|
Sayfa 2 Toplam: 3
3.Gün:Zugdidi
Uyandigimda
trenin yavasladigini fark ettim. Saat 06:00’ya geliyordu ve hava
hafiften aydinlanmisti. Etrafta sabah sis'i vardi. Büyük bir Ovadaydik.
Burasi Kolxis Ovasi olmaliydi. Aradabir evler görünüyordu. Yaklasik 5
dakika sonra evlerin yogunlugu bir kent kadar olmaya basladi. Etrafda
Sanayi Tesisleri’de görünüyordu. Tam sehire girdikten sonra Tren durdu.
Zugdidi Tren Istasyonuna gelmistim. Hemen bavulumu kapip heyecanla
kapiya yöneldim. Trendekiler ayni sekilde çikarak heyecanla inmeye
basladilar. Bos olan Tren Istasyonu aniden Trenden inenlerle doldu.
Derin bir tarih kokan Megrelya havasindan aldim. Burasi Megrellerin
baskentiydi ve eski Kolxeti Kralligi'nin topraklariydi. Yaklasik olarak
150.000 Nüfusu ile Megrelya’nin en kalabalik Sehriydi.
Çok
heyecanlandim. Gar’da o kalabaligin içinde etrafa, Insanlara, Sehire,
Gar binasina ve binanin yaninda beklesen taksilere ve taksicilere bakip
duruyordum. O kadarda çok bakmisimki etraftaki çogu yolcu hemencecik
taksilere ve akrabalarinin arabalarina binip gitmislerdi. Birkaç kisi
hala trendeki yüklerini indirmek için ugrasiyordu. Heyecandan ne
yapacagimi bilmedigim için yavas bir sekilde Istasyon binasina girdim.
Bina, 19.Yüzyil yapimi tarihi ve güzel bir görünümü vardi. Istasyonda
bekleyen insanlarin canli canli Megrelce konusmalarini hayranlikla
dinliyordum. Bana bakip bir yabancinin Megrelya’ya gelmesine çok
sasiriyorlardi. Heyecanim yatistiktan sonra bir taksiye binip
Zugdidi'de Sehir Turu yapmaya karar verdim.
Bütün
taksiler eski Lada markasi Rus arabalariydi. Orta yaslarda olan bir
taksiciyle Megrelce’nin Lazca Sivesi ile 3 Lariye ‘Zugdidi Turu’ için
anlastim. Sabahin o erken saatlerinde Zugdidi sehrini dolandik. Yollar
bostu, evler ise çogunlukla tarihi stildeydi. Yollari genis ve güzeldi.
Merkezde büyük bir Park Meydani vardi. Kalitesiz oldugu kadar kaliteli
güzel Dükkanlarda burada bulunuyordu.
Parka
yakin bir alanin bitisiginde büyük bir yesil Park daha vardi. Burada
Ormanlik bir alanin tam ortasinda eski Ortaçag Megrel krallarinin
Satosu tüm muhtesemligi ve görkemliligiyle parliyordu.
15.Yüzyildan
itibaren 1866 Rus Imparatorlugun isgal zamanina kadar Megrelya’yi
‘Dadiani’ Hanedani buradan yönetmis. O tarihten sonra yine ayni Sato’da
yasamaya devam ettiler.Hatta ünlü Alman Muhalifi kadin ‘Bertha von
Suttner’ onlarin Satosu’nda 1864 yilindan itibaren uzun yillar
korunmustu.
Bu
büyük Aile Sovyetler Birligi kuruldugu zaman Megrelya’dan Fransa’ya ve
Rusya’ya sürgüne gönderildi ve hala orda yasamaktalar. Ilginçdir
Satranç’da bir oyun taktigine bile ‘Dadiani’ ismini vermis bu Hanedan.
Ormanin
içinde ilerledigimde bu sato büyük bir alanda muhtesemligi ile göründü.
