İlk Çağlarda Lazca Yazı Yazdır E-posta
Gubaz Çibarişi   
21.12.2006 I 16:33

Lazların, -genel anlamda Laz- Megrellerin veya Kolhilerin kendi ana dillerinde ilk olarak ne zaman yazdıkları,  ilk çağlarda yazıp yazmadıkları çeşitli araştırmalarda ele alınan konulardandır. Lazların M.Ö. 6-7 yy ve sonrasında Helen kolonizasyonu ile başlayan Laz-Yunan ticari ve kültürel ilişki döneminde Yunanca yazı yazdıkları, Hıristiyanlıkla birlikte dinsel ayinlerde Yunanca  dua ettikleri, hatta Hıristiyanlık öncesinde Paganist inanç döneminde tapınaklarına Yunanca harflerle yazdıkları (örneğin tapınak girişine) biliniyor.

Lazların Kudüs’te kendilerine ait bir kiliselerinin olduğunu, Lazca yazılmış İncillerinin olduğunu da biliyoruz. Alman araştırmacı  Rosen tarafından 1843 te yayınlanmış çalışması Lazca üzerine yapılmış ilk bilimsel çalışmadan biridir (Resim.1). 1864 den 1937-1939 tarihleri arasında Lazca-Megrelce üretilmiş ciddi yazılı eserlerin varlığı ve  okullarda ders olarak okutulduğu  bilinmektedir. Bugüne kadar Lazca’nın milattan önceki dönemlerde yazıldığına dair kesin kanıt oluşturabilecek herhangi bir arkeoloji materyal bulunamadı. Fakat gerek arkeolojik verilerin yorumlanmasından çıkarılan sonuçlar, gerekse aşağıda bahsedilen eski Yunan kaynaklarındaki dolaylı veriler, eski Laz-Megrellerin kendi dillerinde muhtemelen yazdıklarını düşündürüyor.
 thumb_resim-1
Resim.1. Rosen tarafında 1843 te Lazca gramer üzerine yaptığı çalışmasından bir sayfa.
Lazca (Laz-Megrelce/Kolhice), araştırmacılar arasında bazı farklılıklar olmasına rağmen genel kabule göre M.Ö. 2000 lerde ortaya çıktığı düşünülüyor (bkz. Sekil.1). Arkeolojik araştırmalar Kolhi medeniyetinin {josquote}M.Ö. 18-19 yy da ortaya çıkmaya başladığını, M.Ö. 14/13.-11. yüzyıllarda süreç içinde gerçekleşen politik konsolidasyon ile birlikte Kolhi krallığının oluşmaya başladığını göstermektedir. M.Ö. 13-14 yy gecen, bir grup Yunan savaşçısının Kolheti’ye Altın Postu almak için yaptıkları yolculuğu anlatan  Altın Post Efsanesi ve bu yolculuktan önce Prixox’un Kolheti’ye kaçıp Kolhi Kralı Ayete’ye (Aietes) sığınmasını anlatan efsaneler Kolheti’nin bilinen ve yabancıların dikkatini çekecek bir ülke olduğunu göstermektedir.{/josquote} Araştırmacılar daha önce bu efsanelerin eski Yunanlıların fantezi ürünleri olduğu (Truva’da olduğu gibi), Kolheti diye bir ülkenin gerçekte olmadığı düşünüyorlardı. Fakat son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, Altın Post efsanesinin tarihsel gerçeklerden uzak, bir fantezi ülkesine yapılan yolculuk olmadığını gösteriyor.

Yunanlıların Kolhi ülkesinin hakkındaki bilgileri muhtemelen maceracı denizcilerin Karadeniz’e yaptıkları yolculuklara dayanmaktadır. Arkeolojik araştırmalar (Arkeometrik analizler) Karadeniz ile Ege arasından M.Ö. 2000 lerde ticari ilişkinin varlığını  ispatlamaktadır (Korfmann ve diğerleri, 2000). Bunların dışında bazı araştırmacılar, Örneğin Melikisvili, 13 Asur yazıtlarında gecen “Kilchi” ülkesinin Kolhi krallığını olduğunu savunmaktadır  ( Melikisvili, 1960).

thumb_sekil-1
Sekil 1. Güney Kafkas Dil Grubuna ait dillerin tarihsel gelişimleri ve birbirleri ile ola kökensel ilişkilerinin şematik gösterimi.

