Lazların, -genel
anlamda Laz- Megrellerin veya Kolhilerin kendi ana dillerinde ilk olarak ne zaman yazdıkları, ilk çağlarda yazıp yazmadıkları çeşitli araştırmalarda
ele alınan konulardandır. Lazların M.Ö. 6-7 yy ve sonrasında Helen kolonizasyonu
ile başlayan Laz-Yunan ticari ve kültürel ilişki döneminde Yunanca yazı yazdıkları,
Hıristiyanlıkla birlikte dinsel ayinlerde Yunanca dua ettikleri, hatta Hıristiyanlık öncesinde
Paganist inanç döneminde tapınaklarına Yunanca harflerle yazdıkları (örneğin
tapınak girişine) biliniyor.
Lazların Kudüs’te kendilerine ait bir kiliselerinin
olduğunu, Lazca yazılmış İncillerinin olduğunu da biliyoruz. Alman
araştırmacı Rosen tarafından 1843 te yayınlanmış
çalışması Lazca üzerine yapılmış ilk bilimsel çalışmadan biridir (Resim.1).
1864 den 1937-1939 tarihleri arasında Lazca-Megrelce üretilmiş ciddi yazılı
eserlerin varlığı ve okullarda ders
olarak okutulduğu bilinmektedir.
Bugüne kadar Lazca’nın
milattan önceki dönemlerde yazıldığına dair kesin kanıt oluşturabilecek
herhangi bir arkeoloji materyal bulunamadı. Fakat gerek arkeolojik verilerin
yorumlanmasından çıkarılan sonuçlar, gerekse aşağıda bahsedilen eski Yunan
kaynaklarındaki dolaylı veriler, eski Laz-Megrellerin kendi dillerinde
muhtemelen yazdıklarını düşündürüyor.
|
| Resim.1. Rosen tarafında 1843 te
Lazca gramer üzerine yaptığı çalışmasından bir sayfa. |
Lazca (Laz-Megrelce/Kolhice),
araştırmacılar arasında bazı farklılıklar olmasına rağmen genel kabule göre M.Ö.
2000 lerde ortaya çıktığı düşünülüyor (bkz. Sekil.1). Arkeolojik araştırmalar
Kolhi medeniyetinin {josquote}M.Ö. 18-19 yy da ortaya çıkmaya başladığını, M.Ö. 14/13.-11.
yüzyıllarda süreç içinde gerçekleşen politik konsolidasyon ile birlikte Kolhi
krallığının oluşmaya başladığını göstermektedir. M.Ö. 13-14 yy gecen, bir grup
Yunan savaşçısının Kolheti’ye Altın Postu almak için yaptıkları yolculuğu
anlatan Altın Post Efsanesi ve bu
yolculuktan önce Prixox’un Kolheti’ye kaçıp Kolhi Kralı Ayete’ye (Aietes)
sığınmasını anlatan efsaneler Kolheti’nin bilinen ve yabancıların dikkatini çekecek
bir ülke olduğunu göstermektedir.{/josquote} Araştırmacılar daha önce bu efsanelerin eski Yunanlıların
fantezi ürünleri olduğu (Truva’da olduğu gibi), Kolheti diye bir ülkenin gerçekte
olmadığı düşünüyorlardı. Fakat son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, Altın
Post efsanesinin tarihsel gerçeklerden uzak, bir fantezi ülkesine yapılan
yolculuk olmadığını gösteriyor.
