Arşiv Makaleler Çeşitli Makaleler

LAZ MÜZİĞİ Yazdır E-posta
Sinan Kalaycioglu   
01.05.2006 I 21:58

lazmuzigi_003aDünyamızda her ulusal şekillenmenin kendine özgü, kültürel yapısının bir parçası olan müziği vardır. En ilkel topluluklardan en gelişmiş toplumlara kadar bu böyledir.
Coğrafyanın, üretim biçiminin, iklimin vb. şekillendirdiği her kültürel biçimlenme kendisini oluşturan müzik, dil, edebiyat, el sanatları, vb. öğeler arasında bir denge kurar, bir uyum oluşturur. Bu denge ve uyum o ulusun "ruhi" şekillenmesini de yansıtır, yaratır. 


Lazların da ruhi şekillenmelerinin bir yansıması olarak edebiyatla iç içe geçmiş bugün için ortaya çıkarılmamış, bilimsel - teknik tanımı yapılmamış bir müzik potansiyelleri vardır. Bu potansiyelin çok az bir bölümü kardeş halklar tarafından bilinmektedir. O da yozlaştırılmış, çarpıtılmış biçimi ile. . . Dil engeli başta olmak üzere, müzik karakterindeki farklılıklar, müzik eğitiminin olmayışı, yukarıdan dayatılan "yabancı" müzikler, Laz Dili'nde ifade edilen duyguların, düşüncelerin, imgelerin başka dilde izdüşümlerinin olmayışı vb. bir çok sınırlayıcı öğe bir baskılanma yaratmış, bu müzik potansiyelinin, içten içe erimesine zemin hazırlamıştır.
Bilinen, kamuoyuna yansıtılan "Laz müziği ( ! ) " ne kadar Laz müziğidir. Bir kerre dil ile müzik et ve tırnak gibi birbirine bağlıdır. İçinden çıktığı dilden koparılmış bir müzik olamaz. T. C. 'nin yayınlarında verilen müziğin Laz müziği olmadığı, bunun yalnızca bu müziğin bozulmuş, yozlaşmış, karikatürize edilmiş bir biçimi olduğu çok az insan tarafından bilinmektedir. Lazların yaşadığı bölgelerde bu halkın müziğinin etütü yapılmamıştır.

Resmi ideoloji Lazları hep "gülen - güldüren", bir mizah unsuru olarak görmek, göstermek istemektedir. Üreten - tüketen, ağlayan - gülen - üzülen - sevinen, seven - sevilen vb. yani "yaşan" bir toplumsal şekillenme olarak, dinamik bir maddi - kültürel yapı olarak Lazları görmek, kabul etmek istememektedir. Müziğinin de - Dilini bir tarafa atarak - ancak mizahî tarzını, magazin tarafını görmekte, göstermeye çalışmaktadır. Laz müziği deyince hemen herkesin aklına kemençe eşliğinde söylenen "güler yüzlü, şen, hareketli, kıpır kıpır" bir müzik gelmektedir. Evet Laz müziğinin içinde bu da vardır. Ama esas olarak Laz müziği yalnızca bu değildir. Lazlar hiç mi üzülmez, hiç mi isyan etmez, hiç mi ağlamaz?Peki nerede ağıtları, kargışları, yergileri, taşlamaları, cenk türküleri, iştürküleri, sevda türküleri; yok mudur gerçekten bütün bunlar?Laz köylerinde, genç kızların, anaların, ninelerin, babaların, dedelerin, genç delikanlıların dilindedir.

Lazlar da diğer kardeş halklar gibi acı duyduklarında ağıt yakar, sevdalandıklarında sevda türküsü söyler, bir şeyi beğenmediklerinde yergi yapar, coştuklarında horon teper. Hiç bilinmez neden Lazistan'da nineler, beşikteki bebeleri ağıtlarla büyütürler, ağıtlar yakarlar beşikteki bebelerin başucunda, uyutmak için. Daha kaç halk için bu böyledir pek bilinmez. Korkunç ama gerçek. Sanki yok oluşun, kuşaktan kuşağa geçen kalıtsal bir hastalık gibi, sonucu önceden bilinen kaçınılmaz sonun destanı sanki, bu yok oluş sezgisinden doğan bir ürperiş bir çığlık. Gelecekteki "başkalaşmış kendisini, artık kendisi olmayan kendisini" önceden biliyor olmaktan duyduğu korku, bülbülün ölürken söylediği son şarkı. . . Bütün bir geşmiş ve gelecek acımasız bir savaşa tutuşur bu ağıtlarda, bütün bir geçmiş ve gelecek siner yürek tellerine. Hiçbir halk Laz halkı kadar geleceğinden ümitsiz değildir. Hiçbir halkın ağıtları Lazların ağıtları kadar ümitsiz değildir. O ümidi ilmek ilmek örmek, "makus talihi ters çevirmek" için yalnızca ölenlerimize, doğanlarımıza değil bütün varlığımız seslenebilecek bir müzik kültürümüz var; bütün mesele bunu açığa çıkarmak, dostun düşmanın bilgisine sunmaktır.

