| |
| |
puli.53
said:
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Sn. Kamil Aksoylu; öncelikle şunu belirtmeliyim ki yazınızı büyük keyfile okudum,, hatta yazı okur gibi değil sanki bir sohbet ortamında bu anlattıklarınızı dinler gibi okudum.. gerçekten çok akıcı bir uslubunuz ve güzel bir anlatım tarzınız var.. Ancak bir konuda eleştiride bulunmadan geçemeyeceğim.. 6-7 yaşlarında ve Türkçe bildiği kelime sayısı 3-5'i geçmeyen bir Laz çocuğu için ilkokula başlar başlamaz Türkçeyle karşı karşıya kalmak gerçekten de bir travma olabilir ki dediğiniz gibi o çocukların çok büyük bir kısmı konuştukları dilin Lazca okuldaki dilinse Türkçe olduğunun bile farkında değillerdi... Hatta bırakın sadece Laz çocuklarını Rize'nin Laz olmayan halkından bir çocuk için bile ilk okula başlamak büyük bir travmaydı bence, evde konuşulşan Türkçeyle "İstanbul Türkçesi" dedikleri Türkçe'nin farkını düşünecek olursak... Ama sormak istiyorum size ne yapılabilirdi sizin çocukluk zamanlarınızda, ya da şimdi? Anadil eğitimi olabilitesi yüksek bir şey, hatta olması gereken birşey.. Ama "anadilde eğitim" nasıl sağlanabilir sizce? Türkiye'de kaç farklı etnik halk yaşıyor ve bunların konuştuğu kaç farklı dil var hiç düşündünüz mü? Bütün Türkiye'yi bir kenara bırakalım ve mesela Rize'nin Pazar ilçesini ele alalım.. Pazar'da hem Türkler, hem Lazlar hem de Hemşinliler bir arada yaşıyor.. Sizin bahsettiğiniz "anadilde eğitimin" olması, olabilmesi için Pazardaki X bir ilköğretim okulunda Türk çocukları için ayrı, Laz çocukları için ayrı ve Hemşinli çocuklar için ayrı birer sınıf açılmalı ki böyle bir durum asla ve asla kabul edilebilir olamaz.. Meydanlarda "Yaşasın halkların kardeşliği" diye bağırırken nasıl olur da daha 6-7 yaşında çocukların ilk okula "birbirlerinden farklı olduklarını düşünerek başlamasına" razı olabilirsiniz, ya da olabilir misiniz? Umuyorum ki sizin "anadilde eğitimden" kastınız böyle bir şey değildir... |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Değerli okuyucular, Her şeyden önce bir konuda anlaşmamız gerekir. Bizim yapmak istediğimiz şey sınıfsal mücadele etmek değil, olsa olsa kendi dilimize ve kültürümüze sahip çıkmaktır. Hem burası bir sınıfsal mücadele platformu değil. Türkiye'de birinci sınıf-ikinci sınıf vatandaş yoktur, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı vardır ve bize göre hepsi birinci sınıftır. Laz olmanın utanılacak ve çekinilecek bir yanı olmadığı gibi, övünülecek bir yanı da yoktur. Herkes kendi etnik kökeni ile övünürse bunun ne anlamı olur ki? |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Benim anadilim TÜRKÇE önce Türküm sonra LAZ'ım önce türkçe sonra lazca... laz lığımla gurur duyuyorum laz lar bu ülkenin birinci sınıf vatandaşları lazca konusunda trt nin yaptığı haksızlık tabiki ama niye birinci sınıf vatandaşken azınlık tabanına girecezde avrupa birliğinde ikinci sınıf vatandaş mumamelesi görelim anlamıyorum... tekrar ediyorum biz bu ülkenin birinci sınıf vatandaşlarıyız ve kimsede bunu değiştiremez... |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Merhaba. Evrensel hak bakımından söyledikleriniz doğru. Yalnız devlete pozitif bir yük getirmesi tartışılabilir. Burda bile İst. türkçesi ile anlaştığımıza ve ülkemizde her evin içinde ayrı bir ana-baba-amca dil olduğuna göre devlet dediğiniz kurum bunları nasıl öğretecek. O zaman şunu