Arşiv Makaleler Çeşitli Makaleler

Lazona'nın sıcak, sevecen sesi Yazdır E-posta
ÇİĞDEM ŞAHİN*   
07.11.2006 I 20:01

cigdem_sahin
Yrd. Doç. Çiğdem Şahin

Selma Koçiva; kendisi son zamanlarda yazdığı lazca öyküler, şiirler ve deneme yazılarıyla Lazona’nın  sıcak, sevecen sesi olmayı başarabilmiş bir yazardır...

Selma Koçiva’nın öyküsünü ve eserlerini burada tanıtmadan önce okuyucuyu bir  konuda uyarmak istiyorum. İnsanların yaşama ait her türlü birikim ve kendini ifade etme şekli olan dil ve kültürlerini savunmaları ile, milliyetçi ya da etnik kimliğe yönelik şövenizmin çok farklı şeyler olduğunu; bu yüzden doğduğu, içinde yoğrulduğu, geliştiği, dilini, şivesini konuştuğu kültüre sahip çıkmak ve onu yaşatmak isteyen insanlarla, kafatası milliyetçiliğinden farksız bir şekilde etnik milliyetçiliği ve ayrımcılığı savunan  şövenist insanların bir kefeye konmaması ve aradaki nüansın çok iyi vurgulanması gerektiğine inanıyorum.

Bu anlamda Selma Koçiva ayrılıkçı ve şövenist bir yazar değildir ve onun kendi dilinde insanlara seslenme ve kültürünü yaşatma sevdası tamamen insan olmanın gereği ve kendi dilinde ve kültüründe kendini ifade edebilme özgürlüğünün bir mücadelesidir...

Selma Koçiva’nın bireysel uyanışı aslında  ilk olarak geleneksel değerlerle yoğrulmuş kısıtlı bir çevrede bilinçli bir kadın olarak yaşamanın zorluklarıyla başlamıştır. 16 yaşındayken Doğu Karadeniz’e özgü bir gelenek olan ‘beşik kertmesi’ ile köyünden bir akrabası ile evlendirilmek istenince, buna direnmiş ve baskıların artması sonucu evinden, köyünden kaçmıştır.

O dönem Türkiye’de toplumsal muhalefetin tabandan örgütlendiği 12 Eylül öncesi dönemdir ve gençlikte sol örgütlere karşı yoğun bir ilgi bulunmaktadır. Selma Koçiva da lise yıllarında toplumsal muhalefetin içindedir ve dramatik bir şekilde sevdiği genci bir çatışmada kaybetmiştir. Sevdiği genç hemen yanı başında kurşunlara hedef olmuş ve kollarında can vermiştir.

Hem ailesinin ‘beşik kertmesi’ ile evlendirme baskısı hem de sevdiği gencin düzene kurban gitmesi onu çaresizce düzen dışına, dağlara, örgüt evlerine sığınmaya itmiştir. Daha sonra  yaşının küçük olmasından dolayı  büyük cezalar almadan, biraz da  babasının çevresi ve gayretiyle örgüt evinden ailesinin yanına geri dönmüştür. Hala güvende olmadığını hisseden babası onu eğitimini tamamlamak üzere yurt dışına Almanya’ya göndermiştir. Aslında amacı eğitiminden çok onu Türkiye’deki anarşik ortamdan uzak tutmak ve geleceğini güven altına almaktır.

selma_kociva_ist
Selma Koçiva, Lazebura İstanbul  Buluşmasında, Eylül 2006

 

Almanca eğitimini 1981- 1983 yılları arasında  Bochum kentinde tamamlayan Selma Koçiva  daha sonra 1987-1988  yılları arasında Dortmund Yüksek Okulu’nda Sosyal Pedagoji eğitimi almıştır. 1984 yılında Parpali dergisi yazı kurulunda yer almış, 1987-1988 yılında  Dortmund BelediyesiYabancı Kadınlar  Temsilciliği’ne seçilmiştir. 1982-1990 yılları arasında Dortmund aile planlaması ve Danışma Merkezi’nde danışman olarak çalışmıştır. 1990 yılından beri Anne Frank Gesamtschule’de sosyal pedagog olarak çalışmaktadır. 1992 yılında kurulan  Kaçkar Güney Kafkas Kültürleri ve Dilleri Derneği kurucularındandır. Ayrıca 1993-1994 yılları arasında OGNİ dergisi Yazı Kurulu'nda bulunmuştur. Ve hala daha 1998’de Köhl’de kurulan LAZEBURA, Laz  Dili ve Kültürünü Yaşatma Birliği’nin genel Başkanlığını yürütmektedir.

