 Foto:Şükrü Civelek, arhavim.net Laz Kültürünün
otantik yapılarını anlatmayı bu yazımızda da sürdürüyoruz. Özgün Laz
mimarisindeki evleri anlatmakla başlayıp, serender
ve bağu (ambar) yapılarıyla devam
ettiğimiz Laz Kültüründeki Otantik antrepo yapılara sırasıyla bu yazımızda mandre (mandıra) ve bageni
yapılarını, sonrasında da okotumale
(kümes), karmat’e–skibu (değirmen)
ve k’alivi (bekçi kulübesi) gibi
yapıları ekleyip sürdürmeyi planlıyoruz.
Her şeyden önce amacımızın bilgi vermek gibi bir düşünceden ibaret
olmadığını, bilgi verirken bilgi almaya da gereksinim duyduğumuzu önemle
belirtmek istiyorum. Ne kadar dikkat etsek de, ne kadar titiz davransak da
kuşkusuz anlattıklarımız birtakım eksikleri ve yanlışları da beraberinde
getiriyor. Eksikler elbette ki olacaktır ve kolay da aşılabilecektir. Ama
yanlışların aşılması pek kolay olmuyor. Geleceğe yanlış belge ve bilgi taşıyıp
bırakmak korumaya çalıştığımız kültürümüze yapılacak en büyük kötülüktür. Bu
açıdan olumlu ya da olumsuz, eleştirel nitelikteki bütün görüşlere açığım. Bu alanda bilgisi olanlar gelin bilgilerimizi
paylaşalım, eksiklerimizi giderelim. Bilgi paylaşmakla çoğalır.
Lazların mandre ya da bageni dedikleri yapıların Türkçe’de tam karşılığı yoktur. Ancak
yine de günümüzde klasik ve küçük mandıralara benzetebiliriz. Eve en fazla 30-40
metre uzaklıkta ve evden uzaklarda neredeyse her mezra sahibinin arazisinde
bulunan kulübe tipi ahşap yapılardır. Genelde iki katlı bazen de üç katlı olup,
hayvan yem ve yiyeceklerinin konduğu ve bazen de zemin katlarının hayvanlara
ayrılıp ahır olarak da kullanıldığı olurdu.
Kullanıldığı olurdu diyoruz, çünkü günümüzde bazı mezraların dışında bu
binalara rastlanmadığını söyleyebiliriz. Lazona’da değişen yapıcılık anlayışı ev civarında artık bu binalara ihtiyaç
duymuyor. İhtiyaç duyan olsa da betonarme evlerin yanına beton kulübeler
yapıyor.
 Foto: karalahana.com Bu binaların iki ya
da üç katlı olabileceğini söyledik. Eğimli bir yerde açılan hafriyat bölümü
ahır olup, ahırın üstü zemin girişi ve onun üstü de ot deposu olarak
kullanılırdı. Geçmişte 5-6 baş inek besleyen Lazlar, yaz boyunca ineklerini
mezrada bu bagenilerdeki ahıra alırlardı. Mezralarda biçilen ot (tipi), mısır samanı (nçala) ve eğrelti otları (limxana) kurutulup geçici olarak bu
binalarda depolanırdı. geçici olarak diyoruz, çünkü bu otlar kış içindi ve
kuruduktan sonra kışa girmeden evdeki mandrelere taşınırdı.
Mezradaki bu
binaların bir başka işlevi de yaz boyunca arazisinde çalışan insanlar için
barınak olmasıydı. Malum Lazona çok yağış alan bir bölge olduğundan her
yağmurda eve gidip gelmek büyük zaman kaybıdır. Mezrada bageni gibi barınağı olan insanlar yağmur süresince bagenide
dinlenebiliyorlardı. Eğer evden çok uzak bir bölgeyse iş zamanı orada kalınıp
üç beş günde bir ihtiyaçlar için eve gelinirdi. Otlar yaz sonunda biçildiğinden
yaz boyu bageninin iki katı kalmak için yeterince elverişliydi.
Evlerin yanındaki
begenilerin işlevi de aynıydı. Yani inekler için ot ve altlarına serilecek
eğrelti otları depolanırdı. Lazların
geneli oturdukları evin bodrumunu
ahır olarak kullansa da, bazı evlerde evin altındaki bu mekân ardiye amaçlı
kullanılıp, evlere çok yakın olan bagenilerin alt katları ahır olarak
kullanılırdı. Hayvanların kış boyunca yiyecek yemleri bu binada olduğundan, ahırın da o
binada olması yemleri taşımamak için
tercih edilirdi. Ama Laz evlerinin çoğunda ahırın evlerinin altında tercih
edilmesinin sebebi de soğuk kış aylarında üstteki odaların ahırdaki hayvanlar
sayesinde daha sıcak olmasındandır.
Eskiden her Laz
evinde üç-beş ineğin beslendiğini söylemiştik. Bu sayılar bazı evlerde 7-8 baş
hayvana ulaşırdı. Bu hayvanlar yazın nispeten otlayarak karınlarını
doyurduklarından hazır yeme çok fazla iş düşmezdi. Ama kışın en az dört-beş ay kapalı tutulan bu
hayvanlara hazır yem verilirdi. Hazır yem dediğimiz bu otları Lazlar yine kendi
tarlalarından karşılardı.
Yemlerin dışında
bir de altlarına serilen eğrelti otları vardır. Eğrelti otları yem olmayıp
sadece ineklerin altına sermede kullanılır. Eğrelti otlarının özel tarlaları
olur ve bu otlar ekilmeden her yıl kendiliğinden yetişir. Ekim ayında biçilen
eğrelti otları güz sıcaklarında kurutulup bağ yapılarak sırtlarda taşınıp ev ve
ahır bölgesine getirilip mandıralara yerleştirilirdi.
İneklerin altına serilecek eğrelti otları ve
yem olarak verilen otlar haliyle kapalı alanlara sığmazdı. Bu durumda da
istisnasız yine her evin başvurduğu bir yöntem daha vardır. Bardi yapma yöntemi. Bardi, kısaca ot
yığını anlamına gelir. Evin yakın çevresinde düzlük alanlara dikilen ağaç
direklerin etrafına bağ bağ otların muntazam olarak dizilmesiyle oluşan
yığınlardır. Bu bardiler Laz evlerinin önünde sembolleşen bir figür haline
gelip adları sevda türkülerine girmiştir.
Avli
sk`aniz gedgin limxanaşi bardi
Nana
skaniz hek`o ordo mot ardi
Elçi
megişkvişi varmemik`ardi
Domc`vi do domxali gyuli çkimi
Kamil Aksoylu
|