|
Laz Kültürel Hareketi (3) |
|
|
|
Kamil Aksoylu
|
|
10.05.2007 I 16:47 |
Ogni Dergisi Doğuyor
Enstitü
yada vakıf kurmak için yola çıkanların
buluştukları kavşak, artık tek yöne çıkıyordu. Bir Laz kültür dergisi
çıkarmak. Bundan sonraki toplantılarda sadece derginin çıkış yolları
aranacaktı. Bu yapılacak iş, alt tarafı kültür işi olsa da Türkiye'de ilkti.
İlk olmanın aykırılığı mecburen yaşanacaktı. İlk toplantılarda derginin sahibi
ve yazı işleri müdürü, yayın yönetmeni,
yayın koordinatörü gibi dergiyi sırtlayacak isimlerde mutabakat sağlandı ve
yayın kurulu oluşturuldu. Katılıma İstanbul'un yanı sıra İstanbul dışından
gelenler de vardı. Dergi toplantıları Aksaray'da Öktem apartmanda yapılıyordu. Öktem apartmanı vakıf
toplantılarından sonra şimdi de dergi çıkaracakları ağırlıyordu. Ve daha sonra
da derginin yönetim yeri olacaktı.
Derginin
çıkma süreci hiç kolay olmadı. Birçok
fikir ayrılıkları vardı. Ancak derginin isminde tam bir mutabakat sağlanmıştı.
Türkçe "duy" anlamına gelen "OGNİ" ye kimse karşı çıkmamıştı. Derginin isim
babası vakıf ve derginin tüm toplantılarına Pendik bölgesinden katılan ve
oluşumda saygın bir yeri olan Dutxe'li
Mecit Çakırusta idi. Derginin isminde sağlanan mutabakat ne yazık ki diğer
konularda sağlanamıyordu. Dergide yayınlanması için hazırlanan yazılara oluşturulan
yayın kurulu izin vermiyordu. Daha doğrusu yayın kurulu diye adlandırılan 5-6
kişi dergi için hazırlanan bu yazıları
okumadan onaylamak istemiyordu. Dergi yönetimi yayın kuruluna sunduğu yazıları
tartışmasız yayınlamak istiyordu. Tabi bunun sebepleri yok değildi. Bir kere
sürekli zaman kaybediliyordu. İnsanlar bu tip çalışmalara mekanlarını açıp hem
gelenleri ağırlıyor hem de elleri hep taşın altında oluyordu. Bir de en önemli
sorun dergiyle, basınla ve yayınla ilgili deneyimi olan hiç kimse yoktu. Bu
konuda tek deneyim ve birikim sahibi olan Ahmet Kırım'dı. Ahmet Kırım daha
önceleri de birtakım dergilerin yönetiminde bulunup kendisinin sahibi olduğu
bir dergi de yayınlamıştı. Yayın
kurulunda olanlar ise, herhangi bir yayın deneyimi olmayan, toplantıdan
toplantıya gelen bu konuda duyarlı insanlardı. Ama bu duyarlılık her şey için
yetmiyordu. Belki onlar da bir açıdan haklı sayılabilirdi. 48 sayfalık dergide
yer alacak yazıları önce incelemek, sonra da uygun gördükleri yazıların
yayınlanmasını istiyorlardı. Derginin çıkması iyice zora giriyordu. Bir grup
zaten çok aceleci davranıldığını, yeterince çalışmalar ve alan araştırmaları
yapılmadan dergi çıkarılsa da çok yaşamayacağını söylüyordu. (Ne yazık ki zaman
onları haklı çıkaracaktı) Ama derginin yönetimi yayınlamaya kararlıydı.
Bunca materyal toplanıp derginin formatı
oluşturulmuş artık bundan vazgeçilemezdi.
Yollar bir kez daha dergide de ayrılacak gibiydi.
Uzlaşma
sağlanamayan bir iki toplantı daha yapıldıktan sonra artık kesin kararın
verileceği Ogni dergisinin yayını için somutlaşma
toplantısı yapıldı. Toplantıya Ankara'dan da katılım vardı. Uzunca süren
tartışmalardan sonra somut olarak ortaya çıkan, yolların ayrılması oldu. Artık
dergide de yollar ayrılmıştı. Dergi yönetimi önce yayın kurulunu fes ettiğini,
sonra da dergiyi kasım ayı içinde çıkaracaklarını duyuruyordu. Ama sorunlar
bitmiyordu ki. Ekonomik sıkıntılar, bağış, abonelik, banka hesapları, dağıtım.
Bütün sorunlar aşılmış iş buralara kadar gelebilmişti nihayet. Bir küçük sorun
da hemen OGNİ logosunun altında yer alacak olan sözcükte yaşanıyordu. O da
aşıldı mı artık derginin son şekli oluşuyordu. Logonun altında yer alması
düşünülen "Ham Skani Nena On"
sözcüğü çok dar alana hitap ediyordu. Sadece Pazar ve Ardeşen bölgesi ağzı idi.
