Arşiv Gezi ve Inceleme Gezi ve Inceleme

Megrelya Gezim Yazdır E-posta
Mahir Yildiz   
30.04.2005 I 02:58
Yazı Index
Megrelya Gezim
Sayfa 2
Sayfa 3


 
3.Gün:Zugdidi

Uyandigimda trenin yavasladigini fark ettim. Saat 06:00’ya geliyordu ve hava hafiften aydinlanmisti. Etrafta sabah sis'i vardi. Büyük bir Ovadaydik. Burasi Kolxis Ovasi olmaliydi. Aradabir evler görünüyordu. Yaklasik 5 dakika sonra evlerin yogunlugu bir kent kadar olmaya basladi. Etrafda Sanayi Tesisleri’de görünüyordu. Tam sehire girdikten sonra Tren durdu. Zugdidi Tren Istasyonuna gelmistim. Hemen bavulumu kapip heyecanla kapiya yöneldim. Trendekiler ayni sekilde çikarak heyecanla inmeye basladilar. Bos olan Tren Istasyonu aniden Trenden inenlerle doldu. Derin bir tarih kokan Megrelya havasindan aldim. Burasi Megrellerin baskentiydi ve eski Kolxeti Kralligi'nin topraklariydi. Yaklasik olarak 150.000 Nüfusu ile Megrelya’nin en kalabalik Sehriydi.

Çok heyecanlandim. Gar’da o kalabaligin içinde etrafa, Insanlara, Sehire, Gar binasina ve binanin yaninda beklesen taksilere ve taksicilere bakip duruyordum. O kadarda çok bakmisimki etraftaki çogu yolcu hemencecik taksilere ve akrabalarinin arabalarina binip gitmislerdi. Birkaç kisi hala trendeki yüklerini indirmek için ugrasiyordu. Heyecandan ne yapacagimi bilmedigim için yavas bir sekilde Istasyon binasina girdim. Bina, 19.Yüzyil yapimi tarihi ve güzel bir görünümü vardi. Istasyonda bekleyen insanlarin canli canli Megrelce konusmalarini hayranlikla dinliyordum. Bana bakip bir yabancinin Megrelya’ya gelmesine çok sasiriyorlardi. Heyecanim yatistiktan sonra bir taksiye binip Zugdidi'de Sehir Turu yapmaya karar verdim.


Bütün taksiler eski Lada markasi Rus arabalariydi. Orta yaslarda olan bir taksiciyle Megrelce’nin Lazca Sivesi ile 3 Lariye ‘Zugdidi Turu’ için anlastim. Sabahin o erken saatlerinde Zugdidi sehrini dolandik. Yollar bostu, evler ise çogunlukla tarihi stildeydi. Yollari genis ve güzeldi. Merkezde büyük bir Park Meydani vardi. Kalitesiz oldugu kadar kaliteli güzel Dükkanlarda burada bulunuyordu.



Parka yakin bir alanin bitisiginde büyük bir yesil Park daha vardi. Burada Ormanlik bir alanin tam ortasinda eski Ortaçag Megrel krallarinin Satosu tüm muhtesemligi ve görkemliligiyle parliyordu.


15.Yüzyildan itibaren 1866 Rus Imparatorlugun isgal zamanina kadar Megrelya’yi ‘Dadiani’ Hanedani buradan yönetmis. O tarihten sonra yine ayni Sato’da yasamaya devam ettiler.Hatta ünlü Alman Muhalifi kadin ‘Bertha von Suttner’ onlarin Satosu’nda 1864 yilindan itibaren uzun yillar korunmustu.


Bu büyük Aile Sovyetler Birligi kuruldugu zaman Megrelya’dan Fransa’ya ve Rusya’ya sürgüne gönderildi ve hala orda yasamaktalar. Ilginçdir Satranç’da bir oyun taktigine bile ‘Dadiani’ ismini vermis bu Hanedan.

