Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Laz Kültüründe Otantik Antrepo Yapılar Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
12.05.2008 I 13:06

Image

Laz mimarisiyle ve Lazların yerleşim alanlarıyla ilgili çalışmalarda  evlerin tek başına bir yerleşim alanı olmadığı bilinmektedir. Evin çok yakınında bulunan serender (seenti, serenti, nayla),  mandıra (mandre, bageni) ve ambar (bağu)   gibi yaşamı destekleyen yapılar Laz yaşam kompleksinde özgün bir mimari oluşturur. Dışarıdan bakıldığında külliye gibi bir arada duran bu binalardan evlerin tanıtımını yapmıştık. Bu yazımızda serenderi ve devamında sırasıyla mandıra ve ambar gibi yaşam alanını destekleyen  diğer özgün  yapıları ayrı ayrı yazılarımıza konu edip fonksiyonlarıyla birlikte tanıtmaya çalışacağız.

Basit bir kulübeden ihtişamlı saraylara kadar bütün yapıların mimari bir estetiğe sahip olduğu kabul edilmekte. Laz mimarisinde estetiğin tek unsuru ahşaptır. Yazı konusu ettiğimiz bu yapılar, ahşabın binaya montajından oyulup işlenmesine kadar farklı mimari estetikler sunar. Toplumsal bir sanat olan mimarlığın Laz binalarına uygulanışının teknik detay ve bilgileri bizim konumuzun dışında olup farklı bir alan çalışmasıdır. Biz bu binaları zorlu arazi koşullarının yaşam şartları içindeki fonksiyonu açısından ele alırken, mimari olarak sadece hafızalarda kalan estetiği gözler önüne getirmeye çalışacağız.      

Serender

Serenderin anlamı adından da anlaşılacağı gibi havadar ve serin olan yerdir. Evlerin yakınında kurulan tamamen ahşap bir yapıdır.   En önemli özelliği farelerin bu mekana hiç girememeleri ve sağlı sollu dış cephe tahtalarının aralıklı dizilmesiyle malzemelerin rutubetten korunmasıdır. Doğu Karadeniz bölgesine özgü geleneksel mimari özelliğe sahip bu yapılara ender de olsa günümüzde Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’in köylerinde rastlanmaktadır. 

Image   

Serenderler 25-30 santim çapında, yaklaşık iki buçuk üç metre boyunda yuvarlak ağaç direklerin üzerinde kurulur. Bu direklerin sayısı küçük tip serenderlerde dört adet olsa da büyük serenderlerde sekiz adettir. Direklerin her birinin kafasına 75-80 santim çapında, 15-20 santim kalınlığında ağaç tekerlekler geçirilir. Bu tekerlekler farelerin serendere ulaşımını tamamen engeller. Hatta daha garanti olsun diye bazı yerlerde tekerlekler teneke saclarıyla kaplanır. Bu direklerin üzerine kurulan serenderin ön cephesine  120-130 santim genişliğinde  boydan boya balkon yapılır. Balkon tarafına verilen bir kapı ile serenderin içine girilir. Balkona aşağıdan uzatılan 3-4 metre boyunda ağaçtan bir merdivenle çıkılır. Balkonun açık olan üç yanından (sağ,sol ve ön) 15-20 santim çaplarında ağaç direkler uzatılarak saçağa bağlanır. Direkler ayrıca çapraz trapezlerle dekoratif olarak birbirine bağlanır. Balkonun kenarları da yarım boyda parmaklıklarla kapanır.

Serenderin içine üç yönde bir metre yükseklikte  geniş raflar konur. Girişe göre sağ raf, sol raf ve bu rafları bağlayan karşı raflardır. Yani serenderin raf durumu bir nevi ters U gibi diyebiliriz.  Sağ, sol ve ön  raflara kolayca ulaşmak için orta alan boş bırakılır. Raflara ve rafların altına mısır, buğday, un ve bütün meyveler konabilir. Rafların üzerine ve orta alana asılacak malzemeler için tavandan askılar yapılır.

Dört Mevsim Antrepo

Serender ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olarak dört mevsim tüketilen farklı malzemelere aynı işlevde ev sahipliği yapar. Yani çok farklı ürünleri mevsime göre sıcaktan, soğuktan ve bölgenin özelliği olan  yüksek rutubetten koruyarak bozulmalarını ve çürümelerini önler. Günümüzdeki antrepo ve soğuk hava depolarına göre daha sağlıklı bir muhafaza sistemi olduğu söylenebilir.

