 24 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Uluslararasý Tiyatro Enstitüsü 1948 yýlýnda kuruldu. Bu enstitü 1961 yýlýnda almýþ olduðu kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yýl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramý olarak kutlanýr.
1923'TEN GÜNÜMÜZE TÜRK TÝYATROSU
Tiyatro, bir öyküyü, sahne olarak ayrýlmýþ bir yerde canlandýrma sanatýdýr. Çoðu zaman yazýlý bir metne dayansa da, tek öðesi edebiyat deðildir. Temsilin gerçekleþebilmesi için oyunculuk, sahne düzeni, dekor, köstüm, aydýnlatma, bazen de müzik ve dans gibi öðelere gerek vardýr. Tiyatro tüm sanatlarýn birleþiminden olaþan bir sahne sanatýdýr. Müzik gibi yalnýz duygulara deðil, akla da hitap eder. Edebiyat gibi yalnýz sözcüklere deðil, en somut biçimde insaný kullanýr, sesini de onun sesi ile duyurur.
Tiyatro da baþka sanatlar gibi dinsel törenlerden doðmuþ, sonra dinden baðýmsýzlaþarak sanatlaþmýþtýr. Kökeninde, ilkel insanýn doða olaylarýný kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabalarý yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik  Karagöz&Hacivat Çaðdan (Ý.O. 40 - 10 bin yýl önce) kalma maðara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postlarý geçirmiþ insanlarýn ritmik hareketler yaptýðý görülmektedir. Bunlar, maske ve kostüm kullanýmýnýn, dolayýsýyla tiyatronun ilk örneði sayýlabilir. Maske kiþinin kendi kimliðini aþarak baþka kimliklere ve daha genel varlýk biçimlerini temsil etmesinin en etkili yollarýndan biridir.
Türk tiyatrosu Anadolu uygarlýðýný oluþturan çeþitli toplumlarýn, Anadolu'ya göç eden Türklerin atalarýnýn ve Ýslam dünyasýnýn kültürel birikimine dayanan, hem Doðu, hem de Batý kaynaklý etkileri içeren bir seyirlik geleneði üstünde geliþmiþtir.
Daha çok kentsel kesimde geliþmiþ olan halk tiyatrosu geleneði içindeki söze dayalý türlerin baþýnda meddah, kukla, Karagöz ve orta oyunu yer almaktadýr.
 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü
Geleneksel Türk tiyatrosunun gerek kýrsal, gerekse kentsel kesimde görülen türlerinin ortak özelliklerinin baþýnda, yazýlý bir metne deðil doðaçlamaya dayanmasý ve belirli bir tiyatro yapýsý yada sahne gerektirmemesi gelir. Þarký, dans, söz oyunlarý ve taklit geleneksel Türk tiyatrosunun vazgeçilmez öðeleridir. Geleneksel Türk tiyatrosu, 19. yüz yýlýn gerçekçi benzetmeci Avrupa tiyatrosunda yansýyan " kapalý biçim" anlayýþýnýn tam tersine "açýk biçim" özelikleri gösterir. Geleneksel Türk tiyatrosunun temel öðesi güldürüdür. Geleneksel Türk tiyatrosunda oyun kiþileri tip düzeyindedir, karakter boyutuna ulaþmaz. Bu tiyatronun bir baþka özeliði de sürekli bir sergileme düzenine baðlý olmayýp bayram, düðün, sünnet vb. çeþitli toplumsal olaylar içinde yer almasýdýr.
Batý tiyatrosunun Türk kültürüne tam anlamýyla aktarýlmasý Tanzimat'ta olmuþtur. Batý tiyatrosunun, 1839 Tanzimat Fermaný'nýn ön gördüðü ilkeler doðrultusunda Batý'ya yönelen Osmanlý toplumuna giriþi, geleneksel Türk tiyatrosuna bir yandan birçok olumlu katkýda bulunurken, bir yandan da onun çaðdaþ doðrultuda geliþmesini engellemiþtir.
 Muhsin Ertuğrul
Batý modeli tiyatronun benimsemesiyle Türk tiyatrosu yeni bir yöneliþ içine girmiþtir. her þeyden önce tiyatroda yazýlý metne geçilmiþ, yabancý yazarlardan yapýlan çeviri ve uyarlamalar yanýnda Türk yazarlarý da oyun yazmaya baþlamýþlar, böylece Batý'ya oranla çok geç de olsa bir dram geleneði baþlatýlmýþtýr.
1923'ten günümüze Cumhuriyet döneminde tiyatroda Batý modelini benimseyen Türkiye, gerek tiyatronun kurumsallaþmasý, gerekse oyun yazarlýðýnýn geliþmesi bakýmýndan önemli atýlýmlara sahne oldu.