Sanki Rüyalar alemindeki gibi çok güzel bir satoydu. Bir Bekçi kapida
belirdi. taksici, beni satoya sokabilmek için bekçi ile konustu fakat
cevabi olumsuzdu. Su anda Müze olarak hizmet gören bina geldigim
saatlerde kapaliydi ne yazikki.
Etrafa
baktiktan sonra geriye döndük. Satoya yakin bir Kavsakta etrafi duvarla
sarilmis olan ‘Odisi Zugdidi’ Futbol Takiminin sahasi vardi. Su an
Gürcüstan 2.Liginde oynayan takim eskiden Birinci Ligde Avrupa
Kupalarinda ün salmisti. Kentin çikisina yakin yerde, bir sulama
kanalini geçtikten sonra Zugdidi Üniversitesine vardik. Ancak burada
beklemedigim bir sekilde çok kötü görünümlü bir tek bina gördüm. Sovyet
zamaninda insâ edilmis bu bina suanda bir harabegibiydi ve uzun
zamandan beri bir tadilat görmedigide ortadaydi.
Kahvalti
yapmak için beni yine Meydan Parkina götürmesini istedim. Daha çok
erken oldugundan hiçbir Lokanta açik degildi. Arabadan inip birazda
yürüyerek gezmek istedim. Sokaktaki Insanlarin arasinda Merkezdeki
Sokaklari gezdim. Burada batidan gelen ürün ve markalar kök salmaya
baslamisti. Türkiye’dende mallar görünüyordu ara sira. Büyük bir pazar
yeri vardi. Aklima bir Megrel Profesör geldi. Onunla Telefonla tanisip
görüsmüstüm. Beni Megrelyadaki ‘Kolxida’ köyüne davet etmisti. Pazar
yerinin karsisinda bir Taksi Duragindan bir Taksi tutup oraya gitmeye
karar verdim. Zugdidi’ye yakindi. Yolda giderken gün iyice açtigi için
heryer net olarak görünüyordu. Yollarda köyleri geçerken ve genellikle
Megrelya’daki gördügüm ve en dikkatimi çeken seylerden biri, yol
kenarlarinda, hatta yol üstünde gezen Hayvanlariydi. Özellikle Inekler
ve Domuzlar vardi. Hayvancilik yönünde çok gelismis bir Bölge oldugu
ortadaydi.
Köye
vardigimizda Köy girisinde beklesen Megrellere beni davet eden kisinin
evini sorduk. Ne yazikki kendisi bir hafta önce buradaydi ancak artik
gitmisti. Üzülmüstüm ancak yinede Megrelya’yi gezme atesi içimde yanip
tutusuyordu. Taksiciden Zugdidi’ye dönmemizi istedim. Ordan beni
‘3alenjixa’ kentine giden Otobüs Duragina birakmasini istedim. Beni
oraya birakip Otobüs söförüne, beni 3alenjixa kentine götürmesi için
tembihledi. Kalkisa yaklasik 15 dakika vardi. Yan tarafta yolcular için
bir Lokanta vardi. Oraya girip orda oturan ve yemek yiyen bir Megrelin
yediginden ismarladim. Bu Megrellere özgü bir Çorba’ydi. Içinde kemikli
et ve çok acili olan bu çorbayi acele acele yerken aniden acisinin geç
etkisinden dolayi bir öksürüge tutuldum. Lokanta çalisanlari ve bir
Müsteri kahkahalar içinde güldüler. Bu acili Çorba Megrellerin ‘Acika’
denilen Baharatiyla karistirilmisti. Bu aci sürprizden sonra hemen
kalkan Otobüsüme binip 22 kilometre uzakliktaki 3alenjixa kentine
yolaldim. Yalnizca 1,5 Lariye çok eski bir Otobüste Megrellerin saskin
bakislari arasinda yaklasik yarim saat yolculuk yaptik. Megrelya Ova
olmasina ragmen arada bir ufak tepeleri asiyorduk. Iste o anlarda
Megrelya tüm güzelligi ile görünüyordu. Her tarafi yemyesil ormanlarla
kapli, irili ufakli köyler, bir tarafinda ‘Kafkasya Daglari’ göz
alabildigince uzaniyordu.
