Medyanın epeyce ciddiye aldığı bir
habere göre, Türk Metal İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek’in
‘arşivinden’ alınıp Üçüncü Ergenekon İddianamesi’ne ‘delil niyetine’
konulan bir belgede, müzisyen Fuat Saka’nın, Karadeniz’de Laz milleti
yaratmak için Yunan istihbaratı tarafından kullanıldığı ‘bilgisi’ yer
alıyormuş.
İddianamede yer alan belgedeki ‘bilgiye’ göre, “Laz milleti yaratmaya çalışan” Fuat Saka’nın “en yakınındaki dava arkadaşı” da yine bir müzisyen, Volkan Konak’mış…
Ergenekon kod adıyla kılıç kuşanıp ‘vatan ve millet için' cenk eden Türk Gladyosu’nun daha ‘akıllı’ elemanlarla çalıştığı sanılırdı ya, neyse ki böyle değilmiş!..
Önce, Gladyo istihbaratının raporunda adları geçen, “Yunanistan’la işbirliği içinde Karadeniz’de bir Laz milleti yaratmaya çalışan” müzisyen arkadaşların ‘milli kimliklerine’ bakmak lazım.
Fuat Saka, Trabzonludur. Volkan Konak da Trabzon’un Maçka
ilçesindendir. Ve Türk Gladyosu’nun elemanları bilmiyor olabilirler ama
Lazlar, Trabzon’da değil, Trabzon’dan yüz elli kilometre kadar doğuda
yer alan Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Kemalpaşa’da
yaşıyorlar. Trabzonluların bir bölümü Çepni Türkü, küçük bir bölümü de
mübadele döneminde Yunanistan’a ‘gönderilmiş’ akrabalarıyla görüşmeyi
sürdüren Türkleş(tiril)miş Rum’dur.
Şimdi şu sorular yanıt
bekliyor; bir Çepni Türkü ya da Türkleş(tiril)miş bir Rum, neden kalkıp
da Laz milleti yaratmaya çalışmak gibi aptalca bir ‘işe’ girişsin?
Lazlarla uzak yakın hiçbir ‘ akrabalığı’ olmayan
Yunan, - Karadeniz’de ‘Rum milleti yaratmak’ gibi bir imkansızı
‘gerçekleştirmeye’ çalışması neyse de - Laz milleti yaratmak gibi son
derece anlamsız bir ‘faaliyete’ neden girsin?
“Laz milleti yaratmak”
ifadesi de saçma ve cahilanedir: Tarihselliğiyle bir millet ya vardır
ya da yoktur. Yoktan bir millet nasıl yaratılır?.. Bilen varsa,
anlatsın!..
Elbette, egemen bir millet, başka milletleri ‘kendileştirmeye’
çalışabilir; 1924 sonrası Anadolu’da olduğu gibi. 1924’te, siyasal ve
askeri üstünlüğü ele geçiren Türk milletinin temsilcileri, o zamana
kadar Büyük Millet Meclisi’nde bile milli kimlikleriyle temsil edilen
halkları Türkleştirmek için olmadık baskılar ve şiddet uyguladılar. Ama
işte, aradan neredeyse bir asır geçmesine karşın, ne Kürt Kürtlüğünden,
ne de Laz Lazlığından vazgeçti…
Bir de şu soru var; “Laz milleti yaratmak”
niye gereksin ki?.. Türkler Anadolu’ya girmeden üç bin yıl kadar önce
de şimdi yaşadıkları coğrafyada yaşayan Lazlar, zaten tarih, toprak,
dil ve kültür birliği gibi bir milleti oluşturan bütün koşullara
sahiptirler. Yani Lazlar bir millettir, ama azınlık bir millettir. Bir
milletin az(ınlık) olması, o milletin milletlik özelliğini değiştirmez.
Gerçekte bütün bunlar mesele değildir; asıl mesele, bildik Pontus
paranoyası ve Laz milleti, yarın bir gün kalkıp “biz de devlet
isteriz!” der mi endişesidir.
Şayet Lazlarda bir devlet
talebi olsaydı, işin doğası gereği bu talep, ya Laz burjuvazisi ya da
ilericileri – aydın Lazlar tarafından ifade edilirdi. Fakat, çok iyi
bilinir ki, Türkiye kapitalizminin sunduğu ‘nimetlerden’ payına düşeni
rahatlıkla alan ve halinden memnun olan Laz burjuvazisinin hiçbir zaman
böyle bir derdi olmamıştır. Laz aydınları da, böyle bir talebin, pratik
karşılığı kurulamaz, içi boş ve gereksiz bir talep olduğunu bilecek
kadar akıllıdırlar. Komünist Lazlar ise, zaten bütün devletleri
‘fazlalık’ sayarlar!..
Evet, Laz aydınları ve komünistleri,
yaklaşık yirmi yıldır, Lazların kültürel haklarının teslimini
istiyorlar; 1924’ten bu yana resmen yasaklı olan Laz dilinin esaretine
son verilmesini, devlet televizyonlarında bütün dillerden yayın
yapılırken Lazlara uygulanan yasağın kaldırılmasını, üniversitelerin
ilgili bölümlerinde Laz dili ve tarihi ile ilgili çalışmaların
başlatılmasını ve saire istiyorlar, ama devlet istemiyorlar..
Sadık Varer
|