Eğer M.Ö. 13-14 yy da güçlü bir Kolhi krallığı var idi ise, bu durumda bir krallık merkezinin, bir sarayın olması beklenir. Fakat bugüne kadar Kolhi krallığına ait herhangi bir saray veya bezer mimari yapı ortaya çıkarılamadı. Bazı araştırmacılar, Krallığının çok önemli merkezlerinde birini bugünkü bati Gürcistan’daki Poti şehrinin kıyıya yakın bir yerde olması gerektiğini, şehrin  zamanla Karadeniz suyunun yükselmesi ve Rioni nehrinin taşıdığı alüvyonlar altında kalmış olabileceğini savunmaktadirlar. Bu fikrin en önde gelen savunucusu, Kolhi medeniyet araştırmalarında en yetki kişilerden olan, 3 sene önce vefat eden Otar Lordkipanidze idi.

Kolhilerin daha sonraki dönemlerde, M.Ö. 8-7 yy  güçlü bir krallık kurduklarına dair eldeki veriler çok daha kapsamlı ve sağlamdır. Bu dönemlerde Kolhiler ile komşuları Urartu krallığı arasında kanlı savaşlar yaşanıyordu. Urartu yazıtlarında yer alan Qulah adının Kolhiler olduğunu bugün artık bu alanda araştırma yapanlar tarafında kabul edilmektedir. Lazca’da yer alan bazı kelimelerin Urartuca da bulunması dikkat çekicidir. Bu durum belkide Kolhi-Urartu yakın ilişkiyi göstermektedir. Örneğin Lazca’daki Zuğa kelimesi (tr: deniz) Urartuca’da da mevcut ve ayni anlamda kullanılıyordu. Fakat burada Zuğa kelimesindeki bu benzeşmenin daha önceki dönemlerde (Urartu öncesi) Huriler ile Lazların arasındaki dilsel etkileşimi de gösteriyor olabilir (bildiğimiz gibi Urartuca Hurice dil grubuna dahildir).

M.Ö. 6-7 yy dan sonra Eski Yunanlar, Karadeniz’de yaklaşık 80-100 tane ticaret koloniler kurdular (Tsetskhladze, 1994). Bu dönemden sonra Yunanlılar ile Lazlar çok yakın kültürel iliksiye girdiler. Kolhilerin ilişki içinde olduğu bir diğer güçlü medeniyet Akamenikler dir. Kohlilerin Yunanlılar ile olan ilişkilerinden farklı olarak Akamanikler ile sadece politik düzeyde bir ilişki içinde idiler (Tsetskhladze, 1994).

Kolhilerin kültürel ve/veya Politik ilişki içinde oldukları yukarda belirtilen medeniyetlerin hepsi yazı geleneğine olan toplumlardı. Bu durum, Kolhilerin çok eski dönemlerden beri yazıyı bildikleri anlamına gelir.

Eski Yunan sairi ve bilgini Rodoslu Apollonios (M.Ö. 3. yy), Kolhilerin  elinde atalarından kalan, ülkeyi ziyaret eden yabancılar için Kirbi [1] üzerine yazılmış, ülke sınırını, nehirlerin ve yolların tasvir edildiği haritanın bulunduğunu yazmaktadır. Eski dönemde Kolhice’nin (Laz-Megrelce) varlığına  dolaylı olarak kanıt oluşturabilecek diğer bir veri kuskuşuz ünlü Altın Post Efsanesi hakkında Euhemerist yazarların (Euhemeros’un akabinde ki yazarlar, M.Ö. 3. yy) yaptıkları yorumlardır. Bu yazarlar Altın Post efsanesini mitolojik açıdan değil, mantıksal yaklaşımla ele alıyor, efsaneyi bu şekilde anlamaya, yorumlamaya çalışıyorlardı. Euhemerist’lerin yorumları Kolhi alfabesinin varlığını kabulüne dayanıyordu. Diğer ilginç bir kaynak, anonim bir mitografik  "Traktat"ta (dini risale) yer alan ve Palephat’li Eumerist (M.Ö. 4. yy) ait olduğu kabul edilen Altın Post ile ilgili yorumdur: Yazar şu yorumu yapmaktadır: „Kolhlilerde bulunan Altın Post gerçekte altından bir post değil, içinde altının nasıl elde edildiğinin yazılı olduğu bir kitaptır" Başka bir veri ise, yorumu bir Euhemerist olan Pergamon’lu Charax ( M.Ö. 3-2. yy. ) tarafından nakledilenlere dayanan, ünlü Bizans eski yazı koleksiyoncusu, ayni zamanda yorumcu olan Selanikli Eustaphius’un Dyonisios Periegetes’in Strophe 685 „ Dünyanın tasviri" için yaptığı yorumudur: „Altın Post, parşömen kağıdı üzerine altın yaldız ile yazı yazma yöntemi tasvir edilmişti. Argonotların Kolheti’ye gitmelerini sebebi belki de bu idi" yorumunu yapıyor. Benzer yorumlara daha sonraki döneme ait yazarlar tarafından da tekrarlandı (örneğin Antakyalı Johann, 7. yy la ait tarihçiler, Suidas, 10.yy. ait leksikograflar).