Müzik insanlık tarihi kadar eski ve insan için su ve ekmek kadar gereklidir. Laz müziğinin geçmişi de Laz halkının tarihi kadar eskidir en az. Bu halk kendi müziğini yaparken, kendi eseri olan bu müzik de Laz halkını yaratmıştır. Laz halkının yaşatılması dilinin, gelenek - göreneklerinin, yaşam tarzının yanında müziğinin yaşatılmasına bağlıdır. Bir halk parça parça bunlarla yaratır kendini ve bunlar parça parça çözüldükçe ölmeye, yok olmaya başlar.

İşte Lazistan ninelerinin beşikteki bebelere yaktıkları ağıtlar bu yok oluşun birer sezgisel görüngüleridir.

Otantik Laz müziğinin derlenip toprlanması, tanımlanması gerekmektedir. İsteyen herkes özünü bozmadan çağdaş formlar içinde bu müziği işleyebilir. Fakat ticarî kaygılarla, kötü bir tenikle, Laz müziğinin karakterine uymayan çalgılarla, bu müziğin kompozisyonuna ters düşen kominezonlarla yapılacak çalışmalar Laz müziğine hiçbir yarar sağlamaz tersine zarar verir. Taverna tarzında yapılan bütün çalışmalara hangi niyetle yapılırsa yapılsın karşı çıkma gereği vardır. Laz müziğinin başka dillerle ifade edilmesi veya başka halkların müziklerinin Laz Dili'nde icra edilmesi müzik adına müziğe yapılabilecek en büyük kötülüktür. Müzik içinden çıktığı dilin malıdır. Başka dillerde söylenmesi, o müziğe ait metinlerin başka dillere çevrilmesi olanaksızdır.
Müziğimizi derleyecek, toparlayacak, çağdaş formlar içinde özünü bozmadan doğru bir tarzda geliştirecek olan halktan yana sanat yapan sanatçılardır. Bu görev halktan yana sanat yaptığını söyleyen bütün sanatçılarındır.

Laz illerinde tarih içinde yaratılan müzik potansiyelini açığa çıkarmak onu geliştirmek için dışarıdan yapılacak müdaheleler yeterli olmayacaktır. Daha açık söylersek bir devrimci sanatçı grubunun bölgeye gidip orada birkaç gün derleme çalışması yapması küçümsenecek bir davranış olmasa da ; sonuçta dışarıdan yapılan bir müdahele olduğu için hem sınırlı bir çaba olarak kalacak hem de "müzik üretimi" adına bir mesafe katedilmiş olmayacaktır. Böyle bir çaba, Laz müziğinin potansiyelini ortaya çıkarmak, derleyip toparlamak ve özüne bağlı olarak geliştirmek için yeterli olmayacaktır.

Bölgede, halkın kendiliğinden müzik üretimini de toparlayacak, bunlara yeni ürünler ekleyecek kültür - sanat kurumları merkezi düzeyde yaratılmadan, sanat eğitimi kurumlaştırılmadan müzik alanında da istediğimiz hedefe varamayız. Öncelikle yokluğu hissedilen bu kurumsal kültür - sanat faaliyetinin yaratılması gerekmektedir. Kültür - sanat kurumlarının ulusal talepleri de dikkate alır bir tarzda ve bu amaca hizmet edecek yaygınlaştırılmasında yarar vardır. Halktan yana sanat yaptığını söyleyenler, her şeye merkezden müdahele eden, yereli ihmal eden, ikincil gören tavır içinde olamazlar. "Halk kültürü - halk sanatı" dendiğinde iç içe geçmiş çapraşık ilişki ve çelişkileri, yani birbirinden çok farklı kategorileri ifade eden çok renkli, heterojen bir kültür -sanat dünyasını anlamak durumundayız. Halk kavamı kategorize bir kavramdır. Bu gün halktan yana sanat yaptığını söyleyen ve bunu bir ölçüde de başarabilen kimi müzik gruplarının yaptığı, Türk halkı dışındaki halkların müziklerini yalnızca "sembolik" düzeyde ifade etmekten ibarettir. Bunun nedeni halk sanatı yaptığını söyleyen sol etiketli sanatçıların Anadolu'da yaşayan halkların kültür - sanat dünyasını iyi bilmemeleridir. Kültür - sanat çalışmaları hala İstanbul eksenlidir. Anadolu kültür - sanat dünyasının bilimsel kritikleri yapılmış değildir. Solun halk kültürüne, sanatına yabancı oluşu, küçümseyici bakışı bu kopukluğun başka bir nedeni olarak gösterilebilir.