Yunanlıların Kolhi
ülkesinin hakkındaki bilgileri muhtemelen maceracı denizcilerin Karadeniz’e
yaptıkları yolculuklara dayanmaktadır. Arkeolojik araştırmalar (Arkeometrik
analizler) Karadeniz ile Ege arasından M.Ö. 2000 lerde ticari ilişkinin varlığını ispatlamaktadır (Korfmann ve diğerleri,
2000). Bunların dışında bazı araştırmacılar, Örneğin Melikisvili, 13 Asur
yazıtlarında gecen “Kilchi” ülkesinin Kolhi krallığını olduğunu savunmaktadır ( Melikisvili, 1960).
|
Sekil 1. Güney Kafkas Dil
Grubuna ait dillerin tarihsel gelişimleri ve birbirleri ile ola kökensel
ilişkilerinin şematik gösterimi.
|
Eğer M.Ö. 13-14 yy da
güçlü bir Kolhi krallığı var idi ise, bu durumda bir krallık merkezinin, bir sarayın
olması beklenir. Fakat bugüne kadar Kolhi krallığına ait herhangi bir saray
veya bezer mimari yapı ortaya çıkarılamadı. Bazı araştırmacılar, Krallığının çok
önemli merkezlerinde birini bugünkü bati Gürcistan’daki Poti şehrinin kıyıya
yakın bir yerde olması gerektiğini, şehrin
zamanla Karadeniz suyunun yükselmesi ve Rioni nehrinin taşıdığı
alüvyonlar altında kalmış olabileceğini savunmaktadirlar. Bu fikrin en önde
gelen savunucusu, Kolhi medeniyet araştırmalarında en yetki kişilerden olan, 3
sene önce vefat eden Otar Lordkipanidze idi.
Kolhilerin daha
sonraki dönemlerde, M.Ö. 8-7 yy güçlü
bir krallık kurduklarına dair eldeki veriler çok daha kapsamlı ve sağlamdır. Bu
dönemlerde Kolhiler ile komşuları Urartu krallığı arasında kanlı savaşlar
yaşanıyordu. Urartu yazıtlarında yer alan Qulah adının Kolhiler olduğunu bugün artık
bu alanda araştırma yapanlar tarafında kabul edilmektedir. Lazca’da yer alan bazı
kelimelerin Urartuca da bulunması dikkat çekicidir. Bu durum belkide Kolhi-Urartu
yakın ilişkiyi göstermektedir. Örneğin Lazca’daki Zuğa kelimesi (tr: deniz) Urartuca’da da mevcut ve ayni
anlamda kullanılıyordu. Fakat burada Zuğa kelimesindeki bu benzeşmenin daha
önceki dönemlerde (Urartu öncesi) Huriler ile Lazların arasındaki dilsel
etkileşimi de gösteriyor olabilir (bildiğimiz gibi Urartuca Hurice dil grubuna
dahildir).
M.Ö. 6-7 yy dan sonra
Eski Yunanlar, Karadeniz’de yaklaşık 80-100 tane ticaret koloniler kurdular (Tsetskhladze,
1994). Bu dönemden sonra Yunanlılar ile Lazlar çok yakın kültürel iliksiye
girdiler. Kolhilerin ilişki içinde olduğu bir diğer güçlü medeniyet Akamenikler
dir. Kohlilerin Yunanlılar ile olan ilişkilerinden farklı olarak Akamanikler ile
sadece politik düzeyde bir ilişki içinde idiler (Tsetskhladze, 1994).
Kolhilerin kültürel
ve/veya Politik ilişki içinde oldukları yukarda belirtilen medeniyetlerin hepsi
yazı geleneğine olan toplumlardı. Bu durum, Kolhilerin çok eski dönemlerden
beri yazıyı bildikleri anlamına gelir.
