Arşiv Kultur ve Gelenek Kultur ve Gelenek

LAZONA’DA NUFÜS Yazdır E-posta
Çuta Noxlams   
06.10.2004 I 19:39

Lazlar Güneybatı Kafkasya'nın otokton halklarından biridir. Bu bölgenin coğrafi ve tarihsel uzantısı durumunda olan Karadeniz'in Güney-Doğu bölgesinde yerleşiktirler. En eski yerleşim alanları Çoruh vadisi (Batum) ve civarıdır. Günümüzde Lazlar Rize'nin Pazar (Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Atina), Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı (Vitze) ve Artvin iline bağlı Arhavi (Arkabi/Arxave), Hopa ve Borçka ilçelerinde yaşamaktadırlar.

Tarihsel olarak Laz, Batıda Rumlar (Trabzon civarı), Güneyde (Kaçkar dağlarının eteklerinde Hemşinliler, Güney doğuda (Artvin civarı ve daha doğusu) Gürcüler Lazlara komşu olan halklardır. Ancak Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Rum nüfus mübadele sonucu bölgeden ayrılmıştır.

1877-78 Osmanlı-Rus savaşından dolayı çok sayıda Laz, Batum'dan Marmara bölgesine; İzmit, Sakarya, Adapazarı, Akçakoca, Bolu, Düzce, Yalova, Karamürsel, Sapanca, Balıkesir ve İstanbul gibi şehirlerde göç etmişlerdir. Laz muhacirlerinin Osmanlı topraklarına göç etmelerinin temel nedeni dinsel ortaklıktır. Bu bölgelere yerleşmelerinde kendi tercihlerinin mi yoksa Osmanlı iskan politikalarının mı etkili olduğu araştırılması gereken bir konudur. Ancak coğrafi yapı ve iklim olarak bu bölgeler Laz otokton coğrafya ve iklimine nispeten benzerlik gösterir. Özellikle yerleşim için Karadeniz sahillerinin tercih edildiğini görmekteyiz.
Gürcistan sınırları dahilinde Batum yakınlarındaki bazı köylerde (Sarpi gibi), ve Abhazya'ya doğru sahil bölgelerinde de Laz nüfusu yaşamaktadır. En yoğun oldukları yerleşim Batum ve Sohum çevresidir.

Türkiye'de 70'lerle birlikte başlayan iç göç hareketlerinden kaynaklı olarak yoğun bir Laz nüfus büyük şehirlere hatta tüm Anadolu'ya yayılmıştır. Bu sayı otokton coğrafyada yaşayanların üç katından daha fazladır. Avrupa'da da göçmen işçi statüsünde, eğitim ya da başka amaçlarla yerleşmiş çok sayıda Laz yaşamaktadır.
Nüfus yoğunluğu kıyı kesiminde değil, vadi içlerinde ve dağ yamaçlarında yoğunlaşmıştır. Çünkü sahil kasabalarının bulunduğu çevre bataklıktır. Halk her zaman için bataklıklardan, dolaysıyla sıtmadan uzak dağ yerleşimlerini tercih etmiştir. Ayrıca kıyı yerleşimleri zaman zaman korsanların yağmalamalarına maruz kalmakta ve güvenlik sorunu yaşanmaktaydı.
Lazların nüfus artışını etkileyen ikinci önemli gelişme ise çay tarımına geçilmesidir. Çay tarımının yaygınlaştığı 1960'lardan itibaren bölge nüfusunun büyük bir artış gösterdiği görülmektedir (Tablo 2). Ekonomik refahın artışı ile tıp ve sağlık alanlarındaki görülen gelişmelerde bölge nüfusunun artışına katkıda bulunmuştur.