Selma Koçiva’nın  “Lazona” adında bir deneme eseri, Bir avuç Kadın adlı bir öykü kitabı ve şiirlerini derlediği bir şiir kitabı yanı sıra hem Almanya’da hem Türkiye’de yayınlanmış her iki dilde birçok yazı ve makalesi bulunmaktadır.


Selma Koçiva Yine Almanya’da yaşayan bir Türk genci ile evlenmiş ve ondan Arsima adında bir kız çocuğuna sahip olmuştur. Artık hem siyasi, hem kadın kimliğiyle hem de içinde doğduğu büyüdüğü laz kültürünün savucusu ve koruyucusu olarak mücadelesine Almanya’dan devam etmektedir.

Bizim Selma Koçiva ile ilk karşılaşmamız, bu yaz, tatilimi geçirmek üzere gittiğim memleketimde, Rize’nin Ardeşen ilçesinde oldu. Memleketin değişik kasaba ve ilçelerinde her yaz düzenlenen festivallerden birindeydim. Genelde bu festivallerde genç, yaşlı bütün yöre halkı bir araya gelir ve değişik aktivitelere katılarak hoş zaman geçirmeye çalışırdı. Halk oyunları, korolar, paneller, film ve dia gösterileri, tiyatro, müzik, yayla yürüyüşleri vs, oldukça eğlenceli ve hareketli olurdu bu festivaller. Bu arada yörenin aydın, ilerici kesimi de birbirini görmek ve memleket sorunlarını konuşmak için bu buluşmaları fırsat olarak değerlendirirdi. Gerçekten de benim için de öyle oldu; bu festivaller süresince memleketin değişik köylerinden bir sürü genç, orta ve ileri yaştan sanatçı, yazar ve farklı meslek gruplarından insan bir araya geldik ve  Selma Koçiva ile de bu şekilde tanıştık....

Onda ilk dikkatimi çeken şüphesiz kadınca duyarlılığı ve sıcaklığıydı. Siyasi olarak oldukça katı bir tutum benimsemiş olsa da kişiliği çok yumuşak, içten ve sevecendi... Bana kitaplarını hediye etti, ilk gece hemen ‘Bir avuç Kadın’ adlı öykü kitabını bitirdim. Hikayelerinden, sade, sıcak dilinden çok etkilenmiştim. En önemlisi,  -daha önce beni bana bu kadar ben gibi anlatan- bir yazar daha olmamıştı... O zaman insanların kendi yöre ve kültürlerini, kendi içlerinden çıkan insanlardan ve onların gözlem ve yorumlarıyla okumasının ne kadar farklı bir duygu olduğunu, ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kavramış oldum.

Selma Koçiva içimizden biriydi ve onunla hemen hemen aynı destan ve öykülerle, aynı oyun ve tekerlemelerle; aynı küçük şeylere kızarak ya da aynı büyük dertleri yaşayarak; aynı olayların, olguların biçimlendirdiği, şekillendirdiği  subjeler olarak, benzer özelliklere sahip mahalle ve sokak aralarında benzer çocukluk  düşleri içinde ve benzer hayal kırıklıkları ile düşe kalka büyümüştük. Ninelerimiz, dedelerimiz, halalarımız, teyzelerimiz birbirine benzerdi ve hemen hemen hepsinin hayat hikayesi birbirinin tekrarı gibiydi... Aynı sesi, aynı lezzeti veriyorlardı... Aynı acıları aynı sorunları farklı isimler altına yaşıyorlardı. Aynı muziplikler aynı espiriler farklı karakterlerle anlatılıyordu. Birimizin sesi hepimizin sesi, birimizin hikayesi hepimizin hikayesi gibiydi...

Oturup konuştuğumuzda aramızdaki ortak dil hemen kendini gösteriyordu; hiç tanımadığımız yakın bir akraba ya da yöre insanından bahsetsek bile yörenin ortak özelliklerinden dolayı tipler, karakterler hemen kolayca zihnimizde canlanabiliyor, gözlerimizin önünde hemen hayat bulabiliyordu. Onun Hatice halası ile Ayşe teyzesinin benimkinden, benim mahallemdeki Şazimet yenge ya da Hava teyzenin de onun mahallesindekinden farkı yoktu... Bu yakınlık, -bu kendini kendin gibi hissetme- duygusu başka türlü anlatılamazdı, yaşanamazdı... İçinizden biri, aynı kültürü, dili, coğrafyayı yaşamış, aynı kültürle yoğrulmuş biri ancak bunu hissettirebilirdi size.

İşte Selma Koçiva bunu başarıyordu... Öykülerinde, şiirlerinde, yazdığı, canlandırdığı her karakterde bize bizi biz gibi anlatıyor, onları içimizden biri, hatta kendimiz yapıyordu.