tartışalım. Devlet alacağı önlemlerle bunun önüne geçmesi lazım. Yani ana dillerin yaşnamasını sağlaması lazım. O zaman ben de Rize Türkçe Hemşin Anadilinin her köyüyle otantik olarak yaşanması taleplerimi burdan ilan ediyorum. Ve bunun nasıl sağlanacağı konusunda sizden samimi cevaplar bekliyorum... Selamla.. nara |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Sayın Purmoli Eleştiri ve özeleştiriye sonuna kadar açık biri olarak yorumlarınıza teşekkür ederim. Zaman ayırarak okuyup yorum yaptınız. Benim zaman kaybım bana göre önemli olmasa da okuyucunun zaman kaybı için üzgün olduğumu söyleyebilirim. Ama asıl önemli olan sırf polemik yaratmak için yazılan bir yazıya cevap vermek benim için gerçekten bir zaman kaybı olmasının ötesinde, daha da önemlisi okuyucuya polemikle zaman kaybettirmektir. Eğer polemik istiyorsanız yapabileceğiniz yerler fazlasıyla var, oralara gidiniz, bu alan size uygun değil. İlgili yazımda üç önemli ana başlığa değindim. Bunu anlayamadığınız ortada ama başkaları da anlayamamış olabilir diye yineleyeyim. 1-Bir yandan baskıcı ve inkarcı zihniyetin bölücülük fobisi oluşturarak anadili yok sayarken, diğer yandan hak ve hukuk kavramından yoksun, taleplerinin bilincinde olmayan slogan varı ve dik başlı yöntemlerle anadil eğitimi istiyoruz diyen bir kesimin öne çıkma isteği. 2-TRT’nin mevcut koşullarında Lazca yayın talebi kabul edilse de bu koşullarda yapılan yayınların bir dilin ifade edilmesinde yetersiz olduğu. Ve dahası Lazcanın buna hazır altyapısı olmadığı. 3-Anadil eğitimini almakla anadilde eğitimin farklı olduğu ve kısaca önemli olanın anadili eğitim ve öğretim müfredatına alabilmek olduğu. Yorumunuza gelirsek, sapla samanla uğraşacağınıza biraz da eğitim, öğretim ve öğrenim nedir ile uğraşırsanız hem değerli zamanınızı da boşa heba etmezsiniz hem de kavram karmaşasından kurtulursunuz. Anadil eğitimini almak ayrı bir şeydir, anadilde eğitim almak ayrı bir şeydir. “Yabancı dil eğitimi verilir gibi..” deyip benim söylediklerimi bana tekrar edip görüşlerime karşı çıkma yanılgısına düşmek, zaman kaybetmenin yanında ayrıca hiç de etik değildir. Biz sorunun çözümüne kısaca “anadilin eğitim ve öğretim müfredatına alınması” dedik. Elbette ki görüşlerim eleştirilebilir ve ben de yanlışlarımı sahiplenip her zaman arkasında olurum. Ama yapıcı bir üslupla ve yanlışın ne olduğunu ortaya koyarak. İşte bu yazıya yapılan ilk yorum 15 yıldır Lazcayla uğraşan birinindir. Ve bu kişi bütün yazılarını Lazca yazar. Bütün makaleleri Lazcadır. Şu an Lazcayı en iyi kullanabilen beş-on kişiden biridir. Ve yorumunda sorunla ilgili örnek de vermiş. Ayrıca saygısızlık yaptığımı söylediğiniz Lazca çalışmalar yapıp eserler ortaya koyan o kişilerle 15 yıldır birlikteyiz karınca kararınca çalışmalarına katkılarımız olmuştur ve halen katkılarımız ve ilişkilerimiz sürmektedir. Sizin bu çevreye uzak olduğunuz anlaşılmaktadır. Lazcayı konuşabiliyorsunuz mutlaka ama unutmayın ki Lazca konuşabilmekle Lazcayı bilmek ayrı bir şeydir. Bu alanda ortaya çıkıp da benim saygısızlık yaptığımı söyleyecek bir kişi dahi yoktur. Eğer böyle bir şey varsa özür dilemek boynumun borcu olur. Konunun bilincinde olmadan bu yakıştırmaları yapmak ancak sanal isimlerle olur. Buyurun gerçek isminizle istediğiniz eseri ve istediğiniz konuyu tartışalım. Anadilde eğitim ve yayın da dahil. Tabi önce bu cesarete sahip olacağınız birikiminiz varsa. Eğer yoksa buyurun sanalda havanda su dövmeye siz devam edin. Bu bağlamda tanınmayan ve kendini tanıtmayan sanal eleştiri ve yorumlara yanıt verilmeyecektir. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Sayın Aksoylu, "Yazılı bir dil olmayan Lazca..." diyorsunuz. Belki on-onbes sene once yazılı bir dil degildi. Ancak, bu gun ortada onca Lazca yazılmis calisma varken; siir kitaplari, masal kitapları, gramer ve sozlukler, ve web siteleri, bunu soylemek bu kitapların yazarlarına saygısızlık degil mi? Hayatlarının onemli bir bolumunu Lazcayı yazılı bir dil haline getirmeye calisan ve buyuk olcude bunu basarmıs olan insanlara, ve onemli eserler kazanmıs olan dilimize bir hakarettir bu kanımca. Ayrıca, Lazcanın yazılı metin haline dokulmesi o kadar da yeni degildir. Arnold Çikobava'nın 1936'da yayınlanan kitabında Hopa ve Cxala dialeklerinden olusan bir cok Lazca masal yer almaktaydı. Sizce, bir dil icin "yazılı bir dildir" denebilmesi icin ne olması gerekiyor? Eger, ilk yazılı hale geldiginden beri uzerinden 100 sene kadar gecmesi gerekiyorsa, o zaman Lazca bu unvanı kazanmıs olmalı. Lazca egitim konusunda soylediklerinize gelince... Bu konuda sap ile samanı karıstırıyor gibisiniz. Anadilde ogretim baska, anadil egitiminin verilmesi baska. Okullarda tum derslerin anadilde verilmesi soz konusu olmasa da, yabancı dil egitimi verilir gibi anadilde egitim verilebilir. Bu uygulama, birkac anadile sahip olan Avrupa ulkelerinde vardır. Ogrenciler tum dersleri resmi dilde goruyor, ama kendi anadillerini de hafta 2 kez ders olarak alabiliyorlar. Yoksa, sırf Lazca yada Kurtce egitim veren bir okula insanların cocuklarını yollamayacagı acık, zira artık gucu olan sırf Turkce egitim veren okullara dahi gondermiyor. Bu hicbir derin analiz tasimayan konuyu kose yazisi olarak, alakasız orneklerle sunmanız yazan ve okuyan icin zaman kaybı oldu. Saygılarımla. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Sayın AKSOYLU Anadilde Eğitim üzerine yazmış olduğun yazını okudum, düşüncelerine katılmamak mümkün değil. Çok doğru ve konunun özüne inip yazmışsın. Gerçekten Anadilde Eğitim Lazca için şu anda olması çok zor bir konu. Çünkü Lazcanın küçük bir coğrafyadaki dil farklılığı var. Bana göre tam oturtulmamış, herkesin tam anlıyabileceği gibi bir alfabesinin düzenlenmesi gerekir.Gramer çalışmalarının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır, bu çalışmaların uzman kişilerce üzerinde durulup yapılması sağanmalıdır. Benim düşüncem, Lazcanın eğitim verilebilecek durume getirilmesi için herkesin kolayca anlayabileceği bir Lazca üzerinde bu işlerle uğraşanlarca, çalışmalar yapılması gereklidir. Örneğin; Lazca konuşmak kelimesi "op'aramitu" "osinapu" "oğarğalu""oragadu" şeklinde söylenmektedir. Bu kelimenin en uygun olanınını bulup çıkartmalı , yazılı bir dil haline getirilip Lazca öğretileceklere böyle öğrenmesini sağlamak gerekir. Eğer böyle bir çalışma yapılmazsa ileride Anadilde eğitim yapılabilmesi için hangi yörenin Lazcası, öğreti Lazcası olarak kullanılacak işte en zor konuda budur. Bunun için köklü bir eğitim ve öğretim sağlanması için bu konunun üzerinde durulması gerekir. Çalışmalarında başarilar. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
|
|
| Mircan OUTIM | |
|---|---|
|
|
|
© 2009 Lazebura | Nenaskani - Lazlarin Internetteki Sesi, Lazca ve Lazlar
|