(Mini-MP3-Player v2.2 (c) Ute Jacobi - unregistered version - Only Free for NonCommercial Website)
Tutarchela: Genç Kızlar Müzik Topluluğu
Cengiz Kibaroğlu
02.01.2007 I 18:28
Tutarchela
Kadınlar Korosu Tutarchela, 2004 yılında Tamar Buadze öncülüğünde Rustavide kuruldu. Koro, 13 kişiden oluşuyor. Korodaki bayanların çoğu Tiblis Müzik Konservatuarindan mezun. Grup Avrupanın çeşitli yöresinden ve özellikle Gücistandaki çeşitli klasik halk şarkılarını seslendiriyor.
Grup kısa sure içerisinde bir çok değerli parçayı kendi repertuarlarina kattı ve başarılı şekilde seslendirdi-seslendiriyor. Grubun Kadın korusu olması özelliği çalışmalarınayansımış gibi... Seslendirdikleri şarkıların çoğu Gürcü ve Megrel müziğinde erkekler tarafından seslendiriliyor. Tutachela bu anlamda ülkedeki erkek sanatçılara karşı alternatif ve cesur şekilde çıkış yapan tek kadın grubu olma özelliğini taşıyor.
Şarkıların yüksek karakterde çok sesli söylenmesini gerektirmesi, ilk bakışta bu tür şarkıların kadınlar tarafından söylenemeyeceği imajini veriyor, ancak Grubu dinledikçe bunun böyle olmadiği açık şekilde ortaya çıkıyor. Bir Kadın grubu olarak bu tarz müziği oldukça iyi seslendirdiklerini söylenebilir.
Çoğu zaman iarkı içinde çeşitli bölümler çok sesli şekilde seslendiriyor, bu da şarkının formunu yitirmeden ama güçlü tonlarda seslendirilmesi demek. Bu tür şarkıların seslendirilmesinde güçlü bir performasin ( erkek sesi) ve duygu yoğunluğu gerektiriyor.
Geleneksel Lazca şarkıların seslendirilmesinde ve aranjmanında Tamar Buadze çabalari önemli bir rol oynamış. Kendisi aynı zamanda grubun kurucusu..
Lazeti, daha önce Gürcistana ait olan ama su an Türkiye kısmında yer alan bir bölge. Lazeti bölgesindeki unutulmaya başlanan şarkılara sahip çıkılması derlenmesi ve bu şekilde güçlü bir performansla sunulması, dünya müziğine ve hatta laz müziğine de bir kazanımdır.
Müziklerinde bu bölgeye ait karakteristik özellikler taşırken aynı zamanda klasik Yöre muziğini çok sesli yorumlamaları müziklerine ayni bir tat katıyor. Onları dinlerken insan ayrı bir keyif alıyor. Çalışmaları Türkiyede yapılanlazca müzik ile karşılaştırıldığında tamamen farklı, ancak ezgiler ve işlenen duygu yoğunlugu, ritm ifadeler aynı geleneksel forma aynı derinlikte izleri taşıyor. Bu anlamda Tutarchela türkiyedeki Lazlara çok yabanci gelecek bir ses değil..
Alışılmışın dışında lazca müziği bu şekilde dinlemek ayrı bir keyif… Müziğin kendi içinde barındırdiği ezgiler, yöresel izleri taşırken yorumlar ve aranjmanlar batı formlarında klasik çok sesli tarzda kaçmış, iyi de olmuş..
İlk albumleri Grubun kurulmasından 5 ay sonra çıkmış. Albüm, Gürcistanin çeşitli bölgelerinden derlenmiş 23 parçadan oluşuyor.
Çalışmaları, sadece Gürcistandaki bestecilerin ve halk müziği örneklerinden oluşmuyor, çalışmalarında ayrıca çok sesli müziğin ana formlarını daiçinde barındıryor, Mozart, Pergolezy ve Brahms gibi klasik müziğin ana yapısından yararlanılmış ve uygun şekilde işlenmiş..
Tutarchela Gürcistan`da bir çok muzik festivaline katıldı ve ödüller aldı. Grup, 2004 Mayıs ayında Cuklturis Dgeebi festivalinde 4 ayrı dalda ödül aldı. En iyi Esemble, En iyi yorum, En iyi performans ve en iyi şarkı aranjumani
Haziran 2004 de Tiblis Etnografya müzisinin düzenlediği Art Geni ( Sanat Dahileri) festivalinede katıldı. Bu festivalin ulusal tv yayınlanması, Grubun geniş kitleler tarafindan tanınmasını ve sevilmesini sağlamış.
Grubun elemanlarinin hemen hepsi geleneksel gürcü müziğine aitolan panduri, chonguri, doligibi etrumanlari çalabiliyor. Grup üyeleri içinde barındırdıkları geniş repertuarlari ve klasik müziği geleneksel müzikle birleştirmedeki ustalıkları ile dikkat çekiyor.
Tutarchela Kadınlar Korosu, tamar buadze (sanat yönetmeni, grubun kurucusu), jana kokaia , nato gagloeva, xatuna kasradze , tea chakvetadze , mariam arveladze , dali dabrundashvili , lela chincharadze , tamar mosieva , nino jeladze , nana shanidze , xatuna barbakadze , nino mamagulashvili üyelerinden oluşuyor.