3alenjixa (Tzalencixa)
3alenjixa’ya ulastigimizda bir alanda indik. Birkaç dakka kente baktiktan sonra bir Megrelin bana dogru geldigini fark ettim. Bana
Parmagiyla isaret edip ‘Si Lazi oreki ?(megr.: Sen Laz misin?)’ diye
sordu. Bende ‘Ho’ diye tasdikledim. Arkasindan gelen bir baska Megrele
göstererek ‘Amxanagiskanisi Cima (megr.:Arkadasinin Kardesi)’ diye
tanitti. Memleketimden tanidigim Arkadasimin Abisiymis. O Arkadasim
orda olmamasina ragmen bana hos bir sürpriz yaparak onlara haber
vermis. Bunun üzerine beni almaya karar vermisler. Önce simsiki Megrel
kucaklasmasiyla yüzlerce yilin Laz-Megrel ayrilmisligini yeniden
birlesimini hissettim. Bana çok sicak davrandilar. Hemen arabalarina
bindirip beni evlerine götürdüler. Yolda anlasma sorununu fark
etmislerki bir baska Tercüman getirmeyi uygun buldular. Onuda bir evden
alip beni taniyan arkadasimin evine gittik.
3alenjixa’ya
hakim bir tepeden bakan bir arazi üstünde ormanlik bir alanda müstakil
bir evleri (megr.= oxoru) vardi bu ailenin. Megrelya’da genellikle
evler Yüzyilin basinda yapilan, eski Latin Amerikadaki kolonicilerin
evlerine çok benziyordu. Hepsi ayri ayri güzellikte Villa tipinde
müstakil evlerdi. Bir zamanlarin çok gelismis ekonomilerine sahitlik
ediyordu bu binalar. Evde bir ‘Nana’ (megr.= Anne) ve bir yasli ‘Bebi’
(megr.= Babaanne) bizi bekliyorlardi. Canli bir kucaklasmadan bana
Evdekilerde çok sicak davraniyorlardi. Muhtemelen Arkadasim bu
Insanlara beni evvelden tanitmisti. Evin Oglu (Arkadasimin abisi) bana
evlerinin arkasinda büyük bahçelerinde ‘Txiri’(megr.= Findik) ve ‘Çay’
(megr.= Çay) ekim alanlarini gururla gösterdi.
Genel
olarak Megrelya bir tarim yöresi. ‘Kolxis Ovasi’ olarakda anilan bü
yöre Kafkas sira Daglari ile ‘Uça Zga’ (megr.= Karadeniz) arasinda bir
düz Ova niteliginde. Çogu köylüler tarimcilik ve hayvancilikla tüm
kitaya ün salmislar ve hatta ‘Sovyetler Birligi’ Zamaninda bu
Insanlarimiz çok zengin olmuslar. Muhtemelen evlerinin güzelligi
bundan. Ancak son on yilda o kadar seyler olmuski evlerini restore veya
bakimini yapamamislardi. Konusma esnasinda Arsalarin sadece Erkek
Çocuklara Miras birakildigini ögrendim. Eve döndügümüzde ‘Oçkomale’
(megr.= Yemek) hazirdi. Megrellerin Mutfaklari çok zengin. Özellikle
‘Acika’nin (megr.= Acili) çok önemli bir yeri var sofralarda. Degisik,
degisik yemekler arasinda göze çarpan bir baska ürün ise ‘Gvini’
(megr.= Sarap) ve ‘Ont’ka’ (megr.= Votka) oldugunu fark ettim. Yemek
baslamadan ‘Tamada’ adli Masa yöneticisi gibi biri önderligi ele aldi
ve o gün bir araya gelmenin adina birkaç söz söyledi. Benim
Misafirligim anisina ise evin oglu sarapla bardagini doldurarak benim
onlari ziyaret etmemden dolayi çok mutlu olduklarini dile getirerek
bardagini kaldirdi. Masada bir Lazi merak eden üç, dört kiside
soframiza gelmisti. Megrellerde misafirperverligin çok önemli bir yeri
var ve çok saygin karsilanirlar. Yemekten sonra yanimda getirdigim
Lazca kasetleri çikarip onlarin Müzik Setinde çaldirdim. Çok saskin bir
sekilde Birol Topaloglu’nun ‘Lazeburi’ adli kasetini onlara dinlettim.
