Arşiv Selma Koçiva Makaleler

Bir Almanya ülkesinin vatandaşı olmak Yazdır E-posta
Selma Koçiva   
06.09.2005 I 18:48

Bir okuyucuma!
1984 den beri Fahri lazoğlu alfabesi ile yazıyorum lazcayı ve laz kültürünü kendi mütevazi yaşamımda kendimce yaşatmaya çalışıyorum. Sevgili okuyucu beni sivri bir kalemle tanıyorsunuz. Kalemim Türk edebiyatı yapan bir yazardan sivridir, çünkü ben bir misyon üstlendim ve birLaz kadını olarak asimilasyon sürecine müdahale ediyorum . Keskin bir sirke olup kendi küpüme zarar verdiğim söylenir. Bence bu tartışılabilir!

Anadilim lazcanın yaşadığı sorunlar ve kaybolmakta olan dillere sayılmasını çok erken fark ettim, bu beni tavızsız bir sürece  yöneltti. Çok yoğun bir çalışmaya girdim hatta yaşam tarzım benim sağlığımı bozdu. Yazdıkça halk kültürümü yaşadım.Yaşadığım ülke bir refah yeri sayılan Almanyaydı. Ben avrupanın tüketime yönelk tüm olanaklarını red ettim yaşamımda parayı ve lüksü tasviye ettim. Dortmund Ruhr havzasında bir emeki ağırlıklı kent orad, Lazonayı anlattım, Dortmund`un şahane parklarında sanki Lazıstandaymisim gibiydi. Hatta Fredenbaum parkina, „Selmanın Lazistanı“ derler.

Hayalimde düşlerimde bir laz erkeğine özlem vardı. Yanımda 78 lerde vurulan Mehmet Doğruyol olayından kaynaklı bir takıntı bu.Yıllarım gurbete hasret hastalığına yakalanıp yaşadım Alman pskiyatrisini ceza evi tecrübesi gibi yaşadım. Hep aynı aşkı yaşadım.Lazoğlu memete duyduğum aşk ki bu çocukluk aşkıdır yaşamımı hem anlamlandırdı hem belirledi. Ben böyle istadım Yakınmıyorum!

Memete duyduğum masum tutku, yazdıklarımda bir sembolik karakter taşıdı. Şimdi elliye meriven dayamışken geri dönüp bakıyorum O yitirdiğim mehmet, doğruyolun anısına ne çok şey yapmışım...
 
Onun için lazca yazdım.Onun için kitap kurdu oldum onun için okullar bitirdim. Onun için camiye ayak basmadım Onun için bir çocuğa can verdim. Kızım Arsima yasal olarak m harfi ile başlayan bir ismi taşıyor. M harfni bir koyede kullanınca Memeti düşündüm.Yani bu orhangazi lisesinin asi lazi mehmet Doğruyol bir tutku ile sevip yaşattım. Hatta kardeşleri ble işi Allaha havale etti ben onun 'intikamini' almak üzere deli gibi yazdım Hemde lazca yazdım

Şimdi sevgili okuyucu bana basit ve kafatutar bir mesajla sesleniyorsun. Benim Bir Avrupa ülkesinin kimliğini taşımam teknik bir mesele. Ben türk vatandaşlığını izinli olarak son derece bilinçli bir tercih ile terk ettim Çünkü kendimi Dünya vatandaşı olarak görüyorum. Bu benim Türkiyeli olmadığım anlamına gelmez. Ben kendime laz diyorum başkaları mesela almanlar Türkiyeli diyorlar çünkü dünya literatüründe laz yok en çok bir almana kendimi anlatırken kolxeti medeniyetinden sözedp gürcülere yakın olduğumuzu ifade etmem gerekiyor.

Kendimi ve uğraşlarımı Anadolu ve Kafkasya arasında bir kültür köprüsü bir xaçkaşi xinci olarak görüyorum. Ben yazarak bir misyonu üstlenmişim.Yazdıklarımdan çıkardığınız anlam ve 'bölücü' olmak somutu benim kişisel başarısızlığım olamaz.Okuyucu hangi gözle okuyor ve yorum yapıyor, azdıklarımda neden bazıları kendini bulamıyor?
 
