 Hrant Dinkiz Geçen yıl bu
sayfalarda güvercin olup uçmak istediğimi yazmıştım. Bunun benim takma ismimin
güvercin (Toroci)* olmasıyla ilgisi yoktu elbette. Çünkü bu ismimi ben çok çok
önceden kendim kendime koymuştum. Olsa olsa çakal olmak istemediğimden, kurt
olmak istemediğimden veya şahin kartal olmak istemediğimden ülkemdeki
güvercinlerden habersiz güvercin
olmuştum. Oysa güvercin olmanın barışın dışında da çok anlamları varmış. Bunları öğrenince benim
güvercin olmadığımı da öğrendim.
Güvercin değildim ama olabilirdim. İçimde güvercin olmamı engelleyecek hiçbir şeyin olmadığını
görmüştüm. Engellerin içimde değil de dışımda olduğunu fark etmiştim. İşte bu
engellerin neler olduğunu anlatıp güvercin olmak istediğimi söylemiştim. Çünkü
ben “Hepimiz Ermeniyiz”, “Hepimiz Hrant Dink’iz” dememiştim.
Diyememiştim daha doğrusu. Ama bu yıl 19 Ocakta bir günlüğüne de olsa bu
empatiyi yapabileceğim.
“Ben
Ermeni değilim ve hiçbir zaman Ermeni olmayacağım gibi, bugüne kadar Ermeni’yim
de demedim. Bundan sonra da demem. Hele ki bu günlerde asla demem. Bir
günlüğüne bile Ermeni olamam” demiştim. Kimileri yanlış anlasa da, yanlış
değerlendirse de geçen yıl neden böyle söylediklerimin sebeplerini bir kez daha
yineleyeceğim.
Benim çocukluğum
Rus, Urus, Ermeni, Rum ve Kızılbaş korkusuyla geçti. Okulda Rus ve Yunanın bize
büyük düşman olduklarını öğrendim. Atina’ya Türk Bayrağı diken şiirler
ezberleyip okumakla geçti ilkokul çağımız. Damarlarımız şahlanır, avazımız
çıktığı kadar bağırır, yüzümüz kulaklarımıza kadar kıp kızarır ve biz işte Türk
Kanı budur derdik.
Büyüklerimden Rus
istilasını dinledim hep. Kars, Ardahan, Artvin, Rize’ye kadar işgal etmişler.
Hopa’dan taaa Çarşamba, Samsun ve Havza’ya kadar göçmüşler bizimkiler. Bir
kısmı yollarda açlıktan ve sıtmadan kırıldılarsa da geride kalanlar
döndüklerinde bazılarının evlerinde hâla Rus askerleri otururmuş. Ama Allahları
var kötü bir şey yaptıklarını hiç söylemediler. Bir şey daha söylememişlerdi
bize; taaa Hopa’dan Trabzon’a kadar araba yolunu Rusların yaptığını. Lise
yıllarımda öğrenmiştim bunu. Ve Rumların ne kadar zanaatkâr olduklarını yeni
öğrendim desem yalan olmaz. Neredeyse yüz yıl olacak göçtükleri, onlardan kalma
bazı zanaatlar hala yaşatılırmış. Ve kimi dedelerimiz gözleri dolaraktan “gül gibi geçinip gidiyorduk, ne vardı
ki gidecek” diyorlarmış.
Geçinmek… Gül gibi
geçinmek. Yüz yıl sonra yine aynı şeyleri yaşatan nedir bize. Biraz da bunu
sorgulamak gerekmiyor mu?
Ermeni değilim
dedim. Rus da değilim, Rum da. Şükür Kızılbaşlıkla da alakam yok.
Çocukluğumuzda oyun oynarken arkadaşlarımıza kızdığımızda Kızılbaş, Ermeni
derdik de, büyüklerimiz de bizi uyarırdı. “Çocuklar!!!
öyle demeyin günahtır” diye. Bazen çok kızdığımızda söylesek de sonradan
için için pişman olurduk. Ne kadar kızsak da arkadaşlarımıza Ermeni, Rum,
Kızılbaş olmayı konduramazdık. Onların
insan olup olmadıklarını bile kestiremiyorduk o zamanlar. Böyle büyüdük biz. Ya
da büyütüldük.
