Arşiv Makaleler Sadik Varer

Lazlar Ne İstiyor? Yazdır E-posta
Sadık Varer   
11.12.2008 I 10:43

Modern zamanların ‘kendi ile barışık’ ülkelerinde, halkların dilini ve kültürünü araştırmak, korumak, dünya halklarıyla paylaşmak ve böylece insanlığın ortak kültür hazinesine katkı yapmak, doğal bir iş olarak görülür; bu çalışmaları yürütebilmeleri için de üniversitelere ve kültür kurumlarına ciddi kaynaklar ayrılır. Ülkemizde, Türkleştirme amacının dışına çıkarak, Laz tarihini ve kültürünü araştırıp sahipleriyle ve insanlıkla paylaşan bir devlet kurumu, bir üniversite ya da böyle bir çalışmayı göze alabilecek öğretim üyeleri var mıdır, bilmiyorum!.

Ama şunu çok iyi biliyorum; bırakın ülkemizi, Batı’da bir kaç üniversitede Laz dili ve kültürü üzerine arada bir yapılan son derece sınırlı çalışmalara bile kuşkuyla bakılmıştır. Laz tarihi ve kültürü ile ilgili çalışmaların ‘izini sürmeyi’ görev edinmiş malum çevreler, her zaman, “Bunlar, Türkiye’yi bölmek istiyorlar” demagojisi ile beslenen gayri ciddi bir Lazistan paranoyası yaratarak ‘göz korkutma siyaseti’ izlemişlerdir.

Bilimsel sosyalizmi benimseyen ve otuz küsur yıldır siyaset yapan bir Laz olarak hiçbir kaygı duymadan apaçık söylüyorum: ne benim dünya görüşümü paylaşan Lazlarda ne de başkalarında bir Laz devleti kurma düşüncesi yoktur.

Amacım, Lazistan paranoyasından muzdarip çevreleri ‘rahatlatmak’ ya da Lazları, ‘ihtimal saldırılardan’ uzak tutmak falan değil. Bir gerçekliği ifade ediyorum; ‘eskaza’ bir Laz devleti kurmak isteyen çıksa bile bu, nesnellikle örtüşmeyen bir istek olarak boşlukta kalır.

Şayet tarihsel nesnel koşullar uygun değilse, irade ile, yani birilerinin isteği ile bir halkta devlet talebi oluşmaz, oluşturulamaz.

Mesele budur; izlenebilir tarihlerinde krallıklar kurmuş, Bizanslılarla, Ruslarla, Perslerle ve son olarak da Osmanlı ile ‘çatışıp - barışmış’ Lazlar, hiç ‘öğrenemedikleri’ korkudan değil, dünyamızın bugününde Laz devletine ihtiyaç duymadıkları için böyle bir siyasal proje ile ilgilenmiyorlar.

Peki, Lazlar ne istiyor?,,

Lazlar; kuşaklar boyunca süren asimilasyon yüzünden ölüm döşeğindeki Laz dilini kurtarmak, her halk gibi, kendi tarihlerini ve kültürlerini sahiplenmek istiyorlar; üniversitelerin ilgili bölümlerinde yapılacak bağımsız çalışmalarla ‘kendilerini öğrenmek’ ve yaşatmak hakkına sahip olmak istiyorlar; destek olunmuyorsa da, olağanüstü zorluklara ve imkansızlıklara rağmen Laz tarihini ve kültürünü araştırıp bilince çıkartmaya çalışan Laz aydınlarına ‘köstek’ olunmamasını istiyorlar; ve diğer dillere TRT’de ‘yayın serbestisi’ tanınırken, Lazca yayını yasaklayan ‘anlamsız’ siyasetin bir an önce değiştirilmesini istiyorlar.

Bildik bir şeydir; dil ve kültür, halkların varlık koşuludur. Bir halkı tarihten silmek istiyorsanız, öncelikle dilini ve kültürünü yok etmelisiniz!..

Binlerce yıldır türlü badireleri atlatıp bugünlere gelen Lazlar, doğal olarak tarihten silinmek istemiyorlar.


Sadık Varer

Yorum (3)add comment

estfineyi said:

trt deki olayın haksızlığına değinmişsin ama ne trt nin nede başbakanlığın bu yazıyı okuyacağını sanmıyorum bence tepkiyi direk trt ve başbakanlığa yöneltmek lazım
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-12-26 21:33:31
Oylama: -1

Valeritti said:

Herhangi bir konu hakkında kanı oluştururken çeşitli kaynaklardan yaralanırız. Eğer elinizde empirik veri yoksa herhangi bir konu hakkında fikir edinmek için gözlem metodunu kullanırız. Hayatımızın bir çok alanında herhangi bir konu hakkında fikirimizi belirtirken kullandığımız bilgi kaynağı gözlemdir, ve yine bir tür gözlem olan tecrubedir, yani fiilen iştigal ettiğimiz yaşanılandır. Gözlemler empirik, yanı sayısal veriler olmadığı için doğal olarak subjektifliğide içerir. Ama buna rağmen bilimsel araştırmanın en temel elementlerinden biridir gözlem. Burada belirleyici olan gözlemi yapanın doğruluk kaygısı, ve gözlemlenenin en doğru biçimde algılanmasına, algılanmasına yardımcı olan bilgi ve biraz da beceridir. Lazlar ne istıyor sorusu ve nuna verilen cevpalar gözlemlere dayanır. Birine bu gözlemi yapamazsınız diyemezsiniz, olsa olsa yapılan gözlemin eksik, yanlış vs. olduğunu ileri sürebilirsiniz, ki bu durumda yaptığınız argümanda yine gözleme dayanır.