Anadolu kitlesel katliam ve sürgünlerin yaşandığı bir coğrafya, Biz laz halkı olarak bu süreçlerden nasıbimizi aldık. Bir laz soykırımından söz edemiyoruz en azından bunu belgelemek mümkün değil.Çünkü halkımızın yaşadıkları özellikle müslümanlık yayılırken yaşananlar arşivlerde kaldı Halkın belleği silinmiş.

Ama bizim bir asimilasyon yaşadığımız kesin. Azar azar eritildik.Lazlar bir zamanla zorlada olsa günümüzde gönüllü bir asimilasyonu yaşadılar. Kendi tercihleri olarak çocuklarına lazcayı öğretmiyorlar’.Bu güzel dil türkçenin’ öğretilmesinde yapılan insan hakları ihlali yaşandı. Anadilimiz belleğimizden silindi bu süreç bir gün gelip tamamlanacak. Bir dosya  açtım ve Son ubih örneğinden yararlanarak, son lazları yazmaya başladım, ne acı!

Sistem bir şekilde başarıya ulaştı ulaşıyor. Şimdi canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımız bize lazca konuşunca ‚anne baba Türkçe konuş diyor devletin ağzı ile konuşuyor. Çocuklarımız ile aramıza girdiler.Bu gerçekleri yazmak da kolay deği.Yazarken acı çekerek yaziyorum…

2000 yılına kadar onbeş yıllık bir süreçte laz yöresini yüreğimi kanatarak yazdım.12 eylül sonrası leninin deyimi ile ‚ulusal meclise’ çekildim. Bu devrimci bir tavır değildir kuşkusuz.Lazona kitabını eleştirel gözle bir daha okudum.Emekten yana olan biri için bir ço eksiyi taşıyor.90  ve 2000 yılları arasında laz kltürü yaşamımda öne çıkt.Bu kültürü koruma amacıyla yapılan bir eylemdir.2000 yılından sonra arık bir Dünya vatandaşıydım.Laz olmayı bir güzellik bir zenginlik bir artı olarak kavramaya başladım İçimdeki eziklikleri aşıp daha sağlıklı düşünmeye başladım.Trabzon Rize Artvin den oluşan LAZONA dediğimiz yöre dışında ki olayları yeniden algılamaya başladım. Gürcistanı görmek ve yaşamak işimi kolaylaştırdı. Kübaya gidip bir süre orda üretim ve eylemliliğe katılmak depreşti.Yanı lazlığı ulusallığı evrensel boyutta kavramaya başladm Bu kaonuda kendimi aştığımı söyleyebilirim.

Aynı Kültürel öncümüz Kazım Koyuncu gibi lazlığı insanlığa tabi olan bir konumda yaşamak istedim, önce insanız demeğe başladım. Bir çok konuda özellikle prefosyonel çalişma konusunda Kazımı örnek aldım.Onun kendisine söylendiğinde şaşkınlıkla karşılamasına karşın herkese Kazımı örnek verdim.Onun değeri tarafımızdan yaşarken biliniyordu.Ancak kişi olarak ona  daha fazla zaman ayırmadığım ayıramadığım için bir eziklik hissediyorum En azından Mayıstaki Horon gecesine gelebilir onunla aynıı sahneyı paylaşabilirdim.

Okuyucumun biri benim Türk vatandaşlığımdan çıkmama kafa tutup yanıt bekliyor bir uzun açıklama ve uzun yanıt oldu.Kuzey mahallesi ni yazarken yorumlar arasında buldum yönelen soruları.Önce şunu ifade edyim ‚ Avrupada herkes artık yaşadığı ülkenin vatandaşı oluyor benim izinli olarak Türk vatandaşlığından ayrılmam bir politik karardır.TC kanunlaına bağlı kalmak istemem .Avrupa vatandaşlığı bana daha geniş haklar tanıyor. BU Avrupalıları önemsediğim anlamına gelmesin!, 25 yıl Almanyada ırkçılığa karşı savaşmış her türlü bedeli ödemiş biri olarak hablemit oğlu çalışma arkadaşlarıma saldırdı W Feursteine alman ajanı dedi Selma Koçivanın yurtseverliğinden kaynaklı olacak ‚ajan diyemedi. Belgeleri iyi takip edin sayın okuyucu.

Burda sorunun ne olduğunu sormak istiyorum Benim yasal olaral TC mesafe almammıdır? Hukuksal olarak avrupa vatandaşlığını yaşadığım yer olduğu için istedım.

