İri k’oçis berobaşen na-duskidun k’ai do p’at’i gonoşinepe aven. Ham gonoşinepe
skidalaşi meonazti var goç’k’ondun. Oraşi doldoxe haya gaşinen, hem gonoşinepe
arte na-skidu k’oçepe k’ala iz*iraşi artikatişe var oxo3’onapaşa var dadginen.
Ha3’ineri berobate, beroba-çkimi goşaşi çkvanoba na-var oxo3’onapinon k’onari
dido ren. Mesamaderi 3’anerepeşi jindolen k’elenepe na-uçkinan steri uelektriğoni
do hemuz mem3xveri oxmaronepe, na-ixmarinanpe na-var rt’u, gzaloba omk’itu
na-ixenet’u yani mk’uloci ar devirişi ktura na-ivu ar oraşi oğuneşen golaxtu
beroba-çkimi.
Ham oraşi doloxe iristeri k’ai vanati p’at’i gonoşinepe mavudort’un. Didote p’at’i
gonoşinepe k’oçişi nosis dido var dudgitun, edo k’ai gonoşinepe k’at’a oras
na-goişinen steri, mati ham gonoşinepe-çkimişen ari tkvani k’ala ortu minon.
Boroba-çkimişi mçxvaporas, Gidreva oput’es na skidun nanaş k’ele p’ap’ulipeşe
Oxtimu dido k’ai mi3’ont’u. Hek na-ren megabrepe, osteroni svape do esteruşi
moşkvanobaşi muşenişen oxorişen izini ebuç’opaşi bulur do sum otxo ndğas hek
dobdgitut’i.
Xolo ar faras P’ap’uli-çkimişe bididort’un. Xoloti t’aroni ordoşen dom3’k’upudort’un,
lumcişi gyariti op’ç’k’omitdort’un. Osteruten na-golaxtu ndğaşi doç’k’endinu jin
emacineşi sedirepes golancireri ar ok’açxeneri ndğas na-p’etenşi ozmonuten
manciret’uşi geleşen kotumepeşi ok’iyaluten yeriçkunişen kebuk’ap’it. Nandidi-
çkimik oteleşen gami3’k’eduşi okotumales mk’yapuk nat’alums mi3’ves. P’ap’uli-
çkimik k’ap’ineri k’odas na-gelobun mavizeris nak’ap’u, doloxe mermi meşusurinu
oteleşen okotumales na-nak’ap’u mk’yapupes konot’k’va3inu. Didi ar oxon3ute na-
t’k’va3u Tufeğişi montximu umezumeri dodgitu şeni ot’k’va3inu na-vu p’ap’uli-çkimi
gamoktudort’un. Çkun, berepek ham na-ivuşe dido biz*i3initdort’un. Ham oras
Tufeğişi sersi na-ognu mk’yapupekti imt’esdort’un. Hem emk’utinuşi ok’açxe yano
na-ivuşeni seri gale var gamaptit dobincirit.
Ç’umanişe gopk’un3xit var gopk’un3xit okotumaleşe dobarçit, mu bz*irat!
Mk’yapupek kotumepeşi arm3ikape doxro3kinu, arm3ikapeti gopupulesdort’un.
Didi, badi mamulisti k’ik’ili not’roxudort’un. P’ap’uli-çkimik mamulis k’îk’ili
na-not’roxu do na-var aç’k’omasen şeni na-var skidasen, n3’orina mot
avas şeni ti mek’vateri let’as kodoxvit ya mi3’ves. Çkunti mamulis ti
mebok’vatatendo let’as doboxvaten yado mamuli kebzdit. Na-minonan mamulis ti
mek’vatu do doxvu var, oç’vu oç’k’omu na-ren şeni malte megabrepeşe dobarçit.
Hemuşkule malte megabrepe k’ala ok’optit p’orcas mamulite ğaliş k’elaşe bigzalit.
İpti ar k’ai dobimçvirit, omçviruten domaç’k’indes do mamşkorineşi mamulis ti
mebok’vatit tomati dobu3’k’it. Doloxeti kogamaboğit şkule, na-p’k’orobit xomula
dişkapete daçxuri kodobogzit. Daçxuri maxva divuşi jur k’ele çat’ali t’ot’epe
kodobo3onit, ar t’ot’iti mamulişi doloxeşen goşobo3onit do daçxurişi jur k’ele
do3oneri çat’alapeşi jin kebodgit.
İri k’ele k’ai iç’vas yado oktusti geboç’k’it. Ar ora şkule iri k’ele mç’itaneri
daçxurişen kogebiğit. Na-mobiğit mç’k’udepe mçire ar kvaşi jin ebodvit mç’itaneri
mamuli ostikus biçalişit. Mamuli ostiku soren, xamitenti omk’iteri p’k’vatit.
Na-ik’vatupeti dido k’ap’eti na-rt’u şeni na-var ilağunasen steri rt’u. Mç’itaneri
mamuli çkar uç’k’omu ğalis kodolop’t’k’oçit.
İrik so isa var maxenes yado biozmont’it’şi, mpalo mpalo mç’k’udepe op’ç’k’omit.
Lumcişk’ele irik oxorepeşe bigzalit. Oxoris nandidik ondğeneri gyarişe oxorişe
na-var bidit şeni guris-gyat’ute mamuli mu vit mk’it’xes, çkunti na-p’itpe, tişen
na-golomixtespe mtini na-ren steri oxobo3’onapit.
Nandidi-çkimik elaz*i3ineri, skidalaşen na-dobiguraten dido muntxanepe na-renşi,
hamtepe ora do soti muşi moxtaşi na-dobiraten mi3’ves. Mamuli do majura
xor3epe ipti ogubinute oç’vu na-uk’ors, vanati na-p’it’ steri ixenaşi xor3i dido
k’ap’et’i na-ivasen hemuşeni na var maç’k’omes oxomo3’onapes.