Ormanin içinde ilerledigimde bu sato büyük bir alanda muhtesemligi ile göründü. Sanki Rüyalar alemindeki gibi çok güzel bir satoydu. Bir Bekçi kapida belirdi. taksici, beni satoya sokabilmek için bekçi ile konustu fakat cevabi olumsuzdu. Su anda Müze olarak hizmet gören bina geldigim saatlerde kapaliydi ne yazikki.


Etrafa baktiktan sonra geriye döndük. Satoya yakin bir Kavsakta etrafi duvarla sarilmis olan ‘Odisi Zugdidi’ Futbol Takiminin sahasi vardi. Su an Gürcüstan 2.Liginde oynayan takim eskiden Birinci Ligde Avrupa Kupalarinda ün salmisti. Kentin çikisina yakin yerde, bir sulama kanalini geçtikten sonra Zugdidi Üniversitesine vardik. Ancak burada beklemedigim bir sekilde çok kötü görünümlü bir tek bina gördüm. Sovyet zamaninda insâ edilmis bu bina suanda bir harabegibiydi ve uzun zamandan beri bir tadilat görmedigide ortadaydi.


Kahvalti yapmak için beni yine Meydan Parkina götürmesini istedim. Daha çok erken oldugundan hiçbir Lokanta açik degildi. Arabadan inip birazda yürüyerek gezmek istedim. Sokaktaki Insanlarin arasinda Merkezdeki Sokaklari gezdim. Burada batidan gelen ürün ve markalar kök salmaya baslamisti. Türkiye’dende mallar görünüyordu ara sira. Büyük bir pazar yeri vardi. Aklima bir Megrel Profesör geldi. Onunla Telefonla tanisip görüsmüstüm. Beni Megrelyadaki ‘Kolxida’ köyüne davet etmisti. Pazar yerinin karsisinda bir Taksi Duragindan bir Taksi tutup oraya gitmeye karar verdim. Zugdidi’ye yakindi. Yolda giderken gün iyice açtigi için heryer net olarak görünüyordu. Yollarda köyleri geçerken ve genellikle Megrelya’daki gördügüm ve en dikkatimi çeken seylerden biri, yol kenarlarinda, hatta yol üstünde gezen Hayvanlariydi. Özellikle Inekler ve Domuzlar vardi. Hayvancilik yönünde çok gelismis bir Bölge oldugu ortadaydi.


Köye vardigimizda Köy girisinde beklesen Megrellere beni davet eden kisinin evini sorduk. Ne yazikki kendisi bir hafta önce buradaydi ancak artik gitmisti. Üzülmüstüm ancak yinede Megrelya’yi gezme atesi içimde yanip tutusuyordu. Taksiciden Zugdidi’ye dönmemizi istedim. Ordan beni ‘3alenjixa’ kentine giden Otobüs Duragina birakmasini istedim. Beni oraya birakip Otobüs söförüne, beni 3alenjixa kentine götürmesi için tembihledi. Kalkisa yaklasik 15 dakika vardi. Yan tarafta yolcular için bir Lokanta vardi. Oraya girip orda oturan ve yemek yiyen bir Megrelin yediginden ismarladim. Bu Megrellere özgü bir Çorba’ydi. Içinde kemikli et ve çok acili olan bu çorbayi acele acele yerken aniden acisinin geç etkisinden dolayi bir öksürüge tutuldum. Lokanta çalisanlari ve bir Müsteri kahkahalar içinde güldüler. Bu acili Çorba Megrellerin ‘Acika’ denilen Baharatiyla karistirilmisti. Bu aci sürprizden sonra hemen kalkan Otobüsüme binip 22 kilometre uzakliktaki 3alenjixa kentine yolaldim. Yalnizca 1,5 Lariye çok eski bir Otobüste Megrellerin saskin bakislari arasinda yaklasik yarim saat yolculuk yaptik. Megrelya Ova olmasina ragmen arada bir ufak tepeleri asiyorduk. Iste o anlarda Megrelya tüm güzelligi ile görünüyordu. Her tarafi yemyesil ormanlarla kapli, irili ufakli köyler, bir tarafinda ‘Kafkasya Daglari’ göz alabildigince uzaniyordu.
3alenjixa (Tzalencixa)


