|
Laz Kültüründe Değirmenler |
|
|
|
Kamil Aksoylu
|
|
31.07.2008 I 12:07 |

'Dümende ve başaltlarında
insanları var dı ki
bunlar
uzun eğri
burunlu
ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki
sırtı
lacivert hamsilerin ve mısır
ekmeğinin
zaferi
için
hiç kimseden hiç bir şey beklemeksizin
bir şarkı
söyler gibi
ölebilirdiler.....'
Nazım
Hikmet
Bu yazımızda da Laz
Kültüründeki yapıları anlatmayı sürdürüyoruz. Yukarıdaki mısralar Nazım
Hikmet'in Kurtuluş Savaşı Destanından alınmıştır. Nazım Hikmet Lazların Kurtuluş
Savaşına katkılarını anlatırken Lazları böyle tanımlıyor. Gerçekten mısır ekmeği
ile bu kadar özdeşleşmiş başka toplum yoktur ki, Lazların bu özellikleri
destanlara girmiş. Bu mısırların öğütüldüğü değirmenler de Lazların hayatında
çok önemli yer tutar. Bu yüzdendir ki Lazlar değirmenler üzerine şarkılar
söyleyip bunca masalları boşa yaratmamışlardır.
Değirmenler Lazların en
esrarengiz, en korkulu masallarına konu olur. Evin civarında olmayan bu
değirmenler Lazların hayatında çok önemli bir yer işgal eder. Değirmenlerin
kuruldukları yerler genelde işe yaramayan, sahipsiz kuytu dere kenarlarıdır.
Dereye yakın olması şart, yoksa su getirmek sorun olur. Bu yüzden bulundukları
yerler
korkunçtur. Gece değirmene gitmeye herkes korkar. Lazların
ç'ink'a
dedikleri cinlerin ve perilerin değirmenleri mekân
tuttuğuna inanılır. Değirmende korkudan çarpılan birçok insan hikâyeleri
anlatılır.
Bu yapılar 2X3 metre ebadında, eskiden taş üzeri ahşaptan
yapılan binalardı. Son yıllarda biriketten yapılmış değirmenlere de sıkça
rastlanır. Bazı istisnalar dışında değirmenler şahıs malı değildir. Bir
mahallede 8-10 hane ortak olur. Suyun getirilmesinden değirmenin yapımı ve
bozulunca onarılmasına kadar bütün maliyet ortak karşılanır. Kullanma işi de
her gün bir hane olmak kaydıyla nöbetleşe yapılır. Kime nöbet gelmişse değirmen
24 saat onundur. İster çalıştırır, ister boş tutar, isterse de başkasına
verir.
Değirmene su veren dereler genelde birkaç yüz metre mesafede
olur. Değirmen harkı denen kanal yoluyla değirmenlere su getirilir. Değirmenler
bu kanalların sonunda birkaç metre düşük kalan bir çukurda olur. Değirmenle
yüksekte kalan kanal arasına Lazların ğurni dedikleri, 3-5
metre boylarında, 30-40 dsantim çapında ağaçtan bir oluk yerleştirilir. Kanaldan
gelen su oluğa akıtılır. Oluğun alt ucuna lula denen bir aparat takılarak çarka
basınçlı su fışkırtılır. Bu basınçlı suyla çark döner ve böylece değirmen
çalışır.
Dereden 300-500 metre mesafeden bir kol olarak ayrılan bu
değirmen arkları küçük çocukların balık tutmaları için adeta bir staj alanıdır.
Lazona köylerinde değirmen suyunu kesip alabalık tutmayan çocuk yok gibidir.
Değirmenin boş olduğu zaman kollanarak, kimi zaman kaçak, kimi zaman da da
büyüklerden izin alınarak bu iş mutlaka yapılır. Bazen balık tutmak için çalışan
değirmenin suyunu kesen çocukların enselendiğine de şahit olmuşuzdur. Kazara
çocuklar bir tanındıysa o akşam kesin evlerine gitmezlerdi. Her ne olursa olsun
dere balıkçılığı çocuk yaşta bu değirmen sularında başlardı.
Değirmene
gitmek, değirmene düzen vermek ve mısır öğütmek umçane denen
bilmiş kişilerin işidir. Gençler ve ev işlerinde tecrubesiz kişiler değirmene
ancak refakatçı olarak giderler. Değirmen çalışırken mutlaka birkaç kez kontrol
edilmelidir. Değirmenin düzeni bozulabilir, oluk tıkanabilir, mısır bitmişse
boşa dönebilir vs. kontrol edilir.
Laz değirmenlerinde ayda yılda bir
olsa da mısır dışında başka şeyler de öğütülür. Bunlar buğday, soya ve tuz
olarak sıralayabiliriz. Lazonada buğday yetişmez ama DMO sembolik olsa da buğday
bulundurur. Lazlar bu ofislerden temin ettikleri buğdayları bazen inekler için
öğütürlerdi. Yine kendi tarlalarında ektikleri soyayı arada bir inek yemi
olarak öğütürlerdi. Bunların dışında Lazlar kullandıkları tuzu da değirmenlerde
öğütürdü. Kaya olarak satınaldıkları tuzu yıkayıp kuruttuktan sonra kullanmak
için değirmende öğütürlerdi.
Şimdilerde su değirmenlerine rastlamak
neredeyse imkânsız. Mısır tarlalarının yerini çay tarlaları alınca haliyle
değirmen ihtiyacı da yavaş yavaş ortadan kalktı. Çok arzu edenler elektrikli
değirmenler yapıp mısırlarını öğütseler de, su değirmenlerinden vaz geçemeyen
nadir insanlar da vardır.
Kamil Aksoylu
|
Kamil Aksoylu |
| Yazar Hakkinda: |
| |
|