Tiyatroyu Türkiye'de çaðdaþ bir sanat alanýna dönüþtürme yolunda ilk büyük katký ünlü tiyatro ve sinema adamý Muhsin Ertuðrul'dan geldi. 1927'de, Darülbedayi'nin (bugün Ýstanbul Þehir Tiyatrolarý) baþýna geçen Ertuðrul, yerli yazarlarý yüreklendirmesiyle, izleyiciye sunduðu çaðdaþ çeviri oyunlarýyla , sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanýmýnda güncel anlayýþý yerleþtirmesiyle, yetiþmelerine katkýda bulunduðu kadýn ve erkek oyuncularla bugünkü Türk tiyatrosunun temellerini attý.
 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü
Eðitim görmüþ tiyatrocularý yetiþmesinde büyük hizmet vermiþ olan Ankara Devlet Konservatuarý ise, Alman tiyatro adamý Carl Ebert'in katkýsýyla 1936'da Musiki ve Temsil Akademisi'nin bir bölümü olarak açýldý. Burada, ilk mezunlarýn çýktýðý 1941'de Tatbikat Sahnesi adýný taþýyan bir uygulama sahnesi oluþturuldu. Bu hazýrlýk aþamalarýndan sonra da 1949'da Devlet tiyatrolarý resmen kuruldu.
1950'den sonra tiyatro kurumlarýnýn geliþmesi bakýmýndan önemli atýmlar gerçekleþtirmeye baþladý. Tiyatronun yaygýnlaþtýrýlmasý yolunda devlet eliyle sürdürülen çabalar sonucunda (1970'ten bu yana Kültür ve Turizm Bakanlýðý'na baðlý bir genel müdürlük olarak görev yapan) Devlet Tiyatrolarý Ankara, Ýstanbul, Ýzmir, Bursa, Adana, Trabzon ve Diyarbakýr'daki toplam 19 sahnede perdelerini açarak ve turneler düzenleyerek Türkiye'nin her yanýndaki izleyiciye ulaþýr hale geldi. Yetmiþ yýlý aþan tarihi boyunca çeþitli iniþ çýkýþlar yaþayan Ýstanbul Þehir Tiyatrolarý da çeþitli semtlerde beþ sahneye sahip oldu.Türk tiyatrosunu geliþmesinde her zaman önemli rol oynamýþ olan özel tiyatrolarýn sayýsýnda 1960'larda büyük bir artýþ görüldü.
 Haldun Taner
1960'lar Türk tiyatro edebiyatý için de parlak bir dönem oldu.Siyasal, ekonomik, kültürel açýdan önemli bir biçimlenme aþamasýnýn yaþandýðý bu dönemde tiyatro, iþçi ve köylü kesiminin sorunlarýna eðildi. Bir yandan, orta sýnýf ailelerin yaþadýðý toplumsal ve ekonomik sorunlarý irdeleyen gerçekçi oyunlar yazýlýrken, köy ve gecekondu ortamý da yaþama ve giyinme biçimi ve dil özellikleriyle sahneye getirildi.
1960'larla gelen yeni bir türde Türk izleyicisine gene Haldun Taner'in tanýttýðý, geleneksel Türk tiyatrosunun bütün özelliklerini deðerlendiren, yergi aðýrlýklý politik kabare tiyatrosu oldu.
1970'lerde pek çok topluluk aðýrlýkla politik tiyatro üstünde durdu. Bu dönemde sýk sýk yerli ve yabancý siyasal-belgesel oyunlar sahnelendi; bir yandan da gerçekçi köy oyunlar, tarihsel oyunlar Geleneksel Türk tiyatrosunun özelliklerine dayalý müzikli oyunlar, kabare oyunlarý, epik oyunlar yazýldý.
1980'lerde ise oyun yazarlýðý nicelik ve nitelik açýsýndan bir durgunluk yaþadý. 27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarýnca hazýrlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasýz gösteriler düzenler. Saat 9:00' da dünyanýn hemen her yerinde tiyatro perdeleri halka açýlýr ve tiyatroyu halka sevdirmeye çalýþýrlar.
 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü
Tiyatro; insaný, insana, insanla anlatan bir sanat türüdür ve bu nedenle de bütün dünya bir oyun sahnesidir, tiyatronun ta kendisidir.
Tiyatro yaþamýn bir parçasýdýr. Tiyatro hayatýn aynasýdýr. Konusu bakýmýndan harekete, konuþmaya, bazen de müziðe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatlarýn en ilgi çekici kollarýndan biridir.
Tiyatroda oynayanla izleyen arasýnda yakýn, sýcak ve kopmayan bir iletiþim kurar. Tiyatro kendimize bile söyleyemediðiniz sýrlarý açýða çýkartýr, kiþiyi arýndýrýr.
Unutmayýnýz! Tiyatro, sanatçýsý ve seyircisi ile bir bütündür ve gücüde buradan gelir.
Tiyatroya gönül veren herkesin 27 Mart Dünya Tiyatrolar Gününü Kutlarýz.
Hazýrlayan: Sonnur Karadað
.............................................................................................................................
Haberin Hazýrlanmasýnda yararlanýlan kaynaklar:
Anabrithanica
Bozkurt Kuruç (Devlet Tiyatrolarý Sanatçýsý)
Fotograflar: wikipedia.com, dtgm.gov.tr, sehirtiyatrolari.com, karagoz.net
|