| |
| |
Kamil Aksoylu
said:
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Birol Topaloğlu ve İsmail Avcı ikisi de benim için değerli olmasından öte, Laz Kültürü için değerli iki insandır. İkisinin de Laz Kültürüne katkıları herkesçe biliniyor. Artı İsmail Avcı Bucaklişi benim her zaman kendisine güvendiğim ve inandığım biridir. İlişkilerimiz on beş yıla dayanır ve bu inançla güven karşılıklıdır. Bu olumsuz gelişmelere konu olan dış kaynaklı finansman konusunda beni ilk bilgilendiren İsmail Avcı’dır. Arkadaşımın bu konuda inandırıcı kaygıları vardı. Aynı düşünceleri paylaştığımı söyleyebilirim. Sonuçta birbirimizden uzak olduğumuzdan (ben Ankara’da yaşıyorum) bu konuyla ilgili yeterli iletişim kuramadık. Konu basına ve internet sayfalarına kadar yansıyınca bilgilenme kontrolümüz de kalmadı. Karşı taraftan gelen savunma refleksi savcılıklara suç duyurusu yapmakla durumu mahkemelere taşımış oldu. Bana göre bu konuya taraf olunmaz, doğru ne ise tarafımız o olmalı. Uzun süre sessiz kaldık. İki tarafın konusu sanal ortamlarda çoğunlukla tek taraflı uygunsuz bir şekilde tartışıldı. Ortada bir para varsa elbette kaygılar da vardır ama Birol Topaloğlu gibi on beş yılda var olabilen birini yok etmeye de gönlüm razı olamadı. Başka kimimiz var ki? Kısacası bu işi uzatmanın taraflardan öte Laz Kültürüne zararı vardı. Nasıl uzlaştırılır diye çok düşündüm. Konu savcılıklara, mahkemelere, barolara, okullara kadar taşınmış. Nasıl çıkılır bu işten, mutlaka bir yolu olmalı. Hoş kendileri de en az on beş yıllık arkadaştılar. Dolayısıyla bu işi Laz Kültürel Hareketinin mimari Ahmet Kırım’ın toparlayabileceğini düşündüm. Telefondan böyle bir ricada bulunsak ne dersin gibi kendisini yokladığımda olumsuz bakmadı. Şimdiye kadar yapılanları heba etmemek ve gençlere kötü örnekler bırakmamak adına kısaca olur dedi. Ahmet Kırım Ogni sürecinden sonra bu çevreye fiilen uzaktır ama 93 Ruhu onu hiç terk etmemiştir. Bir toplantı yapılması konusunda anlaştık ve ben de Ankara’dan katılacaktım. Sonuç olarak Ahmet Kırım bu toplantıya çağrı yapacak birilerini daha seçti. Bu seçilen insanlar da hiçbir tarafla uzaktan yakından ilgisi olmayan, her iki tarafın da itiraz edemeyeceği, 93 sürecinde aramızda olan arkadaşlardan seçildi. Toplantı günü, yeri ve saati gerek telefonla, gerek e-postalarla, gerekse de bu sitenin sayfalarından kamuoyuna açık olarak duyuruldu. Duyurulur duyurulmaz toplantı aleyhtarı faaliyetler başladı. Bu toplantıdan bir şey çıkmazdan, toplantıyı sabote etmeden, hatta salonu engellemeye kadar gidildi. Neden bunlar yapıldığının cevabı, toplantıyı Birol Topaloğlu ve eşinin organize ettiği iddiasıdır. Evet Birol Topaloğlu’nun bu konuda çabası oldu ama organize işi abartı bile olamayacak kadar uzaktır. Bazı kişiler de toplantıyı sözde muhatap almamışlar. Artık onlar kim ve ne oluyorlarsa. Neyse ben Ankara’dan kalkıp gittim. Toplantıya 30 kişi katıldı. Birol Topaloğlu’na 20 dak. Konuşma Süresi verildi. Toplantıya katılan herkese söz hakkı tanındı. Konuşmalar kaydedildi. Toplantının en önemli birkaç konuşmasını şöyle özetleyebilirim. Bir kere Birol Topaloğ’lu kendisinin yalnız bırakıldığını ve bu konuda özellikle benim de içinde olduğum birkaç kişiye sitem etti. Diğer konuşmacıların ortak noktası ise, dışarıdan gelecek her türlü yardım ve desteğe titizlikle yaklaşılmalı ve bu bağlamda şüpheci yaklaşımın doğru olduğu, Birol Topaloğlu’nun Laz adını kullanmadan istediği destekle istediği çalışmayı yapabileceği ama bir toplum adına bunu yapmasının doğru olmayacağı vurgulandı. Ve en önemlisi de Topaloğlu’ndan davalarını geri çekmesi ısrarla vurgulandı. MESAM konusunda da sonuç bildirisinde belirtildiği gibi Birol Topaloğlu’ndan gerekli düzeltmeleri yapması istenmiştir. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Toplantının, tüm katılanları itibariyle, sonucunun baştan bilindiğini iddia etmenin abartılı bir iddia veya iddialı bir komplo teorisi olduğunu kabul etmekle birlikte toplantı ile ilgili bu şekilde düşünmemin nedenlerini açıklamak istiyorum. Ayrıca yine söz konusu toplantıda herkesin iyi niyetli olmadığını ve ilk yazımdaki fikrimi onlara yönelik olarak değiştirdiğimi söyleyeyim. Lazuri.com'da yayınlanan "sponsor vakıf ve telif hakları" ile ilgili yazılar herkesin malumudur. Soru : Laz Kültürü'ne emeğini ve yıllarını şu veya bu şekilde veren insanların, kültürün emperyalist bir isimle anılmasından ve buna mal edilmesinden kaygılanmalarının, vakfın meşruiyetini sorgulamalarının neresi yanlıştır? (vakıf kötü niyetli olsun ya da olmasın, soru sormanın yanlış bir tarafı var mıdır?) Daha sonra konu ile ilgisi açıklanmasa da lazebura.net'te Sayın Koçiva tarafından bir yazı kaleme alınmıştır. O yazının Lazuri.com'daki iddialara cevap olmak üzere yayınlanmış bir yazı olduğu açıktır. Sonuçta konuyla ilgim ilan edilen yazıları okumak ve söylenenleri dinlemekten ibarettir. (konu ile ilgili olarak her iki tarafı birinci ağızdan dinledim) Selma Koçiva'nın taraflar belirlemesinden cesaret bularak bu sürece kendimi kattım, katmak zorunda hissettim ve cevaplar yazdım. Sonuçta Sayın Koçiva'da sürecin birebir muhatabı değildir. Şimdi benim toplantıyı sorgulama nedenime geçebiliriz. Önce süreci ilan herkese duyurulan kadarıyla özetleyelim, çünkü yargımı herkese duyurulan sürece dayanarak veriyorum. 1- Lazuri.com'da bir yazı ilan edilmiştir. 2- Bu yazıda imzası bulunan kişilere Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurularında bulunulmuş ve tazminat davaları açlımıştır. 3- Sayın Koçiva, yazı altında imzası bulunan bir kişiyi ve "onun çevresi" olarak tanımladığı insanlara hitaben bir yazı yazmıştır. 4- Uzlaştırma toplantısı düzenlenmiştir. 5- Telif hakları ve sponsor vakıf ile ilgili olarak lazuri.com'da Sayın Topaloğlu'nun yazısı ilan edilmiştir. Bu süreci görünce zaten, uzlaşma çabasının bulunmadığını görübelirsiniz. Eğer uzlaşma istenseydi, yukarıda yazılı süreç tamamen tersten işlemeliydi kanımca sırasıyla; 1- Sayın Topaloğlu yazılanlara cevap vermeliydi, 2- Araya büyükler, hakemler konarak uzlaşmaya çalışmalıydı, 3- Uzlaşma olmazsa üçüncü kişilerin fikirleri alınmalı veya üçüncü kişiler yorum yapmalıydı, 4- En son yargı yoluna başvurulmalıydı. Ben sürecin dışarıdan izleyicisi olarak, yargı süreçleri devam eden uyuşmazlıkları çözmenin, o uyuşmazlıklar çözülmeden tarafları barıştırmaya çalışmanın amacını anlayabilmiş değilim. Bu yüzden de, yargı süreçleri devam eden tarafların uzlaştırılması amacı ile düzenlenen toplantıyı gereksiz veya kamuoyuna suçlu vermek amacı ile düzenlendiğini düşünüyorum. Hala anlamadığım taraf varsa sizden, yukarıda bahsedilen süreçte yaşanan özel ilişkileri, özel husumetleri de ilan etmenizi isteyeceğim. Ben ilan edilmeyen olayları düşünerek yorum yapamam. Yukarıdaki sürece göre anlamadığım birşey olduğunu sanmıyorum. Eğer ilan edilmeyen şeyler varsa konu ya kamuoyu önünde tartışılmasın ya da herkes ne biliyorsa anlatsın, demek istediğim tam olarak bu. Ayrıca gerçek adım da Sinan'dır. sevgiler... |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Yorum: Bir olayın, bir yazının yada bir haberin toplumca anlaşılması güç yönlerine açıklık getirip daha kolay anlaşılmasını sağlamaktır. Tabi burada önemli olan yorumu yapacak kişinin olayı anlayabilmesidir. Bu konuda