Çalisma Gurubu Lazebura Lazebura Birligi kurulmadan önce uzunca bir çalisma gurubu süreci yasanir.Arbeitskreislazebura Eylül 1984 de Stutgart yakinlarinda Freundenstand da kurulur.Dernekler masasina kayitli olmayan grup o tarihte dört kisiden olusuryordu ve bir dernek statüsünde degildi.Bu çalismaya Etnolog Wolfgang Feuerstein de katilir.Çalisma gurubu Laz alfabesinin gelistirilmesi ve dagitimi görevini önüne koyar. Parpali dizisinde iki çalisma yayinlanir.Biri Alfabe Brösürüdür digeri ise Nananena adli ders kitabidir.Çalisma Gurubu Lazebura 1992 yilina kadar çalismalarini devam ettirir.1990 dan sonra yeni arkadaslar ile tansiriz,çevremiz genisler.Bu dönem çalismalarina damgasini vuran Sayin Feuerstein`nin arsiv ve derleme çalismalaridir.Sözlük çalismasida devam eder ancak hiçbir çalisma sonuçlanmadan bekletilir.Bu dönem Kafkasoloji kongrelerinde W.Freurstein grup adina konusur alfabeyi tanitir.Bir çok kisi ile iliski kurar.
Kaçkar Kültür Çevresi
1992 yilin Mayisinda yaklasik 25 kisinin katildigi bir toplantida Kaçkar Kültür Çevresini olustururuz.Dernek statüsüne kavusulur.Bu dernek yanlizca Lazlarin kurdugu bir dernek degildir,Pontuslu,Hemsinli ve laz katilimcilarin yanisira Alman Dilbilimciler`de vardir.Lazebura Kaçkar Kültür Çevresinin bir alt birimi olarak çalismalarina devam eder.Hemsin çalisma Gurubu bir alt birim olarak olusturulur.Kaçkar Çalisma Gurubu tüm bölgeyi kapsayacak bir çalismayi hedefler.Bu konularda bir çok seminerler ve toplantilar düzenlenir.Lazuri Ambarape adli derginin yanlizca ilk sayisi çikarilabilir.Kaçkar Kültür Çevresi kuskusuz olumlu bir adimdi ancak burada Sayin Feuersteinin belirleyici yapisi ve ben merkezci çalisma tarzi çalismalarin önünde bir engeldi.Ayrica Kaçkar Kültür Çervresi akademik çalismalara yönelik bir grup durumundaydi.Belli bir süre sonra Laz arkadaslarda Lazlara yönelik örgütlenecek bir kurum gerekliligi düsüncesi belirdi.Bir süre insiyatifsiz kaldik.K.K.M içerisindeki çalismalarimiz 1997 ye kadar devam etti.
Lazebura Birligi Kuruluyor.
Ilk toplantilar 1997 de yapilir.Katilim otuz kisi kadardir.27.8.98 de Köln Dernekler masasina kaydedilerek dernek resmîlesir.Lazebura Birligi, yerel derneklerin üye olabilecegi bir çati konumundadir.Yönetim kurulunda üç kisi vardir.Halen dernegin 55 üyesi vardir.Iliskide oldugumuz Laz Ailesi yüz elliye yakindir.Etkinliklerimize 250-300 kisi gelmektedir.Bunun %95`i lazdir.Olagan üye toplantilarinin yanisira bu güne dek kitleye açik kültür gecesi düzenlenmistir.Bir çok yeni Laz Ailesi ile tanistik ,genelde yapilan etkinlikler olumluydu.
Lazebura Birligi`nin Laz Aile`leri açisindan en önemli islevi ,Aile`ler arasinda iletisimin saglanmasidir.Kültürel Tolpantilarda bu alandaki ihtiyaca cevap verme konulari tartisilmaktadir.
Lazebura Birligi ayrica yilda bir kez bülten yayinlamaktadir.Üçüncü Bültenimiz geçtigimiz ayda dostlarimiza ulastirilmistir.
Yurtdisi kosullarinda özellikle üçüncü kusak için kurumumuz önemlidir.Üçünü kusak lazcayi ögrenemeden büyüyor.Almanca Türkçenin yanisira lazcayi ögrenen çok azdir.Yapacagimiz çalismalarla bu yitik kusagi bir parça olsa geri kazanabiliriz.Zira çok kültürlü bir toplumda yasiyoruz, Anadilimizi bulundugumuz her ortamda korumak istiyoruz.
Çok dillilik, çok kültürlü toplumlarda bir sanstir.
Anadolu Halklarinin çok dilliligi bilinen bir gerçektir.Bir çogu Türkçe`den önce ev dillerine indirgenmis azinlik dillerinden konusur.Padagojik olarak iki ayri lisanin ögrenilmesi sorun degildir.Aksine çok dillilik bir kültürel zenginlik ve toplumsal gerçekliktir.
Bu çok kültürlülük Anadolu Halklarinin zenginligidir.
Anadolu topraklarini çicek bahçesine çeviren bu kültürlere inat ayri bir durum sözkonusudur.Türkiyedeki Azinliklar politikasi ve egitim sistemi kültür zenginligi olarak görülmeyen azinlik dillerinin ihmali ile doludur.Milli Birligin! Önünde engel olarak görülen azinlik dillerine hiç bir gelisme olanagi saglamaz.