Kolhi’lerin ulaştıkları sosyal-politik gelişme (Krallık ila birlikte toplumsal idare için gereken administratif kurumlar), yazı geleneği olan medeniyetle ile ilişkileri, buna ek olarak eski yunan kaynakları ve bunların yorumlarını beraber değerlendirildiğimizde, Kolhi yazı geleneginin oluşması gereken şartların o dönemde mevcut olduğu görülüyor. Buna rağmen yazı ile bu kadar içi içe yasamış bir kültürün neden kendi dilinde yazmadığı sorusu, veya gerçekten Lazlar M.Ö kendi dillerinde yazmadılar mi sorusuna su anda tatmin edici net bir cevap vermek zor görünüyor. Beklide Rodoslu Apollonios Kolhi’lerin kendi dillerinde yazılı haritaları var derken, doğruyu yazıyordu. Beklide bunalar bugün Otar Lordkipanidze’nin düşündüğü gibi Doğu Karadeniz’de Rioni çamurları altıda gün ışığına çıkarılacağı günü bekliyor.

Açıklama

[1]. Argonotika IV, 279-281. „Kirbi" adi eski yunan literatüründe çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. Bazıları üzerine Drakon ve Solon kanunlarının yazıldığı tas-, bakir-, veya pismiş toprak levhalar olarak kabul edilmektedir. Bazıları ise tas sütunlar olarak kabul etmektedirler. Apollodora göre, eski yunan yazarlarından (M.Ö.2.yy.), her türden doküman ve kanun olarak kabul ediliyordu. Antik yazarların çoğunluğu (Chios’lu Theopompos,Theophast, Apollodor, Suidas) „Kirbi"nin Tanrıça „Kybele"nin din adamları tarafından icat edildiğini kabul ediyorlar.

Kaynakça

Melikishvili, G. A. 1960. Urartskie klinoobraznye nadpisi (Urartian Ciuneiform  Inscripctions). Moscow (in Russian).
Korfmann, M.,Latacz, J.,  Blome, P., Luckhardt, J.,  Brunner, H ve Biegel, G., 2001. Troia Düş ve Gerçek, Homer Kitabevi.

Tsetskhladze, G.R., Colchians, Greeks and Achaemenids in the 7th-5th Centuries BC: a Critical Look, in: Klio 76, 1994, 78-102.



 

 


Yorum (3)add comment

Gubazݞ݀ said:

(yazinin devami)


Bugün kendine Kartveli diyen Gürünlerin tarih sahnesine çıkış tarihleri bellidir. M.Ö. 4 yy. İlk Gürcü Krali Parnavazdir ki onun gürcülüğü de tartışmalıdır. Çünkü bu dönemde Doğu Gürcistan Akamenik lerin egemenliği altındadır. M.Ö 4 yy a kadar Kartilere ait (Gürüclere) ait siyasi herhangi bir kurum, devlet vs. de bilinmiyor.

Doğu Gürcistan sırası ile Erken Transkafkasya Kültürü (M.Ö. 3500-2200), Trialeti Kültürü (M.Ö. 2000-1200). M.Ö. 1200 ile 7-5 yy arası koyu renkli çanak çömleklerle karakterize edilen bir baksa kültür var, ama bunlarım kim olduguna dair herhangi kesin bilgi yok. Fakat bazi yazarlar Trialeti kültür ile Hint-Avrupalıları ilişkilendirir.

Bugüne kadar ciddi bir herhangi araştırmacı da bu kültürleri Gürcüler ile ilişkilendirmedi . Erken Demir cağında Doğu Gürcistan’da Kırmızı renkli mallar ile karakterize edilen bir yeni bir kültürün varlığı gözleniyor. Bazı yazarlar net olmamakla birlikte, bunların Kafkas Albanalar olduğunu belirtiyor-ki Kafkas Albanalar Hint-Avrupa dili konuşan bir halktı. Akabinde ki dönemde bölge Akameniklerin kontrolüne girdi. Doğuda bunlar olurken batıda, Kolheti’de tarihsel gelişim tamamen farklıdır yürüyordu. Kolheti de ne Erken Transkafkasya nede Trialeti Kültürüne rastlanır. M.Ö 19-18 yy dan M.S 4 yy kadar Batıda kesintisiz bir materyal kültür vardı ve bu kültür herkesin bildiği Kolheti kültürüdür.

