Arşiv Laz Müziği Bayar Şahin

Bayar Şahin`den yeni Albüm " Nayla! Yazdır E-posta
Birgün Gazetesi   
23.05.2008 I 13:54

Image
Bayar Şahin
Emeğin üretkenliği artıp günübirlik ayakta kalmanın yerini daha uzun vadeli yaşam tarzının almaya başladığı çağlardan bu yana insanın önemli odaklarından biri de ambar olmuştur.

Düşünen ve sonraki kuşakların geleceğini kendi geleceğinden ayırmayan insan, bunun sağlanması için en temel gereksinmesi olan yiyeceğini özenle korumuştur. Bu korunma bazen dinsel bir saygıya ulaşan tören ve mekanlara varmaktadır.

Bireyin tek başına yaşamasının olanaksızlığı, her zaman yakınındaki öteki insanlarla yeni ve ortak arayışları zorunlu kılmıştır. Ekin ekilmesinden bağbozumuna dek hep birlikte gerçekleştirilen ve çoğu imece olarak özetlenebilecek bu ortak iş görme, tam bir dayanışma örneği olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak bugüne ulaşmıştır.

Yaşamın öne çıkardığı bu dayanışma genellikle daha özel bir biçimde çeşitli depolarda saklanır. Ambar olarak adlandırılan bu depolar en mütevazı boyutuyla ters orantılı olarak hayatın devamı anlamına gelir.

Image
Tüm Kafkasya halklarında ortak bir tanımla »nalia« olarak adlandırılan bu ambarlar birçok başka işleve de sahiptir. Kafkas toplumlarının tümünde yalnızca bir depo değil, aynı zamanda bir gerdek odasıdır. Sevdanın birlikteliğe dönüşmesinin en geleneksel ve simgesel boyutu olan gerdek nalia/ambar ile yeni bir boyuta taşınmış olur.

Bu albümde yeralan 5 ayrı dildeki şarkıları ve yakınlaşmayı en dolaysız olarak bir adla ifade etmek gerektiğinde, tüm Kafkas haklarının ortak değerlerinden biri olması nedeniyle nalia sözcüğünden daha anlamlısı olamazdı herhalde.

Bir başka yanı ise, etnik kültürlerin günümüzde önceki dönemlere göre çok daha hızlı bir biçimde çözülüp, çoğu da ortadan kalkmasının bir kadere dönüşmesine bir dikkat çekiş olabilmesi umududur.

Bazen bir köy sınırlarında kalmış bir dil, orada yaşayanların herhangi bir nedenden dolayı başka mekanlara yerleşmeleri ya da ölümlerle silinip gitmektedir. Yazık ki geri kalan bu etnik kültürlerin yalnızca adları olmaktadır. Onun için bir şarkıya daraltılmış gibi görünse de bu kültürlerin varlığı ve yaşama haklarına değinmeyi çok önemsemekteyiz.

Günümüz düşüncesini belirleyen evrensellik sıkça aslından koparılmış ve belirsiz bir kavrama dönüştürülmüş gibi, tüm küçük olan büyüğe, tüm yerel olan bu anlamdaki evrenselliğe feda edilmiş görünmektedir. Oysa »Yerel olan temeldir« insan yaşamında.

Kimbilir belki de nalia özetlemesiyle gerçekleştirilen bu çalışma bugüne ulaşan Kafkas halklarının yaşadıklarına hüzünlü bir dikkat çekiş olarak algılanır.

Yine onun içindir ki, nalia hayattır.