Sayın Varer'in yaptıği bir gözlemdir, ve benzer gözleme bende katılıyorum. Benim cevremde aynı gözleme sahip bir çok kişiyide tanıyorum.

Sayın Varer'in yazısına itiraz eden Ilhan rumuzlu okuyucu ''Lazlar şunları istiyor diyerekten kendi ağzınızla tüm lazların bunu istediğini söyleyemezsiniz'' diyor. Bütün lazların bunu istediğini VEYA istemediğine dair kesin yargıya ancak ve ancak bütün Lazlara sorarak ögrenilebilir, ki dünyanın herhangi bir yeinde herhani bir konu hakkında bütün herkesin hemfikir olduğu bir şeyin olabileceiğni tasavvur edemiyorum.

Fakat konu bu degil tabii ki, konu derinden manipüle edilen ve korku ile iyice dumura uğratılmış olan ve bu sayede ileri derecede asimile edilen kişye ayna tutulup kendi etnik kimliği ile yüzleşmeye maruz kalmasıdır. Daha önce örneklerini gördüğüm gibi kendi öz kimliği ve tarihi ile yüzleşmek zorunda kalan Lazlar farklı reaksiyonlar gösteriyorlar. Bunlardan en basit olanı Lazların vatanlarını sevdiğini, Kürtler gibi olmadığını, isyankar olmadığını vs dir. Ve bu nedenle Lazca yanının gereksiz olduğunu, okullarda öğretilmesi gerekmediğini savunurlar. Diğer yandan Lazcanın da yok olmasını da istemezler. Fakat bunlar bu işin nasıl olacağına dair, bu durumda Lazcanın nasıl yaşayacağına dair soruya bugüne kadar tatmin edici herhangi bir cevap verebilmiş değiller.

Benzer soruyu başka bir dil için, örneğin Türkçe için soralım. Yunanistan'da yaşayan Türkler Türkçelerini medya yayını olmadan, okullarda öğretilmeden, özel önlemler alınmadan yaşayabilir mi, ne kadar yaşayabilir?.

Bir dile azami yaşam ortamı sağlamadan o dilin yaşayabileceğini düşünmek, hele Lazcanın bulunduğu durumu göz önünde bulundurduğumuzda, Lazcanın sadece evde konuşarak yaşayacağını düşünmek bir iluzyondur, koca bir saflıktır.

Lazca yaşasın diyen ve bunun için çaba harcayanları direk kürtlerle karşılaştırmak saman altında buzağı aramaktır, art nıyetlilktir, bir dilin ve kültürün yok olmasını istemektir, kültür düşmalığıdır.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-12-26 20:43:28
Oylama: +1
..., Lowly rated comment [Göster]

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Haberler

Güncel Etkinlikler

25.07.2010 I 21:59 | Lazebura©

article thumbnail5. YEŞİL YAYLA KÜLTÜR, SANAT ve ÇEVRE FESTİVALİ “3 Gün, 3 Köy” Etkinlikleriyle sizleri bekliyor… Hayde...
Makelenin Devamı...

08.07.2010 I 11:54 | Lazebura©

article thumbnailSavunduğumuz derelere karışmaya, beraber çağlamaya geliyoruz… Karadeniz’den yükselen isyan seslerini duymazdan gelemezdik. Fındıklı’da vadileri başında nöbet tutan köylüleri,...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Karadenizde saklı kalmış Kadın Sesleri:S...
Son yıllarda heyecanla dinlediğim, içinde bulunduğum, sevdiğim, hüzünlendiğim en büyük pay...
Sayın Başbakan'a zor sorular
93 harbinde bu topraklara gelmis bir Gürcü ailenin 6. kusagiyim yani Gürcü asilliyim ve bu ülke...
İnat ve İsyan: Trabzonspor
vallahi tebrik ediyorum. benim duygularımı yazdın tamamen. bütün yazdıklarınıza katılıyoru...
So Mebaşkvitdort'un!
İxeli Osman cuma, heşo naoni do ncakti xila gamiğasen. mati meptare manişa arabaten, na minonan ...

Yeni Üyeler


HaMSii

delahmedienesi

la_tahzen

pedalısa

Mircan

Mircan

Üye Girişi

Kimler Online

105 Misafir Online
Online olan üye yok!