Arşiv Makaleler İsmail Güney Yılmaz

YOK OLUŞ VE LANET SUSKUNLUK ! Yazdır E-posta
İsmail Güney YILMAZ   
06.04.2009 I 08:52

Yüksek yeşil dağlarını düşünüyorum memleketimin... Üzerini duman kaplamış dağları... Ve sonra denize süzülüyor ruhum, geziniyor sahilden sahilden Lazona'yı... Bakıyorum... Ne güzel... Bakıyorum... Ne güzel ama yok oluyor hepsi !..
Yok oluyoruz !..

Image

Almışlar denizimizi ve şimdi de gözleri derelerimizde, yaylalarımızda... Söküp almak istiyorlar bizden, bizim olan ne varsa... Yok edecekler illâ güzel olan her şeyi... Yok edecekler... Karartacaklar Karadeniz'i...Yok edecekler...
Derelerimizi kurutacaklar, ne inexi kalacak; ne başka bir şey... Yok edecekler yaylalarımızı... Çernobil'den sonraki aymazlıklarıyla söndürdükleri ocaklar yetmedi, şimdi de memleketimizin ışığını söndürecekler... Geriye ne kalacak?!. Lazona'da Lazona'yı güzel kılan ne kalacak?!.

Susuyoruz... Ketûmdur dillerimiz, çıldırtırcasına ketûmdur... Susuyoruz... Biz sustukça daha bir küstahlaşıyorlar, daha bir güven geliyor kendilerine... Saldırıyorlar bağrımıza ateşle... Yakıp yıkıyorlar, talan ediyorlar her şeyden çok sevdiğimiz  memleketimizi...
Yok sayıyorlar bizi... Susuyoruz... Ölüyor anadilimiz Lazca... Laz adı, bir lakâba indirgeniyor artık... Susuyoruz...
Lânet bir sükûtta..  

Ölüyoruz... Suskunluğumuz tabutumuz olmuş, kendi topraklarımıza gömülüyoruz...
Lazlar, kendini bilmiyor, kimse Lazlar'ı tanımıyor...
Nereden geldiğini bilmeyen, anadilini Rumca'dan, Rusça'dan ya da Gürcüce'den gelme sanan bir topluluk..
Tarihinden bihaber insanlar... "Nereden geldik?" sohbetlerinde ortaya çıkan kör cahilliğimiz; "Rusya'dan gelmeyiz, Lazca da Rusça'ya benzer", "Pontos'un, Trabzon Rum İmparatorluğu'nun kalıntısıymışız", "Orta Asya'dan geldik Türk'üz"...
Meseleye en çok yaklaşabilenlerimiz içinse, dedelerimizden duyduğumuz kadarıyla "Megrel'den gelmeyiz" ya da "Megrel'den dönmeyiz" ("dönme" tabiriyle Hıristiyanlık'tan İslam'a geçişe atıf yapılıyor)... Ancak "Megrellik" de köklere olumlu anlamda bir yaklaşma olmakla birlikte, oldukça eksiktir ve yine burada, kendini ayrı bir topluluk olarak konumlandıramamanın etkileri uç verir.
Megreller'in en yakın kardeşlerimiz, hatta onlarla aynı millet olduğumuz doğrudur; fakat "Lazlar Megrel'dir demek" yanlıştır -konuya duyarlı kimi Lazlar'ın da bu yanlışa düşmesi enteresandır-. Biri birisinden geliyor demek, "İngilizler Alman'dır", "Türkler Kazak'tır" demeye benzer.
Kaldı ki illa da birinin kökü ötekiyle irtibatlandırılacaksa Megreller Laz'dır denilebilir ancak; çünkü tarihi olarak Laz adı hem siyasi bir isim olması, hem de bölgedeki kadim isim karmaşası ve yanlışları sebebiyle -"geleneksel" (!) bir kapsayıcılık- ifade eder.
Kolkhis'in devamcısı olan krallığın ismi Megrelya Krallığı değil, Lazika Krallığı'dır ve benim bildiğim kadarıyla da tarihin o dönemlerinde "Megrel" diye bir etnik isim bilinmemektedir. Ama yine de günümüz açısından bakıldığında, "Lazlar Müslüman Megrel, Megreller de Hıristiyan Laz'dır" demenin hem bir açıdan doğru; hem de iki halkın yakın kardeşliğine "tatlı" bir gönderme
olacağı söylenebilir.

