Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Anadilde Eğitim Üzerine Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
06.01.2007 I 08:05

Kimi araştırmacılara göre sayıları kırk civarında olan etnik grupları bir arada barındıran ülkemiz, Türkçe dışında onlarca dile de ev sahipliği yapmaktadır. Bu dillerden bazıları Anadolu tarihi kadar eski olup, Anadolu halkı tarafından anadil olarak kullanılmaktadır.  Anadilin  tanımı kısaca, bir insanın ana-babasından yada çok yakın çevresi tarafından öğrendiği ilk dil olarak yapılmaktadır. Bu tanıma göre ülkemizde milyonlarca insanın Türkçe dışında bir anadili olduğunu söylemenin dahiyane bir görüş olmadığı gibi, aksini iddia etmenin bağnazlık ve inkarcılıkla gerçeklerin üzerini örtme çabası olarak gördüğümden üzerinde durmayı gerek görmüyorum.

Anadilde eğitim konusuna gelince, temel hak ve özgürlükler açısından birey için elbetteki demokratik bir hak olarak görmekteyim. Hatta bu haklar sadece anadilde eğitimle sınırlı olmayıp, din, dil ve kültürel bir bütünlük içinde azınlık hakları yada etnik haklar olarak özetlenebilir. 

Son yıllarda ülkemizde sıkça tartışılan bu sorunlar çözümsüzlüğe  yönelik görüşlerle kısır bir döngüde hapsediliyor. Bir yandan baskıcı ve inkarcı zihniyet kuşatmasında önemli bir cephe oluşturularak sorun özünden uzaklaştırılıp, içeriden yada dışarıdan destekli senaryolar üretilip bölücülük fobisi oluşturuluyor. Diğer yandan hak hukuk kavramından yoksun, taleplerinin bilincinde olmayan,  dik başlı, isyancı ve slogan varı yöntemlerle öne çıkmaya çalışan bir kesim oluşturuluyor. Gerçek olan şu ki, eğer gerçekten aranacak bir hak varsa bu iki kesim arasında güme gidiyor. Bence bu durum gerçekten art niyetli, bölücü ve inkarcı zihniyeti besleyen ana malzeme oluyor. Çünkü çözümün hiç gündeme gelemeyip, çözümsüzlük kördüğümünün sürekli gündemde tutulduğunu görmekteyiz. Bu bağlamda anadilde eğitim sorununa değinmeden önce anadildeki yayınlar konusunda da görüşlerimi belirtmek istiyorum.

Bilindiği gibi AB sürecinde TRT 2004 yılından bu yana anadilde yayın yapmaya başladı. Bu uygulamada TRT’nin kriterini bilemiyorum ama Lazca yayın için yapılan başvurulardan bir sonuç alınamadı. Bir çok Laz aydınları tarafından devletin Lazları yok saydığı söylendi. Ben bu görüşe hiçbir zaman katılmadım ve görüşlerimin değişeceğini de sanmıyorum. Çünkü beş anadilde yapılan radyo ve televizyon yayınlarıyla devletin bu dilleri de var saydığına  inanmıyorum. Haftada yirmi dakika yapılan resmi yayınla bir dilin var sayılacağını düşünemiyorum. Ayrıca devlete yapılan “ona verdin bana da ver” yaklaşımını çok da mantıklı görmüyorum. Devletin bir dile eğitim yada yayın hakkı tanımasının kriterleri çok farklıdır. Ben Lazca’nın bu kriterler içinde yer almasını savunabilirim, ancak bu istek Lazca yayın talebinden farklı bir şeydir. Açıkçası ben şahsen bu yayın politikasının bu şekilde  kalıcı olacağını sanmıyorum. Hem kalıcı olsa  bile bu şekilde yayını yapılan dillere çok katkı sağladığını göremiyorum. Anadilin alfabesi, grameri, tarihi, kültürü ve edebiyatı vardır. Burada vurgulamak istediğim Lazca yayının talep edilmemesi  değildir. Anlatmak istediğim Lazca yayın yapılmasının  bu dilin var sayıldığı anlamına gelmeyeceğidir.

