Arşiv Kultur ve Gelenek Kultur ve Gelenek

Kaybolan Değerler Yazdır E-posta
Bülent Saraloğlu   
01.11.2006 I 14:02

"Topraga tarla, agaca odun, kusa besin, irmaga enerji, çiçege ot gözüyle bakildigi sürece, doganin dolayinda dolasir insan. Ben'ini otta, dalda, tasta, yelde, havada eritmedikçe insan dogayi anlayamaz."

Bizler, ormana giderken agaçlar aglamasin diye baltasini sarip sarmalayan dedelerin torunlari degil miyiz? Daglara, denize, derelere türküler yakan analarin çocuklari degil miyiz? Dogayla barisik yasamak biz lazlarin tabiatinda yok mu?

Simdilerde tabiatimizdan birseyler yitiriyoruz! Hem dogamizi, hem dogamizin sekillendirdigi kültürümüzü yok ediyoruz!

Önce liman istedik her ilçeye, sahillerimizde yapacagi agir tahribati düsünmeden. Sahilin ekolojik sisteminin nasil bozulacagini tahmin edemedik, daglari traslayip denizleri doldururken balik yuvalarini düsünmedik, sahildeki malzeme döngüsünü bozacagimizi bilemedik. Kum çektik denizlerden yemyesil dogaya çirkin beton evler yapacagiz diye. Ne güzelim dolma tas evlerimizin kaybolacagini düsündük ne de "viya" laz sporunu yapan gençlerimizi. Niye her yerde balikçi barinagi olmasina ragmen balikçilarimizin sayisi azaliyor. Yoksa baliklar mi tükeniyor? Ders alamadik! Simdi de Karadeniz Sahil Yolu'nu bekliyoruz agizlarimiz kulaklarimizda. Çünkü halen traslanmamis birkaç dagimiz, gençlerimizin viya yapabildigi birkaç sahilimiz, soframizda görebildigimiz birkaç balik türümüz var. Estetikten bahsetmiyorum çünkü onu çoktan yitirdik!

Yaylalarimiza, köylerimize yol yapilmasi için yillarca devlet kapilarini asindirdik! Kimi de dozer operatörlerini sahros ederek aksamdan sabaha yol açtik, ormanlari devirerek. Arkasindan çimento ve tugla yüklü kamyonlarin sesi duyuldu çan seslerinin yerine yaylalarda, köylerde. Elektrik diye tutturduk sonra. Yaylaciligi sayfiyecilikle karistirdik. Artik tastan veya ahsaptan yapilmis yayla evi görmek zor. Gaz lambali, ocakli, yer yatakli, onçaxule'li yayla evi bulmak zor. Oymali, serenderli ahsap laz mimarisini görmek zor. Hele o evleri yapan sanatkar ustalari görmek daha da zor. Babalarimizin, analarimizin yalinayak asittigi yollari, idare gaz lambalarini çok çabuk unuttuk.

Yillarca Firtina Deresi'ne santral yapilmiyor diye gocunduk durduk. Yapilmaya baslandigi güne kadar habersizdik olacaklardan. Ta ki birileri isyan edene kadar. O zaman anladik artik inexi hikayelerini duyamayacagimizi. Çocuklarimizin alabaligi tanimadan büyüyecegini. Binlerce agacin kesilecegini, derelerin kuruyacagini, kuslarin göç edecegini ve Firtina için yakilan türkülerin bitecegini. Bir Pink Floyd konserine bile yetmeyecek kadar elektrik için degecek mi? Geri dönüsü olmayan yolda pismanlik fayda edecek mi?

Ormani, deresi, yaylasi, köyü, denizi yok olan insanlara ne ilham verecek? Askolsun olmayan ormana, dereye, yaylaya, denize türküler yakana, askolsun ilham alip tulum çalana, askolsun horon oynayip, çiglik atana.

Insani, kültürü, tabiati, iklimi, topragi ve kokusu degil mi bizi memlekete baglayan? Hatiralarimiz degil mi bize memleket hasreti çektiren? Ama hafizalarimizdaki hatiralar ile bugün gördüklerimiz, hissettiklerimiz, duygularimiz pekismiyor. Hatiralarimiz bugün ile pekismiyorsa hem kültürümüzden hem memleketimizden uzaklasiyoruz demektir. Tulum sesi artik bizi heyecanlandirmiyor demektir. Artik dügünlerde tulumun yerini dans aliyor demektir, heyamolari duyamayacagiz demektir. Kültür festivallerimizde güzellik yarismalari yapiliyor demektir. Tabiata yaptigimiz ihanetin bedelini viyayi bilmeyen, lazcayi bilmeyen bir nesille ödeyecegiz demektir. Dolma tas evleri, yaylaciligi, inexi'yi, tulum ustalarini, ahsap ustalarini ve tabiattan esinlenen tüm kültürümüzü unutuyoruz demektir.

26 yasinda olmama ragmen hatiralarimdaki Ardesen ile bugünkü Ardesen arasinda uçurumlar var. 20-25 yilda bunca degerin yitirilmesi ve geçmise gipta ile bakmak ne aci. Dogaya, dolayisiyla kültürümüze yaptigimiz ihanetin bedelini gelecek nesillerin ödeyecek olmasi daha da aci.