Her sorunda olduğu gibi kültür - sanat konusunda da faaliyetin her aşamasında halkın katılımını sağlamalıyız. "Halk gerçeği" kendini uzun süreçlerde ifade eder, hissettirir. Bizim halk tanımlamamız geniş zamana yayılan üreten, yaratan, ölen - öldüren, ancak yok olmayan, binlerce yıllık birikimi ruhuna işlemiş büyük insan kitlesini içerir. Halka geniş zaman boyutuyla baktığımızda onun yanılmaz bir hakem, sahte ile gerçeği, iğreti olanla taşı gediğine koyanı ayırmasını bilen bir seçici olduğunu görürüz. Halktaki bilgi kitabî, teorik değil, tamamen yaşamın somut gerçeklerine dayanan "deneysel bilgidir"Halktaki estetik duygusu da sade ancak orjinal, otantik ancak modern, yerel ancak evrensel öğelerle bezenmiş ortak kanıların ürünüdür. Halk sanatının özgün eserleri olan anonim eserlerin "insan" ortak paydasında birleştiği ve tek tek bireyleri aştığı ve halkın yüzlerce yılda adeta imbikten geçirerek ürettiği, sınırsız bir kolektivizm ürünü olduğu için sevildiğini söyleyebiliriz. Halkın yüzlerce yıl önce üretiği kilimlerin, işlemelerin, ve değişik sanat eserlerinin bugün hala estetik uzmanlarının ilgisini çekmesi, modern sanat çevrelerinin beğenisini kazanması ve her şeyden önce bu eserlerin çağları delerek "varız" diye haykırmaları başka nasıl açıklanabilir ki?Halkın estetik duygusu toplumsaldır; o toplumsal hayattan damıtarak döker bu duyguyu. Halktan alınıp halka verilirken ucubeleştirilen her değer halk için gerçekte bir kazanım değil kayıptır. Taklitçi, halk temeline dayanmayan "sütü bozuk" küçük burjuva özlemlerini pragmatik bir tarzda halkın değerleriyle buluşturmaya çalışan bir zihniyet, ortaya çıkardığı şeyin ne kadar "garip", aslına yabancı olduğunu göremez belki. Ama halk binlerce yıllık deneyimi ve sağduyusuyla bunu çok iyi görür ve değerlendirir.

Bugün Laz müziğini yaptığını söyleyen bir düzine insan var. Birol Topaloğlu dışında bu müziği kamu alanına taşımak için emek veren birini daha bilmiyoruz. (Zuğaşi Berepe’yi bu değerlendirmenin dışında tutuyoruz.Çünkü onlar hiçbir zaman Laz müziği yaptıklarını iddia etmemişlerdir.) Laz müziğini kaynağından alıp bozmadan tekrar halka taşıyan bir sanatçı Birol Topaloğlu. Onun müzik alanında yaptıkları, Laz kültürü ile ilgili yapılan genel çalışmaların önüne geçmiştir.

Laz müziğine olan açlık istismar edilmemelidir. Müzik alanında elde edilen başarının sarhoşluğu sararsa sanatçılarımızı, çürüme kaçınılmazdır.



Yorum (18)add comment

Misafir said:

Kazım Koyuncu Lazepesi nena ortu!
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-09-20 13:32:38
Oylama: +0

Misafir said:

Yeni bir Laz tanıdım ben Zeki UÇKAN'ı tanıdım size de bildirdim. Bu laz müzinin ustası diyorum. Ama başka ustalarda var diyorum.Kazım da bizim ustamızdı diğerleride. Sağlıcakla kalın.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-09-18 21:45:06
Oylama: +0

Misafir said:

Kazım Koyuncu Laz muziğinin efendisidir. Yukaridaki yazıda Kazım'ın adı anılmak bir yana başka birileri lanse edilmeye çalışılıyor ama okuyucu yorumlarına bakılırsa o maya tutmadı.
Kazım tekti ve hala tek olamaya devam ediyor
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-09-15 14:29:14
Oylama: +0

Misafir said:

bütün lazları ve laz alemine sonsuz sewgiler ...laz kültürü ve laz müziğini doğru tanıtmaya çalışan ve bizi laz olarak farklı bi kültürle tanıtmaya çalışan herkese teşekkür ederim..çünkü bizi tanımayan bilmeyen herkes bütün karadenizlilerin laz olduğunu düşünüyor ve şivemizin laz olduğunu warsayıyorlar ben her ne kadar bunu izah etmeye çalışsamda başarılı olabildiğimi sanmıyorum..kültürümüz kesinlikle tam anlamıyla tanıtılmıyor.türkiyenin bi çok yerinde laz dendimi ismail türüt diolar halbu ki o bir laz bile değil sadece rize bu laz olduğunu kanıtlamnaz biz bunu başarmalıyız herkese sevgilerrr.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-09-09 15:25:30
Oylama: +0

karakul said:

Türk müziğinin divaları var.Bence Laz müziğininde divası KAZIM dı.Allah rahmet eylesin.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-09-07 19:52:28
Oylama: +0

Misafir said:

kazım koyuncu bence karadenizin en iyi sanatçısı onu çok özlüyorum
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-30 14:09:07
Oylama: +0

Misafir said:

selam arkadaşlar hepinize selam kazım koyuncu'yu cok sevıyorum laz oldugum ıcın kendımle gururu duyuyorum kendınıze ıyı bakın arkadaslar
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-23 21:25:09
Oylama: +0

Misafir said:

meraba arkadaşlar hepinize selamlar ben trabzonlu bı gencim kazım koyuncuyu cok sevıyorum ve laz oldugum ıcın kendimle gurur duyuyuorum
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-23 21:23:35
Oylama: +0

Misafir said:

kazım koyuncuya olan sevgimi anlatacak hiç bir kelime cümle bulamıyorum onu çok seviyorum allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun :''( seni herzaman şarkılarınla anıyorum vee senii çokkk seviyorum... ma mupada sobidare... :(
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-19 20:55:24
Oylama: +0

Misafir said:

kazım abının yoklu hıssedılıyo ama ben veya benım gıbı dusunenler ayesınde onun o guzel sarkılarını yasatmak unutturmamak temennısındeyım sızınde oyle olmanızı dılerım HALİKANURİ SUAT CAKIR
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-18 14:12:01
Oylama: +0

Misafir said:

kazım abı bıtaneydı bırdaha gelmez ondan ama yıne de onun muzıklerını yasatmaya devam etmek temennısıyle halikanuri suat cakır
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-18 14:11:36
Oylama: +0

Misafir said:

fark-edilmesi-biraz-ge-oldu
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-13 20:53:53
Oylama: +0

cona_53 said:

laz muziğinde ayhan alptekin, birol topal..,kazım..,vs bu isimler unutulmayacaktır
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-13 20:45:28
Oylama: +0

Misafir said:

tekti tek kalacak..yerini hi kimse dolduramaz..onun sesindeki hz缼n ve acnn gercekl� hiཧbirseste daha yok!
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-08-02 22:07:16
Oylama: +0

Misafir said:

sen ardeşenlimisin beee kardeş çok güzel oldu
nediyim başka
başarılar
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-07-17 17:57:32
Oylama: +0

Misafir said:

bn karadenizli deilim ama kazım abiyi gerçekten çok seviyorum türkülerini çok severek dinliyodum vefat ettiğinde çok ama çok üzüldüm mekanı cennet olsun
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-07-16 13:42:52
Oylama: +0

'Misafir' said:

Birol Topaloğlu, Laz müziğinin tek sahibi mi? Kazım gibi bir gerçeklik varken üstelik!

Birol otantik Laz müziği yapıyor. Tamam. Bunu Kazım da sağlığında her fırsatta söylüyordu, ama Lazca ve Laz ezgilerini yine de dünyaya açan, dini, dili, ırkı ne olursa olsun insanları buluşturan bir isimdi Kazım. O bir yıldızdı ve belki de bu yüzden genç yaşta göklere yükseldi.

On tane değil yüz tane Birol bir Kazım etmeyeceği için diline ve kültürüne son derece bağlı bir Laz olarak diyorum ki;

Kazim'ın ölümü salt bir ölüm değil bizim için aynı zamanda yıkımdır. Daha Lazca'sı:

**ĞURA VAR, MEĞURA MAĞODES**
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-06-28 16:32:29
Oylama: +0

'Misafir' said:

kazım abimi elimizden alan çernobil felaketi lanet ediyorum...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-06-28 14:25:46
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Son Yorumlar

Bir Çift Güvercin Havalansa
şarkılar DENİZ kokacak ... onlar hep özgür kalacak ...DENİZLER unutulmayacak...
Nanaçk`uni
Öncelikle tüm Annelerin günü kutlu olsun. Ve bütün Anneler mutlu olsun. Böyle bir günün anl...
Bir Çift Güvercin Havalansa
Sevgili Okuyucularimiz; Size aktardigim siir, "Ah Gidi Karadeniz" adli Türkce kaleme aldigim siir ...
Bir Çift Güvercin Havalansa
Mahir ÇAKIR bana adımı ve soyadımı veren kişidir.. o sonsuz horonu karadeniz kıyılarında o...

Üye Girişi

Kimler Online

4 Misafir Online
Online olan üye yok!