İkinci paragraf itibariyle, konumuz olan "yok oluş"tan saptığımın farkındayım; ama üzerine kalem oynatmaya çalıştığımız mesele, haklarında çok az şey söylenmiş, söylenmiş olanlarından önemli ekserisinin yanlış olduğu Laz halkı olunca, insan zapt edilmesi güç bir aceleci heyecanla "her şeyi bir anda söylemeye çalışmak" hastalığına kapılabiliyor.
Masaya eğilip yazmaya başlayınca bazen kalem kendiliğinden boş sayfayı doldurmaya, sözler denizinde hızla ve hınçla kulaç atmaya başlıyor.

Ne demiştik ?!. Yok oluş ve lanet suskunluk...
Halkımız binlerce yılda yaşamadığı kültürel, kimliksel ve dilsel aşınmayı son seksen küsür yılda -özellikle de bunun son elli yılında kapitalist ekonomik ilişkilerin ve onun sosyo-politik, teknolojik getirilerinin Lazona'ya girmesiyle- yaşadı. Bu hızlı yok olma sürecinde Lazlar'dan 90'lı yılların başına kadar -Dr. Nizamettin Alkumru ve Av.Şehzat Ayartepe'nin yaptığı son derece kısıtlı ama çokça değerli çalışmaları dışında- hemen hiçbir tepki gelmediği açıktır.
Tepki koymak bir yana Lazlar'ın ezici bir çoğunluğunun bu yok oluşa gönüllü entegre olduğu, buna karşı hayırhah bir tavır sergilediği orta yerde durmaktadır. Bir yandan asimilasyon politikalarıyla kendi bilincimizden uzaklaştırılırken, bir yandan otoasimilasyonun da dünya çapındaki en güzel örneklerini verdi/veriyor halkımız.
Anadilimizi dedelerimiz babaannelerimiz yasaklamıyor mu Laz çocuklarına ?!.
Ya da eski -ve her birinin birer san'at eseri olduğu su götürmez bir gerçek olan- Laz evlerinin yıkılışını, yerlerine betondan evler dikilişini kutlayanlar bizim bir kaç kuşak öncemiz değil miydi?...
Masum muyuz ?.. Asla!.. Lazlar'ın bugünkü kimliksizliğinin ve bilinçsizliğinin belki de en büyük müsebbibi Lazlar'ın ta kendisidir.

Susuyoruz... Sustukça, zemheri ayazı bir red ikliminde kayboluyor bilincimiz. Bu yok oluşta hepimizin payı var... Evet evet hepimizde pay var.
En bilinçlimizde bile... Laz aydınlarının çabaları son derece yetersizdir, yaklaşık yirmi yıllık bir geçmişe sahip olan Laz kültür hareketinin üretebildiği Lazca yazılı eserler deyimin tam karşılığıyla bir elin parmaklarını dahi geçmez.
Halbuki bugüne dek Lazca eserler anlamında bir külliyat oluşması gerekirdi.
Çoktan Sovyetler Birliği'nde basılmış olan Lazca eserler sınırın bu yanında yaşayan halkımıza ulaştırılmalıydı mesela. Ya da telif eserler olmasa bile çeviri eserler yayınlanmalıydı, örneğin Batı, Rus veya Türk klasiklerinin bir kısmı Lazca'ya kazandırılabilirdi.
Oysa ki Laz kültür hareketinin parçaları bir kısır döngünün içinde birbirlerini yemektedir. Zaten bir avuç insandan müteşekkil bu topluluk enerjilerinin önemli kısmını kendi iç tartışma ve çatışmalarına ayırmaktadır. İşin daha da kötüsü birbirlerine saygı duymaları gerekirken, karşılıklı olarak birbirlerinin çalışmalarını önemsizleştirmekte ve yok saymaktadırlar.
Örneğin benim de yazarı olduğum lazebura.net, Laz Kültür Derneği'nin, ulusal basının en gerici unsurlarında dahi yer bulmuş olan TRT'ye Lazca yayın için yaptığı başvuruda haber değeri
bulmamıştır(!).
Ama mesela lazuri.com da  yine aynı umursamazlıkla Lazebura oluşumunun İstanbul'da yaptığı "Lazebura İstanbul  Buluşması"nın duyurusunu yapmamıştır, İstanbul'da yaşayan Lazlar arasında az da olsa birlik duygusu inşaa etmeyi amaç edinen bu mütevazı etkinlik -sanki bu tip etkinliklerin çok örneği varmış gibi!- bu sitece yok sayılmıştır.
Yine aynı konu dahilinde üzücü ve dumur edici bir örnek de değerli çalışmalarıyla bilinen bir Laz aydınının etnik bir gazeteye verdiği röportajda, kendi ilişkili olduğu çevre dışındaki Laz aydınlarının çalışmalarını değersiz saymasıdır.
Neden?..
Nedir bu husumet ?!. Bu neyin kavgası?!. Hepinizin "kutsal amacı" ya da alamet-i farikası Lazca'nın, Laz kimliği ve kültürünün yaşatılması değil mi?!.
Veya kolay bir soru soralım, kaba bir tabirle söylersek sizler, Laz kültürü emekçileri olarak birbirinizi "adamdan saymıyorken"(!), devletin Laz halkını "adamdan saymasını" beklemeniz saçma olmuyor mu ?!.
Evet, bu açık değil mi, düzen bizi resmen adamdan saymıyor, farz-ı misal Lazca yayın talebimize herhangi bir cevap vermeye bile tenezzül etmiyor !
Bunda bizim suçumuz hiç mi yok ?!.

