köşe yazarlarının kendi ağızlarından söylediklerine bakalım. 30 Kasım 1993 günü Yalçın Peşken Hürriyetteki Buradan Bakınca adlı köşesinden şöyle diyordu: "Biz Lazları, İstanbul'daki bahçeli köşkleri yüksek apartmanlara dönüştüren ve yap-satçılık yoluyla ekmeğini kattan çıkaran insanlar olarak biliriz. Belki biraz da yargıcın idam hükmüne karşı ne diyeceği sorulduğunda, içlerinden birinin verdiği yanıtla tanırız.  Bu bana ders oldi..."   Ve devamında "Düşüncemi baştan belirteyim: Sayıları ülkemizde 1,5 milyonu bulan ve ‘kendi dil'lerinin unutulmasını önlemekten başka bir amacı olmayan insanlardan yanayım. Başka bir yerde olsa bir kültürün daha yok olmaması için devlet olanaklar yaratır. Okullar açar, kütüphaneler kurar. Biz ise mahkemeler kuruyoruz"  diyordu. Yazının sonunu "Benim gördüğüm kadarı ile daha ortada fol yok, yumurta yokken tavuğun başı ezilmeye çalışılıyor. Biz bu filmi daha önce de gördük. Yine yanlış yoldayız"  diye noktalıyordu. Sayın Pekşen yukarıda söylediklerimizi kanıtlıyordu.

Yine Cumhuriyet Gazetesinde 27.11.1993 günü Sayın Toktamış Ateş arayış adlı köşesinden şöyle diyordu: "Yıllardır yazıp çiziyoruz ‘Türkiye bir kültür mozaiğidir' diyoruz. ‘Bu durum Türkiye'nin kültürel zenginliğidir'  diye savunuyoruz. Sonra bir mahkeme kararı çıkıyor, yıllardan beri yazdığımız, söylediğimiz ne varsa, tümünü geçersiz kılıyor"  Şeklinde başlayan yazısında Türk olmayı ve çok kültürlülüğün tariflerini yapıp, doğudan batıya farklı kültürlerin ortak noktasını resmi dil Türkçe'de buluşturuyordu. Yazının devamında, "bundan bir süre önce kurulan Laz Vakfını* da bu düşüncelerin ışığı altında memnuniyetle karşıladım. Kendi fıkralarını kendileri üreten ve sonra da herkesten çok gülen bu sevimli, zeki ve biraz da takıntılı yurttaşlarımızın, kendi benliklerini arama çabalarına saygı duydum"  derken Sayın Ateş'in bildiği Laz profili de ortaya çıkıyordu. Daha sonra derginin 6. sayısında konuk yazarlığıyla Sn. Toktamış Ateş Ogni'yi onurlandırıyordu.       

{sidebar id=1} O dönem birçok yayın kuruluşu Ogni'ye genişçe yer vermiştir. Basının bu ilgisi ister istemez Lazları gerçek yönleri ile Türkiye'nin gündemine taşıyordu. Biz herhangi bir önem sırası gözetmeden hafızamızda kalanları hatırlamakla yetiniyoruz. Hemen hemen bütün gazeteler haber sütunlarında Ogni'nin çıkışına yer verirken, bazı dergilerden de sayısız röportaj istekleri geliyordu. Bunların bazıları, Milliyet grubundan EP EKONOMİ POLİTİKA Kasım-Aralık 1993 Sayı 53. "Artık Lazların da bir dergisi var!"  başlıklı A.Naki Özkan imzalı Lazları tanıtan yazı. ATLAS Dergisinin 1994 Ocak 10. sayısında İrfan Unutmaz yazı ve fotoğraf imzalı "Lazların Hıristiyan  akrabaları: Mingreller" başlığı ile sınır ötesi kardeşlerimiz Megreller tanıtılıyordu. Bu arada yaklaşan 27 Mart 1994 yerel seçimleri için NOKTA dergisi, 1994 Şubat yıl:12 sayı: 6 da "Kürt-Laz-Çerkez ittifakı" diye içeriğinde pek aslı olmayan sansasyonel bir haberi kapağına alıyordu. Nokta dergisi iki ay sonra 10-16 Nisan 1994 16. sayısında yine Lazlara yer vermişti. "Temel kimliğini arıyor: Laz vakfı kapıda!" diye diğer haber başlıklarının altında kapak haberi yapılmıştı. İçeriğinde ise Av. Ahmet Kırım'la yapılan  "Laz vakfı için geri sayım başladı"  başlıklı dergi ve vakıf çalışmalarını özetlendiren röportaj vardı. Ayrıca yeni kurulan Laz rock grubu Denizin Çocukları tanıtılıyordu. Denizin Çocukları elemanlarının müzik geçmişleri öncelere dayansa da grup olarak Ogni sürecinde oluşuyordu. İlk çalışmalar bu süreçte adımlanıyordu. Denizin Çocukları'na ilgi yoğundu. 19 Mart 1994 Cumartesi günlü Cumhuriyet gazetesi "Denizin Çocukları rock takasında"  diyordu. Haftalık haber dergisi AKTÜEL 31 Mart-6 Nisan 1994 143. sayısında "Denizin Çocukları Lazca'yı rock ile buluşturdular"  diyordu. O günlerde hangi dergi yada gazeteye baksanız mutlaka  Lazlarla ilgili habere rastlanırdı. Kimisi vakıf kurma çalışmaları ve dergi ile ilgili haber ve söyleşiler olup, kimisi de müzikle ilgili Denizin Çocukları ile yapılan dizi röportajlar olurdu. Bunların hepsini çalışmamıza almak gibi bir düşüncemiz yok. Amaç Ogni ile başlayan süreci ve bu süreç içinde yaşanan gelişmeleri özetlemektir.        