Aslında yayın hakkından çok daha öncelikli  olan bir konu  var ve nedense hiç kimse buna değinmez. Lazca şu an televizyon ve radyo yayını için yetersizdir. Lazca yeterli olsa dahi yeterli donanıma sahip eleman ve altyapı yoktur. Bu sorunlar çözülmeden Lazca yayın kabul edilse de başarılı olunamayacaktır. Kürtçe iki lehçede yapılan yayının ne derece doğru ve anlaşılır yapıldığını elbette ki ben bilemiyorum ama Lazca için ciddi kuşkularım var. Hangi şive yada ağızda yapılacak? Bütün Lazlar anlayabilecek mi? Yoksa dönüşümlü olarak bütün şiveler kullanılacak mı? Her neyse, hangi yol izlense de ben şu an için ne yayıncıyı ne de dinleyiciyi hazır görmüyorum. Bunun sebeplerini aşağıda anadilde eğitimle ilgili görüşlerimde daha anlaşılır bir şekilde açıklayabileceğimi umuyorum.

Yazımın başında anadilde eğitimin birey için en temel hak ve özgürlük olduğunu belirtmiştim. Bu hak bugün için yasal olarak mümkün olmasa da birey ve devlet arasında hukuka uygun evrensel bir haktır. Ancak bu hakkı kullanmaktan her anadilde eğitim ve öğretim yapılabilmesi anlamı çıkarılmamalıdır. Anadili eğitim ve öğretim müfredatına almak ayrı bir şeydir, anadilde eğitim yapmak ayrı bir şeydir. Bu anlamda ben anadilde eğitim yapmayı talep etmiyorum, hatta ret ederim. Talep edenlerin de ya samimi olmadıklarını yada gerçekten ne istediklerinin farkında olmadıklarını düşünürüm. Biz bu topraklarda yaşayıp ülkemize sahip çıktığımız sürece eğitim ve öğretim dilimiz bellidir, tartışmaya gerek yok. Neden gerek olmadığını izah edeyim efendim.

Diyelim ki anadilde eğitim isteğimiz kabul edilip devlet değerlendirmeye aldı. İş bununla bitmiyor tabi. Devlet talep edilen bölgeye uzman bir heyet gönderir ve alan araştırması yaptırır. Öyle Hatay’da Arapça konuşuluyor diye, Artvin’de Gürcüce konuşuluyor yada Diyarbakır’da Kürtçe konuşuluyor diye devlet bu bölgelerde konuşulan dillerde eğitim yapılması için ilk ve ortaöğretim kurumlarına veya eğitim kurumlarına izin vermez. Alan araştırmaları değerlendirilir ve devlet bölgede anadilin  potansiyel olarak konuşulmasına göre karar verir. Devletin görüşü söz konusu bölgede anadilde bir eğitim yapmaya gerek olmadığı yönünde olabilir ve böyle olursa anadilde eğitim hakkı ortadan kalkmış olsa da devlete yönelik eleştiriler sürüp gider. 

Şimdi bir de konuya diğer yönden bakıp, devlet araştırma yaptığı bölgede anadili yeterli potansiyelde görüp eğitim kurumlarına izin versin. Diyelim ki Lazona’da anadilde eğitim yapacak ilk ve ortaöğretim okulları açıldı. Lütfen samimi olarak cevap verin, Allah aşkına aranızda çocuklarını o okullara gönderecek hiç kimse var mı? Aynı şekilde Hatay ve Diyarbakır için de düşünebiliriz, hiç fark etmez. Sonuçta bir Allahın kulu çıkıp çocuklarını o okullara göndermez. Devlet de açtığı bu okulları iki yıl sonra kapatır ve bu anadilde eğitim problemini de demokratik bir şekilde ortadan kaldırmış olur. Ve bizim gibilere de susmak düşer.