Benimle ilgili yasal olmayan soruşturma ve jandarmanın akrabalarımı kuzenlerimi izleyip rahatsız etmesine tepki olarak bir süre  çok düşündüm. Bir şekilde derin devlet yörede olmamı istemiyor, ben bunun kaşısında her fırsatta yöredeydim. Fazla özgür değildim ama  en azından Dutxede ararlarken Ardeşende Ardeşende ararlarken Dutxede jandarmayla yaşadığım kovalamaca espiri oldu. İfade istediler ifazeye gidecek onlara kafa tutacak zamanım pskolojim olmadı En sonunda babam sevgili Reşiti Arifi jandarmaya karakola gitti durumu öğrendi Söylenen gelsin bir çayımızı içsin ama onu izliyoruz. Benim jandarmanın devletin kontrolune ihtiyacım yok sevgili babam beni hatalara karşı koruyor ve her an ensemde kızım her düşündüğünü yaz ma burası TC ona göre Devlet herkesin devleti biz lazlarında Çok tartıştığımızda ve eleştirdiğimde sistemi

Devlet yılan gibidir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’
 
Ağustos 2005, İstanbul
Selma Koçiva

{mos_sb_discuss:2}




Selma Koçiva
Yazar Hakkinda:
Yorum (9)add comment

'Misafir' said:

bende lazım.Bugüne kadar ne dilimi engelleyen oldu,ne de lazım diye beni dışlayan.Aksine herzaman insanlara şirin ve sıcak gelmiştir memleketim.Başkentte doktorum.Bırakın bu Kürtler gibi ezilmişlik numaralarını,probleminiz nedir?
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-07-02 17:57:28
Oylama: +2

'Misafir' said:

bahsettiğin adam benim dayımdı...ve ben onu hiç göremedim...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-06-07 04:14:16
Oylama: +0

mjova said:

formda kimseye özel olarak cevap vermiyorum,polemiğe girme düşüncem yok,ancak birçok konuda foruma yazı gönderiyorum,sadece bu konuda değil birçok konuda.düşüncelerimi burada yazdığımyazılarda öğrenirsiniz.
zaten cevap vermeme de gerek yokçünkü bu yazıların içinde var.
herhangibirinin benden farkli düşünmesi çok doğal.bütün düşüncelere saygı duyarım.ama bilgi öyle kirletiliyorki,kimse etik anlayışa uymuyor.b u yüzden ınsanların yanlış yönlemesi çok doğaldır.önemli olan ınsanın ınsana saygısı dır.yönetenle yönetilen arasındaki ilişkide saygı ve sevgi ilişkileri temelinde kurulmalı.eğer yöneten baskıyı yönetim aracı olarak kullanırsa,hangi yasaları çıkarırsa çıkarsın,tek taraflıdır.o kurallar sadece birinin çikarlarına hitap edr olduğundan diğerinin ona uymasını bekleyemezsin.
yeni terimler üretmek,ve onun üzerinde ideolojiler inşa etmek bu açıdan bizleri yanlış yollara itebilir.kafamıza soktukları düşünceleri başka cümlelerle ifade etmekle statikodan çıkamayız.bu benim içinde ,herkes için geçerli şeyler.
form sayfasında lazdili ve kültürü bölümündeki yazılarımı okursan sanırım senın düşüncelerine cevabı içinde görürsün.
bu şekilde tartışmaktansa makale şeklinde düşünceleri ifade ederseniz sanırım daha doğru yaparsınız,
sapancalı ilk defa sana özel bir cevap yazmış oldum size hayatta başarılar dilerim.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-05-10 23:32:50
Oylama: +1

sapanceli_54 said:

Skidaz lazuri Tkvala
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-05-08 12:52:53
Oylama: +0

sapanceli_54 said:

Büyük bir ihtimalle profilinizde yazdığınız mesajınızı yanlış yorumlamış olmalıyım öncelikle bunun için özür dilerim:)
(" Her türlü ırkçı,faşist düşüncelerden uzak,bütün halkların eşitlikçi ilkeleri temelinde bir arada yaşama hakkının kendi istekleri ile olabileceğinin bilincini herkese ulaşmasını sağlamak " yazıyordu.)

