Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Laz Kültürel Hareketi (1) Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
06.04.2007 I 13:23

Laz Kültürel Hareketi (1)
Laz Kültürel Hareketi (1)
Değerli Lazebura dostları ve okuyucuları, 93 süreci kültürel anlamda Lazlar için bir miladin başlangıcıdır. Bugün gelinen noktada bu sürecin değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Süreçle ilgili geniş bir çalışmayı tamamlayan biri olarak, çok kısa bir özetini sizlere sunup değerlendirmenize bırakıyorum. İyi okumalar...

1992 Yazında Bakırköy özgürlük Meydanında kitaplara bakarken bir kitap yüreğimi hoplattı. Kapağında folklorik desen ve kemençe figürlü bir resim üstünde kalın mavi harflerle "Lazların Tarihi" diye yazan bir kitap. Ant Yayınları 1. baskı. Yazarları da tanıdık gibi. Muhammet Vanilişi-Ali Tandilava. Mununişi gibi, Hemidişi gibi, Yupişi gibi... Sanki içimizden bir isim. Neredeyse yüreğim ağzıma gelecek. Öğrenciliğimiz boyunca başımıza musallat olan bu Lazcanın karşımıza çıkışına bakın. Çok hayalini kurmuştuk... Ah gidi su gibi konuştuğumuz şu Lazca da bir yazılsa, bir okunsa ne olurdu diye. Bak üstelik tarihimiz de varmış...

Bir iki aylık bir süre sonra iş yerimdeki bir arkadaşım telefondan çok acil odasına gitmemi istiyordu. Elinde Aktüel Dergisi, "Laz Enstitüsü Kuruluyor" Avukat Ahmet kırım ile söyleşi. Nefes almadan okudum. Bir iki ay içinde Laz Enstitüsü kurulacak deniyor. Peki kim bu avukat? Nasıl bulacağız, nasıl ulaşacağız? Hemen telefonunu öğreniyoruz. Arkadaşım çevirip bana uzatıyor. Hayatımda bu kadar heyecan yaşadığımı hatırlamıyorum. Telefonun ucundaki ses, kendinden çok emin, sıcak ve insana güven veren tonda... Demek şaka değil okuduklarımız... Bir yandan telefonda konuşuyorum, bir yandan da birkaç ay önce okuduğum Lazların Tarihi adlı kitap gözlerimin önüne geliyor. Avukata soruyorum haberi var o kitaptan. Hemen avukattan randevu alıp buluşuyoruz. Kısacası Türkiye'de Lazlar için bir süreç başlıyor. Süreç, Laz Kültürel Hareketi sürecidir. Bu süreç 93 süreci olarak da anılmaktadır. Sürecin mimarı Av. Ahmet Kırım'dır. Evet, genelde bu gibi işlerin mimari bilinmez. Bugün Laz Dili ve Kültürü ile uğraşanlar yada uğraştığını söyleyenlerin çoğu bu isimi bilmez. Çünkü Sayın Kırım hareketi başlattı, olgunlaştırdı ve OGNİ sürecinden sonra gelişmeye bırakıp kendisi fiilen çekildi. Biz bu hareketin içinde olanlar Sayın Kırım'la birlikte bir süre çalıştık.

{sidebar id=6} Bir Laz Kültürü Enstitüsü yada Laz Dilini ve Kültürünü Araştırma Vakfı kurulması olarak başlayan bu girişim, Laz Kültürü hareketine dönüşmüş ve bugün kamuoyunun yakından tanıdığı bir çok isim bu süreç içinde yetişmiştir. 93 sürecinde birbirine yakın duran kişiler bu süreci 93 ruhu olarak da anarlar. Süreç nasıl başladı izleyelim.

Süreç Başlıyor

11.10.1992 Günü Milliyette Dünyada Bugün köşesinden yazdıkları ile Ali Sirmen umut veriyordu. Sirmen, yazısının başlığına "Şimdi de bu mu çıktı?" dese de içeriğinde yapıcı bir bakış sergiliyordu. Sirmen'in söylediklerini özetlersek, "Laz enstitüsü düşüncesi bir ayrılıkçı akımın ilk tohumlarıdır demek sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesinin de ötesinde bir paranoya belirtisi olarak da yorumlanabilir" diyordu. Sirmen makalesini, Kürt Enstitüsü, Laz Enstitüsü, Abhaza ve Çerkez Enstitüleri gibi kurumları bölücülük araçları olarak görmekten çok, onları kültürel çoğulculuğun ve zenginliğin birer aracı olarak kabul etmek bizi bölmez ama daha zengin kılar diye bitiriyordu.

