Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Laz Kültürel Hareketi (2) Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
04.05.2007 I 11:13

Laz Kültürel Hareketiyle ilgili sürdürdüğümüz yazının bu bölümünde OGNİ sürecine gidişi ele alacağız. Burada anlatılanlar kültürel hareketin detayları değildir. Zaman, mekan, kişiler ve bunlara bağlı gelişen ayrıntılar bilinçli olarak verilmemektedir. Amaç, bu konuda bilgi sahibi olmayanlara, özellikle de gençlere yüzeysel bilgi vermektir.

Bugün gazetesinin yalan haberinden sonra Laz Kültürel Hareketi oluşumundan birçok insan ayrıldıysa da kalanlar bu olumsuzluğu üzerinden çabuk attılar. Daha az kişi olunmasına bakılmaksızın her hafta bir araya gelindi. Zamanın Bugün gazetesi mahkemeye verildi ama davanın kazanılması uzun sürdü tabi. Bu kazanım oluşumdan ayrılanlar için bir anlam ifade etmese de bu oluşuma yürek koyanlar için anlamı büyüktü.

Dava kazanılsa da sürecin uzaması elbetteki dezavantajdı. Ortam bulanık gösterilmeye çok elverişliydi. Birkaç ay adresi belli toplantılar askıya alınıp farklı gruplarla farklı mekanlarda bir araya gelmek uygun görüldü. Bu mekanlardan biri İstanbul Anadolu yakasında, diğer ikisi ise Avrupa yakasındaydı. Bu farklı mekanlardaki toplantılara doğrudan Ahmet Kırım katılmasa da kendisine bilgi aktarılıyordu.

Bu toplantılar daha çok değerlendirme babında sohbetler olsa da değişik simalarla buluşuldu. Hatta ilginçtir; bu tip olaylar provoke edilebilir ama böyle bir olay dolandırılır mı onu hiç bilmiyorduk ona da tanık olduk. Pazar toplantılarının birinde kendisini iş adamı olarak tanıtan Laz bir şahıs ile tanışıldı. Kendisini iş adamı olarak tanıtan bu şahıs, yaşanan bazı tatsız olayların normal olduğunu, kendisinin bürokrasideki tanıdıklarıyla bu olayların çabuk aşılacağını, bir vakıf kurmak için ne kadar para gerekirse finanse edebileceği gibi parlak tekliflerde de bulundu. Neyse ki çok daha fazla ilişkiye girip adama sırtımızı dayamadan kendiliğinden kaybolup, ortada ne vaat ettikleri ne de kendisi kaldı.

Lazlardan Yatlı Tulumlu Ada Turu

Art arda gelen bu olumsuzluklar, grup lideri Ahmet Kırım'ın sağlam duruşu ve grupta hep "ağabey" saygısı duyulan Mecit Çakırusta'nın deneyimleriyle kolayca aşılabilmişti. Artık o kötü olayın üzerinden dört beş ay geçmişti. Yaza doğru bu tip faaliyetler zaten azalırdı. Lazların çoğu mayıs ayı bitmeden memleketine gidiyordu. Kalanlar ise ancak bahar şenlikleri ve etkinliklerinde bir araya gelip eğlencenin ötesine gidemeyen toplantılarda buluşuyordu.

Laz kültürel oluşumu 1993 yazına bahar etkinlikleriyle girebilmeyi bu tatsız olay açısından bir avantaj olarak görüyordu. Dahası, kurulması düşünülen Laz Enstitüsü yada Laz Dilini ve Kültürünü Araştırma Vakfı için ülke şartlarının uzun bir süre hazır olamayacağı ortadaydı. Ülkedeki durum böyle olsa da, bir oluşuma doğru yol alan bu hareketi de yarım yamalak bırakmak olmazdı. Oluşum başka alanlara kaydırılmalıydı. Herkesin hoş karşıladığı bahar etkinliklerinde bu altyapı oluşturulabilir, bu yönde nabız arayışları yapılabilirdi. Bu geçiş sürecinde aylık bir gazete yada dergi çıkarma fikri üzerine yoğunlaşılıp yayın alanında somut bir adım atılırsa kitlelere de ulaşılmış olacaktı.

Bilindiği gibi İstanbul'da bahardan yaz bitene kadar piknik havasında geçen Karadeniz şenlikleri yapılır. Adına şenlik dense de bu etkinliği diğer şenliklerden farklı kılacak, araya kültürel aktiviteler serpiştirilerek eğlence, kültür, bilgi ve paylaşımın bir arada olacağı bir gezi planlandı. Kısa zamanda organize edilip Büyükada'ya yatlı tulumlu bir Laz çıkartması yapıldı.