Eski Yunan sairi ve
bilgini Rodoslu Apollonios (M.Ö. 3. yy), Kolhilerin elinde atalarından kalan, ülkeyi ziyaret eden
yabancılar için Kirbi [1] üzerine yazılmış, ülke sınırını, nehirlerin ve
yolların tasvir edildiği haritanın bulunduğunu yazmaktadır. Eski dönemde
Kolhice’nin (Laz-Megrelce) varlığına
dolaylı olarak kanıt oluşturabilecek diğer bir veri kuskuşuz ünlü Altın
Post Efsanesi hakkında Euhemerist yazarların (Euhemeros’un akabinde ki
yazarlar, M.Ö. 3. yy) yaptıkları yorumlardır. Bu yazarlar Altın Post efsanesini
mitolojik açıdan değil, mantıksal yaklaşımla ele alıyor, efsaneyi bu şekilde
anlamaya, yorumlamaya çalışıyorlardı. Euhemerist’lerin yorumları Kolhi
alfabesinin varlığını kabulüne dayanıyordu. Diğer ilginç bir kaynak, anonim bir
mitografik "Traktat"ta (dini
risale) yer alan ve Palephat’li Eumerist (M.Ö. 4. yy) ait olduğu kabul edilen
Altın Post ile ilgili yorumdur: Yazar şu yorumu yapmaktadır: „Kolhlilerde
bulunan Altın Post gerçekte altından bir post değil, içinde altının nasıl elde
edildiğinin yazılı olduğu bir kitaptır" Başka bir veri ise, yorumu bir
Euhemerist olan Pergamon’lu Charax ( M.Ö. 3-2. yy. ) tarafından nakledilenlere
dayanan, ünlü Bizans eski yazı koleksiyoncusu, ayni zamanda yorumcu olan
Selanikli Eustaphius’un Dyonisios Periegetes’in Strophe 685 „ Dünyanın
tasviri" için yaptığı yorumudur: „Altın Post, parşömen kağıdı üzerine
altın yaldız ile yazı yazma yöntemi tasvir edilmişti. Argonotların Kolheti’ye
gitmelerini sebebi belki de bu idi" yorumunu yapıyor. Benzer yorumlara
daha sonraki döneme ait yazarlar tarafından da tekrarlandı (örneğin Antakyalı
Johann, 7. yy la ait tarihçiler, Suidas, 10.yy. ait leksikograflar).
Kolhi’lerin
ulaştıkları sosyal-politik gelişme (Krallık ila birlikte toplumsal idare için
gereken administratif kurumlar), yazı geleneği olan medeniyetle ile ilişkileri,
buna ek olarak eski yunan kaynakları ve bunların yorumlarını beraber
değerlendirildiğimizde, Kolhi yazı geleneginin oluşması gereken şartların o
dönemde mevcut olduğu görülüyor. Buna rağmen yazı ile bu kadar içi içe yasamış
bir kültürün neden kendi dilinde yazmadığı sorusu, veya gerçekten Lazlar M.Ö
kendi dillerinde yazmadılar mi sorusuna su anda tatmin edici net bir cevap
vermek zor görünüyor. Beklide Rodoslu Apollonios Kolhi’lerin kendi dillerinde yazılı
haritaları var derken, doğruyu yazıyordu. Beklide bunalar bugün Otar Lordkipanidze’nin
düşündüğü gibi Doğu Karadeniz’de Rioni çamurları altıda gün ışığına çıkarılacağı
günü bekliyor.
Açıklama
[1]. Argonotika IV,
279-281. „Kirbi" adi eski yunan literatüründe çeşitli anlamlarda kullanılmıştır.
Bazıları üzerine Drakon ve Solon kanunlarının yazıldığı tas-, bakir-, veya pismiş
toprak levhalar olarak kabul edilmektedir. Bazıları ise tas sütunlar olarak
kabul etmektedirler. Apollodora göre, eski yunan yazarlarından (M.Ö.2.yy.), her
türden doküman ve kanun olarak kabul ediliyordu. Antik yazarların çoğunluğu
(Chios’lu Theopompos,Theophast, Apollodor, Suidas) „Kirbi"nin Tanrıça
„Kybele"nin din adamları tarafından icat edildiğini kabul ediyorlar.
Kaynakça
Melikishvili, G. A.
1960. Urartskie klinoobraznye nadpisi
(Urartian Ciuneiform Inscripctions).
Moscow (in Russian).
Korfmann, M.,Latacz, J., Blome, P., Luckhardt, J., Brunner, H ve Biegel, G., 2001. Troia Düş
ve Gerçek, Homer Kitabevi.

Tsetskhladze,
G.R., Colchians, Greeks and Achaemenids in the 7th-5th Centuries BC: a Critical
Look, in: Klio 76, 1994, 78-102.
|