Bu olaya çok sasirmislardi çünkü kasette söylenen Sarkilar onlar için
‘Megrelce’ idi. Evin Oglu bana dönüp ‘Komorti !’ (megr.= Gel) dedi.
Beraber orda olan bir arkadasin arabasiyla 3alenjixa kentine indik.
Büyük bir Yesil Park alanina vardik. Burasi kentin merkezi idi. Arka
arkaya park edilmis dört Avrupa markali arabalarin (Mercedes ve BMW)
arkasinda durduk. Arabalarin önünde tahminen 10 kisi duruyordu. Bunlar
benim arkadasimin arkadaslariydi. Beni onlara tanittiktan sonra
hepsiyle kucaklastim. Onlara benim Laz oldugumu ve Megrelce bildigimi
anlatti. Çok sasirdilar. Lazlarin varligindan haberleri vardi ancak
Megrelce’ye çok yakin bir Sive ile konustuklarini bilmiyorlardi.
Orada
bu sefer ‘Ayhan Alptekin’in kasetini onlara arabada dinlettim. Yine çok
sasirdilar ve nasil olur diye sorarcasina birbirlerine baktilar.
Arkadasimin Abisi arabayi degistirip bir Jip aldi. Benimle, bölgede bir
tur yapmak istiyorlardi. Yola koyulup Kafkas Daglari yönünde sehirden
çiktik. Etrafda terk edilmis Depolar veya bitirilememis Sanayi binalari
vardi.
Yaklasik
10-15 kilometre degisik köylerden geçtik. Yollar kismen asfalt kismen
ise stabilize idi. Kafkas Daglarindan baslayan ve Karadenize akan 10’ar
kilometrelik aralarla akan dereler vardi. Muxuri kentine yakin ‘Xobi’
adli Dere’den içeri girip dag yolundan dere boyu gittik.
Burada
Daglar Ormanlar çok daha dogaldi. Bir yan yola sapip bir düzlüge
vardigimizda yol bitmisti. Arabadan kavun ve votkalari indirip hafif
asagiya agaçli küçük vadiye indik. Burda
küçük bir Selale bir ufak göle akiyordu. Dinlenip eglenmek için çok
güzel bir yerdi. Insanlar Laz Misafirlerine herseyi vermek için
yarisiyorlardi. Hemen sortlarimizi çikarip atladik göle. Hava’nin
Sicakligindan dolayi bizim için çok sahane bir serinleme olmustu. Sudan
çikar çikmaz kavunu kesip bardaklari doldurduk ve yine ‘Dga Ginzesa’
(megr.= Gün uzuna) diyerek tokusturduk.
Arkadaslardan
biri bir Kalasnikof çikarip havaya ates etmeye basladi. ‘Laz heryerde
Silaha merakini gösteriyor’ diye içimden geçti. Bende tabiiki geri
kalmayarak bir agaç hedefini seçerek hayatimda ilk kez bu serefe
ulastim. Ancak bu silah kullaniniminin Megrelya’da çok yaygin oldugunu
söylediler. Bunun nedeni ise çok daha ilginç vede ayni zamanda
üzücüydü. Gürcüstan’in 1990’larda bagimsizligini kazandiktan sonra o
zamana kadar Sovyetler Birligine muhalif olan, Megrelya’nin Abasa
kentinde dogan, Megrel aydin ‘Zviad Gamsaxurdia’ ve yardimcisi yakin
dostu Megrel ‘Merab Kostava’ bagimsizligin ilanindan sonra ilk
seçimlerde tek basina iktidara geldiler. Gamsaxurdia’nin o zaman Gürcü,
Svan ve özellikle Megrellerde çok büyük destegi vardi. Gürcüstan
Gürcülerin’dir gibi fasist bir Sloganla baslayan serüveni onlardan daha
Gürcü Fasisti olan baska bir Muhalif
Gurubu onu devirmek için planlar yapar. Gürcüstan’in Batisinda
Asimilasyon politikalarina dur deyip bagimsizlik mücadelesi baslatan
Abhazalar ile Gürcüstan’in Kuzeyindeki Osteler ayaklanmaya baslamasiyla
beraber Gürcüstan’da Iç savas patlak verir. Hükümetin kaldigi Baskent
Tiflis’den kaçma mecburiyetinde kalan Gamsaxurdia Megrelya’ya siginir.