Keşke Selma Koçiva gibi yöresini bu kadar iyi tanıyan, öykülerinde, hikayelerinde, şiirlerinde onları böylesi canlı ve gerçek kılan yazarlar ülkemizin her yöresinden çıksa ve Türkiye’nin her köşesindeki kültürel güzellik ve zenginlik bu şekilde gerçek şekliyle dile gelebilse, ifade edilebilse ve insanlara, özellikle gelecek kuşaklara çarpıtılmadan, orijinal haliyle yansıtılabilse...

O zaman özenti diziler ve filmlerle, özenti tiplemeler ve gerçeklikle hiç ilgisi olmayan burjuva kılıklı züppe ağa ve köylü benzetmeleriyle Anadolu insanımıza has otantik karakterler bozulmayacak, dejenere olmayacak, gerçek şekli ve gerçek değerleriyle hayattaki karşılığını bulabilecekti belki...

Biz lazlar adına Selma Koçiva’nın sesini bu yüzden çok önemsiyoruz ve onun sıcak sevecen sesinin Lazona’yı  ve laz kültürünün zenginliklerini anlatmaktan hiç yılmamasını diliyoruz...

İyi ki varsın Selma Koçiva...

 

*Yrd. Doç. İ.Ü İktisat Fakültesi

Bu yazı, yazarın düzenli olarak yazdığı Açık Gazetede yayınlanmıştır.



Yorum (6)add comment

Morçi said:

selma ablam gözlerim açık gitmeyecek diyor nereye canum ablam bizi bırakmak yok... : )
çiğdem ablam laz'ların sesi oldun lazonanın yüreğine sağlık eline sağlık...
allah sizleri başımızdan eksik etmsin....
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-27 11:12:46
Oylama: +0

Selma Koçiva said:

Sevgili Dostlarım, düşüncelerimi paylaşan değerli yoldaşlarım ,düşüncelerimi paylaşmasada yazılarımı okuyan tüm Lazebura.net izliyıcileri.

Bu günlerde çok karışık duyguları bir arada yaşıyorum...Hyrant Dink'in o Türkiye sevdalısı yazılarını sevgi ve insani bakış açısıyla dantel gibi ören , o Anadolu'nın ermeni renginden dost insanın susturuluşunu yaşadığımız şu tarihi günlerdeyiz..

Yarın ebediyete uğurlanacak..Ve ben Memleketten binlerce kilometre uzağında Yaşadığım Kuzey mahallesinin ortasındaki Parkta duran mütevazi Anti Faşist Anıta karanfil birakacağım...İstanbul'da olmayı ne kadar isterdim...

Bir de bu gün haberini aldım , bir mücadele insanı onur simgesi Behiç Ahçı 'nın eylemine ara verdiğini.
Kayıbı ve kazanımı aynı günlerde yaşıyorum.Bir yanda susturulmuş bir kalem duruyor diğer yanda yaşama dönecek bir ses.İşte dostlar yaşam ve mücadele böyledir.Bizden aldığı gibi bize kazandırır...

Bunlar ilk söylemek istediklerimdi bu gün...

Gelelim Çiğdem Şahin'in yazısına,

Eğer bir Laz Kadını bu kadar güzel ve sıcak yazabiliyorsa sivri kalemli beni, Selma Koçiva 'yı..

Gözlerim Arkada kalmayacak...Demekki yılların emeği sanki suya döker gibi gördüğüm harcadığım şu kısa ömrüm bir anlam içeriyor.Ve umarım müzmin kronik bir hastalığa rağmen elimden bırakmadığım kalemim daha uzun zaman elimde kalacak...Taa ki bu yaşamda görevimi yerine getirene , egemenler azaltırken bizim çoğaltmaya çalıştığımız sevgi beni ayakta tutana kadar...

Gelecek ay kardelen çiçeği kızım 18 yaşında olacak...Artık laz çocukları için yola çıktığım yıllar öncesinin insanı değilim...Artık tüm çocukların geleceği kaygısını taşıyan yaşamı dönüştürmede inatçı bir Laz Kadınıyım.

İnanın bazan şu bizim Lazlar yoruyor beni...Kaçmak istiyorum taa Latinamerikaya Chavez Amcanın yanına Venezuella 'ya.. Olmuyor..Serde lazlık var. Kaçabileceğim en çok Meleni Sarpi dir . Lazcanın anadil olduğu tek kent Karadenizde..

Neyse Dostlar,

Ben bir daha Çiğdeme , Yorum Yapan arkadaşlara en içten sevgiler.

Bu Selma Ablanız size laik olmak için çok direniyor. İnanın özellikle düşüncelerimi paylaşmayan okurlarıma teşekkürler. Yinede okuyor ve beni mutlu ediyorsunuy. Herkes aynı düşünse çok can daraltan bir dünyada yaşardık.Üstelik tek çiçekle bahçe olmaz , bahar hayal olur.