3alenjixa’ya ulastigimizda bir alanda indik. Birkaç dakka kente baktiktan sonra bir Megrelin bana dogru geldigini fark ettim. Bana Parmagiyla isaret edip ‘Si Lazi oreki ?(megr.: Sen Laz misin?)’ diye sordu. Bende ‘Ho’ diye tasdikledim. Arkasindan gelen bir baska Megrele göstererek ‘Amxanagiskanisi Cima (megr.:Arkadasinin Kardesi)’ diye tanitti. Memleketimden tanidigim Arkadasimin Abisiymis. O Arkadasim orda olmamasina ragmen bana hos bir sürpriz yaparak onlara haber vermis. Bunun üzerine beni almaya karar vermisler. Önce simsiki Megrel kucaklasmasiyla yüzlerce yilin Laz-Megrel ayrilmisligini yeniden birlesimini hissettim. Bana çok sicak davrandilar. Hemen arabalarina bindirip beni evlerine götürdüler. Yolda anlasma sorununu fark etmislerki bir baska Tercüman getirmeyi uygun buldular. Onuda bir evden alip beni taniyan arkadasimin evine gittik.


3alenjixa’ya hakim bir tepeden bakan bir arazi üstünde ormanlik bir alanda müstakil bir evleri (megr.= oxoru) vardi bu ailenin. Megrelya’da genellikle evler Yüzyilin basinda yapilan, eski Latin Amerikadaki kolonicilerin evlerine çok benziyordu. Hepsi ayri ayri güzellikte Villa tipinde müstakil evlerdi. Bir zamanlarin çok gelismis ekonomilerine sahitlik ediyordu bu binalar. Evde bir ‘Nana’ (megr.= Anne) ve bir yasli ‘Bebi’ (megr.= Babaanne) bizi bekliyorlardi. Canli bir kucaklasmadan bana Evdekilerde çok sicak davraniyorlardi. Muhtemelen Arkadasim bu Insanlara beni evvelden tanitmisti. Evin Oglu (Arkadasimin abisi) bana evlerinin arkasinda büyük bahçelerinde ‘Txiri’(megr.= Findik) ve ‘Çay’ (megr.= Çay) ekim alanlarini gururla gösterdi.


Genel olarak Megrelya bir tarim yöresi. ‘Kolxis Ovasi’ olarakda anilan bü yöre Kafkas sira Daglari ile ‘Uça Zga’ (megr.= Karadeniz) arasinda bir düz Ova niteliginde. Çogu köylüler tarimcilik ve hayvancilikla tüm kitaya ün salmislar ve hatta ‘Sovyetler Birligi’ Zamaninda bu Insanlarimiz çok zengin olmuslar. Muhtemelen evlerinin güzelligi bundan. Ancak son on yilda o kadar seyler olmuski evlerini restore veya bakimini yapamamislardi. Konusma esnasinda Arsalarin sadece Erkek Çocuklara Miras birakildigini ögrendim. Eve döndügümüzde ‘Oçkomale’ (megr.= Yemek) hazirdi. Megrellerin Mutfaklari çok zengin. Özellikle ‘Acika’nin (megr.= Acili) çok önemli bir yeri var sofralarda. Degisik, degisik yemekler arasinda göze çarpan bir baska ürün ise ‘Gvini’ (megr.= Sarap) ve ‘Ont’ka’ (megr.= Votka) oldugunu fark ettim. Yemek baslamadan ‘Tamada’ adli Masa yöneticisi gibi biri önderligi ele aldi ve o gün bir araya gelmenin adina birkaç söz söyledi. Benim Misafirligim anisina ise evin oglu sarapla bardagini doldurarak benim onlari ziyaret etmemden dolayi çok mutlu olduklarini dile getirerek bardagini kaldirdi. Masada bir Lazi merak eden üç, dört kiside soframiza gelmisti. Megrellerde misafirperverligin çok önemli bir yeri var ve çok saygin karsilanirlar. Yemekten sonra yanimda getirdigim Lazca kasetleri çikarip onlarin Müzik Setinde çaldirdim. Çok saskin bir sekilde Birol Topaloglu’nun ‘Lazeburi’ adli kasetini onlara dinlettim. Bu olaya çok sasirmislardi çünkü kasette söylenen Sarkilar onlar için ‘Megrelce’ idi. Evin Oglu bana dönüp ‘Komorti !’ (megr.= Gel) dedi. Beraber orda olan bir arkadasin arabasiyla 3alenjixa kentine indik. Büyük bir Yesil Park alanina vardik. Burasi kentin merkezi idi. Arka arkaya park edilmis dört Avrupa markali arabalarin (Mercedes ve BMW) arkasinda durduk. Arabalarin önünde tahminen 10 kisi duruyordu. Bunlar benim arkadasimin arkadaslariydi. Beni onlara tanittiktan sonra hepsiyle kucaklastim. Onlara benim Laz oldugumu ve Megrelce bildigimi anlatti. Çok sasirdilar. Lazlarin varligindan haberleri vardi ancak Megrelce’ye çok yakin bir Sive ile konustuklarini bilmiyorlardi.



