Arşiv Makaleler Sadik Varer

Laz ve Rus'un Nükleer Ortaklığı Yazdır E-posta
Sadık Varer   
26.09.2008 I 12:17

Nükleer santral hikayesinin yaklaşık 50 yıllık bir geçmişi var. Elli yılda, “memlekete nükleer santral lazım, ama kim kuracak?“ meselesinin halli için üç ihale yapılmış. Mersin – Akkuyu’da kurulması planlanan dördüncü ihale ise, geçenlerde yapıldı.

İhale şartnamesi almış on üç şirketten on ikisi, “ha geldi ha gelecek” vaziyetindeki kapitalizmin büyük küresel krizinin olası etkilerini hesaba katıp teklif bile vermeden çekildiler. Yalnızca, Atomstroyexport ve İnter Rao ile Ciner Grubu’na bağlı Park Termik’ten oluşan “gözü kara” bir konsorsiyum teklif vermiş..

Bu konsorsiyumun teklifi Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nca değerlendirilecek, uygun bulunursa, fiyatlandırma meselesi çözülecek ve böylece Tayyip Erdoğan gibi “çevreci”lerin 50 yıllık hasreti bitecek; artık memleketimizin de bir nükleer santralı olacak!..

Atom çekirdeğinin zincirleme tepkimesiyle açığa çıkan büyük enerjiye, nükleer enerji deniliyor. Bu enerji atom bombasına dönüştürülebildiği gibi, nükleer reaktörlerde gerçekleştirilen bir işlemle elektrik enerjisine de dönüştürülebiliyor…

Nükleer enerji, Çernobil felaketinden önce, karbondioksit üretmediği için, genelde tercih edilebilir bir enerji olarak görülüyordu. Ama Çernobil’den sonra durum değişti; bir anda 60 bin kişiyi öldüren ve 165 bin kişiyi sakat bırakıp yeni nesilleri ölümle tehdit etmeye başlayan radyasyon belasıyla yüz yüze gelinince, nükleer enerjinin yararından çok ama çok zararının olduğu görülmeye başlandı.

Bir süre önce, değişik üniversitelerden 172 bilim insanı, nükleer enerjinin zararları hakkında ortak bir açıklama yapmıştı.. Söz konusu açıklama, durumun vahametini algılayamamış olanlar için uyarıcı olabilir:

“Nükleer santral kazaları ve atıkları kaynaklı radyasyon, gözlemlenemez olduğu için etkisi geç anlaşılan ve insanlık ve bilim tarihi bakımından yeni; bu nedenle bilimin ve risk altındaki toplum çoğunluğunun yeterince bilmediği riskler grubunda; denetlenemediği için de korkutucu, dünya çapında felaket yapıcı; sonuçları öldürücü, gelecek kuşaklar için çok tehlikeli; kolayca azaltılamayan ve miktarı giderek artan; gönüllü hizmetin olmadığı ve yürürlükteki yasalara uygun olmayan riskler grubundadır (…) Riskin en büyüğü atıkların yönetimi ile ilgilidir. Ne yazık ki, bazılarının yarısının yok olması için 210 000 (iki yüz on bin) (teknetyum) ila 15,8 milyon (onbeş milyon sekizyüz bin) (iyot-129) yıl gereken radyasyonlu atıkları tehlikesiz olarak yöneten bir teknoloji henüz geliştirilememiştir.”

Nükleer enerji üretiminin risk düzeyi, sigorta şirketlerine güven vermiyor; bu nedenle, nükleer santrallar hiçbir ülkede sigortalanmaz.

Risk mevzuunda en iyi “koku alan” ve stratejisini buna göre düzenleyen sigorta şirketlerinin bile güvenmedikleri nükleer santral kaynaklı tehlikeler bahsinde, bu karlı işe giren hür teşebbüs erbabının ve de “bu gün var, yarın yok hükümetler”in insafına kalmış bulunuyoruz!..

Demek ki, nükleer santral işine girmeye kararlı Ruslara, Cinerlere ve AKP’li siyasetçilere güvenmekten başka çaremiz yok!..

İyi de, Rusların nükleer teknolojileri güvenilir midir?.. Hayır; Çernobil felaketinden bu yana tartışmalıdır. Batılılar, Rusların nükleer teknolojisine güvenmiyorlar. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun da Rusların nükleer teknolojisini “kuşkulu” bulduğu bilinmektedir..

Rusya’nın nükleer teknolojisi güven vermiyor. Ciner grubunun zaten nükleer teknolojisi falan yok. Çernobil felaketinden hemen sonra kameraların karşısına geçip, “ kim demiş çayda radyasyon var diye; bakın işte ben içiyorum mis gibi çayımızı” sorumsuzluğunu üreten ve paylaşan eski ve yeni siyasetçiler de güven vermiyorlar.

Ee, ne olacak şimdi; Mersin – Akkuyu’da, daha sonra Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santralların yarın bir gün Çernobilleşmeyeceğinin garantisini kim verecek?..

Yapılan farklı araştırmalarla ortaya konulmuş bir gerçek var; Çernobil’deki nükleer santral “kazasından” en çok biz Lazlar ve Hemşinliler etkilendik; binlerce Laz ve Hemşinli, radyasyon kurbanıdır!

Ve ne büyük bir talihsizliktir ki, radyasyon belasını yeniden başımıza musallat etmek isteyen Turgay Ciner de, Hopa’lı bir Laz’dır…

Herkesin, ama özellikle Lazlarla Hemşinlilerin, insanlığın bugününü ve geleceğini tehdit eden nükleer santral gibi son derece tehlikeli bir işe girmeye karar vermiş bulunan Turgay Ciner’e şu soruyu sorma hakkı var; Nükleer teknoloji konusunda sicili bozuk olan Rus ortaklarınızla kurmaya karar verdiğiniz santralın, yeni bir Çernobil olmayacağının garantisi nedir?..

Elbette, hemşerimiz Turgay Ciner’in de bu soruya ikna edici bir yanıt vermesi zorunludur. Zorunludur; çünkü burada söz konusu olan, insanlığın geleceğidir…

Sadık Varer

 


Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Haberler

Güncel Etkinlikler

25.07.2010 I 21:59 | Lazebura©

article thumbnail5. YEŞİL YAYLA KÜLTÜR, SANAT ve ÇEVRE FESTİVALİ “3 Gün, 3 Köy” Etkinlikleriyle sizleri bekliyor… Hayde...
Makelenin Devamı...

08.07.2010 I 11:54 | Lazebura©

article thumbnailSavunduğumuz derelere karışmaya, beraber çağlamaya geliyoruz… Karadeniz’den yükselen isyan seslerini duymazdan gelemezdik. Fındıklı’da vadileri başında nöbet tutan köylüleri,...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Karadenizde saklı kalmış Kadın Sesleri:S...
Son yıllarda heyecanla dinlediğim, içinde bulunduğum, sevdiğim, hüzünlendiğim en büyük pay...
Sayın Başbakan'a zor sorular
93 harbinde bu topraklara gelmis bir Gürcü ailenin 6. kusagiyim yani Gürcü asilliyim ve bu ülke...
İnat ve İsyan: Trabzonspor
vallahi tebrik ediyorum. benim duygularımı yazdın tamamen. bütün yazdıklarınıza katılıyoru...
So Mebaşkvitdort'un!
İxeli Osman cuma, heşo naoni do ncakti xila gamiğasen. mati meptare manişa arabaten, na minonan ...

Yeni Üyeler


HaMSii

delahmedienesi

la_tahzen

pedalısa

Mircan

Mircan

Üye Girişi

Kimler Online

96 Misafir Online
Online olan üye yok!