Öte yandan 1970 sonrası, yaşanan göç hareketleri nüfusla doğru orantılı bir şekilde artış göstermiştir ve göç bugünkü toplumsal yapıyı belirleyen temel nedenler arasına girmiştir.
Türkiye'de ilk resmi nüfus sayımı, Cumhuriyet döneminde, 1927 yılında yapıldı. Fakat elimizde, daha önceleri Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılmış olan sayımlara ilişkin bilgiler de bulunmaktadır. Lazlarla ilgili Osmanlı nüfus sayımlarına dayanan veriler 1520'lerden önceye gitmemektedir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında tutulan defterlerde, kadın-erkek ayrımı yapılmadan sadece hane sayıları verilmekteydi. Bu sayımların en önemli özelliği nüfusun dinlere göre dağılımı göstermesidir.
20. yüzyılın başlarında kıyı nüfusu, vadi içlerine oranla oldukça seyrek ve daha az yoğun iken, 1950'lerden sonra, nüfus artan oranda kasabalarda yoğunlaşmaya başlamıştır. Bunun temel sebebi iç göç hareketleridir. Kıyıdaki küçük yerleşimler birer kasabaya dönüşmüştür. Hatta yüzyılın başında köy görünümünde olan ve idari yapıda adı geçmeyen yerler il olabilecek nüfus yoğunluğu sağlanmıştır.

NÜFUS HAREKETLERİ

Bölgede, en yoğun nüfus hareketi çay sezonunun başlaması ve sezonun tamamlanması dönemlerinde görülür. Büyük kentlerde yaşayanlar yaz başında, çay hasadının başlamasına yakın bir zamanda bölgeye akın ederler. Bu dönemlerde köyler tekrar eski nüfus yoğunluğunu kazanır. Gelenlerin çoğunluğunu kadın ve çocuklar oluşturur. Erkekler bölge dışındaki işlerini devam ettirirler. Bundan dolayı erkeklerin köyde bulunma süreleri ancak tatil süreleri kadar uzun olabilmektedir. Sonbaharda çay sezonunun kapanması ve okulların açılması ile birçok aile yeniden büyük kentlere dönerler.

Ayrıca çay sezonunun bitmesi ile bir iç göç yaşanır. Öğrenim çağında çocuğu olan aileler okulların eğitime başlaması ile ilçe merkezlerine taşınırlar. Kış mevsiminde köyden taşınmanın başka önemli nedenleri de bulunmaktadır. Doğu Karadeniz'de genel olarak halkın büyük bir bölümü köy ile şehir arasında ya da her ikisinde de ikamet etmekte, köylü ve şehirli yaşam biçimini aynı anda sürdürmektedir. Şehirde (İl, ilçe merkezleri) oturanlar, köylü bir aile gibi tarımsal faaliyetlerle uğraşmaktadır.
Birçok araştırmacı, yüzyılın başında, ilkbaharın gelmesi ile yaylalara göçlerin yaşandığını ve sonbaharın gelmesi ile köylere geri dönüldüğünü belirtmektedir. Bölgede çay tarımına geçilmesinden sonra geçmişe oranla yayla göçleri büyük oranda azalmış ve yaylaların büyük bir bölümü terkedilmiştir. Sadece yüksek köylerde yaşayanlar, özellikle yaşlılar, bir gelenek olarak halen ilkbaharda yaylalara çıkıyor ise de bu oldukça az bir nüfusa tekabül eder.

NÜFUS DAĞILIMI

Kanuni Sultan Süleyman devri başlarında, Rize Kasabası dahilinde 29 köyde, toplam 6152 hane bulunmaktaydı. Bu hanelerin 5680'i Hıristiyan, 472'si Müslüman haneden oluşuyordu. buna göre toplam nüfusun % 7.6'sı Müslüman, % 92.4'ü Hıristiyanlardan oluşmaktaydı.
Trabzon Livası'na bağlı Atina Nahiyesi'ndeki 30 köyde ise 3680 hane bulunuyordu. Bu hanelerin 584'ü Müslüman, 3096'sı Hıristiyan'dı. Buna göre Hıristiyan olanlar toplam nüfusun % 84.2'sine denk düşüyordu, Müslüman nüfus ise % 15.8 kadardı.
Arhavi Nahiyesine bağlı Viçe'den (günümüzde Rize iline bağlı Fındıklı ilçesi) Çoruh nehrine kadar olan bölgede 2659 Hıristiyan, 310 Müslüman olmak üzere toplam 2969 bulunmaktaydı. Buna göre nüfusun % 10.4'u Müslümanlardan, % 89.6'sı Hıristiyanlardan oluşuyordu.

