Geleceğe dip not düşmek Yazdır E-posta
Selma Koçiva   
15.07.2008 I 19:57

Yavaş yavaş yol yukarı doğru kıvrılırken, alışkın olduğum heyecanı yüreğimde hissettim…Oldukça rahat bir yola kavuşan sevdiğim diyar, hala eskiye dair ne kadar  çok şeyi çağrıştırıyor. Bu doğal coğrafyada emanet gibi duran beton yapılar olmasa bir zaman tünelinden geçmiş gibi evveliye uzanıp, o eşsiz çocukluğumu yakalar gibi olacağım bir an. Mevsim yaz, yinede mahallelerde bazı sakinlere rastlamak mümkün. Ama her fırsatta sahil yaşamına uzanan bir göçebe yaşamı gözlemliyorum.

Boş beton evlerin içimde yarattığı hüznü ifade edecek cümleler kurmakta zorluk çekiyorum. Emanet bir köy yaşamı, dağlar arasında kendini gizemle var eden beldenin çekiciliğini hala açıkça görmek mümkün. Küçücük derelerin çıkardığı çığlık çığlığa su sesi, geleceğe dair umudumu çoğaltıyor.Bir kaç güne yayılan sıcağın ardından bastıran sıkı yağmur her an fırtınaya dönüşecek gibi durur.Beklenmedik bir gece yarısı kopan sınırsız yağış, sahile aktıkça Fırtına deresine karışan Belde deresini  bulanık suları ile çılgın bir ırmağa dönüştürür.

Gece boyunca süren ısrarlı yağışın ardından doğan güne pencereleri açarak başladım. Toprağın o çocukluğumdan tanıdık kokusunu içime çektiğimde, şimdi bu toprakta yatan ,  geldiğimde bulamadığım o değerli aile büyüğümün sıcaklığını verir gibi geldi.

Ah bu toprak, gizem dolu geçmişin, sırlarını bağrında taşıyan bir gün huzur bulacağım bu kutsallık. Belki de atalarımız bize emanet ederken toprağın işte bu sıcaklığını miras bıraktılar.

Etraftaki dağların doruklarına, her gelişimde, hayran hayran bakarım. Bir zamanlar  kadınlarımızın sırtında yük, dolaştıkları isinalar . Sanki her gelişimde biraz daha mağrur biraz daha erişilmez gelir bana.

Ve akşamları gökyüzünde parlayan yıldızları sanki ilk kez seyrediyormuşum gibi acemice bir hayranlıkta yakalarım kendimi.
İlk günümü yetim kalmış bir çocuğun kimsesizliğinde İçimi çekerek geçiririm. Yerleştiğim evin bulunduğu annemin büyüdüğü mahallede evler boştu. Kimileri sahil yaşamını gereksizce uzatarak boş bırakmışlardır evlerini. Kimisi hala bahçelerdedir diye avutuyorum kendimi.

Kaldığım evin ahşap duvarlarına apı ustalarının el becerilerine hayran kalarak geçiririm o hüzünlü günümü. Merkez mahalleden yıllar önce sökülüp bu tepe mahalleye yeniden kurulan bu muhteşem laz evi ( aile büyüğümüz büyük dayımın evi) anne tarafında zaman zaman bir misafirhane gibi kullanılır. Burada çocukluğumdan kalma o “ p’ap’uşı ocağı” (dede ocağı) nın o sıcak kokusunu bulmak mümkün oluyor.
Akşama doğru yavaş yavaş günün yorgunluğu ile evlere dönen kuzen çocukları ışığımızı görünce uğrarlar. Onlardan önce mahallenin ilköğretim çocukları sessizce bir “hoş geldin”e gelirler. Onların meraklı gözlerindeki parıltıyı hep gün gözü ile görmek istedim. Bir zamanlar ısrarla öğretmeni olmak istediğim çocuklar bunlar olmalıydı. Hala Lazca anlayıp, birkaç küçük cümle ile inanılmaz bir sevinçle taşırdılar yüreğimi. Ç’e berepe (Hey çocuklar) ne kadar özlemişim sizleri. Gözlerinizdeki parıltıyı görebilmek için dört bin kilometre geride bırakmışım. Nasıl oldu da yaşam beni Avrupa ya savurdu. Sizin bastığınız topraklardan uzaklara, gurbete düşürdü. Değer miydi ‘can toprağını’ bırakıp şehir yaşamına esir olamya Ç’e berepe! (Hey çocuklar)
Ertesi gün çok özlem duyduğum Xalaları ziyaret etmeye merkez mahalleye   (didinana’nın baba ocağına) giderken, aynı çocukluğumdaki gibi adımlarım hızlanır. Didinana’nın baba ocağında o bitmez sıcaklığı bulmaya koşar adım giderim.
Dağların arasındaki bu gizemli beldeyi hep sokaklarında kaybolarak gezmişimdir. Bu küçükçe dağ kenti,  İnanılmaz “ çelimsiz” yapılaşmaya rağmen sevimlidir. Yerleşim yerinin aşağısındaki bahçelerin bittiği yerde Fırtına deresine kavuşan çılgın dere akar.

Dutxe dersi. Heyecanlarımın, coşkularımın dilini taşıyan çağlayan. Bir on ay ara ile Dutxe de olmanın sevinci iliklerime kadar işler. Çoktandır çocukluğumu aramaz oldum buralarda. Geleceğe kalacak nemiz kaldığının hesabını yaparak geleceğe dipnot düşmek için sizinle paylaştığım duygularımı kağıda  dökerim.

Belki bu dağlar arasında ayakta durmaya çalışan belde de kültürümüze dair sadece derin izler kalacak. Gelecek nesil muhtemelen sadece “iletişim” dili Türkçe konuşacak.

Ama Lazcanın ruhu her alanda kuvvetle hissedilecek.

Lazona 30.06.2008 

Selma Koçiva

 


Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Haberler

Güncel Etkinlikler

26.02.2010 I 23:34 | Lazebura©

article thumbnailKaradenizde yaşayan engelli kardeşlerimizin Tekerlekli Sandalye, Akülü sandalye,İşitme cihazı ihtiyaçlarının alınması amacıyla düzenlenen destek ve dayanışma konserine...
Makelenin Devamı...

05.02.2010 I 19:46 | Lazebura©

article thumbnail Karadenizin Sesleri, HES'leri kesmek, Karadenizdeki ekolojik ve kültürel tahribata son vermek için bir araya gelecek. Gece Horonlarla başlayıp, horonlarla bitecek.
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar: Hani açılım bütün kesimleri kaps...
lazcayı tehlikede olan diller arasında değil de tehlikeli diller arasında bi zihniyet.
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
hakkaten çok güzel geceydi ama yollar felçti çok fena yağmur vardı
Oğurinuşeni ar Noxmare : Svayoxo Gokturu
cumaşkimi, na nç'ari iritulli mtini ren da! nena emiç'opuman do miğurinaman, edo a mutxa mongon...
Lazlar: Hani açılım bütün kesimleri kaps...
HERKEZ SEN VE BEN GİBİ DÜŞÜNDÜĞÜNDE LAZ HALKI OLARAK NE GÜZEL GÜNLER GÖRÜRÜZ TAHMİN E...

Yeni Üyeler


ismail eren

53MA08

erol

Lazut_81

Mircan

Mircan

Videolar



Üye Girişi

Kimler Online

2 Misafir Online
Online olan üye yok!
Powered By PageCache
Generated in 0.19771 Seconds
Generated in 0.265326023102 Seconds