Burada atlanmaması gereken önemli bir unsur da soğuk savaş sonrası dünyanın yaşadığı sosyal değişimlerin ülkemizde de hissedilmesi ve bu dönemde ülkemizin demokratik alanda ciddi bir mesafe kat etmesidir. Bir de gerek Laz Dili ve Kültürü olsun, gerek Laz müziği olsun bu güne kadar hiçbir çalışma yapılmamış alanlardı. Toplumda hissedilebilen bir açlık vardı. Toplum bu alanda yapılan çalışmalara yoğun ilgi gösteriyordu. Tabii ki bu ilgi ve yoğunluğu karşılayacak yeterli ve doyurucu çalışmalar olmuyordu. Henüz doyurucu çalışmaların yapılabildiğini söyleyemesek de alınan yolun ciddi bir mesafe olduğunu söyleyebiliriz. Artık Lazların  dilleri, tarihleri ve kültürleri ortaya çıkmakta idi. İsteyen bazı kaynaklara ulaşabiliyordu ve somut veriler ortaya çıkabiliyordu. İşte bu süreçte Laz aydınları yetişip çalışmaları bilimsel eserlere dönüşüp yayınlanıyordu. Piyasaya artık yazarı Türkiyeli Laz olan kitaplar art arda çıkıyordu. 8-10 bin kelimelik sözlükler çıkıyordu. Dilbilgisi çalışmaları tamamlanıp yayınlanıyordu. Yabancı dilbilimcilerle yapılan kolektif çalışmalarla Lazca gramer üzerine, Lazca-Türkçe-İngilizce olarak bilimsel ve akademik çalışmalara kaynak olabilecek eserler ortaya çıkıyordu.

Bu arada İstanbul'da bir radyoda Lazca program yapma fikri ortaya çıkıyor. İki Laz genç tarafından 1995 ten 1998 e kadar haftada 3 saat arlıksız "Tanora" adlı Lazca program yapılır. Bu deneyim, radyo ve televizyonda Lazca yayınların yapılabileceğini ortaya koyuyordu.     

Süreç öylesine akıcı gelişmekte ki, her gün kültür edebiyat ve müzik alanında özgün Laz eseleri ortaya çıkmaktadır. Gürcistan'a gidip Megrelya bölgesinde araştırmalar yapılıp birçok eser önümüze gelmektedir. Lazlar, Helimişi Hasan gibi Laz edebiyatçısı, ressam, müzisyen, şair ve romancı bir kültür adamının eserleri ile buluşmaktadır. ODTÜ'lü bir elektrik mühendisi olan Birol Topaloğlu, özgün Laz müziğinin yaratıcı kişiliğini süreçle birlikte ortaya koymaktadır. Kazım Koyuncu'nun rock-tantic tarzı, konser alanlarını doldurmaktadır. ODTÜ gibi üniversitelerde paneller düzenlenip Laz dili ve kültürü tanıtılmaktadır. İstanbul Özgür Üniversitede düzenli olarak Lazuri Atölye çalışmaları yapılıp Lazca dersler verilmektedir. İnternet siteleri açılıp tarihi ve kültürel çalışmalar tanıtılmakta, forum sayfalarında Laz dili ve kültürü üzerinde tartışmalar açılıp sürmektedir. Gurbetteki Lazlar için yapılan eğlenceye yönelik özgün Laz gecelerinde 300-400 kişilik katılımılar gerçekleşmektedir. Bahar aylarında yapılan Laz pikniklerde 300-500 kişi buluşmaktadır. Büyük şehirlerde  Lazebura Şenliği adı altında organizasyonlar düzenlenmektedir. Alanlara sığmayan horon buluşmaları yapılmaktadır.     

Lazca'yı yazılı dil haline getirme çabaları hızla sürmektedir. Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde yasakların kalkması ve ana dilde yayın hakkının tanınması ile TRT ye baş vurulmuş ama sonuç alınamamıştır.    