yukarıda yorum yapan iki arkadaşın olayı anlayamadıklarını sanmıyorum. Keşke anlayamasalar ama bunlar olaya hiç de yabancı olmayan sanal adlı iki arkadaştır. Önyargıları açık. Nasıl mı? Sinan isimli kullanıcı, "Ben kötü niyetli bir insan olarak, bahsedilen toplantının, zaten ortadaki tartışmaların faturasını bir tarafa yıkmak amacı ile gerçekleştiridiğini düşünüyorum. Yani toplantıya katılacak olanlar ile katılmayacak olanlar, tertip komitesi tarafından önceden bilinmektedir. Bu durum da sonuç bildirgesinin önceden yazılmıştan farksız olduğunu ıspatlar." diyerek olayın neresinde durup, neresinden bakmak istediğini de ortaya koymuştur. Oysa çağrı, ortak bir toplantıya çağrıdır ve kamuya açık bir şekilde duyurulmuştur. Tartışmaya gerek yok. Zeynep Duran adlı kullanıcıya gelirsek, soyadının aksine nedense hiç durmadığını görüyorüz. Benim köşe yazılarımla hareketlenen bu arkadaş, İstanbul'da yaşaması ve toplantıyı da duymasına rağmen toplantı sonrası harekete geçiyor ve toplantıyı kendimizi tatmin etmek için yaptığımızı söylüyor. Bak sen, senin için ne yapabiliriz acaba? Başka birileri 50 kişi toplasa ve sizin yazdıklarınızın tersini yazsalar ne olacak diyor. Keşke toplansa diyeceğim ama sen hiç 50 kişiyi şimdiye kadar hiçbir toplantında bir araya getirebildin mi? Birde böyle toplantıların Lazlar için bir faydası yokmuş, sosyolog ya bacımız bunu da bize söylemiş oldu. Neyse, bu konu elbette ki bu şekilde tartışılmaz. Tatmin olmayanlar için değil ama belki gerçekten bizi de anlayamayanlar vardır düşüncesiyle bir açıklama yapacağım. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
| Belki her iki tarafta toplantıya katılsaydı daha iyi sonuç alınırdı. Bir tarafın haklı/haksız çıkarılmaması her iki tarafın da katılması ile sağlanır. Tek taraflı olmasına rağmen ortada bir toplantıydı. Bu tür toplantıların lazlar için bir öneminin olmadığı zaten anlaşılıyor. Eğer öyle olsaydı sonuç böyle olmazdı. | |
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Bu 30 kisilik toplantinin ciddiyeti ve objektifligi sorgunlamali. Baska birileri 50 kisi toplansa ve bu yaziyi yazan tarafi haksiz cikartan kararlar alsalar ne olacak? Bana sanki yapilan bu toplantida kendileri calip, kendileri oynamislar gibi geldi. Yazilanlari okuyunca, sanki tek tarafi aklama-paklama toplantisiymis gibi bir anlam cikiyor. Belki karsi taraf da bu toplantiyi ciddiye alip, tek tarafin lehine olacagini bilip katilmamislardir. Sonuc itibariyle, biz Lazlar icin bu tur toplantilarin onemi yoktur. Zaten yazdiklariniz da yeterince acik degil, belli ki bilgilendirmek icin degil, kendinizi tatmin ettiginiz bu toplanti sonrasi formalite icabi yazilmis bir yazidir. Sinan'in bir onceki mesajda yazdiklarina katiliyorum. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Ben kötü niyetli bir insan olarak, bahsedilen toplantının, zaten ortadaki tartışmaların faturasını bir tarafa yıkmak amacı ile gerçekleştiridiğini düşünüyorum. Yani toplantıya katılacak olanlar ile katılmayacak olanlar, tertip komitesi tarafından önceden bilinmektedir. Bu durum da sonuç bildirgesinin önceden yazılmıştan farksız olduğunu ıspatlar. Sonradan, merak ettiğim birşey daha var, toplantı tertip komitesinden iki ismi (Ali Osman Öziskender ve Muhammet Tunçsan) sonuç bildirgesinin altında göremiyorum. Demoktatik bir toplantıda muhalif isimler var ise imzaları açılır ve muhalif oldukları yazılır. Hatta muhalefet nedenleri bile belirtilebilir. Sözkonusu bildirgede bu yapılmamıştır, neden acaba? |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
© 2008 Lazebura | Nenaskani - Lazlarin Internetteki Sesi, Lazca ve Lazlar
|