Hem Türk hem de laz olunamayacağını aynı zamanda bunun da ırk teorisine aykırı olduğunu söylemişsiniz. Bu savunduğunuz teorinin biyolojik yanından bahsediyor olmayasınız… asimilasyon dediniz, burası bizim ana vatanımız değildi, bunu unutmayın. Bizim ana topraklarımız şu an Gürcistan sınırları içerisinde….

İlk önce şunu bilmek gerekiyor Asimilasyon ne demek?
ASİMİLASYON:Azınlığın, büyük topluluğu yapılandıran sosyal ilişkiler sistemi içinde bütünleşmesi,
AKÜLTÜRASYON: ise azınlığın kültürel karakteristiklerinin çoğunluğa bir cevap olarak nasıl değiştiğidir.
Asimilasyonda içsel değişmeler (meselâ, kendini çoğunluk gurubun özellikleriyle kimliklendirme gibi) söz konusu olmasına rağmen, kültürleşmede yoktur. (5) Asimilasyon,
çoğunluk gurup hakkında müspet telakkiyi doğurur fakat kültürleşmede bu gerekli değildir.

Bence sizlerin burada bahsettiği olay Akültürasyon olsa gerek. Akültürasyonla suçladığınız bu devlet bünyesinde halen onlarca ırk, kültürel değerlerini çok rahat bir şekilde sürdürüyor. Nitekim bende Sakarya’da doğup büyümeme rağmen hala atalarımdan kalma dilimi konuşabilme, ve onlardan gelen yemek kültürümü, yaşam felsefemi, özlüğümü…… hala yaşıyorum ve şu ana kadar hiçbir hükümette bize gelip siz bundan sonra bu dili konuşmayacaksınız, bundan sonra bu kültürü yaşatmayacaksınız da demedı. Sizin anladığınız gibi ise Asimilasyon, biz yaptık onu Sakarya’da  sokaktaki herkez ya Laz ya Gürcü hele Sapanca….. farklı kültürden insan sayısı parmakla sayılır Sapanca’da. Şimdi biz burayı asimile mi ettik? Nihayetinde biz Sapanca’ya göç etmeden önce Türk oğlu Türkler yaşıyormuş burada, hatta bırakın Türkleri, bizlerden önce Roman halkın burada olduğunu söylerler bize, ama o roman halkı hala Sapanca’da kendi mahallelerinde gayet rahat bir şekilde kültürlerini sürdürüyor… Anlatılmaz bunlar, gelin görün inceleyin, bir çay ısmarlayabilirim size göl manzaralı mekanlarda

Asimilasyon bir siyasi araçtır ama akültürasyonun soykırımdan bir farkı yok. Bence ilk önce şunu sorgulamalıyız, biz bu dili, bu kültürü yaşatmak için ne yaptık? Bireysel olarak verdiğiniz çabalar yeterli kaldı mı? En basitinden bir soru… çoluğunuz çocuğunuz siz lazca konuştuğunuzda baba veya anne ne dedin sorusunu soruyor mu? Sofraya lahanayı , koyduğunuzda ona LUKU mu diyor yoksa LAHANA ÇORBASI’ mı ??? Önemli olan bunlar.
Benim annem babam benim yanımda lazca konuşmuyorlardı ama bütün her şeye rağmen ben konuşabiliyorum….. nedendir acaba bir düşünün?? Her şey aile tarafından aşılanır insana. Bakın bu gün Türkiye’de yaşayan bir topluluk var. Türkçe konuşmuyorlar doğduklarında hepsi Kürtçe konuşuyor, okul çağına geldiklerinde Türkçe’yi öğreniyorlar. Peki sorarım şimdi sizlere arkadaşlar…. Siz çocuğunuz doğduğundan itibaren ona Türkçe mi hitap ediyorsunuz yoksa Lazca mı? Yoksa siz çocuğunuza Lazca öğretiyordunuz da biri sizi engelledi mi????