Sonuç olarak 93 süreci Türkiye'de Lazlar adına bir miladin başlangıcıdır. Süreci başlatanlar ve süreç içindekilerin günahı ve sevabı ile  tarafsızca değerlendirilebilmesi ümidim ve dileklerimle.


*Sayın Toktamış Ateş sanırım yanlış bilgilenmiştir. Laz Vakfı kurulmamıştır.

 

:::::::::::::::::::   S   O   N  ::::::::::::::::::::::::::::::::::

Kamil Aksoylu

Lazebura.net(.com)




Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (9)add comment

Gül Canca said:

Sayın Kamil Aksoylu;
Bugüne kadar sizinle birlikte bu kültürü bize sunan dostlarınıza çok teşekkür ederim. Ogni'yi zevkle okumuştuk.Altıncı sayısından sonra çıkmaması bizi çok üzmüştü. Sonra çıkan diğer dergileri de aldık. O sürecin bu şekilde geliştiğini bilmiyorduk. Ve bu yazdığınız yazı dizisi sayesinde öğrendik. Harcanan emekler hiç bir zaman boşa çıkmaz. Bu gün eğer burada hala yazabiliyorsak ekilen tohumlardandır. Teşekkür ederiz.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-06-07 18:57:39
Oylama: +0

Kamil Aksoylu said:


Dostum Aziz Turna’nın nazik ve dostça uyarısından sonra bir açıklama yapma gereği duydum. Aynı şekilde düşünenler olabilir.

Bu yazı dizisi 93 sürecini tamamen anlatan bir yazı değil. Sadece kültürel hareketin oluşumunu yüzeysel olarak anlatır. 93 süreci içinde hem kültürel hareket, hem de OGNİ vardır. Ve Ogni süreci apayrı bir süreçtir. Dahası bu sürecin analizi 5-6 sayfalık bir yazıyla geçiştirilemez. Yazıya dikkat edilirse Ogni’nin ilk sayısının çıkmasıyla anlatım bitiyor. Sadece OGNİ yankıları ve getirdikleri bir iki paragrafla hatırlatılıyor.

Ogni’den sonrası neden yok diye sorulabilir tabi. Ogni sürecini başkasının yazması gerekir. Ben OGNİ’nin ilk sayısını kucağıma alıp ikinci günü İzmir’e gittim ve İstanbul’a hala dönmüş değilim. Benim için süreç orada bitti. Ondan sonra OGNİ’nin İzmir bölge dağıtımını ben yaptım.

Sonuç olarak OGNİ’nin içinde adı OGNİ ile özdeşleşmiş arkadaşlarımız vardır tabi ki. Özellikle telaffuz etmedim, çünkü ayrı bir konu. Ben sadece kültürel hareketi yazdım ve bu kültürel harekette öne çıkan tek isim vardı onu da belirttim. Ahmet Kırım.

İlgi ve eleştirilere teşekkürler.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-26 19:41:51
Oylama: +0

aziz turna said:

Kamil kardeşim, Laz kültürel hareketi diye yazmış olduğun yazı dizisini kronolojik olarak çok güzel sıralamışsın. gerçekten o günleri bende yaşamışım gibi.sağolasın. Yanlız, ben, o sıkıntıları çeken ve bazı şeyleri yoktan var eden arkadaşların isimlerini daha çokça zikretmen gerekiyordu diye düşünüyorum. Kayiten.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-24 11:05:56
Oylama: +0

s.refika kadioglu said:

yazi dizisini ilgiyle takip ettim. sürece dair anlatılanları yıllarca farklı ağızlardan dinledik, anlamaya çalıştık. bu sürecin mutlak yazıya dökülmesi gerekiyordu. Akıcı yorumunuzla bize aktardığınız için size teşekkür ederim.
ve lazebura.net'e tabi...
saygılarımla,
s.refika kadıoğlu
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-22 09:59:58
Oylama: +0

tutamuru3xi said:

Yazılarınızdan Ogni süreci haricinde de çok şey öğrendiğimi belirtmek isterim. 93 Sürecine ilişkin bilinçlendirme yazısından ben gibi bir çok insanın da faydalandığını düşünüyorum. O dönemde Yaşım küçük olduğundan dolayı, Ogni süreci içindeki bir takım gelişmeleri takip edememiştim. Sadece dergiyi coşkuyla alıp büyük bir mutluluk içinde okuyabilme fırsatı bulmuştum. Ama işte bu yazı dizisi sayesinde gelişmeler ve merak edilenler konusunda da bir hayli bilgi sahibi oldum. Laz dili ve kültürü adına yapılan çalışmalar ve kültür mücadelesi konusunda emeği geçen bütün insanlara “n3aşa extit !” diyorum. Kamil Aksoylu gibi değerlere, değer vermenin bilinciyle kendisine buradan da sonsuz teşekkürlerimi sunmak isterim. Hayatın içindeki bizlerin ve Bizlerdeki bu kültür aşkının solmaması dileğiyle.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-22 09:53:24
Oylama: +0