Bilim diye politik propaganda yapmak, sadece bilim etik ile çelişmez, insanları da aptal yerine koymak tir.

Özet olarak:
Laz-Megrelce Gürcüce’nin lehçesi filan değil, baslı başına bir dil dir.
Kolheti Gürcü (Kortu) medeniyeti değildir.
Kartveli adi Gürüclerin (Kortulerin) adi dır. Megreller-Lazlar, Svanlar Kartveli olarak adlandırılamaz. Bu adlandırmanın politik olduğunu anlamaya, amacının da Laz-Megrelleri, Svanlari Gürcülestirmek olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yok.

Bu konu hakkında ilerde geniş bir şekilde ele alıp, Kartvelistlerin iddialarının neden Gürcü şövenist uydurmalar olduğunu kaynaklara dayanarak göstermeye çalışacağım.

Şimdilik bu kadar
Kaiobate

Gubaz




 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-12-29 18:09:42
Oylama: +1

Gubazݞ݀ said:

İlk Cağlarda Lazca Yazı baslıklı yazımda verdiğim dil sınıflaması (ki bu bana ait sınıflama değildir) sayın Aksoylu’nun düştüğü yoruma yanlış anlaşılmalara izin vermemek için bir iki cümle ile açıklama getirmem gerekiyor.

Kartvelistlerin (Gürcü milliyetçi ideolojiyi savunanların) iddialarını su şekilde özetlemek mümkün:

1-Lazca-Megrelce Gürcüce’nin bir lehçeleridir.
2- Lazca-Megrelce Gürcüce’nin bir lehçesi olduğuna göre onlara göre Laz-Megreller de Gürcüdür .
3- Kolhi medeniyeti Gürcü medeniyetidir.

Bütün bunlardan yola çıkarak Lazlar-Megrelle, Svanlar Kartvelidir, yani Gürcüdür, Kolheti medeniyeti de onlara göre Gürcü medeniyetidir.

Bu iddiaların ne akılla, ne mantıkla, nede bilimsellikle bağdaşır yani yoktur. Temel amacı herkesi gürcüleştirmek tir ve Türkiye’den bildiğimiz Güneş Dil teorisinin gürcü versiyonundan öteye de gitmez.

Benim yazımda belirttiğim grafik ile Kartvelist tezler arasında paralellik kurmak zordur. Çünkü o grafikte Güney Kafkas dil ailesine mensup dillerin, yani Svanca, Laz-Megrelce ve Gürcüce’nin dillerinin ortaya çıkış süreçlerini (lehçeyi değil) gösteriri. Bu dillerin çıkış tarihlerinde bazı değişiklikler olmasına rağmen, bütün ciddi dilbilimci tarafından kabul edilen sınıflamadır.

Pukuradze :”Bütün tarihçiler Laz-Megrel folkloru ve dili ile Gürcü folkloru ve dilini bir bütünün parçaları kabul eder” ve “MÖ 1800 yıllarına kadar Laz-Megrel dili ile bugünkü Gürcistan’ın dili olan Gürcüce aynı ve tek dildi. Bu dilin adı ‘Kartveluri dili’ idi” diyor.

Bütün tarihçilerin Laz-Megrel folkloru ve dili ile Gürcü folklorunu bir kabul eder iddiası safsatadır. Yok böyle bir şey. Ancak Pukuradze gibi Kartvelistler bunu iddia ediyor. Biraz Tarih ile arkeoloji ile ilgilenenleri Kortu, yani Iberya Kültürü ile Kolheti kültürü arasında hiç bir iliksinin olmadığı, ayni sekilde Lazika döneminde de durumun ayni olduğunu bilir. Hıristiyanlığın ilk döneminde, Gürcü analları (tarihsel kaynaklar) bile açıkça Megrellerin Egros tan, Kartlilerin de Kartlos tan türeme olduğunu kabul eder. Bu teolojik açıklama önemli bir noktayı gösterir, o da Kortuler bile (Gürcüler) o dönemde de bu iki toplumun, yani Megreller ile Gürcülerin farklı etnik kökenden olduğunu o dönemdeki toplumun tasavvur dünyasında yer aldığını açıkça gösteriyor. Bu rahatlıkla anlaşılabilir çünkü o dönemde Gürcüler ne siyasi olarak neden kültürel olarak Bati Gürcistani demine edebilecek durumda idiler.

Gelelim su: “MÖ 1800 yıllarına kadar Laz-Megrel dili ile bugünkü Gürcistan’ın dili olan Gürcüce aynı ve tek dildi. Bu dilin adı ‘Kartveluri dili’ idi” iddiasına.