Elbette ki ben kim ne ister, nasıl ister, ne yapar bilemem. Söylediklerim herhangi bir grup, topluluk yada kurum adına değildir. Konuyla ilgili kendi değerlendirmemdir.  Bizim isteğimiz anadilde eğitim olmamalı görüşündeyim. Çünkü bunu istemek yolumuzun kapanmasını başından kabul etmek gibidir. Bu kadar karamsarlığa gerek yok biraz iyimser düşünelim diyorsanız, en iyimser yaklaşımla anadilde eğitim verecek okulların öğrenci bulduğunu kabul edelim. Peki ne okuyacak bu çocuklar, halihazırda neyimiz var?  Henüz yazılı bir dil olmayan Lazca, eğitim dili olabilir mi? Bizim devletten isteyeceğimiz bir şey varsa anadilimizi öğrenmektir, çocuklarımıza öğretmektir, en azından öğrenmek isteyene öğretmektir. Bunun yolu da yine devletin konuya el atmasından geçer. Yani anadilleri yaşatmayı devlet politika edinmelidir. Bunu uygulamanın yöntemleri elbette ki vardır. Anadilde eğitim istiyorum diye devletle cebelleşmeye girmek yol ve yöntem olmamalı. Devlet de üzerine düşeni yapıp anadillere yönelik inkarcı tutumunu tekrar gözden geçirmelidir. Bu anlamda TRT’nin anadillerdeki yayını önemli bir adımdır. Bunun devamının gelmesi gerekiyor. Anadil ve kültür üzerinde bütün kısıtlamalar kaldırılmalı ve çalışmalara izin verilmelidir. Bölge üniversitelerinde bir Laz dili ve kültürü kürsüsü açılabilir. Bununla Lazca’nın akademik düzeyde önü açılmış olur.  Bölgedeki ilk ve ortaöğretim okullarına Lazca dersler konabilir. Yani Lazca, eğitim ve öğretim müfredatına alınabilir. Lazca’yı zaten konuşan çocukların öğrenmedeki sıkıntıları aşılır. Bana göre anadilde eğitim yerine, anadili eğitim ve öğretim müfredatına alabilmektir önemli olan.  Lazca’nın yaşatılması, geleceğe taşınması, basın-yayın, radyo ve televizyonculuğun yapılabilmesi için bu aşamalardan geçecek sağlam bir sürecin başlatılması gerekir. Bu da biraz devletin anadilleri yaşatma politikasına bağlı olmakla bitlikte, biraz da bizim ne istediğimizle ilgilidir sanıyorum.

 

Kamil Aksoylu 07.01.2007

Lazebura.net 

Bu Makale {moshits} kez okundu

 


Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (8)add comment

nara said:

Arkadaşlar samimi mesajlar için sağolun ;
elbette herkes kendi ana-baba diline üzülüyor. Çayelinde tek dil Türkçedir ; sahilde horum Türkçe ağzı vardır ( köyden köye ufa tefek değişir...) yukarda ise Aşıklar Deresi Hemşin Türkçe Ağzı, Senoz Hemşin Türkçe Ağzı var ; üstelik köyden köye vurgu veya tonlama farklılığı var.. Şimdi dünya değişiyor, İst. Türkçesi hakim tamam ki bu dilde anlaşmamız da bir sorun yok...
O zaman ana dil konusunu teorik-evrensel çap yerine yerel olarak dikkate alalım. Ülkemizde ana dil çeşitliliği var ; tabi ki çarşıda, pazarda, kamusal alanda da bir orka dilimiz var..Yoksa halimiz nic olurdu...

Bu meseleler o hale geldi ki birbirimiz ,için Türk, Laz, hemşinli diye ayırarak ifadeler de bulunuyoruz..Heralde amacımız bu değildi...

İnsanlar kayıp giden kültürlerine üzülüyor ve çareler üretmek istiyor. Bunu yaparken ona engel olanlar olabiliyor... Elbette kültürler yaşatılmalı ama insan olmak zaten farklı olmak, çeşitlilik demek bunları korurken ortak noktaları da unutmamak lazım..

Paylaşımlar için teş. ederiz..

Nara
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-02-24 09:42:44
Oylama: +0

puli.53 said:

Sn. Kamil Aksoylu;
öncelikle şunu belirtmeliyim ki yazınızı büyük keyfile okudum,, hatta yazı okur gibi değil sanki bir sohbet ortamında bu anlattıklarınızı dinler gibi okudum.. gerçekten çok akıcı bir uslubunuz ve güzel bir anlatım tarzınız var..

Ancak bir konuda eleştiride bulunmadan geçemeyeceğim.. 6-7 yaşlarında ve Türkçe bildiği kelime sayısı 3-5'i geçmeyen bir Laz çocuğu için ilkokula başlar başlamaz Türkçeyle karşı karşıya kalmak gerçekten de bir travma olabilir ki dediğiniz gibi o çocukların çok büyük bir kısmı konuştukları dilin Lazca okuldaki dilinse Türkçe olduğunun bile farkında değillerdi... Hatta bırakın sadece Laz çocuklarını Rize'nin Laz olmayan halkından bir çocuk için bile ilk okula başlamak büyük bir travmaydı bence, evde konuşulşan Türkçeyle "İstanbul Türkçesi" dedikleri Türkçe'nin farkını düşünecek olursak... Ama sormak istiyorum size ne yapılabilirdi sizin çocukluk zamanlarınızda, ya da şimdi? Anadil eğitimi olabilitesi yüksek bir şey, hatta olması gereken birşey.. Ama "anadilde eğitim" nasıl sağlanabilir sizce? Türkiye'de kaç farklı etnik halk yaşıyor ve bunların konuştuğu kaç farklı dil var hiç düşündünüz mü?