Tiflisi Muhalifler ele geçirir. Gamsaxurdia Megrelya’dan Tiflisi
yeniden ele geçirmek için yeniden ataga kalkar. Megrelya’daki ‘Kolxa’
adli Abasa’daki askeri üssü ele geçirir ve onunla beraber Megrel
Milisler ile Tiflis’e dogru gider. Üç dört Gürcü kentini ele
geçirdikten sonra tüm Bati Gürcüstani ele geçirmeye az kalmistir.
Sadece Kutaissi kenti Gürcülerin kalmisti. O anda yeni Hükümetin
Basbakani Gürcü Sevardnadze olmustu. Bu adamin eski Sovyetler
Birliginde Disisleri Bakanligini yürüttügü için Rusya’dan çok destegi
vardi. Gürcüstan’in Iç Savasinda bu önemli aninda Sevardnadze Ruslarin
Destegini almak için Ruslara Türkiye siniri boyunca Rus Askeri
bulundurma karsiliginda Gürcüstani Yönetme pahasina ülkesini satmisti.
Bunun üzerine Rusya’nin özel timi Megrelyanin en büyük Limani Potiye
Megrel askerlerine arkadan saldirmak için çikarma yapti.
Gamsaxurdia’nin sonu çabuk geldi. Kendisi Megrelya’da bir köyde intihar
ederken onu destekleyen Megrel Milisler ve Megrel Halki soykirim
seklinde ‘Mxedrioni’ adli bir Gürcü Çetesi tarafindan saldiriya
ugradilar. Arkadasimda vede tüm Megrelyadaki bu silahlanma bu dönemden
kalma. Hatta en siddetli çatismalar 3alenjixa kentinde olmus. Zengin
olan Megreller zorla soyguna ugramis. Evlerinde degerli ne var ne yoksa
almis bu Gürcü Eskiya Çetesi. O zamandan kalma Gürcülere bir antipati var Megrellerde.
Orda
oturduktan sonra kalktik baska bir yere gitmek için yola koyulduk.
Ovaya tam inmeden yine derenin yaninda bir Çesme’de durduk. Telle
çevrili olan bu çesmeden akan su sifaliymis. Megreller buranin ismini
‘Lugella’ koydular. Su çok tuzluydu. Bir çok insanda suyu tadabilmek
için ordaydi. Bu su içilmeden agizda çalkalanip özellikle agiz ve dis
eti için birebirmis. Yine yola koyulup dönerek baska bir dereden yine
daga çiktik. Az ileride terk edilmis bir yerde durduk. Burasi ‘Skuri’
adli Megrelya’nin eski bir turizm Merkeziymis. Ancak belirttigim gibi
Gürcüstan Iç Savasi zamaninda Gürcü helikopterleri buralari bombalamis.
‘Bak’ dedi arkadasim bana ‘Gürcülerin yöremize yaptiklarina bak’ dedi.
Eskiden çok güzel bir görüntü veren ufak Tatil Merkezi otelleri ile
bombalama sonucu yerle bir edilmisti bu güzelim yer. Orda sunî bir
selale zamninda otelin hemen yanina kurulmustu. Tüm bu tesisler büyük
bir olasilikla Sovyetler Birligi döneminde yapilmisti. Ama bu kadar
güzel bir tesisin bu durumda olmasi çok yazikti.
