|
25 Haziran`da Hopa`da olmak! |
|
|
|
Selma Koçiva
|
|
26.06.2008 I 18:56 |
Üç yıl sonra 25 Haziran`da Hopa`da olmak, o havayı solumak, o gökyüzünün altında
yüreğimin çarpması, Kazım`ın yattığı toprağın kokusunu duymak ve nadir de olsa
güneşin o yakıcı sıcaklığını hissetmek,.. O na bir adım yakın olmak demektir.
Ne kadar özlemişim ne kadar sesine hasret
kalmışım, Evlat gördüğüm bu insan aramızdan ayrılmasına rağmen ne kadar çok
pozitif enerji veriyor bana ve sevenlerine...
Onun bıraktığı yerden devam edebiliyor muyuz? O nun bıraktığı mirası geleceğe
taşıyabiliyormuyuz? Biz laz aktivistleri birbirinden kopuk çevrelerde yerimizde
sayarken, Kazım dan etkilenen gençliğin beklentilerine cevap verebilecek miyiz?
Kimileri Kazım ın adını kendi tekelinde görür iken neden ona laik bir şekilde
cevap veremiyouz?
Yine onlar Kazım`ı „Laz olma“ ile daraltırken neden açıkça karşı çıkmıyoruz?
İstanbul`a gelir gelmez ilk uğradığım mekan , Kazım Koyuncu Kültür Merkezi
olmuştur. Onu seven değişik kültürlerden gönüllüler biraraya gelmiş, özverili
bir üretim sürecine girmişler. Onu üreterek yaşatıyorlar. Kazımı laz Kimliğine
ve Lazona ya kapatamayız. O ufku açık bir başka dünya mümkün diyen bir sanatçı
politik duruşu net bir duyarlı insandı…
Sabah saatlerinde ailesi ve yakınları dostları Kisse
(Sugören) deki anıt mezardaydı. İlk anma öğlen saatlerinde Kayım Koyuncu Kültür
merkezi Başkanı`nın konuşması, Laz
Kültür derneği başkanının konuşması ve yeğenlerinin yazı ve şiirlerinin
okunması ile hüzünlü bir şekilde geçti.
Daha sonra Trabzon Spor tarftarı bir grup genç inançla mezar başında dualar
ederek anmasını yaptı…
Halkevlerinin gençleri Rize-Pazar dan Hopa ya kadar yürüyerek coşku ile
şarkılar la mezarlığa doldu. Coşkuları beni zaman zaman gençlik yıllarıma
götürür!
Herkes O nu kendince anar! Içinden geldiği gibi , hissettiği gibi. Anısına
tutulan deftere bir şeyler yazılır.
Çok istediğim halde kısa bir konuşma dahi yapamam. Gençlere söyleyecek bir kaç
söz bulamam!...
Kazım dan sonra ki dağınıklığımız, onun bıraktığı yerden devam ederken
yaşadıklarımız, birbirinden kopuk uğraşlarımız, bunun da ötesinde birbirimizi „yememiz'“geçer
aklımdan. Söyleyecek bir şey bulamam
gençlere…
Oysa o kısacık ömrüne neleri sığdırmıştır, mütevazi ama karalı duruşu ile
kuşaktan kuşağa aktaracağımız bir zenginlik!
Ah Evlat;
Keşke kendi tarzını o ilkeden taviz vermeyen ama herkesi kucaklayan demokratik
duruşunu bize öğretebilseydin!
Herşeye rağmen 25 haziran da Hopa`da olmak , gençlerin hüzünlü gözlerinde ve coşkulu
yüreğinde Kazım ı yaşamak çok güzeldi.
P'anda sk'udare Ç'e Çazimi !
26 Haziran 2008, Lazona
Selma Koçiva
|