Saygılarımla

Selma Koçiva


 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-23 00:00:16
Oylama: +1

mahmut said:

Yaşadığımız dünyada saf ve temiz kalabilmenin, onuruyla, namusuyla yaşayabilmenin, en vazgeçilmez insani erdemleri taşıyabilmenin temel koşulu, halkın kurtuluş mücadelesi içerisinde yer almak, devrimci olmaktır. Sevgi yüklü insanımız Selma koçiva hayatı boyunca hep bu saflarda yer almşdır. sayın Yrd. Doç. Çiğdem Şahin'e yazdığı bu makaleden dolayı teşekkürü bir borc bılırım. teşekkürler...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-18 14:09:18
Oylama: +0

cliffhanger said:

çok güzel bi yazı m3aşa exti güliiii
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-12-25 16:11:41
Oylama: +0

nara said:

Çiğdem hanımı samimi düşünceleri için kutluyorum. Irkçı milliyetçilik , etnik faşizme , farklılığı dışlayan totaliterizme karşı duruşta kendisinin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum da. Zira insanların elinde olmayan nedenlerle ( o çevrede doğup - büyüyerek ) sahip olduğu kültürü, yaşaması ve yaşatmasından daha doğal bişey olamaz. Hak ve özgürlüklerin öne çıktığı, kültürel hakların ulus.arası metinlerle korunmaya alındığı çağımızda, çağcıl demokrasi ancak özgürlüklerin insanileşmesi ile mümkün olacaktır ayrıca. Tabi ki Çiğdem hanım konuya hak ve özgürlükler açısından yaklaşmakla bu konunlarda daha anlaşılır olmaya devam edecektir.

Hasan Şişman
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-11-10 21:35:23
Oylama: +1

Cengiz Kibaroglu said:

Değerli Çigdem Şahın ın kaleme aldığı bu yazıyı biraz da kıskanarak okudum. Böyle bir yaziyi kendim kaleme almak, Selma Koçivayi anlatmak isterdim.
Kendisini yaklaşik 7 yıldır yakindan tanyorum ve geçen bu süre içerisinde kendisinden çok şey öğrenme şansim oldu. Özellikle Lazebura e.v çalışma sürecinde olsun başka ortamlarda olsun bana bazen bir Abla , bazende düsünen üreten ve bunun sorumlulugunu başkalarina da anlatmak isteyen, deneyimli bir büyügüm olarak yaklaşti.

Selma Koçıva benım yıllar önce Lazebura e.V ile çalişma sürecinde taniştiğim daha ilk başta Abla diyebildigim, laz dili ve kültürüne katkisi ve cesur adimlari ile beni cesaretlendiren, sadece cesaretlendirmeyip destekleyen biri..

Kendisinin kaleme aldiği Lazona kitabi ilk elime geçtiginde heyecanla okuduğumu hatirliyorum. Daha sonrasinda bir çok ortamda ortak çalisma, kültürümüz ve dilimiz için güzel şeyler üretme yolunda diğer arkadaşlarla birlikte adimlarimiz oldu.
Onun varliği, bir şeyler verme sahip çikma çabasi bizlere hep güç verdi ve vermeye de devam ediyor.Selma Abla, her çekilde herkesin yaninda olmayi seven ve becerebilen biri...
Son Lazona ziyaretimde Selma Kociva ve Laz dili ve kültürü icin çaba sarfeden bir çok değerli insanla karşilaşma ve yakınlaşma şansim oldu.
Benim için, Selma Koçiva`nin orada olması ve içinde hep yasattiği o heyecani bize taşıma orada bulunduğum süre içerisinde ayri bir önem ve keyif unsuru oldu.
Kendisi, geçirdigi zor koşullara rağmen asla yilmadan ve umudunu yitirmeden üretmeyi bildi. Herkesin sadece yapmak adina bir şeyler söylediği bir dönemde o üretmeye devam etti ve hala da devam ediyor.
Laz dili ve kültürüne cesur ve kararlı adimlarinla göstermiş olduğun destek için, bizleri sahip olduğumuz değerlerin arkasinda gitme yolunda cesaretlendirdiğin için, bir Laz kadini ve ayni zamanda evrensel bakii açini Lazonanin insanlarina o güçlü ve duygulu ama ayni zamanda kararli kaleminle aktardiğin için tesekkürler..

N3aşa exti...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-11-07 21:39:31
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


anibal

hakii

didituti

sidelya

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

10 Misafir ve 3 Üye Online
Generated in 1.41597 Seconds
Generated in 1.41867208481 Seconds