İri k’oçik berobaşen gyoç’k’imute skidalaşi mteli mç’ipenoba va oskiduten vanati
haya na-skidu k’oçepeşi şinaten digurams. Ham dogurupe skidalaşi meonasti
naonen, ne-eiç’opinen şinapape ağani şurepesti kodiguren. İsati k’oçinoba şeni,
k’oçinobaşe mogapa na-iven muntxanepeşi dogura amacite ivasna!
Çocukluğumun Anıları
Her insanın çocukluğundan kalan iyi veya kötü anıları olur. Bu anılar yaşam
boyunca unutmaz, zaman içinde bunu anımsar, bu anıları birlikte yaşadığı kişiler ile
görüştüğünde bunu birbirlerine anlatmadan duramaz.
Şimdiki çocuklukla, çocukluğumun arasındaki fark anlatılmayacak kadar çoktur.
Belirli yaşın üstündekilerin bildiği gibi elektriksiz ve ona bağlı araçların, aletlerin
olmadığı, ulaşım zorla yapıldığı yani kısaca bir devir değişikliği olmuş bir zaman
öncesi geçti çocukluğum.
Bu zaman içinde herkes gibi iyi vede kötü anılarım olmuştu. Genelde kötü anıların
birçoğu insan belleğinde pek durmaz, ama iyi anılar her zaman anımsandığı gibi,
bende bu anılarımdan birini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çocukluğumda yazları, Dereüstü köyünde yaşayan anne tarafından dedemlere
gitmeyi çok severdim. Oradaki arkadaşlar, oyun alanları ve oyun çokluğu nedeni ile
evden izin aldıkça gider üç dört gün orada kalırdım.
Yine bir keresinde dedemlere gitmiştim. Yine hava çoktan kararmış, akşam
yemeğini yemiştık. Oynamakla geçen günün yorgunluğu üstümüze çökmüş
sedirlere uzanmış bir sonraki gün yapacaklarımızı düşünerek uykuya dalmak üzere
iken dışarıdan tavuk çığlıkları ile yerimizden fırladık. Anneannem pencereden
dışarıya bakındığında kümese çakal saldırdığını söyledi. Dedemde çabucak duvarda
asılı mavzerini kaptı, içine mermi sürüp pencereden kümese saldıran çakallara ateş
etti. Büyük bir görültü ile patlayan tüfeğin tepmesi dengesiz durup ateş eden
dedemi geri yıkmıştı. Biz, çocuklar bu duruma çok gülmüştük. Bu arada tüfek sesini
duyan çakallarda kaçmıştı. Bu heyecen sonrası geç olduğundan gece dışarı
çıkmayıp uyuduk.
Sabah uyanır uyanmaz kümese koştuk, ne görelim! Çakallar tavukların bir kısmı
öldürmüş, bir kısmınıda yaralamıştı. Büyük, yaşlı horozunda gagası kırılmıştı.
Dedem horozun gagası kırıldığı ve beslenemeyeceği için yaşamayacağını, eziyet
çekmemesi için kafasını kesip toprağa gömmemizi söyledi. Bizde horozun kafasını
kesip gömeceğimizi söyleyip horozu aldık. Amacımız horozu kesip gömmek değil,
pişirip yemek olduğu için komşu arkadaşlara koştuk.
Daha sonra komşu arkadaşlarla toplanıp kucağımızda horoz dere kenarına indik.
Önce bir güzel yüzdük, yüzmekten yorulup acıkınca horozun kafasını kesip, tüylerini
yolduk. İçini temizledikten sonra, topladığımız kuru ondunlarla ateş yaktık. Ateş köz
olunca iki tarafına çatal dallar diktik, bir dalıda horozun içinden geçirip ateşin iki
tarafına dikili çatalların üzerine koyduk.
Her tarafının iyice pişsin diye çevirmeye başladık. Bir süre sonra hertarafı kızarmış
olarak ateşin üzerinden indirdik. Getirmiş olduğumuz ekmekleri geniş bir taşın
üzerine koyup kızarmış horozu parçalamaya çalıştık. Horozu parçalamak nerede,
bıçakla bile zor kestik. Kesilen parçalar çok sert olduğundan çiğnenmeyecek
durumda idi. Kızarmış horozu hiç yiyemeden dereye attık.
Hepimiz nerede yanlış yaptığımızı düşünürken, yavan olarak ekmeklerimizi yedik.
Akşamüzeri hepimiz evlerimize gittik. Evde anneannem öğlen yemeğine eve
gitmediğimizden süphelenerek horozu ne yaptığımızı sordu, bizde yaptıklarımızı ve
başımızdan geçenleri doğru olarak anlattık.
Anneannem gülümsüyerek; yaşamdan öğreneceğimiz çok şeylerin olduğunu,
bunların zamanı ve ortamı gelince öğreneceğimizi söyledi. Horoz gibi diğer etlerinde
önce kaynatılıp kızartılması gerektiğini, yoksa yaptığımız gibi yapıldığında etin çok
sert olacağını bu nedenle yiyemediğimizi anlattı.
Her insan çocukluğundan başlamak üzere yaşamın tüm inceliklerini ya yaşıyarak
yada bunu yaşamış insanların deneyimlerinden öğrenir. Bu öğrenmeler yaşam boyu
sürer, edinilen deneyimler yeni nesillere öğretilir. Tabiki insanlık için, insanlığın
yararına olan şeylerin öğretilmesi amacıyla olursa!
Stveli 2008, Lazona
Osman Şafak Büyüklü
|