3alenjixa’ya dönüp yine o Meydan Parkina gittik. Hemen
Parkin yaninda ‘Cixa TV’ adli bir yerel Televizyon sirketine gittik.
Megrelya’da yaklasik olarak 8 yerel Televizyon kanali var. Bunlarin
adlari Çkondidi 99, Ninth Wave, Kolxeti, Pazisi, Mapshalia, Jixa,
Odisi, Samegrelo, Egrisi’dir. Bu kanallarda resmi Dil Gürcüce olmasina
ragmen yinede Megrelce programlarda yapiliyor. Megrelya’da
Atinati vede Poti adli iki tanede Radyo Istasyonu var. Bu Sirketler
yeni yeni kuruldugundan küçükler. Cixa TV eski bir ishaninda (ki burda
artik hiçbir sirket kalmamis) iki odada kurulu olan bir televizyon
Sirketi. Artik gün batimina yaklasirken benim artik dönmem gerektigini
arkadasima ilettim. O’da bunu kabul etmeyerek ‘Bende enazindan bir gece
kalmazsan olmaz !’ diye diretti. Bu misafirperver insanlari kiramadim.
Beraber yine eve döndük. Yine bir ziyafet çekecegi belliydi. Annesine
detayli bir sekilde yapilacak yemekleri anlatiyordu. Yemegin sofraya
gelmesine vaktimiz oldugu için, bana ‘gel sana ne gösterecegim’ diye
yaya yola koyulduk. Eve 200 metre mesafede üç iri yari agaçlar ve hemen
yanindan ise tüm 3alenjixaya panorama bakisi bir yer vardi. Agaçlar en
azindan 300 senelikmis. Buradan 3alenjixa ne kadar güzel görünüyordu.
Uzunlama bir kent olan 3alenjixa yaklasik olarak 40.000 Nüfusu ile
Ardeseni animsatiyordu, sadece bir farkla: Sahil kenti degildi. Tam
ortasindan ise bir Dere akiyordu. Ordan daha hava kararmadan hemen 300
metre ileride bir yere daha gittik. Tarihi bir Megrel kilisesi ise tüm
muhtesemligiyle tepeden tüm kente bakiyordu. Etrafinda ise kentin eski
ünlü Megrellerin mezarlari vardi. Bu Kilise yüzyillarin tarihi
kokuyordu. Kimbilir nelere sahit olmustu bu saheser. Orada bizi gören
bir Megrel Papaz yanimiza gelip yerimi yurdumu sordu. Ona Lazlari
anlatinca oda çok sasirmisti. Simdi Gürcü Ortodoks Kilisesine bagli
olan Megrelya’daki kiliseler bir zamanlar kendi Ortodoks Kiliseleri
vardi. Hatta ondan evvelde Yunan Ortodoks Kilisesine bagli idi.
Muhtemelen 500 sene önce ise bu Otonom durumlarina son verdiler veya
son vermek durumuna birakildilar. Burda ilginç olarak Lazlar Çalisma
hayatinda, Dügünlerde, Ölülerini anmalarda kullanilan Yalessa, Yalessa
sözleri Yunan kilise döneminden kalkma ‘Kiriilayessa’ adli Hz. Ilyas’i
anma inancindan kalmis olabilecegini tahmin etti. Ilginçtir ki
‘Isahooy’ eklemesi ise Hz. Isayi animsatiyordu bana. Bu deyim
Megrelya’da kullanilmamasina ragmen hemen Acarya ile arasinda
güneyindeki ‘Guria’ bölgesinde hala söylenmekteymis. Eve dönüp müthis
bir aksam sofrasina daha oturma sansim oldu. Yine baska arkadaslar’da
soframiza dahil oldular. ‘Tamada’ yine serefe kaldirip hayatimin en
güzel günlerinden birine noktayi koyuyordu. Alisik olmadigim alkolün
verdigi yorgunlukla üst katta benim için hazirlanan sahane bir odada
uykuya daldim.
|