Aynı kaynakta (Dipnot 13), Hemşin bölgesinde, 214'ü Müslüman, 457'si Hıristiyan olmak üzere 34 köyde 671 hane bulunduğu belirtilmektedir. Oransal olarak bakıldığında % 31.8 Müslüman, % 69.2 Hıristiyan nüfus olduğu ortaya çıkmaktadır. Hemşin bölgesinde Müslüman nüfusun diğer bölgelere göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

1869 Trabzon Salnamesi'nde Lazistan Sancağı'na bağlı Arhavi'de tamamı Müslüman 6.521 erkek, ve Hopa'da tamamı Müslüman 4.496 erkek nüfus kaydedilmiştir. Ancak 1893 Trabzon Vilayet Salnamesi'ne göre Hopa nüfusu büyük bir artış kaydettiği görülmektedir: Buna göre Hopa'da 14.353 erkek, 15.295 kadın yaşamaktadır. 24 yılda Hopa'nın nüfusu % 300'un üzerinde artış göstermiştir. Bu nüfus artışının nedeni Rusya'nın baskısından dolayı Kafkasya'dan göç edenlerdir.
1872 Trabzon Vilayet Salnamesi, Rize Kazası'nda 6.150'si Müslümanların, 814'i'de Rum Ortodoksların olmak üzere, toplam 6.231 hane bulunduğunu kaydetmektedir. Kazada, 1532'den beri aradan geçen oldukça uzun bir zamana rağmen hane sayısında büyük bir artış olmamıştır. Aslında bu, bölgenin toplam yerleşim alanı ve tarımsal kapasitesinin sınırlı olmasından kaynaklanan bir durumdur. Gerçekten de görüleceği gibi bölge nüfusu ortalama değerini uzun süreler geçse dahi büyük bir artış olmamakta ya da 1970 sonrası olduğu gibi göçle sonuçlanmaktadır.

Diğer yandan Fransız Vilant Cuinet, 1892 yılında, Lazistan Sancağı'nın nüfusuna ilişkin önemli bilgileri vermektedir. Vilant Cuinet'ye Göre 1892'de Lazistan Sancağı'nın toplam nüfusun etnik ve dinsel dağılımı şöyle idi.

Topluluk Adı Lazistan Sancağı (kişi)
Laz Müslüman 138.820
Rum Ortodoks 16.000
Ermeni Gregoryen 5.000
Ermeni Katolik 100
Latin Katolik 40
Yahudi 40
Toplam 160.000
Tablo 2 Vilant Cuinet'ye Göre 1892'de Lazistan Sancağı'nın toplam nüfusun etnik ve dinsel dağılımı.

Tablo 2'ye göre Lazistan Sancağı'nda asıl nüfus Müslüman Lazlardan oluşmaktadır. Rum Ortodoks nüfusun belli bir yoğunlukta olduğu görülmektedir. oluşturmaktadır.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin XX. Yüzyılın başlarındaki nüfus yoğunluğu hakkında 1906 Trabzon Vilayet Salnameleri'nde şu görüşlere yer verilmektedir.

Trabzon ve Lazistan Sancaklarında nazar-ı dikkate değer bir hal var ise o da kesret-i tenasüldür (nüfus yoğunluğu). Bir şehir ve kasabanın herhangi sokağından geçecek ve herhangi bir köye gidecek olursanız irili ufaklı bir sürü çocuğun şuraya buraya koştuklarını görüp şaşkın kalırsınız..

1881 / 1882 – 1893 Osmanlı Nüfus sayımlarında, Rize ve Atina Kazalarının kadın-erkek nüfus ve nüfusun etnik ve dinsel dağılımı:

Topluluk Adı Rize Merkez Kazası Atina Kazası Toplam Genel Toplam
Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek
Müslüman 31.595 41.154 17.246 16.192 48.841 57.346 106.187
Rum Ortodoks 308 333 - - 308 33 641
Ermeni Gregoryen - - 20 22 20 22 42
Toplam 31.903 41.487 17.266 17.266 49.169 57.701 106.870
Tablo 3 1881 / 1882 – 1893 Osmanlı nüfus sayımlarında, Rize ve Atina Kazaları'nın kadın-erkek nüfus ve nüfusun etnik ve dinsel dağılımı.

