 KANSER VE KARADENİZ İçinde
bulunduğumuz haftanın kanser haftası olması nedeniyle Lazebura.net olarak
özellikle Karadeniz’in kapanmayan yarası olan kanser ve nedenlerine yer vermek
istedik.
Karadeniz’de
yaşamak bir ayrıcalıktır. Yeşilin her tonunu görebildiğiniz Karadeniz’de her
türlü meyve ağaçlarının, çay bahçelerinin, mısır tarlalarının, çam ağaçlarının
arasında yürüyebilmek, bir derenin kenarında oturup sesini dinleyebilmek,
ekilen ürünün tadına bakabilmek, yorucu ama mutlu bir günü bitirebilmek
Karadenizlinin en büyük zenginliğidir.
Bu
güzelliklere son yıllarda artan kanser vakaları gölge düşürüyor. 1986 yılında
meydana gelen Çernobil faciasından sonra kanser hastalığının artışının nedeni
her ne kadar sigaraya bağlansa da Çernobil’in dünyaya ve Karadeniz’e verdiği
zarar yadsınamaz bir gerçek.
25
Nisan 1986 yılında, her biri 1.000 megavat gücünde olan dört reaktördeki
tasarım hataları ile reaktörlerden birinde güvenlik sisteminin devre dışı
bırakıldığı bir sırada yapılan deney sonucu Çernobil faciası yaşandı. Zarar
Çernobil ile sınırlı kalmadı. Çevreye yayılan radyoaktif maddelerle yüklü
bulutlar Avrupa ve Karadeniz üzerinde etkili oldu. Alınan her nefeste radyasyon
halkın içine işledi. Karadeniz’in geçim ve tüketim kaynağı olan fındık ve çaya
işledi.1
Yapılan araştırmalar sonucu o dönem
yetişen çay ve fındıkların imha edilmesine karar verildi
 Çernobil kansere neden olmuştur Çay ürünlerinde TAEK tarafından
yapılan hesaplamalar ve AET kriterlerine göre, insan sağlığına zarar vermeyecek
bir limit belirlenerek, çay paketleme fabrikalarında kurulan sistemlerinde
aktivitelerine göre tasnif edildi. Buna göre, 12 bin 50 bg/kg'lık limiti aşan
çaylar, Çay Kurumu'na ait depolarda TAEK'in gözetimi ve denetimi altına alındı.
Bu miktarın 58 bin ton civarında olduğu, daha sonraki tarihte bu çayların çay
fabrikalarının bahçelerinde toprağa gömüldüğü belirtildi. Uzmanlar, radyasyonlu
çayları içen hamile bir kadının çocuğunun kansere yakalanma riski doğacağını ve
halkın çayı demlemeden önce sıcak suyla yıkaması gerektiği uyarısında bulundu.
Bilim adamlarına göre, Türkiye'de
40-50 bin ton çay vardı. ODTÜ'nün yaptığı araştırma raporlarında çayda kilogram
başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit edildiği ve 'çayları imha
edin' ibaresine yer verildi. Rapor, dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral
başkanlığında kurulan Radyasyon Güvenliği Komitesi'ne sunuldu. Komitede yer
alan Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Prof. Dr, Ahmet Yüksel Özemre'nin,
"Ölçümler hatalıdır. Türkiye'deki çaylar temizdir" açıklaması üzerine,
Aral canlı yayında radyasyonlu çayları içerek, "biraz radyasyon
iyidir" şeklinde tepkisini gösterdi. 2
Ne
yazık ki kaza sonrasında ciddi istatiksel araştırmalar yapılmadığı için
Çernobil kansere neden olmuştur diyemiyoruz. Fakat kaza sonrası bu ciddi artışı
yok saymak, artış nedenini sigaraya bağlamak gerçeği saptırmaktır. 21 yıl önce
meydana gelen Çernobil faciasının ardından halkın karşısına çıkıp “her şey
yolunda” mesajı verip üzerine de bir bardak “çay” içen bakanlarımızın yaptığı gibi
halkı kandırmaktır.
 Cernobil ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnci
Gökmen radyasyonun sağlık riskleri olduğunun, kanser yaptığının bilindiğini
kaydederek, “Her radyasyon alan kanser olacak diye bir şey yok elbette. Bu
radyoaktivitenin türüne ve ne kadarına maruz kalındığına bağlı. Türkiye’de radyasyondan en çok etkilenenler
Karadeniz’de oldu. Çay toplayan işçiler ve çay fabrikalarında çalışanlar
etkilendi. Özellikle çay toplayan milyonlarca insan da radyasyon içeren çaylardan içti.
Risk hâlâ var. Çernobil’in serpintilerinin sürdüğü alanlar risk taşıyor.
Karadeniz’de Çernobil’in etkileri sürüyor”3
Gerek
kaza sonrası günümüze kadar ciddi bir araştırma yapılmamış olması, gerek o
dönemin yöneticilerinin ilgisizligi ve bu ilgisizliğin günümüze kadar uzaması
halkımızın ne kadar önemsendiğinin bir göstergesidir.
Günümüzde
Karadeniz bölgesinde hemen her evde bir kanser vakası görülür oldu. Geçmişi
uzun olan sigaranın Çernobil sonrası artan kanser oranına bağlanması yaşayan ve
üreten halkın Türkiye’deki değerini göstermektedir. Türkiye’nin her bölgesinde
ciddi bir oranda sigara tüketimi varken facia sonrasındaki artışın Karadeniz
halkının sigara tutkusudur tarzındaki açıklamalar inandırıcı olmaktan çok facia
kadar acıklıdır.
Karadeniz
halkı artık bu konuya önem verilmesini istiyor. Hemen her evde artık çoşkulu
türküler yerine ağıtlar yakılıyor. Türkiye ekonomisinde önemli yeri olan bu
bölgenin yaşayan insanları olarak gerçeğe dayalı araştırmalar yapılmasını ve
önlem alınmasını talep ediyor.
“Biz de yaşayan, nefes alan, üretip
tüketen, yani siz bakanlar gibi insanız. Sizin kadar önemliyiz.”
Lazebura.net
Kaynakca:
www.xoomer.alice.it
Yeni Şafak Gazetesi
Evrensel, Onur Bakır,
0.10.2006)
|