Bütün Türkiye'yi bir kenara bırakalım ve mesela Rize'nin Pazar ilçesini ele alalım.. Pazar'da hem Türkler, hem Lazlar hem de Hemşinliler bir arada yaşıyor.. Sizin bahsettiğiniz "anadilde eğitimin" olması, olabilmesi için Pazardaki X bir ilköğretim okulunda Türk çocukları için ayrı, Laz çocukları için ayrı ve Hemşinli çocuklar için ayrı birer sınıf açılmalı ki böyle bir durum asla ve asla kabul edilebilir olamaz.. Meydanlarda "Yaşasın halkların kardeşliği" diye bağırırken nasıl olur da daha 6-7 yaşında çocukların ilk okula "birbirlerinden farklı olduklarını düşünerek başlamasına" razı olabilirsiniz, ya da olabilir misiniz? Umuyorum ki sizin "anadilde eğitimden" kastınız böyle bir şey değildir...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-02-04 10:50:31
Oylama: +0

Kamil Aksoylu said:

Değerli okuyucular,
Her şeyden önce bir konuda anlaşmamız gerekir. Bizim yapmak istediğimiz şey sınıfsal mücadele etmek değil, olsa olsa kendi dilimize ve kültürümüze sahip çıkmaktır. Hem burası bir sınıfsal mücadele platformu değil.

Türkiye'de birinci sınıf-ikinci sınıf vatandaş yoktur, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı vardır ve bize göre hepsi birinci sınıftır. Laz olmanın utanılacak ve çekinilecek bir yanı olmadığı gibi, övünülecek bir yanı da yoktur. Herkes kendi etnik kökeni ile övünürse bunun ne anlamı olur ki?

 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-28 21:06:57
Oylama: +0

Morçi said:

Benim anadilim TÜRKÇE önce Türküm sonra LAZ'ım önce türkçe sonra lazca...

laz lığımla gurur duyuyorum laz lar bu ülkenin birinci sınıf vatandaşları lazca konusunda trt nin yaptığı haksızlık tabiki ama niye birinci sınıf vatandaşken azınlık tabanına girecezde avrupa birliğinde ikinci sınıf vatandaş mumamelesi görelim anlamıyorum...

tekrar ediyorum biz bu ülkenin birinci sınıf vatandaşlarıyız ve kimsede bunu değiştiremez...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-28 11:45:48
Oylama: +0

nara said:

Merhaba. Evrensel hak bakımından söyledikleriniz doğru. Yalnız devlete pozitif bir yük getirmesi tartışılabilir. Burda bile İst. türkçesi ile anlaştığımıza ve ülkemizde her evin içinde ayrı bir ana-baba-amca dil olduğuna göre devlet dediğiniz kurum bunları nasıl öğretecek. O zaman şunu tartışalım. Devlet alacağı önlemlerle bunun önüne geçmesi lazım. Yani ana dillerin yaşnamasını sağlaması lazım.
O zaman ben de Rize Türkçe Hemşin Anadilinin her köyüyle otantik olarak yaşanması taleplerimi burdan ilan ediyorum. Ve bunun nasıl sağlanacağı konusunda sizden samimi cevaplar bekliyorum...

Selamla..

nara
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-23 17:43:32
Oylama: +0

Kamil Aksoylu said:

Sayın Purmoli

Eleştiri ve özeleştiriye sonuna kadar açık biri olarak yorumlarınıza teşekkür ederim. Zaman ayırarak okuyup yorum yaptınız. Benim zaman kaybım bana göre önemli olmasa da okuyucunun zaman kaybı için üzgün olduğumu söyleyebilirim. Ama asıl önemli olan sırf polemik yaratmak için yazılan bir yazıya cevap vermek benim için gerçekten bir zaman kaybı olmasının ötesinde, daha da önemlisi okuyucuya polemikle zaman kaybettirmektir. Eğer polemik istiyorsanız yapabileceğiniz yerler fazlasıyla var, oralara gidiniz, bu alan size uygun değil.