11 Temmuz 1993 Pazar günü kısa bir Marmara denizi turundan sonra 130 civarında Laz Büyükada Dilburnu'na çıkıyordu. Geziye tulum ve horon damgasını vursa da, henüz yeni kurulmuş olan Mzuğaşi Berepe'nin küçük konseri, kültürel bir yarışma ve bazı sorunlar üzerine sohbetler geziyi daha bir anlamlı kılıyordu. Son olarak dönüşte Kadıköy İskele meydanına yol havası eşliğinde inilip meydanda horonla veda ediliyordu. Fakat ne mümkün! Horon geziye katılanların dışına çıkmıştı. Etraftan tulum sesini duyanlar öyle bir akın ediyordu ki bir anda meydanda birkaç halka oluştu. Her şeyi tadında bırakmak gerektiği gibi kısa bir zaman sonra ayrılacaklar Kadıköy'de vedalaşıp ayrıldı. Avrupa yakasında oturanlar yol havası ile gemiye dönüp tulum eşliğinde yapılan son demir alma ile son rota Karaköy'e çevrildi.

Gezi katılanları çok memnun etmişti. Geziye işçi, memur, öğrenci, esnaf gibi farklı kesimlerin yanında; sağcı-solcu, dindar-türbanlı gibi farklı düşünceden insanlar katılmıştı. En çok dikkat çeken ve herkesi çok memnun eden bir diğer durum, bu farklı düşüncedeki insanların bir an için düşüncelerini bir tarafa bırakıp ortak paydalarda buluşabilmesiydi. Bu örnek tabloyu herkesin aylarca konuştuğunu hiç unutmam.

Evet insanlar memnun ayrıldı. Hem deniz turu yapmış, hem piknik yapmış, hem tulum dinlemiş horon oynamış, hem de piknikte açık büfeye dönüşen Laz mutfağının lezzeti ile buluşmuştu. Laz kültürel oluşumu da bu geziden memnun ayrılıyordu. Laz Kültürünün sadece tulum, horon, hamsili ekmek ve lahanadan oluşmadığını katılımcılarla paylaşmıştı. Bir de oluşumun içindekilerin de henüz bilmediği bir fikir tamamen olgunlaşmıştı artık. Bu fikir Lazca bir dergi çıkarma fikri idi. Ve bundan sonraki toplantılar artık bir dergi süreci için yapılacaktı.

Dergi çıkarma fikri tam olgunlaştırılmadan oluşumun içindekilere dahi açıklamak uygun görülmemişti. Zira yaşananlardan ders alınmıştı ve insanların bir bir nasıl eksildiği bilinmekteydi Bir Laz Vakfı kurmanın henüz yasal engelleri vardı. Bu engellerin aşılması da kısa vadede mümkün görünmüyordu. Ama bir dergi için her hangi bir sakınca yoktu. Olumsuz süreç de artık çok gerilerde kalmıştı. Basında da çok olumlu bazı gelişmeler yaşanmıştı ve bu gelişmeler ortamı bir hayli yumuşatıyordu.

Özgür Gündemde yayınlanan iki yazı ortamın uygunluğunun en güzel göstergesiydi ve dergiyi alternatif olarak öne çıkarıyordu. Ali İhsan Aksamaz imzası ile yayınlanan iki yazının başlıkları şöyledir. 15 Haziran 1993 "Lazlara Gülmenin Dayanılmaz Hafifliği".. Ve 19 temmuz 1993 "Yaşadıkları Coğrafyanın Otoktonları: Lazlar". Yine ardından Tomorrow dergisinde Alican Değer imzası ile "kültürleri, gelenekleri, tarihleriyle LAZLAR" adlı uzunca bir yazı yayınlanıyordu. Bu yazıların estirdiği hava kültürel oluşuma yeni bir soluk olur. Oluşumun basınla ilişkilerinden olumlu sonuçlar alınmaya başlanır. Yazının yazarı ve birtakım yeni yüzler oluşuma katılıp dergi süreci hızlanır.

 

(Gelecek yazı OGNİ çıkıyor)

 

Kamil Aksoylu

Lazebura.net 2007

 

 

 


Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

3. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali başlıyor

26.06.2008 I 23:56 | Lazebura©

article thumbnail Yeşil Yayla, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı ağırlıyor Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından organize edilen ve...
Makelenin Devamı...

Vadime Dokunma!

16.06.2008 I 15:48 | Lazebura©

article thumbnail 22 Haziran 2008 Tarihinde Kadıköy Meydanında, D.Karadeniz de Abu Çağlayan Deresi, Arılı Deresi, Fırtına Deresi, Hemşin Deresi, Senöz Deresi,...
Makelenin Devamı...

Üye Girişi

Kimler Online

2 Misafir ve 1 Üye Online
Generated in 0.87194 Seconds
Generated in 0.873355150223 Seconds