Tablo 3'te Atina Kazası'nda yaşayan kadın nüfusu erkek nüfusa oranla daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu, erkeklerin gurbetçi olarak dışarıda bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Az sayıdaki erkek ve kadın Ermeni Gregoryen nüfusun muhtemelen ticaret faaliyetlerinden dolayı bölgede bulunduğu izlenimi doğmaktadır.

1901 Trabzon Vilayet Salnamesinde, Rize ve Atina Kazaları'ndaki toplam nüfusun etnik ve dinsel dağılımı şöyleydi:

ToplulukAdı Rize Merkez Kazası Atina Kazası Genel Toplam
Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek
Müslüman 41.417 46.411 19.795 17.743 61.212 64.154
Rum Ortodoks 472 466 - - 472 466
Ermeni Gregoryen - - 10 10 10 10

Toplam 41.898 46.857 19.805 17.753 61.694 64.610
Tablo 4 1901 Trabzon Vilayet Salnamesinde, Rize ve Atina Kazalarındaki toplam nüfusun etnik ve dinsel dağılımı

Gerek 1881 / 1882 – 1893 Osmanlı Nüfus sayımlarında, gerek 1901 Trabzon Vilayet Salnamesi'nde görülebileceği gibi Gayri Müslim nüfus Rize merkez kaza etrafında yoğunlaşmaktadır. Atina Kazası'nda yaşayan gayri Müslim nüfus oldukça azdır. 1872 Trabzon Vilayet Salnamelerine göre Rize merkez kazasında bulunan 2 Rum kilisesi ayrıca bu bilgiyi doğrular niteliktedir. Bu nüfus verilerinde Lazlar, Müslüman olmalarından ötürü etnik bir grup olarak sayılmamakta, Laz adıyla ayrıca bahsedilmemektedir.

1927 yılından itibaren yapılan nüfus sayımlarına göre; Devlet İstatistik Enstitüsü'nün kendi tanımı olan “İslam Azınlık Dilleri” başlığı altında, Anadolu'da konuşulan diğer dillerle birlikte Lazca konuşanlarla ilgili verilen bilgiler ise şöyledir:

Yıllar Lazcanın yeri (On binde )
1927 Lazcaya yer verilmemiş
1935 39
1940 -
1945 25
1950 34
1955 13
1960 8
1965 8
Tablo 5 Nüfusun Anadillere göre dağılımında Lazcanın yeri (on binde olarak)

1935'de Türkiye'de Lazca konuşanların oranı on binde 39 iken, bu oran 1945'de on binde 25'e gerilemiştir.
Beş yıl sonra ise, 1950'de on binde 34'e yükselmiş, ardından 1955'de on binde 13'de düşmüştür. Bu türden düşüş ve yükselişlerin olabilmesi bilimsel gerçeklerle açıklanır cinsten değildir. Bunun olabilmesi için dışarıya büyük bir göçün yaşanması gerekir ki yakın dönem olması itibari ile bu konuda herhangi bir anlatım ya da belge bulunmamaktadır. Ardından, 1960'da on binde 8'e gerilemiş ve 1965 yıllında bu oran sabit kalmıştır. Lazcanın konuşulma oranı gösteren, DİE'nin verdiği bu rakamlar büyük bir tutarsızlık göstermektedir.
1965 nüfus sayımlarına göre (On binde 8), İslami Azınlık Dilleri başlığı altına DİE'nin verdiği rakam şöyledir:
Anadili Lazca olanlar . . . . . . . . . . . : 26.007
İkinci dil olarak Lazca konuşanlar . .: 59.101
Buradaki ikinci dil olarak Lazca konuşanlar ifadesi ve verilen rakamsal değer bilimsel gerçekliklerle örtüşmemektedir.
Ancak çizelgedeki bulgular (Tablo 5), azınlık gruplarının zaman içinde Türk toplumu ile bütünleşme ya da bütünleşmeme eğilimlerini belirlemesi bakımından oldukça ilgi çekici gerçekleri ortaya koymaktadır.