Hiçbir topluluk, hiçbir topluluğa kültürel yönde müdahale edemez. Buna ne o toplumun üyeleri izin verir, ne de diğer topluluğa mensup insanlar
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-05-08 10:27:37
Oylama: +0

mjova said:

sapancalı bana özel mesaj atmış, >Selma koçivanın yazısını nasıl yorumladığımı,kendisinin bu konuda yorum yazdığını söylüyor.öncelikle selma koçivanın görüşlerine katıldığımı belirteyim,ama sapancalı senin görüşlerine katılmıyorum.
herşeyden önce,ırkçı şoven bir ideolojiden etkilenmiş görüşlere sahip olduğunuzu söyleye bilirim.Bu görüşleri savunmak çok fazla bir yetenek ve özveri gerektırmez.Hakim ideoloji zaten budur,bu görüşü savunanlar zaten pohpohlanır,karşıt görüşler ise bölücü olur ve mahküm etmek kolaylaşır.
halbuki durum bu kadar basit değildir,hem türk olup ,hem laz olunmaz,bu ırk tezine aykırı bir görüştür,bu görüş olsa olsa asimilasyon politikalarına uydurulmuş bir anlayış olur,yani bilimsel olmaktan uzaktır.
her ulusun,kendi kaderini tayın etme hakkı vardır,bunu kullanır veyea kullanmaz,ayrı bir mesele,burada olması gereken birlikte yaşayan halkların eşit haklara sahip olmasıdır.vatanı paylaşan iktisadi birliği olan halklar,hemkültürel,hem de ekonomik birliktelik altında siyasal bir yapı oluşturarak birlikte yaşama haklarına sahiptir.ancak burada eğer başka ları benim siyasal etkinliğim altında olacaksın dayatması ile karşına çıkarsa ve senin kültürel haklarını zaafa uğratacak,dilini "ne idüğü belirsiz" "ipe sapa gelmez bir dill"bu dili zaman içinde ıunutturmak lazım der,okullarda lazca konuşmayı yasaklar,hatta 1926 da türkçeden başka konuşulan dillere karşı baskı uygularsan,bunun adına ne koymak lazım bilemem.
benim açımdan da lazca da dünyadaki bütün diller kadar yaşama,bilimsel dil olarak kullanılma hakkına sahiptir.
ama bütün bu haklar ancak sistemin değişmesi ile mümkün ,yani sömürünün ortadan kaldırılmasına bağlı.
dünyada halklar emperyalis ülkeler ve onların işbirlikçileri tarafından sömürüldükleri sürece hiç kimse demokratik haklarını kullanma özgürlüğüne sahip olmaz.
şimdilik şu kadarını söyleyebilirim ki,lazca yaşayacak,selma hanım gibiler çıkacaklar yazı dili haline getirecekler,bizde okumasını yazmasını öğreneceğiz,sizlerde öğreneceksiniz.
kuşaktan kuşağa aktarılacak.
sanırım bukadarı yeterli,şimdilik

nena çkuni ninçasen...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-05-07 21:48:38
Oylama: +0

sapanceli_54 said:

Öncelikle insanların fikirlerime sonsuz saygımı belirtmek istiyorum. Selma hanım gerçekten de güçlü bir kaleminizin olduğunu söyleyebilirim. Belki biz soyumuzu sizler kadar iyi tanımıyoruz, belki de sizin kadar çok araştırma yapmadık.

Yazdıklarınızdan herkes gibi bende aynı anlamı çıkardım, “bölücülük”. Demek ki okuyucularınız sizleri yanlış anlamamış, belki de siz yanlış anlatmışsınızdır demek istediklerinizi. Yada anlatmak istediklerini yazmışmısınızdır….

Yalnız şunu unutmamanızı isterim. Burası bir vatan toprağı. Bu uğurda nice Lazlar, nice Kürtler, nice Çerkezler, Abhazyalılar, Gürcüler kan döktü. Ve inanın bunlar bir hiç uğruna canlarından olmadılar. Size bir soru sormak istiyorum.. Bir Rus asimilasyonuna mı maruz kalmak isterdiniz? Türk asimilasyonuna maruz kaldığımızı belirtmişsiniz… madem böyle düşünüyorsunuz, neden bizim soyumuz Rusların ellerinde bulunan topraklardan göç ettiler, yada göç etmek zorunda kaldılar bunları da açıklayabilir misiniz??? Türk hükümetine karşı neden bu kadar sert bir tavır takınıyorsunuz?? Bizleri Rusların elinden alıp, kendi topraklarına yerleşmemizi sağladıkları için mi?? Komünist rejimin bizim ırkımıza getirdiği ucu bucağı olmayan zulümlerden kurtardığı için mi??