Orada bu sefer ‘Ayhan Alptekin’in kasetini onlara arabada dinlettim. Yine çok sasirdilar ve nasil olur diye sorarcasina birbirlerine baktilar. Arkadasimin Abisi arabayi degistirip bir Jip aldi. Benimle, bölgede bir tur yapmak istiyorlardi. Yola koyulup Kafkas Daglari yönünde sehirden çiktik. Etrafda terk edilmis Depolar veya bitirilememis Sanayi binalari vardi.




Yaklasik 10-15 kilometre degisik köylerden geçtik. Yollar kismen asfalt kismen ise stabilize idi. Kafkas Daglarindan baslayan ve Karadenize akan 10’ar kilometrelik aralarla akan dereler vardi. Muxuri kentine yakin ‘Xobi’ adli Dere’den içeri girip dag yolundan dere boyu gittik.


Burada Daglar Ormanlar çok daha dogaldi. Bir yan yola sapip bir düzlüge vardigimizda yol bitmisti. Arabadan kavun ve votkalari indirip hafif asagiya agaçli küçük vadiye indik. Burda küçük bir Selale bir ufak göle akiyordu. Dinlenip eglenmek için çok güzel bir yerdi. Insanlar Laz Misafirlerine herseyi vermek için yarisiyorlardi. Hemen sortlarimizi çikarip atladik göle. Hava’nin Sicakligindan dolayi bizim için çok sahane bir serinleme olmustu. Sudan çikar çikmaz kavunu kesip bardaklari doldurduk ve yine ‘Dga Ginzesa’ (megr.= Gün uzuna) diyerek tokusturduk.