Cengiz Kibaroğlu
Fotoğraflar: Resmi web sitelerınden alınmıştır
ALBÜM HAKKINDA
Tutarchela albümü 2004 yilinda Tibliste kayda alınmış. Albümde gürcistanin çeşitli bölgelerinden 23 şarkı yer alıyor.
müzik eğitimi ciddi bir iştir. neden mi. tutarçela'da yer alan bu insanlar müzik öğrt.ve de toplu çalışma disiplini ve kurallarına saygılılar.bizim ülkemizde akademik eğitimini grup çalışması ile paylaşarak bir şeyleri ortaya koyabilmiş kaç eğitimci vardır dersiniz? eğitim aldığı alan da üretim yapma oranı nedir.?-cevap sıfır..evet. sıfır. ders defterlerini 1 saatlik ders programında yetersiz ilgi ve müfredata yükleyen yüzlerce binlerce ; 5 adet klasik eser çalabilen halk kültürünü hiçe sayan , türküleri müzikalite dışı sistemsiz önyargısı ile aşağılayan müzik eğitimcileri .. osmanlıyı sileceğiz diye batılılaşma uğruna halk kül kültürünü ve değerlerini hiçe sayan bir anlayış ne kadar reeldir. aşıklar bayramı ve halk evlerinin duyarlı atak projeleri ile aşık veysel, nesimi, murat çoban oğlu, aşık talibi gibi şahsiyetler türkülere renk katarak dünyaya sesini duyurmuşlardır. aşık veysel "uzun ince bir yoldayım" türküsü ile çığır açmış ve insanlık tarihine kendi felsefesini kabul ettirmiş bir halk ozanıdır. tezekçi aşağılamaları ile ve de tarihi süzgeçten geçen binlerce yıllık pirsultan abdal ve karacaoğlan 'ın nüktedan sanatını anlamayan dangalaklar hala, kendilerine ait olmayan dil , enstrüman, form, ruh, coğrafya vs. motiflerle burjuva avuntuları ile kendilerini yabancılaştırdıkları gibi bir çok insanı da körleştiriyorlar. şu bir gerçek ki.. dünya bilmem kaç metrekarelik çağdaş avrupâ dan ibaret değildir. bu evren de mezopotamya, hindistan, uzak doğu, arap, anadolu, kafkas vs. bir çok değer li uygarlıklar da vardır..
batı yanlız ca taklittçi ve de sınıfsal bir özentidir. çağdaş batıyı her kes çok iyi biliyor ve görüyor. uyuşturucu batağında metalik, doğaldan uzak, kozmolpolit teknolojik prangalarla çevrili bir yaşam..
bu yüzden tutarçela ve bu tür birliktelikleri kutluyorum..
neden mi. 3 sene önce bu toplulupun provalarını kendi yerlerinde izledim.. çekimlerin yaptım. ve de örnek aldım........
çalıştıkları soğuk ve sağlıksız mekanları gördüm.
bu yüzden el insaf .. diyorum.. çocuklarımıza müzikal anlamda ne öğretiyoruz.. çocuklarımız kemençe, bağlama, zurna,tulum,..yada kabak kemane, sipsi, davul, yada tar , kemança, duduk ....vs. enstrümanları ilgi duymuyor çalmıyor da .. beceremedikleri halde.. ritim gitar çalarak .. sırtlarında gitarlar la sokaklar da cirt atıyor. ya da pek nadir bağlama ve ya kemençeyi sıkıla tıkıla gezdiriyorlar.. kemençe tuluım , bağlama, utanç kaynağımıdır..? kolay çalınabilen bir enstrümanmı dır? yabancılaşma ... evet. çağdaşlaşma adı altında insanlara dayatılan yabancılaşma politikası !! kategorize edilen olguda, köylü çalgısı yada kentli çağdaş insaların çalgısı diye bir saçmalık olamaz.. ensrümanlar tahta parçası ve usta emeğidir.buyüzden sınflandırılarak aşağılanamazlar.. bu saçma lığa izin vermeyelim.. halk çalgıları etnik müziğin temelidir. yaşamın kendisidir.. üzüntünün , coşkunun adresidir... lütfen tiyatro ile geçen kandırmaca rol den istifa edelim.. rol yapmadan .. gerçekçi olalım.. hiç değilse kendimize ve ömrümüzün değerli anlarına saygı duyalım ve rol yapmayı sürü halinde itirazsız kabullenmelerden vazgeçelim.. müzik gönül penceremizdir. her kese açıktır . kendimize ise; dayatılan değil kendi istediğimiz dürüst bir yaşam sağlayalım..
Doğu karadeniz halklarının müzik kültürü açısından anlamlı ve heyecanla karşıladığım bir topluluk. Doğal olarak ilk kez haberdar oluyorum. Cengiz'in yazısında da belirtildiği gibi geleneksel ruhu klasik müzik formlarıyla da buluştuıran ama bunu yaparken gelenekseli zedelemeyen bir çalışma. Gurbu kuranları kutluyorum, bölgemizin kültürüne katkılarından dolayı da teşekkür ediyorum. Ayrıca bizi böylesi bilgilerle zenginleştirdiği için lazeburaya da teşekkürler...