lord said:

ogni süreci ve bu güne kadar çizilen panaroma da yer alan şahıslara verilen emek ve mücadele için sonsuz teşekkürler..kültürel dokunun korunması hele hele konu dil olunca var oluşu simgeleyen anadili için verilen mücadele yüzyıllardır süre gelen geleneğe ve kültürel birikime saygıdır.tarih, dil, edebiyat,mimari, doğa,etimolj .. müzik vs bir çok alanda ciddi çalışmalara hız veren bu açılım laz kültürü için çok önemli bir kazanım olmuştur..

her ne kadar lazlar bir arada çalışma paylaşma maarifetinden yoksun ve asabi bir toplum olsalar da, kişisel çalışmalarla bir birlerine destek vermeyi ihmal etmedikleri ortadadır...

emeğinize ve yüreğinize sağlık..

skidas xalkepeşi kultura do nananena..

 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-21 20:08:37
Oylama: +0

Osman Safak Buyuklu said:

Kamil Aksoylu,
Laz Kültür Hareketi yazınızı ilgi ile izledim. Akıcı bir şekide yazmış olduğunuz yazınızda olan gelişmeleri,
yıllardır Laz dili ve Kültürü için büyük bir sevgi ile uğraşmama rağmen duymamıştım.
Kaleminiz ve yüreğiniz sayesinde, ben ve bir çok arkadaşımız bu gelişmelerden haberdar oldu.
Bu çalışmalara gönül vermiş arkadaşlarla şimdi daha bir güzel iletişim içindeyiz.
Bu hareketlerin devam etmesi umuduyla...

Xelinadok'aobaten skidi, Cuma-çkimi.


 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-21 20:01:42
Oylama: +0

gulsum marsan said:

sn Kamil Aksoylu
Büyük bir merakla bekledim yazı dizinizi, ve merakıma değdiğini düşünüyorum şu anda. Yıllar boyu birçokları gibi memleketini sadece yazları görebilen bir laz olarak hep bir bekleyiş vardı kalbimde. Küçüktük, daha ilkokul yıllarıydı, insanlar içinde laz adı geçiyor diye çirkin esprilere güler, ögleden sonraları dalga geçerdi . Sonuçta biz de bir halktık, dilimiz vardı(ailelerimiz dilimiz aksanlı olur diye ögrenmemizi pek istemese de), kültürümüz vardı yaşamaya çabalayan. Uzun zaman geçti sonra, neredeyse tanıştıgımız herkes laz ne demektir biliyordu ama sanki hiçbir şey ilerlemiyordu, sonra ogni geldi, zuğaşi berepe, mjora, yurtdışından lanse edilen eski lazebura sitesi ve devamı.
Çabalayan herkese teşekkür ederiz, emeklerinize, laz oluşumuzu ve bununla gurur duyuşumuzu paylaşıp büyütmenize, ve herkes yadırgarken cesaretinize.
Ben hala 'ben de lazca konuşurum uyy uşagum bak' diyebilen insanların çogunlukta olduğu, bir kültürün çırpınışlarını da yeniden dirilişini de umursamayan bi kentte yaşıyorum. Dilerim bir gün saygı duyulacak çabamıza, kendimi bildim bileli konuştugum dilime ve yaşadıgım kültüre.
katedilen yol gerçekten uzun, yapılanlar , hayata döndürülenler, ama sağlam devam etmek gerek, dilerim hep birlikte...
Kayite
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-21 16:42:04
Oylama: +0

Cengiz Kibaroglu said:

Kamil Aksoylu`ya 93 sonrasi Laz Kültürü ve dili adina alinan yolu, Ogni ve devamindaki süreci, bizlere o kendine özgü anlasilir ve keyifli bir yazi dili ile aktardigi icin tesekkür ediyorum.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-05-21 14:34:14
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

3. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali başlıyor

26.06.2008 I 23:56 | Lazebura©

article thumbnail Yeşil Yayla, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı ağırlıyor Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından organize edilen ve...
Makelenin Devamı...

Vadime Dokunma!

16.06.2008 I 15:48 | Lazebura©

article thumbnail 22 Haziran 2008 Tarihinde Kadıköy Meydanında, D.Karadeniz de Abu Çağlayan Deresi, Arılı Deresi, Fırtına Deresi, Hemşin Deresi, Senöz Deresi,...
Makelenin Devamı...

Üye Girişi

Kimler Online

10 Misafir ve 2 Üye Online
Generated in 0.71803 Seconds
Generated in 0.719753980637 Seconds