Av. Ahmet Kırım'ın ofisinde yapılan ilk toplantı 15-20 kişinin katıldığı tanışma toplantısıdır. Tanışmalar olumlu geçip haftaya aynı gün ikinci toplantı kararı alındı. İkinci üçüncü derken katılım genişliyor, toplantıya katılanlar artık ofis ve daireye sığmaz oluyordu. Bir sonraki toplantı artık daha büyük salonlarda olmalıydı. Ve önümüzdeki ilk büyük toplantının bir düğün salonunda yapılması kararı alındı.

1992 yılı sonlarında İst./ Bahçelievler'deki bir düğün salonunda ilk büyük toplantı yapıldı. 90-100 kişinin katıldığı toplantıda geniş bir meslek yelpazesi katılımı vardı. İşçi, memur, esnaf, öğrenci, bankacı, mimar-mühendis, doktor, eczacı, avukat, hakim ve savcı gibi her kesimden insanlar vardı. Toplantının yaş grubunda ise, gençlerden daha çok orta yaş ve üzerinde bir görünüm vardı. Hemen bir divan oluşturulup divan başkanlığına Mecit Çakırusta getiriliyordu. Sayın Çakırusta toplantının açılış konuşmasını yapıp sözü Ahmet Kırım'a veriyordu. Ahmet Kırım konuşmasında dünyaya ve Türkiye'ye konjonktürel bir bakış getirerek, önümüzde Lazlar adına yeni bir kültürel sürecin başladığını söylüyordu. Lazların Türkiye mozaiğinde vazgeçilmez bir kültürel doku olduğunu, bu süreç içinde artık bir "Laz Dilini ve Kültürünü Araştırma Vakfı"nın kurulmasının gerektiğini, bunun için beklemenin anlamsız bir zaman kaybı olacağını belirtip, "zira demir tavında dövülür" diyordu. Ahmet Kırım'ın konuşmasından sonra divan başkanı konuşmak isteyen diğer katılımcılara da söz verdi. Avukat, doktor, öğretmen, öğrenci ve esnaf gibi meslek gruplarından olan değişik katılımcılar konuştu. Konuşmalar bittikten sonra tulumla geniş halkalı bir horon oynandı. Sonuç olarak bir vakıf kurulmasında mutabakat sağlandı ama vakıfın isminde ihtilaflar oluştu. Bir grup, kurulacak vakıfta Laz adının geçmemesi gerektiğini ısrarla vurguluyordu. Bir grup da Laz adını kamufle edecek isimler öneriyordu. Önemli bir grup ise vakfın adında açıkça Laz telaffuzunun yapılması gerektiğine inanıyordu.

Laz adının geçmesini istemeyen grup, yasaların buna uygun olmadığını, Türk kamuoyunun buna sıcak bakmayacağını belirtip daha çok iş ve meslekleri ile ilgili kaygıları ön plana çıkıyordu. Laz adının kamufle edilmesini isteyen grup ise; Karadeniz, Doğu Karadeniz, Kafkasya gibi isimler önerip, bu isimler altında kurulacak bir vakıf ve dernekte Laz dili ve kültürü ile ilgili çalışmalar yapılsın diyordu. Yani bir nevi perde arkasından çalışmayı öneriyordu. Oysa bir grup hep kararlı, cesaretli ve dürüst olunmasına dikkat çekip, yersiz kaygıları atmaya çalışarak, perde arkası çalışmaları da yersiz ve yakışıksız görüyordu. Artık bundan sonraki toplantıların konusu da böylelikle kendini belli etmiş oluyordu. Bir grup vatan haini, dıştan yönetilenler. Bir grup korkak tavşanlar. Ve asıl korkulması gereken, tehlikeli olan, her yöne dönebilecek kamufle grubu. Bunlar bizim yakıştırmalarımız değil, bu oluşuma katılan insanların kimi zaman haklı olarak, kimi zaman da tamamen haksızlığına inandığımız birbirleri için yaptıkları yorumlardır. Kimin doğru kimin yanlış olduğunu, kimin haklı kimin haksız olduğunu yada kimin hain olup olmadığını süreç içinde kamuoyu değerlendirecektir.

Düğün salonundan sonraki ilk toplantıda yöre dernekleri ile görüşme kararı alındı. Birer hafta aralıklarla sırasıyla yöre dernekleri ziyaret edilip görüşler bildirildi. Sonuç olarak yöre derneklerinin kendilerinin dışında oluşacak vakıf yada bir üst derneğe sıcak bakmadıkları tespit edilmiş oldu.