Arkadaslardan biri bir Kalasnikof çikarip havaya ates etmeye basladi. ‘Laz heryerde Silaha merakini gösteriyor’ diye içimden geçti. Bende tabiiki geri kalmayarak bir agaç hedefini seçerek hayatimda ilk kez bu serefe ulastim. Ancak bu silah kullaniniminin Megrelya’da çok yaygin oldugunu söylediler. Bunun nedeni ise çok daha ilginç vede ayni zamanda üzücüydü. Gürcüstan’in 1990’larda bagimsizligini kazandiktan sonra o zamana kadar Sovyetler Birligine muhalif olan, Megrelya’nin Abasa kentinde dogan, Megrel aydin ‘Zviad Gamsaxurdia’ ve yardimcisi yakin dostu Megrel ‘Merab Kostava’ bagimsizligin ilanindan sonra ilk seçimlerde tek basina iktidara geldiler. Gamsaxurdia’nin o zaman Gürcü, Svan ve özellikle Megrellerde çok büyük destegi vardi. Gürcüstan Gürcülerin’dir gibi fasist bir Sloganla baslayan serüveni onlardan daha Gürcü Fasisti olan baska bir Muhalif Gurubu onu devirmek için planlar yapar. Gürcüstan’in Batisinda Asimilasyon politikalarina dur deyip bagimsizlik mücadelesi baslatan Abhazalar ile Gürcüstan’in Kuzeyindeki Osteler ayaklanmaya baslamasiyla beraber Gürcüstan’da Iç savas patlak verir. Hükümetin kaldigi Baskent Tiflis’den kaçma mecburiyetinde kalan Gamsaxurdia Megrelya’ya siginir. Tiflisi Muhalifler ele geçirir. Gamsaxurdia Megrelya’dan Tiflisi yeniden ele geçirmek için yeniden ataga kalkar. Megrelya’daki ‘Kolxa’ adli Abasa’daki askeri üssü ele geçirir ve onunla beraber Megrel Milisler ile Tiflis’e dogru gider. Üç dört Gürcü kentini ele geçirdikten sonra tüm Bati Gürcüstani ele geçirmeye az kalmistir. Sadece Kutaissi kenti Gürcülerin kalmisti. O anda yeni Hükümetin Basbakani Gürcü Sevardnadze olmustu. Bu adamin eski Sovyetler Birliginde Disisleri Bakanligini yürüttügü için Rusya’dan çok destegi vardi. Gürcüstan’in Iç Savasinda bu önemli aninda Sevardnadze Ruslarin Destegini almak için Ruslara Türkiye siniri boyunca Rus Askeri bulundurma karsiliginda Gürcüstani Yönetme pahasina ülkesini satmisti. Bunun üzerine Rusya’nin özel timi Megrelyanin en büyük Limani Potiye Megrel askerlerine arkadan saldirmak için çikarma yapti. Gamsaxurdia’nin sonu çabuk geldi. Kendisi Megrelya’da bir köyde intihar ederken onu destekleyen Megrel Milisler ve Megrel Halki soykirim seklinde ‘Mxedrioni’ adli bir Gürcü Çetesi tarafindan saldiriya ugradilar. Arkadasimda vede tüm Megrelyadaki bu silahlanma bu dönemden kalma. Hatta en siddetli çatismalar 3alenjixa kentinde olmus. Zengin olan Megreller zorla soyguna ugramis. Evlerinde degerli ne var ne yoksa almis bu Gürcü Eskiya Çetesi. O zamandan kalma Gürcülere bir antipati var Megrellerde.


Orda oturduktan sonra kalktik baska bir yere gitmek için yola koyulduk. Ovaya tam inmeden yine derenin yaninda bir Çesme’de durduk. Telle çevrili olan bu çesmeden akan su sifaliymis. Megreller buranin ismini ‘Lugella’ koydular. Su çok tuzluydu. Bir çok insanda suyu tadabilmek için ordaydi. Bu su içilmeden agizda çalkalanip özellikle agiz ve dis eti için birebirmis. Yine yola koyulup dönerek baska bir dereden yine daga çiktik. Az ileride terk edilmis bir yerde durduk. Burasi ‘Skuri’ adli Megrelya’nin eski bir turizm Merkeziymis. Ancak belirttigim gibi Gürcüstan Iç Savasi zamaninda Gürcü helikopterleri buralari bombalamis. ‘Bak’ dedi arkadasim bana ‘Gürcülerin yöremize yaptiklarina bak’ dedi. Eskiden çok güzel bir görüntü veren ufak Tatil Merkezi otelleri ile bombalama sonucu yerle bir edilmisti bu güzelim yer. Orda sunî bir selale zamninda otelin hemen yanina kurulmustu. Tüm bu tesisler büyük bir olasilikla Sovyetler Birligi döneminde yapilmisti. Ama bu kadar güzel bir tesisin bu durumda olmasi çok yazikti.