Hopa, Arhavi, Fındıklı ve diğer bölgedeki Lazlar hoş görmezdi. Derginin genç
kadrosu ve Lazca bilmeyen yöneticiler işin farkında bile değillerdi. Üzerinde
yapılan küçük bir çalışma ile ortak sözcük bulunuyordu. "Skani nena". Artık dergi son şekline gelmişti. Bundan sonraki
aşamalar dizgi ve matbaaya kalmıştı.
Beklenen Gün Geldi
Nihayet
beklenen gün gelmişti. Kasım ayında çıkması söylenen dergi kasımın ortasında
çıkacaktı. Her şey ayarlanmıştı, herhangi bir aksama yoktu artık. Dergi 20
Kasımda dağıtıma hazır olacaktı. Derginin yayın yönetmeni Hacaloğlu, yakın çevresini arayıp, bu akşam matbaada
dergimizin basılacağını, baskı sırasında dergiyi ziyaret edebileceğimizi
söylüyordu. Bazı kişiler için o dönemde bundan daha sevinçli haber
olamazdı. O akşam saat 18.00 gibi
buluşulup, saat 19.00- 20.00 gibi Topkapı'da Yön Matbaacılıkta basılan OGNİ
dergisinin doğum öncesi heyecanına gidiliyordu. Ahmet Kırım, Ali İhsan Aksamaz,
Yılmaz Erdoğan, Mehmedali Beşli, İsmail Avcı ve Kamil Aksoylu gibi isimler bu
heyecanı paylaşıyordu. Saat 21.00 gibi derginin ilk baskılarından biri, daha
matbaa sıcaklığında mürekkebi kurumadan yeni doğmuş bir bebek gibi adeta
kucağımıza veriliyordu. Heyecan en dorukta idi. Başarılmıştı. Herkes sımsıcak
duygularla birbirini kucakladı. Her şeye rağmen iş bitmişti. İş bitmişti ama
bundan sonraki süreç daha da zor olacaktı. Çünkü Türkiyede 93 süreci başlamıştı
artık. Ogni bu sürecin ilk meyvesi idi. Daha ne meyveler vardı. Daha ne
tohumlar vardı atılmış. Bu süreç içinde hepsi yeşerecek.
Ogni Toplatılıyor
Ogni
çıkarken yazısı ile tüm okurlarına, sanat ve kültür çevresine demokrasi,
özgürlük ve kardeşlik mesajını veriyordu. İstanbul, Ankara, İzmir ve Lazona
bölgelerinde çıktığı ilk günü dağıtımına başlandı. Gerek Laz olanlardan, gerek
Laz olmayanlardan ve gerek de basından büyük ilgi görüyordu. Bu ilgiden
kastedilen derginin çok satılması değil. Gazete ve dergilerin haber sayfaları
ve köşe yazarlarından ilgi görüyordu. Aynı ilgiyi çıktığı gün yada ikinci günü
derginin yazı işleri müdürünün deyimi ile DGM den de görüyordu. İstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi Başkanlığı 18.11.1993 tarihinde derginin toplatılması
kararını alıyordu. Toplatma kararı ile medyanın ilgisi daha da artıyordu. Bazı
köşe yazarlarından kararı eleştiren görüşler yayınlanıp derginin tanınmasına
ister istemez katkı oluyordu. Toplatma kararına ilk üç yazı gerekçe gösterilip,
birde sahibi ve yazı işleri müdürü
hakkında bölücülük suçlaması ile dava açılıyordu. Bir yandan dergi iyice
tanınıyordu, bir yandan insanların içine de inceden bir korku giriyordu. Gerçi
toplatma kararı İstanbul'da alınmıştı, Ankara ve İzmir'de dağıtım sürüyordu ama
insanlar medyanın olur olmaz
haberlerinden etkileniyordu. Böyle olmasına rağmen satışlar beklenenin üstünde
idi.
Toplatma
kararının alınması ve bölücülükle ilgili dava sürerken derginin yayını
durdurulmayıp ikinci ve üçüncü sayılar zamanında çıkmıştır. Dördüncü sayıda ise
OGNİ'nin beraat kararını okuyorduk. Özet olarak, "HÜKÜM: Sanık M. Ali Barış Beşli'ye isnat edilen suçun kanuni
unsurları oluşmadığından müsnet suçtan beraatına, Kasım 1993 tarihli Ogni
isimli derginin kararın kesinleşmesinden sonra iadesine, Kanun yolu açık olmak
üzere sanığın ve sanık vekilleri Gülizar Tuncer, Sevgi Güven ile Ali Durmuş'un
yüzlerine karşı ve Cumhuriyet savcısı M. Ayaz'ın huzurunda talebe uygun olarak
ve oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05.04.1994" TC.İSTANBUL
1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığı.Esas No:1993/415 - Karar:1994/52
Uzun
uğraşılarla çıkıp, uzun uğraşılarla mahkemece aklanan dergi çok çeşitli
nedenlerle ne yazık ki altıncı sayıdan sonra çıkamıyordu. Altıncı sayı Ogni'nin
yayın hayatının sonu oldu.
(Gelecek
yazı Ogninin getirdikleri)
Kamil Aksoylu
Lazebura.net
|
Kamil Aksoylu |
| Yazar Hakkinda: |
| |
|
|
|
Kimler Online
21 Misafir ve 3 Üye Online
|