Öncelikle M.Ö.1800 lerde, veya 2000 lere kadar ortak olduğu düşünülen dilin nerde konuşulduğu kesin olarak bilinmiyor, ikincisi bu dili konuşan topluluğun kendilerine ne ad verdikleri, veya komşularının bunlara ne ad verdiklerine dair ortada en ufak bir veri yoktur, çünkü ortada yazılı hiçbir kaynak yok. Değil Gürcistan’da Anadolu’da bile daha yazılı eser yok bu dönemde. Sayın Pukuradze bu dilin adi “Kartveluri idi “ diye kesin ifade kullanınca insan merak ediyor nerden buldu bu bilgiyi acaba?.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-12-29 18:08:40
Oylama: +1

Kamil Aksoylu said:

Yazının bilimsel olmasının yanı sıra, özellikle yorumun bana göre objektif olması birkaç paragraf karalamama neden olmuştur.

Resim 1 de verilen Alman araştırmacı Rosen’nin çalışmasında Lazca’nın Arapça olarak yazılması ve çok yakın sayılabilecek bir geçmişe ait böyle belgelerin bulunabilmesini, çok kıt olan kaynaklarımız açısından umut verici olarak görmekteyim. Şekil 1 de verilen şamanın üzerindeyse biraz durmak isterim.

Laz Dili ve Kültürü ile ilgili Gürcü resmi İdeolojisi bilinmektedir. Kısa ve net olarak söylersek, Laz Dili aslında Gürcüce’dir, Laz Halkı da aslında Gürcü’dür. Bunlar kesin ve net olarak her zaman dile getirilmese de yuvarlanarak söylenenlerin sonucu budur. Bu sonucun kötü olduğunu elbetteki savunmuyoruz. Gürcülerle kardeş halk olmak ve kardeş dili konuşmanın kardeşlikten öte kötü bir yanı yoktur bana göre. Ancak bizim için önemli olan resmi ve ideolojik kaygılar değil, bilgilerin mantıklı ve bilimsel verilerle somutlaşıp gerçeklerin sunulabilmesidir.

Ben bu konularda çok bilgiye sahip olmadığım için nasıl söylemek gerekir de pek kestiremiyorum ama şöyle izah etsem meramımı anlatabilirim herhalde. Bazı Gürcü araştırmacılarının sunduğu verilerin bana mantıklı gelen yönleri vardır. Bunların yukarıda Gubaz Çibarişi tarafından verilen bilgilerle paralel yanlarını görmekteyim. Şekil 1 de verilen şemada bu paralellik gözüme çarpmakta.

Gürcü araştırmacı Prof. Şuşana Pukuradze’nin bir roportajında söylediklerini aktarmak istiyorum.* “Bütün tarihçiler Laz-Megrel folkloru ve dili ile Gürcü folkloru ve dilini bir bütünün parçaları kabul eder” diyor. “MÖ 1800 yıllarına kadar Laz-Megrel dili ile bugünkü Gürcistan’ın dili olan Gürcüce aynı ve tek dildi. Bu dilin adı ‘Kartveluri dili’ idi” diyor. Daha sonra da bilindiği gibi, MÖ 1800 lerde Kartveluri dillerinde bir bölünme olduğunu, önce Svancanın, sonra da Lazca ve Megrelcenin lehçe olarak ayrıldıklarını söylüyor.

Şimdi bu bilgiler Gubazın yazısıyla paralellik taşısa da, gerek Pukuradze, gerekse de başka Gürcü araştırmacılarının sonuç olarak söyledikleri genel Gürcü söylemlerinin dışına çıkmıyor.

Örneğin şekil 1 de “Güney Kafkas Dil Grubu” olarak adlandırılan bu dil grubunu, sözünü ettiğim araştırmacılar “İber-Kafkas Diller Ailesi” bütününde “Kartveluri Dilleri” olarak tanımlıyor. Daha sonrada Kartveluri dillerinin MÖ 18.yy. başlıyan ayrışmalarla Svanuri ve Zanuri iki kol ayrımıyla Kartuli, Megruli ve Lazurinin yol haritaları çiziliyor.

Benim bu kadar uzun anlatımla söylemek istediğim şudur: Öyle yada böyle, çok ayrıntılara girmeden Gürcüce, Lazca-Megrelce ve Svanca aynı annenin çocuklarıdır diyebilir miyiz?

* Çveneburi: Yıl 1998 Sayı 28
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-12-28 13:10:28
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


anibal

hakii

didituti

sidelya

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

10 Misafir ve 3 Üye Online
Powered By PageCache
Generated in 0.20895 Seconds
Generated in 0.284888982773 Seconds