Bekir Karadeniz

 

Basindan: Birgün Gazetesi Subat 2008 

Gürcü dilinde söylediği şarkı ve türkülere jurklı tatlar kazandıran Banar Şahin kelimenin tam anlamıyla sağlam bir arşivci. İki ulusun birikimini aynı potada harmanlayan şarlan, köşe bucak dolaşıp yaşanmış halk hikâyelerini derleyerek eski günlerin sevda türkülerini dillendiriyor. 1998'de Ada Müzikten yayımlanan 'Horona Çağrı' ile Kajkas-Anadolu tarzında ilk albümü çıkaran ve herkesi kardeşçe yaşamaya davet eden şarkıcı geride bıraktığımız 10 seneye 6 albüm sığdırarak barış için söylemini sürdürüyor. Şarkıları sayesinde iki ülke arasında sağlam bir köprü görevi gören Bayar Şahin aslında iki toplumun birbirine ne kadar benzediğini de vurguluyor. 'Nalia' adlı yeni albümünde yine Gürcü müziğinin polifo-nik yapısını koruyarak, ilk dinleyişte herkesin seveceği ve derin anlamlar bulacağı bir bütünlük sağlamış. Çokkültürlü yaşamın şarkılarıyla gelecek için önemli bir kültürel miras bırakan şarkıcı hiç şüphe yok özel ilgiyi hak ediyor.

Naila için hangi arşivlerden yararlandınız?
Daha çok yaşanmış göç hikâyelerini derledim. Eylem yerleri asıl kaynağım oldu. Karadeniz'den başlayan, özellikle Artvin, göçün aktığı İzmit, Adapazarı ve Bursa gibi yerlerde, 120 yıllık göç yolculuklarına dair kaybolmamış anılara yer vermeye çalıştım.

Image 

Göç hikâyelerinin sizi etkileyen tarafı neydi?
Göç, ağıtlar taşıyor. Bir insanın yerini yurdunu bırakması, yeni yerlere alışması ve bir hayat başlatması, o coğrafyanın yaşam biçimleri, sevdalar, hepsi müziğimi oluşturmamda önemli yer tutuyor. Müziğimde toplumsal meseleler de devreye giriyor. Adam göbeğini karıştırırken şarkı yazmamıştır; iki parça peynirin yanına rakıyı alıp, "ilham geldi, şarkı yaptım" yoktur o coğrafyada. Eğer fındığa, çaya lahanaya, karayemişe şarkı yazmışsa durup dururken değildir, bunlar onun yaşam biçimi ve olmazsa olmazı olduğu içindir. Mesela 'Fasulye' şarkısı; (Sen beni gecenin bir yarısı yatağımdan kaldırsan bile ben sana muhtacım. Seni sırtımda taşıyıp eve getirdim çünkü kış için olmazsa olmazlarımdansın) Fasulyeye olan bu şarkı toplumsal değil mi? Mesele bu.

1998'de Gürcü müziği yapmakla 2008'de yapmak arasında bir fark var mı?
Bu türküler ve çağrılar sayesinde, kültürel alışverişin bulunduğu iki ülke arasında bir dostluk oluşmaya başladı. Gürcistan'da bizim Karadeniz halk türkülerimiz biliniyor artık. İlk albümde olmayan bir şeydi bu. Kardeş Türküler benden sonra albümünde Gürcüce bir şarkıya yer verdi. Bu benim için büyük bir mutluluk. İçinde yaşadığımız dönemde barışa çok gereksinimimiz var. İki ülke insanının birbirlerini daha fazla tanıyarak dostluklarının gelişmesine faydalı olduğumuzu düşünüyorum. Geleneklerimiz, yaşayışlarımız benziyor. Müzik de sağlam bir köprü görevi üstlenmiş oldu.

Gürcü halk şarkılarındaki yoğun samimiyet nereden geliyor?
Yaylalardaki sevdalardan bahseder şarkılar. Yılda 4 ay yaylada geçmek zorunda, yani yaşamının dörtte biri yaylada geçiyor. Savaş şarkısı olsa bile sevdayı anlatıyor. Dolayısıyla barışa özlemi anlatıyor.

'Horona Çağrı'dan 'Nalia'ya neler değişti?
Gürcistan'da olsun, Türkiye'de olsun istediğim müziği icra etmek kolaylaştı. O günden bugüne yaptığım müzik de olgunlaştı. Müziğe ilk başladığımda İberya Özkan'ın grubu ve benim dışında Gürcü müziği yapan hiç kimse yoktu. Hatta Gürcistan'dan gelen müzisyenler bile bir-iki kişiydi, kısa süre kalıp giderlerdi. Şimdi öyle değil, eddleşim çok daha fazla. Müzikal yönden öncekilere göre daha modern düzenlemelere sahip. Orkestrasyon ağırlıklı bir albüm oldu.

