|
Karadeniz'i kurtarma timi |
|
|
|
Radikal Gazetesi
|
|
05.08.2005 I 23:01 |
| Rize/Çağlayan Köyü'nde yamaç dibindeki 1849 yapımı Hurşit Bey Konağı.
| Gerek
doğası, gerekse mimari yapısıyla eşsiz bir bölge olan Doğu
Karadeniz'deki asırlık ahşap evlerin yok olup gitmesini önlemek için,
kültür misyonerleri koruma-kurtarma harekâtı başlattı
ŞULE ÇİZMECİ Kahramanların
diyarıdır Karadeniz. Antik çağlardan bu yana eşsiz doğası nedeniyle
paylaşılamamış. Madenciliğin piri Argonotlar ve savaşçı Amazonlara
mesken olmuş önceleri. Miletoslu ticaret kolonileri, I. ve II. Pontus
Krallıkları da hayat bulmuş burada. Anadolu egemenleri göz dikmiş
sonra.
Karadeniz'in doğu kısmı içe kapalı yapısı sayesinde dışarıya karşı
adeta zırh örmüş, bu sayede de kendini korumayı başarmış. Yüksek ve
yemyeşil dağları aşabilenler; Asurlar'dan Gürcüler'e, Ermeniler'den
Lazlar'a kadar uzanan kavimler siyasi çekişmelere, savaşlara rağmen
birbirleriyle kaynaşarak özgün bir kültürel bileşim oluşturmuşlar. Coğrafi
yapının doğal bir sonucu olarak dağınık yerleşim modeli çıkmış ortaya.
Tepelere ve yamaçlara birkaç minik ev kondurulmuş. Çoğunlukla evler
arasında birkaç kilometrelik bir mesafe var. Doğu Karadeniz, dağların
bulutlarla buluştuğu, bulutların evlerin tepesinde gezindiği akıl sır
ermez bir diyar. Bu tanrısal hediyenin yanına bir de her biri sanat
eseri olan evler eklenince, insanı sarhoş eden bir güzellikle
karşılaşıyorsunuz. Bu evlere vurulmamak elde değil. Pan'a layık
patikalarda sekerek ulaşıyorsunuz kırsal mimarinin örneklerine.
Dışarıdan bakıldığında birbirine benzeyen, ama her birinin iç dünyası
kendine has bir güzellik ve özellik barındıran evler bunlar. Ahşap
evler, farklı yapı tipolojisinin ve geleneğinin ürünleri; kimi konaklar
kadar görkemli, kimi kulübeler kadar sade. Bir eve girdiğinizde
karşınıza çıkan kapı ve duvar dolap süslemeleri, duvar resimleri, ahşap
duvar kaplamaları, şömineler usta sanatçıların elinden çıkmış. Doğu
Karadeniz'in kırsal mimarisi, başlı başına bir araştırma konusu, yerli
ve yabancı mimarlar için mümbit bir alan. Sadece evler değil, camiler,
kiliseler, ahşap ve taş köprüler de yabana atılır gibi değil, ama bu
kadar methiye yeter! Çünkü, Doğu Karadeniz evleri şımartılmaktan çok,
korunmak istiyor; ilgi ve bakım istiyor. Hem de daha fazla geç
kalmadan... Çünkü bu ahşap yapılar kışın sert rüzgârlara, yoğun neme ve
şiddetli yağmurlara karşı koyamıyor, üstüne bir de sahipsizlik
eklenince teker teker yok oluyorlar.