En büyük arzum çocuklarimin, bu tabiati ve kültürü, benim yasadigimdan daha iyi yasamalari, yasatmalari.

 

Bülent Saraloğlu

 

 


Yorum (4)add comment

yıldırım said:

seni kutluyorm bu yaşında bu denli güzel bir yazı ile geçmişini akarabilmene sevindim.sen ve seningbiler gelecekte de o ruya günlerin yaşanacağının garantisidir. birgün bu topraklar üzerine yüklene bunca yükü sırtından atacak ve kend değerini bilenlere yaşam aizni vercektir.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-03-11 20:11:28
Oylama: +0

yıldırım said:

yıllardır birtakım değerler yaratılıp yine odeğerlerin çiğnendiğiniseyretmekten bıktım usandım.bir zamanlar deniz kenarından küreklerel çvallara doldurulan çakıllar nedeni ile yakalanan zavallı köylülerin jandadarma tarafından sorgulanıp cezalandırılmasına "kıyı yağmalanır mı,kıyıdan çakıl alıp doğanın denizin dengesi bozulur mu oh iyi ki jandarma var pols var ceza kesiyo derdik.ama o kıyılar yie aynı adamların denetim ve gözetiminde dev kayalarla dolduruldu.neree kaldı o çakıl alan köylüleri cezalndıran yasalar.o gün yasalar kıyı yağmalamasını köylünün küreklrine karşı koruyordu da şimdi nerede o kanunlar.neyse geçti bunlar.şimi bir kadastro çalışmasıdır almış başını gidiyor.yıllardır ddelerimizin kulnıp geçim sağladıı arazilerimiz orman dır denilerek elimizden alınıyor.Elimizden alınan bu toprakların grçekten kamu malı olarak muhafaza edileceğine bir inanabilsek sorun aolmayacak.ama sulanbeyli,beykoz,acarkent gibi yerleri görünce buralarında kimbilir kimlerce yağmalanacağı belli değil diye düşünüyor insan.bu güne kadar canla başla koruyup gelitirdiğimiz arazilerimiz "buralarormandır"denilerek elimzden aınmasının saonu kıyılarım yağmalanmasınadönmesinden ciddi biçimde endişe ediorum.hele kadastro çalışmalarının AB kredileri ve dayatmaları ile ızlandırıldığı dedikodusu doğru ise durumun vehameti açık.
Gelelim derlerimize.can suyumuz derlerimiz üzerinde onlarca hidro elektrik santralleri yapım projeleri ko gesiyor.Fındıklının Çağalaan ve arılı derlerinin üzerinde yağpılack santral projeleri için bu derlerin suları satılığa çıkarılmış durumda.bu derlerden çağlayan dak paşaların suyun alan firma keşif işlerine başladı bile.Güzelim gürcü düzü,açhozli,taşçı mağara,paşalar ,meşe ve daha nice doğa harikasına ne olacak belli değil.Sözde dernin habitataına zarar verilemyecekmiş.bu nasıl olur deenin yıllık suyunun 0 can suyu olarak serbestbırakılacakkmış.Haziran Ağustos aylarında derzaten p azalıor. Alabalıklarımız yayaalara nasıl çıkacak,deniz alası yayalalara çıkıp nasıl yumurtlayacak. bu sular su azlığı nedeini ileısınmayacak mı?Her derd alabalık neden üremiyor.Bu derlerin suyu kesilirse buralarda turizm nasılolur.bu konuların kamu oyunun gündemne taşınıp tartışılmasını ve güçlü bir direnişin yaratılmasını dilerim.Önümüzdeki yılarda suyun değerinin artacağını blenleri santral oyunu mu abu acaba .?
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-03-11 20:05:42
Oylama: +0

cahit aksoy said:

ormana gideren baltayı sarma olayını ben bizzat uyguladım.hiç bir orman köylüsü bindiği dalı kesmez.ömründe güzel doğa görmemiş insan ne anlar bu anlattıklarımızdan,sadece tahribat yaparlar.kendi çıkarları için.ormanları ve bağlantısı olan doğayı sevelim,koruyalım,kirletmeyelim, yakmayalım.orman içine yol da açmayalım.bu doğa hepimizin.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-01-10 22:25:01
Oylama: +0

az said:

çok haklı

 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-11-04 17:31:27
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Son Yorumlar

3. Geleneksel Horon Günü
gelecekler parmak kaldıersınnn
Mu Oxenoni-Boret!
[b]Gerçekten cok güzel bir yazı olmuş teşekkürler öncelikle.... bu yazının altına yorum y...
Nanaçk`uni
Üstteki arkadasa tamamiyle katiliyorum,eline saglik kardes. Bende bir anneyim,annelik dunyanin en z...
Bir Çift Güvercin Havalansa
şarkılar DENİZ kokacak ... onlar hep özgür kalacak ...DENİZLER unutulmayacak...

Üye Girişi

Kimler Online

2 Misafir Online
Online olan üye yok!