|
ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUŞUR? |
|
|
|
Prof. Dr. Hasan B. Paksoy
|
|
21.10.2005 I 01:33 |
Tarihi kişiler değil, topluluklar yapar. Kişiler, topluluklar üzerinde
belirleyici ve sürükleyici olarak tarih yapmada öncü rol oynarlar.
Tarihin oluşumunda bir öğe olarak topluluğu düşündüğümüzde aklımıza
doğrudan etnik yapılar gelir.
Tarihin işleyiş temelinde iktisadi yapıların, inanç sistemlerinin,
fikir akımlarının vb.nin bulunduğu şeklindeki savlar piyasada dolaşa
dursun, aslında hepimiz farkında olarak veya olmayarak etnik
toplulukların, Türklerin, Almanların, Isaurialıların,
Paphlagonialıların vs. tarihini okuyor, öğreniyor veya araştırıyoruz.
Bu durum, etnik oluşumların insanlık hayatında en belirleyici ve
üzerinde durulması gereken yapılar olduğunu gösteriyor. Eğer tarihi
etnoslar yaptı ise, tarihi anlamak için de öncelikle etnoslardan işe
başlamamız gerekiyor. O zaman, etnik kimliklere nüfuz ederek veya
denetim altına alarak tarihin işleyişini de denetlemek mümkün olur mu?
Peki bunu yapmak için evrensel kurallar ve formüller var mıdır? Sosyal
bilimlerin formülü sevmediği ve her toplumsal olgunun kendine has
şartları ve bu şartlarda gelişen kendine özel sonuçları olduğu
belirtilir. Ancak, birer organizma gibi doğup büyüyen, davranan, tepki
gösteren ve nihayet vakti gelince ölen etnik kimliklerin bu hayat
safhaları formüllere indirgenerek incelenemez mi? Bu formüllerden
bazıları etnik kimliklerin yönetilmesi konularını içerebilir mi? Bu
soruların cevaplarını Prof. Dr. Hasan B. Paksoyun Etnik ve Toplumsal
Kimlikler Nasıl Oluşur? adlı kitabında bulmak mümkündür.
Paksoy, kitabın sunuşunda da belirtildiği gibi, milletlerin, daha doğru
ifadeyle değişik seviyelerdeki etnik ve toplumsal toplulukların
davranışları üzerine kafa yoran, uluslararası çapta saygınlığa sahip
olan çok değerli bir Türk bilim adamıdır. ABDde yaşamını devam ettiren
ve yine başta ABD olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde saygın
üniversitelerde çalışmış ve dersler vermiş olan Paksoy, yıllardır
özellikle kültürel etkileşimler konusunda verdiği derslerin notlarının
ve tüm dünyayı içeren araştırma ve karşılaştırmalarının sonuçlarının
belli başlıklar altında formülleşebileceğini görmüş, ilginç ve cesaret
isteyen bir yönteme başvurarak, daha önceki tüm araştırma notlarını ve
sonuçlarını yakarak, sadece her biri birkaç cümle ile akılda kalan
ürünleri yazıya geçirmiştir.
Paksoyun kendi ifadesiyle, dört farklı üniversitede Dünya Tarihi ve
Kültürler arası Araştırmalar dersleri verirken karşılaştığı arifane
öğrenci soruları bu sürece bir canlılık kazandırmıştır. Yine, kendi
ifadesiyle, Her bir paragraf o özel önermenin tartışmasında bir
başlangıç noktası anlamına gelmektedir. Yani yazar özü almış, posayı
yok etmiştir. Hatta münferit araştırma sonuçları bu formüllere müdahale
etmesin diye, bir iki istisna dışında, hiçbirinde örneklemeye
başvurmamıştır. Yazar, Bu çalışma en uygun tarifle okuyucunun kendi
seçeceği örneklerle ayrıntılarını geliştirebileceği bir iskelettir
demek suretiyle, bu tespitlerin örneklerinin bulunmasını okuyucuya
bırakmaktadır. Bu ifadesiyle yazarı, her biri için çok sayıda
örnek bulunabileceğinden gayet emin bir tavır içinde bulmaktayız.
Böylece, yazar aynı zamanda, küçük bir hacme büyük bir işi sığdırmış
olmanın rahatlığını yaşıyor. Kimliğin Kullanımı Resmi Kimlik,Kimliğin
Mayalanması, Yönetim Kimliği, Ticari Kimlik, Kimliklerin Etkileşimi,
Şirket Kimliği, İnanç Sistemleri Kimliği, Mozaik Kimlik, Teknolojik ve
Geleceğe Ait Kimlikler ve Gizli Kimlikler gibi ilginç başlıklar altında
uçsuz bucaksız görünen konuları harmanlayıp, aslında ne olup bittiğini
birkaç cümle ile bize anlatıyor. Bu formüllerin, özellikle Türkiyenin
içinde bulunduğu şartlar açısından, etrafımızda olup bitenleri anlamada
yol gösterici olacağı söylenebilir. Dünyanın ve çağın getirdiği
sorunların tam ortasında bulunan, uzaklardan kopup gelen olumsuz
dalgaların sahillerine en fazla çarptığı ülke konumunda bulunan ve
etnik siyasetlerin 19. yüzyılı aratmayacak derecede yeniden sahneye
konduğu şu günlerde, Türkiyenin durumu kavraması önemlidir. Bu, tarihin
sosyolojik yorumlarına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu
anlamına gelmektedir ki, işte bu noktada KaraM Araştırmacılık ve
Yayıncılık tarafından, değerli araştırmacı Osman Karatayın nefis
tercümesiyle Türkçeye ve Türk okuruna kazandırılan bu değerli eser, çok
daha büyük bir anlam kazanmakta ve entelektüel alanda ve yayın
piyasasında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Prof. Dr. Hasan B. Paksoy
Çeviri: Osman Karatay
Hazırlayan: Dr. Mehmet Seyfettin ErolASAM Türk Dış Politikası Uzmanı, mserol@avsam.org
|
|
|
Kimler Online
4 Misafir ve 4 Üye Online
|