Hayatında "keşke" demeyen varmı bilemiyorum ama en büyük "keşke"lerimden biri Kazım Koyuncu. Formlarda sürekli tartışılıyor. Karadeniz müziği rocklaşıyor, bozuluyor falan... Belki bozuyordur, belki bir şeyler katıyordur, tartışılabilir. Ama bir çok insanın Karadeniz müziğini Kazım Koyuncu ile sevdiğini ve diğer sanatçıları dinlemeye başladığını unutmamak gerekir. Kazım Koyuncu'yu tanıdığım dönemde çalıştığım firma sahipleri ve çalışanları Karadeniz ağırlıklıydı. Karadenizli olmayan bir arkadaşımız Kazım Koyuncu'nun cd sini getireceğini, çok güzel müzik yaptığını söylediğinde, yüzümü ekşitip kemençe mi dinleyeceğiz demiştim. Çünkü ben Karadeniz müziğini nedense hep dinlemiş olduğum o klasik yorumlardan ibaret sanıyordum. Arkadaşım cdyi her unutuşunda ben sevinirdim. Bilseydim bu kadar güzel şeyler yaşayacağımı o cd yi her gün hatırlatır, onu tanıdığım güne 3 gün daha eklerdim.
Kazım Koyuncu'nun ölümüne kadar onu sadece cd kapaklarındanki resimlerinden tanıdım. Benim için onun özel hayatından, fiziksel görünümünden, inancı ve yaşam şeklinden çok müziği önemli oldu. Yaptığı müzik çok güzeldi. Onun şarkılarıyla, o derin sesiyle mutlu oldum, hüzünlendim, güldüm, her şarkısında farklı bir tat aldım bitmek bilmeyen. Aşağı yukarı 3 yıl oluyor onu tanıdığım ama 10 yıldır tanıyor olsaydım herhalde bu kadar dinleyemezdim. Bir günüme sırf onu sığdırabileceğim kadar sığdırdım, yüzlerce kez dinledim, hala da dinliyorum, şarkılarından bir parça olsun değer kaybetmeden... Ben ölümü hiç onun yanına koyamadım ki... İnançlarıma karşı geldim ölümüyle. Neden dedim o kadar kötü insan varken o dedim, yapacak çok şey vardı, daha çok gençti,neden o diye çok sordum. İnançlarıma ters düşen sorulardı bunlar ama ilk defa sordum, ilk defa bir ölüm bu kadar acı verdi, ilk defa bir cenazeye katıldım. Saatlerce ayakta onu sevenleri izledim. Hayattaki tek gerçek ve engellenemeyen ölümü ona yakıştıramadım. Ölmüş gibi, artık yokmuş gibi gelmiyor bana. Sanki uzaklarda bir yerlerde nefes alıyor ve bizleri izliyor sanki. Onunla sevdim tulumu, kemençeyi, karadeniz müziğini. Kemençenin sesinin bu kadar güzel olabiliceğini, bu kadar hüzünlü olabileceğini hiç düşünmezdim. Müziğiyle bir şeyler öğrettiği gibi ölümüyle de öğretti. Çok konser oldu, ben hep uzak gidemem, başka zaman dedim, hep erteledim. Hayat ertelenmeye gelmiyor bunu öğrendim. Onun ölümüyle şimdi bir sürü dostum var, yeni insanlar tanıdım. Ne çok şey kazandırmış bana. Ölümüyle bile insanlara bir şeyler verebilmiş... İşte bu yüzden belki onun benzerleri gelebilir Karadeniz'den ama onun gibi çok zor. Ben Kazım Koyuncu'nun bir hayranı olmadım hiç. Bir müzisyen olarak, bir insan, bir laz :), nefes alıp veren ve yaptığı müzikle bana değişik duyguları bir arada yaşatan bir insan olarak çok sevdim. Ben onu çok sevdim, sevmek için tanımak, yakınında olmak gereğini görmedim. Hepimiz bize bir şeyler kazandırdığı için sevdik belki de. Bir Kazım Koyuncu daha gelebilir mi? Gelebilecek olsaydı Kazım Koyuncu olur muydu?
|