Susuyoruz...
Sustukça zemheri ayazı red ikliminde kayboluyor bilincimiz...
Yok oluyoruz...
Lanet bir suskunluk esir almış şimdi Lazona'yı. İğdiş edilmiş beynimiz...
Kimiz bilmiyoruz... Artık bir lakap Lazlık... Talan edilmiş nemiz varsa, eksiltilmişiz... Ama susuyoruz... Sustukça, kaybediyoruz kendimizi...
Ve geriye yoz bir benlik kalana dek sürecek bu yok oluş susarsak... Susarsak öleceğiz...
Susarsak karanlık kaplayacak gök kubbemizi... Gece daimi olacak , her yanı kabir azabı yaşayan bir dilin,
bir kültürün, kimliğin utancı saracak... Susmayın artık ... Uyanın!.. Yok oluyoruz... Duyun!.. Görün!.. Bir şeyler yapın artık !..
Susma ey halkım!.. Ayağa kalk artık!.. Ölen sensin işte görmüyor musun ?!.

 


Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Haberler

Güncel Etkinlikler

25.07.2010 I 21:59 | Lazebura©

article thumbnail5. YEŞİL YAYLA KÜLTÜR, SANAT ve ÇEVRE FESTİVALİ “3 Gün, 3 Köy” Etkinlikleriyle sizleri bekliyor… Hayde...
Makelenin Devamı...

08.07.2010 I 11:54 | Lazebura©

article thumbnailSavunduğumuz derelere karışmaya, beraber çağlamaya geliyoruz… Karadeniz’den yükselen isyan seslerini duymazdan gelemezdik. Fındıklı’da vadileri başında nöbet tutan köylüleri,...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Karadenizde saklı kalmış Kadın Sesleri:S...
Son yıllarda heyecanla dinlediğim, içinde bulunduğum, sevdiğim, hüzünlendiğim en büyük pay...
Sayın Başbakan'a zor sorular
93 harbinde bu topraklara gelmis bir Gürcü ailenin 6. kusagiyim yani Gürcü asilliyim ve bu ülke...
İnat ve İsyan: Trabzonspor
vallahi tebrik ediyorum. benim duygularımı yazdın tamamen. bütün yazdıklarınıza katılıyoru...
So Mebaşkvitdort'un!
İxeli Osman cuma, heşo naoni do ncakti xila gamiğasen. mati meptare manişa arabaten, na minonan ...

Yeni Üyeler


HaMSii

delahmedienesi

la_tahzen

pedalısa

Mircan

Mircan

Üye Girişi

Kimler Online

97 Misafir Online
Online olan üye yok!