Bu haftanın Engelliler haftası olması
münasebetiyle bu konuda birkaç söz söylemenin uygun olacağını düşündüm. Yaşamı
kısıtlayan bir takım eksikliklerle mücadele etmek, ve engelleri aşmak için
yardıma muhtaç olan kişilerin içinde bulunduğu durumu hatırlatmak istiyorum.
Ülkemizde 8.5 milyon civarında Engelli
olduğunu öğrendim. Yani ülke nüfusunun %13’üne yakın bir oranına denk geliyor.
Yaşama tutunmaya çalışan insanların sayısı sadece ülkemizle sınırlı değil tabiî
ki; Dünyada ise 500 milyonu aşan Engelli sayısı bu durumun gittikçe
vahimleşeceğini bize gösteriyor.
Engelli insanlara genel tabirle “özürlü,
sakat, kusurlu” gibi ifadeler ile hitap ediliyor. Bu “Özür-lü” ifadesi bana bir
şey için özür borçlu olan kimse çağrışımı yapıyor. Oysaki ben sınıfsal ayrımı
bile kabullenmiş değilim. Sonuçta insanız ve insanca yaşamalıyız diyerek,
“özürlü” diye kullanılan bu ifadeyi uygun bulmadım. Yani lügat da ki tanımıyla
özürlü: özrü bulunan, kusurlu olan anlamına da gelse ben bu ifadenin biraz sert
kaçtığını düşünüyorum. Belki böyle bir şeyi söylemek haddi aşmak olarak
algılanacaktır fakat sadece hissiyatımı bu şekilde dile getirmek istedim.
Engelli olmak kusur mudur, özür müdür ki; “Özürlü” diyelim.
Herkesin engelli bir yakını ya da çevresinde
engelli tanıdığı vardır diye düşünüyorum. Bu sonuçtan yola çıkarak bir gün
bizimde engelli olabileceğimizi hatırlatıyorum. Hayattaki mücadelemizi
sürdürürken bir sürü engellerle karşılaşan bizler değimliyiz? Öyleyse bir gün
bu engellerden birine ayağımız takılır da düşersek Engelli olabilme ihtimalimiz
çok yüksektir. Bilinmelidir ki herkes doğuştan engelli değildir. Gelişmişlik ve
sanayileşme sonucunda ya da doğal faktörler sonucunda, her hangi bir biçimde
oluşacak kaza bizi de Engelli yapabilir. İşte bu yüzden onlara karşı duyarlı
olup yardım elini uzatmalıyız. İlle maddi anlamda değil, manevi duyarlılıkla da
bir şeyler yapabiliriz. Onlarla ilgilenmek, onlara güler yüz göstermek, onlara
bizden farklı olmadığını bir şekilde hissettirmek gerekir diye düşünüyorum.
Sİ OMGARUŞİ K’OÇİ VARE
E-mskva tolepe-skani,
Varz’irupsna varz’iras
Kianaşi lebonipe.
Skidala-skani,
Giçkitas m3’k’upi varen
Giçkitas xvala vare!
Meleğepe si kç’umers
Seriti m3’k’upiren mara,
Tuta do muri3xepe
Serişiren giçkitas.
K’oçepeşi p’at’i nena
Qucepe-skani varognas.
Varognapsna nusibini
Guri-skanişi sersi
K’at’a ondi gi3’umers
Xe nunk’us kamuusi,
Ğormotişa gexvami
Giçkitas!
Guriti dodgituna
Varink’anen ar k’iti.
Varik’açasna varik’aças
Xe k’ala k’uçxe-skani
Zati skidala monk’aren,
Vargat’iren ç’vinepe
Vargiğunna menceli
Guriten yopşi xen3’k’eli.
Uneneli vore yado,
Soti varimgara!
Unonanna didelu dotkvan
Unonanna uneneli
Sinti nena varixmara
Zati nak’o k’oçiren oğarğaluşi
Mutu varoxo3’onupan
Emuşeni bazi bazi
Ostibuti k’airen
P’at’i varga3’onas
Nosi varmekçi, xvala gi3’umer
Si omgaruşi k’oçi vare
Oz’i3inu-şeni mu ç’umer.
SEN AĞLAYACAK İNSAN DEĞİLSİN
O güzel gözlerin
Varsın görmesin
Dünyanın kirlendiğini
Hayatın
Bilesin ki; karanlık değil,
Bilmelisin ki; yalnızda değilsin
Melekler başucundadır.
Gecede karanlıktır ama
Ay ve yıldızlar
Gecenindir bilmelisin.
İnsanların kötü sözlerini
Duymaz olsun kulağın
Duymuyorsa dinle
Dinle yüreğinin sesini.
Her şeyi yürek söyler.
Elini yüzüne sür,
Ve tanrıya dua et
Yüreğin durduğunda
Parmağın dahi kımıldamaz.
Tutmuyorsa tutmasın,
El ile ayakların
Hayat zaten ağırdır
Taşıyamazsın acıları.
Eğer yoksa dermanın
Yüreğinle dol hayata.
Dilsizim diye
Sakın ola ağlama
İster deli desinler
İsterse dilsiz
Sen dilini kullanmayı ver
Kaç insan değer konuşmaya
Bir şeyde anlamazlar
O yüzden ara sıra
Susmakta iyi şeydir.
Fenana gitmesin
Akıl vermedim sadece söyledim.
Sen ağlayacak insan değilsin
Gülmek için ne duruyorsun.
Timur Cumhur
|