Türkiyedeki azinlik politikalari yazimizin konusu degildir daha önce Anadilin çocuk üzerindeki etkisi üzerinde duracagim.
Anadil çocuk icin son derece önem tasir.Çocuk dunyayi ilk anadili üzerinden ögrenir,ilk soyutlamayi anadil ile yapar.Anadillerini gelistiremeyen çocuklar belli bir soku yasarlar.Lazlar Kültürlerini ayakta tutmaya çalisan bir halk Almanyadaki lazlarin durumu diger üç dilli ailerinki gibi sorunludur.Almanyada almanca egitim dili olarak ilk sirayi almakta Türkçe ikinci dil olmakta anne ve babalarin anadili Lazca üçüncü dil konumundadir.
Almanyada lazcayi korumak çocuklarin egitiminde yer olmasi mümkün degildir.Iskandinav ülkelerinde kaybolmakta olan dillere egitim sistemi anadili ögrenmek isteyen aile çocuklarina özel ögretmen tutmaktadir.Bu uygulamayi Almanyada görmek mümkün degildir.Aile kendi çabasi ile üçüncü dil durumundaki Lazcayi kendi çocuklarina ögretmeye çalismaktadir.Anadil üzerindeki en dogal haktan yola çikacak olursak burada da Avrupadada pratik bir çözümün olmadigini görürüz.
Burada su sorulara yanit bulmaga çalisiyoruz:
-Laz kültürel zenginligi Almanyada yasayan Laz Ailelerinin çocuklarina nasil aktarilabilir? yazili kaynak olmadigi sürece çogunluk toplumu içerisinde ayakta durmak mümkün mü?
-Göçmenler çalismasi (Almanyada ) çogunluk kültürüne göre yönlendirilirken azinliklara yönelik çalismalar nasil uygulanabilir?
-Özgür örgütlenmeler gönüllü çalisanlari ile bu alanda neler yapilabilir?.
Tüm kaygilarimiz ,tüm ugrasilarimiz gençler için.
Gençlerdeki üç dillilige örnek verelim:
NU:Almanyada Ruhr havzasinda dogar.Evde ilk kez lazca ögrenir.Ayni zamanda komsuluk iliskileri üzerinden Türkçe ögrenir.Yedi yasinda Lazonaya döner ve lazcayi tam anlamiyla ögrenir.Liseyi orada bitirir,Türkçesi gelisir.Liseden sonra tekrar Almanyaya döner Almanca ögrenir.Üç dilide iyi konusmaktadir.
DE:Dört dili bilen çok yetenekli bir genç.Anne babasinin anadili lazca kendisine ögretilmemis.
Örneklerde`de görültügü gibi Almanyadaki Laz çocuklari anadillerini yitiriyorlar.Aile ve egitim sisteminin iyi bir isbirligi sonucu çocuklara üç dil de verilebilir.Egitim dili Almanca komsularinin dili Türkçeden daha çok gelisecektir daha dar çevrenin konustugu Lazca ise unutulacaktir.Bu noktada Lazebura Birligi gibi kurumlarin önemi ortaya çikmaktadir.Yeni bir bilinçle Laz ailelerine yaklasildiginda anadilin önemi vurgulanir.Kurslar yoluyla ,örgütlenmeler yardimiyla çogunluk kültürüne karsi gösterilecek direnç artar.
Almanya`nin Ruhr Havzasinda ne yapilabilir?
Dilimiz Almanyadaki laz aileleri için yok olmakta olan bir dildir bu nedenle dilin özel itinayla korunmasi gerekmektedir.Alman egitim sisteminde Lazca gibi taninmamis bir dilin yeri yoktur.Halk yüksek Okulu Dortmund bir Lazca Kurs için ilgi bile göstermemistir.Yabanci ögrencilerin egitim sorunlari ile ilgilenen RAA Dortmund,· Lazca bizim alanimiza girmez ·diyerek kestirip atmistir.Yanlizca Kültür geceleri konusunda yardimci olmuslardir.( Dietrich Keuning Haus ve AWO Dortmund ) .
Laz Aileleri ve Laz Aydinlari resmî kurumlardan yardim beklemeksizin kendi öz örgütlenmeleri ile faaliyetlerini yürütmelidirler.Lazcanin anadil olarak taninmasinin girisimlerde bulunulmasi gerekmektedir.Iskandinav ülkelerinde oldugu gibi tek çocuga bile kendi anadilini ögrenebilmesi icin özel dersler verilebilme imkaninin saglanmasi gerekmektedir.Lazebura Birliginin kurum olarak dahada genisletilmesi ,islevinin artirilmasi gerekmektedir.Bu noktada Laz ailelerinin destegi saglanmalidir.Yanlizca yapilan etkinliklere katilim degil bizzat çalismalarin içine çekilmelidir.
Seminerler,Paneller,Toplantilar artarak devam etmelidir.Almanyada bir Laz Toplulugunun olusturulmasi hedefimiz olmalidir.Iletisim akrabalik üzerinden degil kurumumuz üzerinden yapilmalidir.
Tüm bu çalismalarda Mjora gibi cevreler ve Türkiyedeki Lazlarin çalismalarini olumlu etkilemekte ve yol açici bir rol oynamaktadir.Laz Dili ve Kültürünü gelecege tasiyabilme ümidiyle.