Emin olun sizin bu düşünceleriniz sadece sizi bağlıyor. Ben bu kültürün içinde yaşayan, bu kültüre mensup insanlarla aynı havayı soluyan biriyim. Lazca diyorsanız, ana dil diyorsanız emin olun Türkçe’m kadar etkindir. Soracaksınız neden o zaman Lazca yazmadın diye…. Hemen cevabını vereyim, ben bu dili asla diğer insanlardan farklı olabilmek için kullanmadım. Aksine, ben kültürümü yaşayan insanlarla kaynaşabilmek için kullanmışımdır. Farklı topluluklar gibi kendi dilimin de özel bir televizyonu olmasını ( eğer siyasi bir amaç güdüyorsa ) asla ve asla istemem. Ama benim kültürümü sadece yaşatmak için kurulacaksa bu televizyon programı, maddi yada manevi ne olura olsun her zaman destek veririm.

Asimilasyon politikasına uğradığımızı ve bu süreçte din değiştirdiğimizi belirtmişsiniz. Kesinlikle katılmıyorum. Neden diyeceksiniz, çünkü Müslümanlıkta asimilasyon yoktur, sadece doğru yola çağrı vardır. İnsanlar bunu kabul eder yada etmez, bu tamamen kendi tercihleridir. Benim dinimde, diğer dinlerde uygulanan misyonerlik çalışmaları yoktur. Ayrıca şunu da belirteyim din ve kültür her ne kadar toplumu oluşturan unsurlar arasında en ön sırada olsa da, kendi aralarında tamamen bağımsızlardır. Yani bir Müslüman ve bir İsevi inancı taşıyan iki farklı insanın, aynı kültürü yaşamadıkları anlamına gelmez. Bu her iki kişinin farklı kültürlerden insanlar olduğu anlamına da gelmiyor…

Her şeyden önce Müslümanım, Daha sonra TÜRK’üm ve Gururla söyleyebilirim ki LAZ’ım. Hayatımdan da çok memnunum. Ve inanın etrafımdaki insanlar, etrafımdaki Lazlar da hayatlarından son derece memnunlar. Bu bayrak uğruna da herkes seve seve canını vermeye hazır. Kültürümüzü de kendi aramızda fevkalade yaşıyoruz.

Görüşleriniz her ne kadar saygıyla karşılansa da, siyasi fikirlerinizin bir topluluğu hedef almaması gerektiğini düşünüyorum. Ve sizin yazdıklarınızla bizim yaşadıklarımız arasında hiçbir bağlantı yok. Siz boşuna çaba sarfediyorsunuz. Bunun yerine kültürümüzden bahsedip, geleneklerimizden bahsedip insanlarla iletişim yoluna da gidebilirsiniz. Bu bayrak, ihanet edenlerin yada etmeye çalışanların uzanamayacağı kadar yüksekte ve de hep öyle kalacak. Sizin gibi düşünenler de varsa eğer, saygı duyduğumu tekrar belirtmek istiyorum ama lütfen T.C kimliğini taşımasınlar bu dakikadan sonra.

BİR TOPLULUK ADINA HAREKET ETMEYE ÇALIŞMAYIN……

Sonsuz Saygılarımla……
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-05-04 17:06:38
Oylama: +0

'Misafir' said:

ablacım biz seni çok seviyoruz. kim ne derse desin....cesur yüreklisin...düşündüğün gibi yaşıyorsun...korkusuzca ...bence insan inandığı gibi yaşamalı...,inancı ne olursa olsun...ayrıca seni çok özledik...düşüncelerini , yazılarını destekliyoruz..asker, devleti soyanlara baksın,En çok zararı devleti dolandırarak veriyorlar,özgür düşünce ve fikirler kimseye zarar vermez hele hele devlete hiç.biz zaten fikirsizlikten,kendi insanımıza sahip çıkmamaktan bu hale geldik.Ülkemi seviyorum ama lazlığımı da çok seviyorum.Ne mutlu LAZIM diyene!!
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-03-25 16:15:34
Oylama: +0

'Misafir' said:

elbetteki keskin sirke olacaksın . küpünün yapısınıda ıyı bileceksin .önce küpün yapısı.kimyası analiz edilmelidir aksi haldeküpün içine zararlılar doluşur lütfen dikkat.yüreğinize sağlık
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2006-03-05 12:37:30
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


anibal

hakii

didituti

sidelya

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

5 Misafir ve 3 Üye Online
Generated in 1.01729 Seconds
Generated in 1.02000498772 Seconds