3alenjixa’ya dönüp yine o Meydan Parkina gittik. Hemen Parkin yaninda ‘Cixa TV’ adli bir yerel Televizyon sirketine gittik. Megrelya’da yaklasik olarak 8 yerel Televizyon kanali var. Bunlarin adlari Çkondidi 99, Ninth Wave, Kolxeti, Pazisi, Mapshalia, Jixa, Odisi, Samegrelo, Egrisi’dir. Bu kanallarda resmi Dil Gürcüce olmasina ragmen yinede Megrelce programlarda yapiliyor. Megrelya’da Atinati vede Poti adli iki tanede Radyo Istasyonu var. Bu Sirketler yeni yeni kuruldugundan küçükler. Cixa TV eski bir ishaninda (ki burda artik hiçbir sirket kalmamis) iki odada kurulu olan bir televizyon Sirketi. Artik gün batimina yaklasirken benim artik dönmem gerektigini arkadasima ilettim. O’da bunu kabul etmeyerek ‘Bende enazindan bir gece kalmazsan olmaz !’ diye diretti. Bu misafirperver insanlari kiramadim. Beraber yine eve döndük. Yine bir ziyafet çekecegi belliydi. Annesine detayli bir sekilde yapilacak yemekleri anlatiyordu. Yemegin sofraya gelmesine vaktimiz oldugu için, bana ‘gel sana ne gösterecegim’ diye yaya yola koyulduk. Eve 200 metre mesafede üç iri yari agaçlar ve hemen yanindan ise tüm 3alenjixaya panorama bakisi bir yer vardi. Agaçlar en azindan 300 senelikmis. Buradan 3alenjixa ne kadar güzel görünüyordu. Uzunlama bir kent olan 3alenjixa yaklasik olarak 40.000 Nüfusu ile Ardeseni animsatiyordu, sadece bir farkla: Sahil kenti degildi. Tam ortasindan ise bir Dere akiyordu. Ordan daha hava kararmadan hemen 300 metre ileride bir yere daha gittik. Tarihi bir Megrel kilisesi ise tüm muhtesemligiyle tepeden tüm kente bakiyordu. Etrafinda ise kentin eski ünlü Megrellerin mezarlari vardi. Bu Kilise yüzyillarin tarihi kokuyordu. Kimbilir nelere sahit olmustu bu saheser. Orada bizi gören bir Megrel Papaz yanimiza gelip yerimi yurdumu sordu. Ona Lazlari anlatinca oda çok sasirmisti. Simdi Gürcü Ortodoks Kilisesine bagli olan Megrelya’daki kiliseler bir zamanlar kendi Ortodoks Kiliseleri vardi. Hatta ondan evvelde Yunan Ortodoks Kilisesine bagli idi. Muhtemelen 500 sene önce ise bu Otonom durumlarina son verdiler veya son vermek durumuna birakildilar. Burda ilginç olarak Lazlar Çalisma hayatinda, Dügünlerde, Ölülerini anmalarda kullanilan Yalessa, Yalessa sözleri Yunan kilise döneminden kalkma ‘Kiriilayessa’ adli Hz. Ilyas’i anma inancindan kalmis olabilecegini tahmin etti. Ilginçtir ki ‘Isahooy’ eklemesi ise Hz. Isayi animsatiyordu bana. Bu deyim Megrelya’da kullanilmamasina ragmen hemen Acarya ile arasinda güneyindeki ‘Guria’ bölgesinde hala söylenmekteymis. Eve dönüp müthis bir aksam sofrasina daha oturma sansim oldu. Yine baska arkadaslar’da soframiza dahil oldular. ‘Tamada’ yine serefe kaldirip hayatimin en güzel günlerinden birine noktayi koyuyordu. Alisik olmadigim alkolün verdigi yorgunlukla üst katta benim için hazirlanan sahane bir odada uykuya daldim.



 

Videolar

Son Yorumlar

Karikaturepe
çok güzeller de ben anlamıyorum ama keşke açıklamalarını da yazsanız çok memnun oolucam......
Rize Fındıklı İlçesi Çağlayan ve Arılı D...
vvahh vahh benım memleketım .acırım ken dı halımıze .bazen ruya gorur sun de gun duz ...
3. Geleneksel Horon Günü
gelecekler parmak kaldıersınnn
Mu Oxenoni-Boret!
[b]Gerçekten cok güzel bir yazı olmuş teşekkürler öncelikle.... bu yazının altına yorum y...

Üye Girişi

Kimler Online

11 Misafir ve 2 Üye Online