İlgili yazımda üç önemli ana başlığa değindim. Bunu anlayamadığınız ortada ama başkaları da anlayamamış olabilir diye yineleyeyim.

1-Bir yandan baskıcı ve inkarcı zihniyetin bölücülük fobisi oluşturarak anadili yok sayarken, diğer yandan hak ve hukuk kavramından yoksun, taleplerinin bilincinde olmayan slogan varı ve dik başlı yöntemlerle anadil eğitimi istiyoruz diyen bir kesimin öne çıkma isteği.
2-TRT’nin mevcut koşullarında Lazca yayın talebi kabul edilse de bu koşullarda yapılan yayınların bir dilin ifade edilmesinde yetersiz olduğu. Ve dahası Lazcanın buna hazır altyapısı olmadığı.
3-Anadil eğitimini almakla anadilde eğitimin farklı olduğu ve kısaca önemli olanın anadili eğitim ve öğretim müfredatına alabilmek olduğu.

Yorumunuza gelirsek, sapla samanla uğraşacağınıza biraz da eğitim, öğretim ve öğrenim nedir ile uğraşırsanız hem değerli zamanınızı da boşa heba etmezsiniz hem de kavram karmaşasından kurtulursunuz. Anadil eğitimini almak ayrı bir şeydir, anadilde eğitim almak ayrı bir şeydir. “Yabancı dil eğitimi verilir gibi..” deyip benim söylediklerimi bana tekrar edip görüşlerime karşı çıkma yanılgısına düşmek, zaman kaybetmenin yanında ayrıca hiç de etik değildir. Biz sorunun çözümüne kısaca “anadilin eğitim ve öğretim müfredatına alınması” dedik.

Elbette ki görüşlerim eleştirilebilir ve ben de yanlışlarımı sahiplenip her zaman arkasında olurum. Ama yapıcı bir üslupla ve yanlışın ne olduğunu ortaya koyarak. İşte bu yazıya yapılan ilk yorum 15 yıldır Lazcayla uğraşan birinindir. Ve bu kişi bütün yazılarını Lazca yazar. Bütün makaleleri Lazcadır. Şu an Lazcayı en iyi kullanabilen beş-on kişiden biridir. Ve yorumunda sorunla ilgili örnek de vermiş.

Ayrıca saygısızlık yaptığımı söylediğiniz Lazca çalışmalar yapıp eserler ortaya koyan o kişilerle 15 yıldır birlikteyiz karınca kararınca çalışmalarına katkılarımız olmuştur ve halen katkılarımız ve ilişkilerimiz sürmektedir. Sizin bu çevreye uzak olduğunuz anlaşılmaktadır. Lazcayı konuşabiliyorsunuz mutlaka ama unutmayın ki Lazca konuşabilmekle Lazcayı bilmek ayrı bir şeydir. Bu alanda ortaya çıkıp da benim saygısızlık yaptığımı söyleyecek bir kişi dahi yoktur. Eğer böyle bir şey varsa özür dilemek boynumun borcu olur. Konunun bilincinde olmadan bu yakıştırmaları yapmak ancak sanal isimlerle olur. Buyurun gerçek isminizle istediğiniz eseri ve istediğiniz konuyu tartışalım. Anadilde eğitim ve yayın da dahil. Tabi önce bu cesarete sahip olacağınız birikiminiz varsa. Eğer yoksa buyurun sanalda havanda su dövmeye siz devam edin.

Bu bağlamda tanınmayan ve kendini tanıtmayan sanal eleştiri ve yorumlara yanıt verilmeyecektir.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-16 11:10:48
Oylama: +0

Purmoli said:

Sayın Aksoylu,

"Yazılı bir dil olmayan Lazca..." diyorsunuz. Belki on-onbes sene once yazılı bir dil degildi. Ancak, bu gun ortada onca Lazca yazılmis calisma varken; siir kitaplari, masal kitapları, gramer ve sozlukler, ve web siteleri, bunu soylemek bu kitapların yazarlarına saygısızlık degil mi? Hayatlarının onemli bir bolumunu Lazcayı yazılı bir dil haline getirmeye calisan ve buyuk olcude bunu basarmıs olan insanlara, ve onemli eserler kazanmıs olan dilimize bir hakarettir bu kanımca. Ayrıca, Lazcanın yazılı metin haline dokulmesi o kadar da yeni degildir. Arnold Çikobava'nın 1936'da yayınlanan kitabında Hopa ve Cxala dialeklerinden olusan bir cok Lazca masal yer almaktaydı. Sizce, bir dil icin "yazılı bir dildir" denebilmesi icin ne olması gerekiyor? Eger, ilk yazılı hale geldiginden beri uzerinden 100 sene kadar gecmesi gerekiyorsa, o zaman Lazca bu unvanı kazanmıs olmalı.