Serenderin fonksiyonunu daha iyi anlayabilmek açısından  muhafaza edilen malzemeleri mevsimine göre belirtmek yararlı olacaktır. Lazonanın geçmişinde yaz kış zengin bir meyve çeşidi vardır. Yazın meyve ve sebzeler taze olarak haliyle günlük tüketilir. Ama kışın kasım ayından mayıs ayına kadar yenecek meyve stokunu serenderden başka  muhafaza edecek  hiçbir mekân yoktur. Serenderler hem kedi, fare, köpek böcek açısından temiz alanlardır, hem de soğuk ve dona karşı koruyucudur. Temiz alan olarak kalabilmelerinin sebebi yapılış tarzı anlatılırken kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Ama kış şartlarındaki muhafaza yöntemlerine  bir iki örnekle değinelim. Serenderin içindeki sağ, sol ve girişin karşısında bulunan üç rafın yapılışı aşağıdan hava almaya uygun olur. Raflar 5X10 ebadında oval ağaçların birkaç milim aralık bırakılarak dizilmesiyle oluşturulur. Bu rafların birine ya da duruma göre ikisine elma, armut, hurma ve kimi sahile yakın civarlarda portakal mandalina gibi meyve çeşitleri dizilir. Meyveler rahat hava aldıklarından çürüme önlenmiş olur. Fakat önemli bir sorun daha vardır. Ağır kış şartlarında meyvelerin donmalarını önlemek gerekir. Serenderler asla ateş ya da soba yakılıp ısıtılacak alanlar değildir. Ama bunu da önlemenin yolları vardır elbette. Bunlardan birisi, bütün meyvelerin üstünü mısır koçanının kabuklarıyla örtmektir. Lazların çuça dedikleri kurumuş mısır koçanı püskülü ve kabuğu bu meyvelerin üzerine örtülerek meyvelerin donması önlenir. Meyveler dışında mısır, fındık, ceviz, fasulye gibi kuru meyve ve tahılların muhafaza edilebileceği tek alan serenderdir. Çünkü Lazonada serenderler fare ve sincap gibi kemirgenlerin giremediği tek alandır.  Bu durum hem temizlik açısından, hem de kuru yiyeceklerin kemirilmemesi açısından fevkalade önemlidir.

Serenderler elbette ki sadece kış için yapılmış binalar olmayıp yazın da önemli görev üstlenirler. Fındık ceviz gibi kuru yiyecekler yazın mutlaka serenderde bırakılır. Bu yiyecekler kışın fareden korunduğu gibi yazın da  korunması gerekir. Ama yaz için asıl önemli olan serenderlerin bu yiyeceklerin bayatlamasını önlemesidir. Örneğin temmuz ve ağustos ayında Lazonada rutubet hat safhadadır. Giyecekler bile ıslak bırakılırsa, nemli kalırsa, dışarıda üç-beş gün bırakılırsa  çürüyüp kokar. Bu durumda şeker, un ve pirinç gibi her zaman stoku olan bozulmaya müsait gıdalar yazın mutlaka serenderde muhafaza edilirdi.

Özellikle soğutucu ve buzdolaplarının olmadığı elektrik öncesi dönemlerde Lazona coğrafyası ve ikliminde serenderlerin insan hayatındaki değerini günümüzde yazın bir günlük bir elektrik kesintisi bile gözler önüne sermektedir. Biz, yaşamsal önemini vurguladığımız bu binaların teknik detay ve mimari özelliklerinin de belgelenip sunulabilmesi dileklerimizle bu yazımızı noktalarken, gelecek yazımızda diğer binaların tanıtımını sürdüreceğiz.


Fotoğraflar: Özer Ertaş

Kamil Aksoylu

 


Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

3. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali başlıyor

26.06.2008 I 23:56 | Lazebura©

article thumbnail Yeşil Yayla, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı ağırlıyor Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından organize edilen ve...
Makelenin Devamı...

Vadime Dokunma!

16.06.2008 I 15:48 | Lazebura©

article thumbnail 22 Haziran 2008 Tarihinde Kadıköy Meydanında, D.Karadeniz de Abu Çağlayan Deresi, Arılı Deresi, Fırtına Deresi, Hemşin Deresi, Senöz Deresi,...
Makelenin Devamı...

Üye Girişi

Kimler Online

2 Misafir Online
Online olan üye yok!
Generated in 0.71377 Seconds
Generated in 0.715159893036 Seconds