Hirçin dalgalariyla Karadeniz. Yesil agaçlarla kapli azgin ormanlar. Yolun bir yaninda Karadeniz’in dev dalgalari, diger tarafta agaçlarin kapladigi geçit vermeyen daglar. Burada yasayan Lazlari da, Karadeniz’in hirçinligindan, ormanlarin coskusundan ayri tutmak olmaz. Bütün bu doga Lazlarin diline de kültürüne de yasayislarina da aynen yansimis.
Dilin yavas yavas unutulagelmesi ayri bir konu, Lazlar hâlâ kizinca veya bir seyi saklamaya çalisinca ya da uzun bir olay anlatacak olunca araya Lazca kelimeler karistiriyorlar. Konusurken, her dilde oldugu gibi Lazca’da da var olan kaliplasmis sözler, deyimler kullaniyorlar. Bu sözler, olaya ve anlatana komik bir hal katarken, dinleyenleri de hosnut kiliyor.
Insani konu alan tiyatro, bu kez Lazlari Lazca sahneledi. Ardesenliler Dernegi’nin tiyatro grubu, Ethos Uluslarasi Tiyatro Festivali kapsaminda Ankara’da “Bizum Hayatumus” adli oyunu sergiledi. Tipik bir Laz ailesinin günlük yasamini konu alan oyunun senaryosu da gruba ait. Senaryo, Türkçe yazilmis. Lazca kelimeler daha sonra dogaçlama olarak oyuna aktarilmis.
Bir Laz ailesi
Aslinda Karadenizliler bilir, bir Laz ailesinin bir gününün nasil geçtigini. Kadinlar, ev isleri, bahçe isleri arasinda gidip gelir. Erkekler, olabildigince bu islerden kaytarmaya çalisir. Delikanlilar, evin gözbebegi durumunda olup, evdeki kadinlar tarafindan simartilirlar. Genç kizlar ise daha çok asi olurlar ve sözlerini geçirirler. Karadeniz’de, babaanne ve dede, genelde oglu ve gelini ile beraber kalir. Bütün bunlar, oyunda da aynen böyle. Evin büyükleri daha çok Lazca konusuyor. Oyunda bu ailenin, kizlarini evlendirmeye çalisan bir komsu (ki Karadeniz köylerinin hemen hepsinde böyle bir komsu bulunur) ile evlenmeyi istemeyen genç kizin arasindaki olayi nezdinde, bir Karadeniz ailesinin iliskileri, yasayislari konu aliniyor.
Oyun, her yönüyle Karadenizlileri anlatinca, ortaya mizah çikiyor. Ama öyle, bilinen fikralardan ziyade, yaslilarin unutkanliklari, sakarliklari ile dalga geçtikleri bir mizah anlayisi. Ya da Karadenizlilerin konusmalarindan gelen komiklikler sahneleniyor.
Oyunun yönetmeni Hamit Eskiçirak oyundaki mizahi su sözlerle anlatiyor; “Bu oyunda anlatilanlar, Ardesen’de, Rize’de, Pazar’da veya Findikli’da yasanmis olaylar. Yasadiklarimizi tekrar sunuyoruz. Izleyicilerimiz kendi yaptiklari seye tekrar gülebiliyor. Kendi yaptiklari ile eglenebilen nadir insanlardaniz. Bu oyunu oynarken aslinda burada anlattiklarimizi birebir yasayanlar vardir. Mesela, kadin Laz böregi açarken, bir sey söylüyor Lazca, kendi ile övünmek, bu isleri yapmakta usta o da, herkese kendi ögretmis gibi bir anlama geliyor. Kadin onu söylediginde, izleyenlerden bir grup buraya kahkahalarla güldü. Çünkü bunu söyleyen aslinda onun akrabasi. Oradaki hayattan ibaret bu oyun. Kisaca lazlarin hikâyesi”.
Karadeniz’in sorunlari
Oyuncularin çogu Ardesenli. Bu isi amatör olarak yapiyorlar. Dernege katki için kurulan bu grup, su ana kadar bu oyunun disinda 3 oyun sahnelemis. Bunlardan biri yine kendi yazdiklari ve Lazca-Türkçe oynanan “Bizden Istanbul’a Yol Almak”. Diger ikisi ise Yilmaz Erdogan’in “Kadinlik Bizde Kalsin”i ile Oktay Arayici’nin “Rumuz Goncagül”ü. 15 kisilik grubun oyuna hazirlanmalari ise son derece ilginç; mayis ayina kadar bir oyunun hazirligi yapiliyor. Mayis ayinda oyun sahneleniyor. Sonra da memlekete çay toplamaya gidiliyor.
Oyunda, Karadeniz’in birçok sorununa da deginiliyor. Alim yerinde çay seçilirken, çaya konulan kotalar ve devletin bu konudaki ilgisizligi anlatiliyor. Kahvede oturan erkekler, Ruslarin oralara gelmesiyle hayatlarindaki degisim hakkinda konusuyorlar. Yapimi devam eden sahil yolu hakkinda da konusuluyor.
Eskiçirak, oyunlarda, yörede yasanan sorunlari tekrar tekrar dile getirmeye çalistiklarini söylüyor.
Eskiçirak, farkli Karadeniz tiyatro gruplarinin da kurulma asamasinda oldugunu belirterek, bundan sonra tamamen Lazca bir oyun sahnelemeyi istediklerini, ancak büyük sehirlerde bunu kaldirabilecek bir kitle olmamadigini söylüyor. Yaptiklari isi, Laz olmayan seyircilere de oynadiklarini aktaran Eskiçirak, “Seyirciler birbirlerine soruyorlar, ‘Burada ne diyor’ diye. Birkaç kelime ögrenmeleri, böyle bir dilin, kültürün oldugunu ögretmek de bir seydir. Ama bu kültürü yaymak için biz variz diye bir iddiamiz yok. Eglenerek bir seyler yapmaya çalisiyoruz” diyor.
Müge Tuzcuoglu - Evrensel Gazetesi
|