Lazca egitim konusunda soylediklerinize gelince... Bu konuda sap ile samanı karıstırıyor gibisiniz. Anadilde ogretim baska, anadil egitiminin verilmesi baska. Okullarda tum derslerin anadilde verilmesi soz konusu olmasa da, yabancı dil egitimi verilir gibi anadilde egitim verilebilir. Bu uygulama, birkac anadile sahip olan Avrupa ulkelerinde vardır. Ogrenciler tum dersleri resmi dilde goruyor, ama kendi anadillerini de hafta 2 kez ders olarak alabiliyorlar. Yoksa, sırf Lazca yada Kurtce egitim veren bir okula insanların cocuklarını yollamayacagı acık, zira artık gucu olan sırf Turkce egitim veren okullara dahi gondermiyor. Bu hicbir derin analiz tasimayan konuyu kose yazisi olarak, alakasız orneklerle sunmanız yazan ve okuyan icin zaman kaybı oldu.

Saygılarımla.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-15 13:34:04
Oylama: +0

tanora said:

Sayın AKSOYLU
Anadilde Eğitim üzerine yazmış olduğun yazını okudum, düşüncelerine katılmamak mümkün değil.
Çok doğru ve konunun özüne inip yazmışsın. Gerçekten Anadilde Eğitim Lazca için şu anda olması çok zor bir konu. Çünkü Lazcanın küçük bir coğrafyadaki dil farklılığı var. Bana göre tam oturtulmamış, herkesin tam anlıyabileceği gibi bir alfabesinin düzenlenmesi gerekir.Gramer çalışmalarının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır, bu çalışmaların uzman kişilerce üzerinde durulup yapılması sağanmalıdır.
Benim düşüncem, Lazcanın eğitim verilebilecek durume getirilmesi için herkesin kolayca anlayabileceği bir Lazca üzerinde bu işlerle uğraşanlarca, çalışmalar yapılması gereklidir.
Örneğin; Lazca konuşmak kelimesi "op'aramitu" "osinapu" "oğarğalu""oragadu" şeklinde söylenmektedir.
Bu kelimenin en uygun olanınını bulup çıkartmalı , yazılı bir dil haline getirilip Lazca öğretileceklere böyle öğrenmesini sağlamak gerekir.
Eğer böyle bir çalışma yapılmazsa ileride Anadilde eğitim yapılabilmesi için hangi yörenin Lazcası, öğreti Lazcası olarak kullanılacak işte en zor konuda budur.
Bunun için köklü bir eğitim ve öğretim sağlanması için bu konunun üzerinde durulması gerekir.
Çalışmalarında başarilar.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-08 20:31:00
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:17 | Lazebura©

article thumbnail 28 Kasım Cuma akşamı saat 18:00'de ODTÜ Mimarlık Amfisi'nde Karadeniz, Enerji Politikaları, Hidro Elektrik Santraller ve Çevre Konulu Panel ve ardından Birol Topaloğlu'nun...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

KÜLTÜR HAREKETİ ... NASIL YAPMALI ?!. - ...
Son derece hassas konuları büyük bir duyarlılık ve titizlik çabasıyla dile getiren İsmail Gn..
Lazuri Nenaçkina (Lazca Dilbilgisi)
lazca şiir var mı ya bu sitede acele lazım
Lazlar'ın Siyasal eğilimine bir Bakış
cevap yazmakta bir hayli gecikmiş olsam da yazıma yönelik yapılmış olan eleştiriyi cevaplama ...
Megrelo Lazlar ve Gürcüler
saol abı ıyıkı bole bır kaynagı bızle paylastı bunu hep yap skudasen lazurı nena vağurase...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


şüyimşine

Laxeri

Lazowic_53

FENERLİYİM53

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

8 Misafir ve 4 Üye Online
Generated in 1.13910 Seconds
Generated in 1.14234900475 Seconds