Korkulan Oluyor

Oluşumun içindeki insanlar bazı karmaşık duygular yaşarken, bazı provokatif sızmalar da amaçlarına doğru yol alıyordu. Çok dikkatli olunsa da sık sık yapılan toplantılar basının dikkatlerinden kaçmıyordu. Özellikle basına çok dikkat edilip oyuna gelmemek isteniyordu. Neden böylesine hassas olunduğu çok açıktı. Bu alanda söylenenler, yapılanlar ve bundan sonra yapılacaklar Türkiye'de hep ilkti. Yanlış bir şey yapmaktan ve en çok yanlış anlaşılmaktan korkuluyordu. Bu hassasiyetle çalışmalar sürerken, hiç beklenmeyen yerden gelen provokasyon oluşuma bomba gibi düşüyordu. Evet bu bir provokasyondu ve Sabah Grubuna bağlı, bugün artık aramızda olmayan BUGÜN gazetesi günlerce habermiş gibi yazıyordu. (Günümüzde yayınlanmakta olan BUGÜN Gazetesinin sözünü ettiğimiz BUGÜN Gazetesi ile ilgisi yoktur) Medyanın abartıları, sansasyonu, asparagaslığı herkesçe bilinir. Fakat henüz haber niteliği bile taşımayan bu oluşumu tamamen saptırarak, günahsız insanları tüm Türkiye'ye vatan haini ve bölücü ilan etmenin ardında yatan gerçeklerin vahimiyeti bugün bile ne kadar ürkütücüdür.

31 Ocak 1993 tarihli Bugün Gazetesi büyük yalanı dokuz sütun üstüne büyük puntolarla "Lazlardan Çatlak Ses" ve hemen altında iri puntolarla "Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz dönemde Lazlardan çatlak ses" diye duyuruyordu. Haber bir hafta dizi şeklinde yayınlandı. Hareket büyük yara aldı ama bir yandan da çekirdek kadro oluştu. Bugün önderliği ve vizyonu sorgulanan Ahmet Kırım'ın sağduyusu, olayı algılayışı ve bizlere yansıtması çekirdek kadronun dağılmasını önlemiştir.

Türkiye halkının ve tüm emniyet güçlerinin sağduyusu bu provokasyona hiç pirim vermemiş ve kimsenin burnu bile kanamamıştır.

Olayın sıcaklığı geçmeden bir hafta sonra Bahçelievler'de bir araya gelinip genişçe bir durum değerlendirmesi yapılıyordu. Yapılan gözlemde oluşum büyük yara almıştı. Bazı kişiler komşularının ve arkadaşlarının yüzlerine bakamaz olduklarını, bazıları korktuklarını işlerinden endişe duyduklarını telefonda bile rahat konuşamayıp dinlenme endişesi taşıdıklarını söylüyordu. Kimisi ise daha ilginç yollar bulup artık Laz olduklarını söylemediklerini Gürcü yada Hemşinliyiz dediklerini söylüyorlardı. Kısacası oluşum Laz Dili ve Kültürü ile ilgili bir vakıf kurmanın hukuksal yollarını ararken, birileri bu oluşumu asılsız sansasyonel haberlerle Türkiye'nin gündemine taşımak istiyordu. Bazı gazetelerin mütevazı, gerçekten haber amaçlı ilgileri de yok değildi. Ama bunlar sansasyonun gölgesinde kalıp sıkıntıları gideremiyordu. İnsanlar bu asılsız yakıştırmalara göğüs gerip direnmektense haklı olarak oluşumdan kaçmayı tercih ediyordu. Geriye kala kala bir elin parmakları kadar bu işin lokomotifi insanlar kalıyordu. Onlar hukuki yollardan hiç caymadılar. İnançlarını, isteklerini hep demokrasinin yasal zemininde hareketlendirip ileriye taşımaya koyuldular. Şimdiye kadar birçok eserlere imzalarını atan ve bugün artık olgunluğa doğru yol alan o sürecin genç insanları günümüzde de çalışmalarını sürdürmektedirler.

 

(Sonraki yazı Ogni sürecine doğru)

 

Kamil Aksoylu

Lazebura.net

 

 


Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (1)add comment

Dida_Mangisa said:

kültürünü derinlemesine öğrenmek isteyen ve yaşatmak isteyen gençlerin bilmesi gereken bir süreci ele almanız çok yararlı olmuş. kendi adıma çok seviniyorum. çünkü bu sürecin içinde olan yakınlarımdan bile yeterli bilgiyi edinememiş biriyim.yazılarınızın bana önemli bilgi birikimi katacak şimdiden teşekkür ediyorum..
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-04-06 18:20:07
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

Macera devam ediyor...

17.07.2008 I 22:20 | Lazebura©

article thumbnail Mavi ile yeşilin bütün tonlarını görmek, Kaçkarlar da bulutlarin uzerinde olmanın hazzını,  Firtina da Rafting’in heyecanini yaşamak...
Makelenin Devamı...

3. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali başlıyor

26.06.2008 I 23:56 | Lazebura©

article thumbnail Yeşil Yayla, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı ağırlıyor Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından organize edilen ve...
Makelenin Devamı...

Üye Girişi

Kimler Online

5 Misafir ve 3 Üye Online
Powered By PageCache
Generated in 0.22900 Seconds
Generated in 0.304980039597 Seconds