Evleri kurtarma harekâtı Uzun
süredir gözlerden ırak, kendi kaderini yaşayan bölgeye iki yıl önce ta
İstanbul'dan 'sahipler' geldi. Amaçları kırsal mimari örneklerini
koruma altına almaktı. Nasıl ki, doğaseverler kuş türlerini korumak
için seferber oldularsa, onlar da mimari yapıların hayatta kalması için
var güçleriyle çalışacaklardı. Kültür misyonerleri Amélie Edgü ve Afife
Batur, genç mimar M. Reşat Sümerkan ve fotoğraf sanatçısı Ali
Konyalı'dan oluşan bir ekip, bölgeyi karış karış gezdi; tüm evler tek
tek tepeden tırnağa fotoğraflandı. Bu yoğun emeğin sonucunda ortaya
Doğu Karadeniz'de Kırsal Mimari adını taşıyan iki çalışma çıktı:
İngilizce / Türkçe yazılmış, renkli fotoğraflarla-açıklamalarla bezeli
bir kitap ve fotoğraf sergisi. Kitap, geçtiğimiz temmuzda İstanbul'da
gerçekleşen Asya Mimarlık Örgütü'nün 5. Kongresi sırasında satışa
sunuldu ve bin adet sattı. Aynı dönemde Milli Reasürans Sanat
Galerisi'nde ise bir fotoğraf sergisi açıldı. Sergide Ali Konyalı'nın
45 fotoğrafı yer alıyor; devasa boyutlardaki renkli fotoğraflar,
izleyenleri Doğu Karadeniz'in gizemli atmosferine doğru çekiyor.
Yerli-yabancı mimar ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken bu sergi eylül
sonuna kadar açık olacak. Tüm dünyayı dolaştığını söyleyen Amélie
Edgü'ye göre, dünyada Karadeniz kadar özel bir bölge bulmak çok zor:
"Bölge hâlâ kendisini koruyor, insanlarıyla ve evleriyle beni çok
etkiledi. İsviçre'den daha vahşi, daha güzel. Bu gezilerim sırasında
beni üzen bir şey oldu; Karadeniz evleri hâlâ ayakta, ama restorasyon
gerekiyor. 10 sene önce gördüğüm evlerin büyük bir kısmı bugün yok. Bu
durum kafamda acaba orada bir şey yapabilir miyiz sorusunu uyandırdı.
Afife Batur'la bir kurtarma harekâtına girişme kararı vermemiz işte
böyle doğdu. Önce bir sergi ve bir kitap hazırlamakla işe başladık."
Kitabın editörü Prof. Dr. Afife Batur, Doğu Karadeniz'in ne denli
önemli bir kültür, mimarlık, yapı geleneği, yaşam modelleri
barındırdığını ortaya koymak ve bu güzellikler kaybolup gitmeden
kamuoyu ile paylaşmak istediklerini söylüyor. Misyonerlere Karadeniz
Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Reşat
Sümerkan rehberlik etmiş, beş kez bölgeye gidip gelmişler. Kitabın
sponsoru ise kendisi de Karadenizli olan Mudo'nun sahibi Mustafa
Taviloğlu.
Bölgedeki evlerin yüzde 60'ı kullanılıyormuş;
evlerin bir kısmında mal sahipleri oturuyormuş. Bazı evler ise çay
tarımı için gelmiş çay işçilerine oda oda kiralanmış. Söz Batur'da:
"Evlerin çoğunda işlemeli duvar dolapları, kapılar ve mutfak dolapları
duruyor. Herhalde 100'e yakın eve girdik, içlerinden tipik olanları
ayırdık. İlk etapta korunması, restore edilmesi gereken, en önemli ve
en güzel 10 evi belirledik. Plan ve yapım tekniği açısından bazıları
bezeme modeli ürünü. Bazıları ise konumları açısından önemliydi. Bu
evlere hem sahipleri, hem Kültür Bakanlığı, hem de Karadenizli
işadamları sahip çıkmalı. Ekimde Ankara'ya gidip Kültür Bakanı ile
konuşup bu milli servetimize fon ayırmasını isteyeceğiz." Gönüllü
çalışan bu ekibin bundan sonraki hedefi Orta ve Batı Karadeniz'deki
güzellikleri sergileyerek dikkat çekmek ve Karadeniz'in komple koruma
altına alınmasını sağlamak.
Haber: Radikal gazetesi
|
|
|
Kimler Online
4 Misafir ve 1 Üye Online
|