»Müziğinizi gelecek kuşaklara aktaracak müzisyenler yetiştiriyor musunuz?
Kendime bunu görev edindim, yaşadığım sürece de devam edecek. En basitinden, üç kızım var, üçü de Gürcü müziği ile ilgileniyor. Ben yönlendirme yapmadım, sadece evde var olan olanakları kullanmalarına katkıda bulundum. Arşivimi, birikimimi, enstrümanlarımı ve müzik camiasındaki arkadaşlarım ile kuracakları ilişkiyi onlara sağladım.

Albümde Türkçe şarkıların fazla olması neden?
Benim tek dilde albüm yapmam için müziğini bildiğim yörenin tek dilde sevda yaşaması gerekir. Oysa insanlar sevdalarını ve düşündüklerini tek dilde ifade etmiyorlar. Ben o coğrafyanın müziğini yapıyorum. Türkçenin daha baskın olmasının sebebi Türkiye'de müzik yapıyor olmam. Gürcistan'da yaptığım albümde de daha fazla Gürcüce şarkı var. Yaptığım ve derlediğim şarkılarla kenarda köşede kalmış, kısıtlı bir çevrede konuşulan dilleri de yaşatmaya ve kaybolmamalarını sağlamaya katkıda bulunmaya çalışıyorum.

»İlk müzik eğitiminizi annenizden almışsınız. Müzisyen olmaya giden yolda aklınızda hangi hikâyeler kaldı?
Annem ben doğmadan önce, yakın köylerin eğlence zamanlarında en çok aranan akordeoncusuy-muş. Yine akordeona benzeyen ve kuzika denen bir enstrüman daha vardır, annem kuzika ile horonlar çalarmış. Öyle çalarmış ki kadınlar bebeğini emzi-riyorsa bile bıraktırılırmış. Ben doğmadan çok önce çalmayı bırakmış. İkinci olarak, çok karlı geçen bir kış ayında öğretmen olan ağabeyime büyük ağabeyim bir bağlama yapmıştı. Bağlamayla ilk tanışmam bu şekilde oldu. Ahşap ustası olan babam da gençliğinde akordeon çalarmış, sonradan gurbete sıkça gittiği için bırakmış.

Yaylalarda imecelerde söylenen halk şarkılarını hatırlarım. Düğünlerde evin en büyük odasında iki ayrı grup atışarak türkü söylerlerdi. O zamanlar anlamazdım ama şimdi biliyorum ki o insanlar eski Gürcü halk türkülerini söylerlermiş. Odanın iki ayrı köşesinde oturan müzisyenlerin nota bilmeden yakaladığı o ambiyansı bugünün ses düzeniyle yakalamanız olanaksız. Sonradan babamı kaybettiğim yıl, Almanya'ya gidip Aşık Zamani'yi tanıdım. Bağlamanın tekniğini öğrendim. Dönünce Türk Folklor Kurumu'na katıldım. Sonra İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda müzik eğitimi aldıktan sonra profesyonel müzik hayatım başladı.

Tacim Açık, Birgün Gazetesi, 22.02.2008, birgungazete.com

Ayrica yeni Klibi:Yüküne ortak olsam buraya tiklayarak izleyebilirsiniz 

Resmi Websitesi: http://www.bayarsahin.com.tr 

Yeni Albümü edinebileceğiniz Adresler
Ateş Müzik Üretim
İ.M.Ç. 6. Blok no:6404
34134 Unkapanı / İstanbul
Tel: (0212) 522 79 54 Fax: (0212) 528 82 37


Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


anibal

hakii

didituti

sidelya

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

9 Misafir ve 7 Üye Online
Generated in 0.85099 Seconds
Generated in 0.85357093811 Seconds