Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Bir Direnişin Destanı: Kızıldere Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
30.03.2008 I 21:14

Image
Bir Direnişin Destanı
Hain tuzaklarda kan uykularda
Vurulduk ey halkım unutma bizi
İşkenceler için tahta çarmığa
Gerildik ey halkım unutma bizi 

Bundan  36 yıl önce 30 Mart 1972 de Niksar’ın Kızıldere Köyünde vuruldular…
Adlarını taşıyan çocuklarımız  vurulanların yaşlarını geçti unutmadık. Unutturmadık.

Kızıldere bir direnişin destanıdır. Kızıldere inancın simgesidir. Kızıldere, kendisinden sonra geleceklere rahat bir yaşam sağlama umutlarının gömülüp filizlendiği yerdir.

Unutmadık… Unutmayacağız…

Adlarını verdik çocuklarımıza ki her gün onları çağırmak için. Deniz… Mahir… Ulaş… Cihan!… dedik. Anneler ninnilerinde ağıtlarını yaktı çocuklarımıza. Şarkışlayla Denizlere ağladık… Nurhakta yatıp Kızıldere sabahlığında  uyandık. Her 30 Martlar, her 6 Mayıslar düştükçe içimize, biz de vurulduk yeniden.

Zulüm sığmaz iken köye şehire
Bize mezar oldu kan Kızıldere
Yavuklu yerine çıplak mavzere

Sarıldık ey halkım unutma bizi

Kızıldere,  adı duyulmamış küçücük bir köydü, ta ki 30 Mart 1972 ye kadar. Güneş her zamanki gibi doğudan doğmuştu yine o gün. Fakat Kızıldere Kızıldere olalı böyle bir gün gördüğü yoktu. O gün bir direnişe ev sahipliği yapıp, direnişin kanlı bir sahnesi olurken, tarihe bir destan olarak düşüyordu  Kızıldere. THKP-C’li ve THKO’lu on militan güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada öldürüldüler.  On genç insana mezar oldu Kızıldere.

Devrimci hareket yenildi… yenildiler. Yenildiler ama Kızıldere hiçbir zaman devrimci hareketin sonu olmayıp yeni  başlangıçlara ışık oldu. Kızıldere yenilgisi asla bir  tükeniş değildi. Yeni Cihanlar Mahirler getirdi ardından. Bir başkaldırı örneği olan Kızıldere  direnişinin ruhu, 36. yılında da nice Mahirlere ve Cihanlara sel sel akmaktadır.    

Sayılmayız parmak ile
Tükenmeyiz kırmak ile
Taşramızdan sormak ile
Kimse bilmez ahvalimiz

 

Onlar, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için iki İngiliz ve bir  Kanadalı teknisyeni de kaçırarak gitmişlerdi Kızıldere’ye. İdamları engellemek için  Maltepe Askeri Cezaevinden tünel kazarak kaçmışlardı. Üç dört aydır  cadde ve sokaklar onların resimleriyle doluydu. Aranıyor! afişleri ile donatılan şehirlerde direniyorlardı. Ama vakit daralıyordu. Askeri Yargıtay idamları onaylanmıştı. İdamlara engel olmanın yollarını arıyorlardı.

Direnişi kırsalda sürdürebilmek için Kızıldere’ye gelmişlerdi. Kaçırdıkları İngiliz ve Kanadalı teknisyenlere karşılık idamların durdurulmasını istiyorlardı. İdamların  durdurulduğunu  Türkiye radyolarından duyurulmasını istediler. 30 Mart sabahıydı. Erken saatlerde kuşatıldıklarını gördüler. Mübalağasız yüzlerce asker ve polis gücüyle ev kuşatılmıştı. “Rehin teknisyenleri bırakın ve teslim olun” çağrısı yapıldı. Kaçmak imkansız… Ya teslim olacaklar, ya da direnip öleceklerdi. Başka bir yol yoktu. Türkiye’nin en iyi okullarında okuyan, yaşları 22 ile 25 arasında değişen bu on bir genç direnip ölmeyi seçti…   Hep beraber marş söylemeye başladılar.

Gün doğdu uyandık
Siperlere dayandık
Bağımsızlık uğruna
Al kanlara boyandık

İlk Mahir Çayan vurulup düştü. Şiir gibi yaşamıştı; dörtlükten kopan bir mısra gibi düştü. Karşılıklı çatışma başladı. Ağır silahlarla ev delik deşik edildi. Rehin teknisyenler ve on bir gençten biri hariç hepsi öldü. Gün batımında Kızıldere’nin rengi daha bir kızıla çalarak aktı mavilere. Yenildiler. Adada bekleyen Cevahirle, Alpaslanla, Kadirle Sinanla ve diğer adalılarla buluştular.  

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler acılar
Sararlar bir gün sararlar

Yenilmesine yenildiler de yenenler unutuldu, yenilenler unutulmadı. Yenenlerin gücü  yenilenlerin unutulmasına yetmedi. Kızıldere akıyor… Diğer derelerle birleşip denizlere akıyor…  denizlere akıyor.  Denizlere… Denizlere.. Adalara ve adalılara…

Bundan böyle 30 Mart bir yenilgi günü değil, yeniden doğma günü olarak düştü tarihe.

Oy dere Kızıldere
Böyle akışın nere
Bizde hal mı bıraktın
Sana can vere vere

Unutmadık… Unutmayacağız…
Adınızı verdik çocuklarımıza…. Unutturmayacağız!

Kamil Aksoylu


Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (1)add comment
hepsi toprak oldular, Lowly rated comment [Göster]

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti

19.08.2008 I 15:17 | Lazebura©

article thumbnail''İstanbul 2010 Yaz konserleri'' 'ni parklara, meydanlara iskelelere taşıyor... İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Ağustos ayında “2010’a...
Makelenin Devamı...

Grup Nena 'Ormanlarımız Yanmasın' diyor!

19.08.2008 I 10:06 | Lazebura©

article thumbnail 30 ağustos günü Büyükada'da Grup Nena Doğa Koruma Konseri 'Ormanlarımız Yanmasın' sloganı adı altında müzik severlere ve doğa dostlarına bir...
Makelenin Devamı...

Grup Nena Konser

Üye Girişi

Özel Mesajlar

Giriş yapmamışsınız.

Kimler Online

1 Misafir Online
Online olan üye yok!
Generated in 0.63561 Seconds
Generated in 0.636970043182 Seconds