Sayım yıllarına göre Rize il nüfusu, sayımlar arası yıllık nüfus artış hızı ve yıl ortası nüfus tahmini:
Sayım Yılları Sayım YıllarıNüfusu Yıllık nüfus artış hızı % Yıllık

Ortalama Nüfus Tahmini
1927 171 667
1935 169 913 -1.28 170 000
1940 172 764 172 000
1942 -0.97 172 500
1945 171 929 172 000
1947 10.85 175 000
1950 181 512 180 900
1952 31.02 191 000
1955 211 967 209 900
1957 32.15 223 800
1960 248 930 246 400
1962 24.31 259 300
1965 281 099 279 000
1967 23.22 292 300
1970 315 700 313 400
1972 12.63 322 500
1975 336 278 334 900
1977 14.33 344 500
1980 361 258 359 600
1982 7.04 365 600
1985 374 206 373 500
1987 -14.08 365 400
1990 348 776 350 300
1995 331 100
2000 304 300

Tablo 6 Sayım yıllarına göre Rize il nüfusu, sayımlar arası yıllık nüfus artış hızı ve yıl ortası nüfus tahmini, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler, Rize, DİE

1927 ile 1945 arası dönemde nüfusta azalma görülmektedir. Bu dönem henüz çay üretimi için hazırlık aşamasındadır.
1945'den sonra ise bölge nüfusu artmaya başlamıştır. Nüfus artışının en yoğun olduğu dönem 1945-70 arasıdır. 1970'lerden sonra eksi değerde olmasa bile oransal olarak bir azalma söz konudur.
Rize ili sayımlar arası yıllık artış hızı 1955 ve 1960 yılları arasında en yüksek değer olan % 32.15'dir. 1950'de kilometre karede 50 olan nüfus yoğunluğu 1955'de 70'e yükselmiştir. 1960-1990 yılları arasında artış hızında azalma olmuş ve 1985 ile 1990 yılları arasında en düşük değer olan binde -14.08 değerini almıştır. Bu da bölge dışına yoğun göçlerin yaşandığını gösteren önemli bir veridir.



Çuta Noxlams


Yorum (3)add comment

'Misafir' said:

her kim olursa olsun gecmisini,dilini,adetlerini atalrn tarihini bilmeli ve ogrenmelidir
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-06-05 11:29:37
Oylama: +0

'Misafir' said:

ARTVİN ARHAVİ GENELİ
lazların nereden geliştigini ve en çok nereden geldiklerini tam olarak internet sayfalarından anladım.bu gün günümüzde lazlar genellikle güneydoğunun karadenişz bölgesinde yerleşmişlerdir.artvinin arhavi ama daha önce arkabi olan ilçesinin neden arkabi daha sonra arkabi olduğunu olduğuna dahil hiç bir açıklama göremedim.bununla ilgili bir bilginiz varsa yasar_184@hotmail.com bu vermiş olduğum adrese gönderirseniz çok makbule geçicektir.
teşekkür ederim...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-02-28 15:41:05
Oylama: +0

'Misafir' said:

Bizlere bu tarihi hazineyi sundugunuz icin sizlere cok tesekkur ederim
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-02-25 04:00:56
Oylama: -1

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Son Yorumlar

Nanaçk`uni
Üstteki arkadasa tamamiyle katiliyorum,eline saglik kardes. Bende bir anneyim,annelik dunyanin en z...
Bir Çift Güvercin Havalansa
şarkılar DENİZ kokacak ... onlar hep özgür kalacak ...DENİZLER unutulmayacak...
Nanaçk`uni
Öncelikle tüm Annelerin günü kutlu olsun. Ve bütün Anneler mutlu olsun. Böyle bir günün anl...
Bir Çift Güvercin Havalansa
Sevgili Okuyucularimiz; Size aktardigim siir, "Ah Gidi Karadeniz" adli Türkce kaleme aldigim siir ...

Üye Girişi

Kimler Online

7 Misafir ve 3 Üye Online