Aslında ben Türk de
değilim. Bunu çok sonra öğrendim ama nasıl söylemeliyim? Bunun bir yolu yordamı
olmalı mutlaka. Durup dururken ulu orta “Ben Lazım” demeye korkuyorum da “Ben Ermeni’yim” nasıl
diyeyim? Oysa diyebilmeliyim. 19 ocak geldi, bir günlüğüne diyebilir miyim
acaba diye düşünüyorum. Aaah! Olamaz. Bir bakanımız yada üst düzey bir
bürokratımızın (kimdi bilmiyorum), “Ermeni
gibi vuruyor” dediğini hatırlar gibiyim. Terörist başına Ermeni dölü diyorlar. Ermeni gibi cani
diyorlar.
Evet bu satırlara
kadar ne anlattıysam, neden “Hepimiz
Ermeni’yiz” diyemediğimizin üzerineyse de, aslında bunları “Hepimiz Ermeniyiz” söylemini
anlamayanlara söyledim. Kabul etmeyenler için bir şey demiyorum, onlar
zaten bir Ermeni temizlendi diye bakıyorlar olaya. Ve işi hepimiz O günüz, bu günüz demeye kadar
götürüyorlar. Onlar için fikirleri yüzünden bir insanın öldürülmesi de
normaldir. Benim sözüm kendini aydın kabul edip, anlayamadım diyen okur, yazar,
çizer takımının tümünedir. Ne imiş efendim, “Hepimiz Türk’üz, Hrant da Türk’tür” demeliymişiz. Neymiş efendim,
Hrant’ın ağzından hiç “Türküm”
dediği duyulmamış.
Herkesin Türk
olduğu bir ülkede “Hepimiz Türküz”
diye bağırmanın ne anlamı olur. Bu ülkede “Türküm”
diyene, herhangi bir psikolojik yada sosyolojik bir baskı mı var? Bir kompleks
mi var, bir handikap mı var bu konuda? Denmesi gerekecek yerde geri mi
kalacağımız sanılıyor? Kim, neye göre sanıyor?
Acılı bir günde, acıya ortak olmak için atılan
bir slogandan neler üretildi bu ülkede. Plan yapmalar, çan çalmalar, Ermenici
olmalar. Oysa bunları anlamak için zorlanmaya gerek yok. Yas olan bir evde
herkes ölünün yakınıdır ve bu anlamda herkesin yası vardır. Bu bizim
geleneğimizdir. Türk Halkının yaptığı Ermeni kardeşliğini bağrına
basmaktır. Ermeni’yim demek kolay mı bu
ülkede, Rum’um demek kolay mı? Daha doğrusu öteki kalmak kolay değil öyle.
Hangi Ermeni çocuk okulda Ermeni olduğunu söyleyebiliyor, hangi alevi çocuk
okulda ben aleviyim, Sünnilik öğrenmem diyebiliyor? İşte bütün bunlar için zor olsa da yine bir
günlüğüne hepimiz Ermeni olacağız, “Hepimiz
Ermeniyiz” diyeceğiz. Biliyorum bu
kolay olmayacak bazılarımız için. Benim için de hiç kolay değil ama buna
zorlanmamız gerek. Bu ülkede “ben
Türküm” diyen hiç kimsenin güvercinleri ürkütmemesi gerekir. Hiç değilse
bundan sonra bunu yapabilmeliyiz. Başarabiliriz bunu.
Bir yıldır nerede
sağa sola bakarak yemini gagalayan ürkek bir güvercin görsem, Hrant Dink’in
bakışları gözümün önüne geliyor. Demek ki doyasıya yaşayamadığı bu ülkede bir
de korkarak yaşıyormuş. Onun yaşamına son gün olan 19 Ocaklarda bir günlüğüne
biz de Ermeni olalım. Gelin bu
ülkede bir günlüğüne hepimiz öteki
olalım. Ne kaybederiz?
Ben Ermeniyim,
Rumum. Ben Kürdüm, ben Lazım, Arabım. Ben Türküm, Türkiyeliyim. Ben insanım ve
ülkemin insanı olmak istiyorum. Benim ilkem ve ülkem budur. Ben güvercin olmak
istiyorum.
Kamil Aksoylu
Not:
Kamil Aksoylu internet sitelerinde takma isim olarak Toroci (güvercin) adını
kullanmaktadır.
Lazebura.net`in notu: Sayın Aksoylu`nun yazısına bazi teknik nedenlerden dolayı gecikmeli olarak yer vermek yorunda kaldık.
Bunun için yazarımız ve siz değerli okuyucularimizdan özür dileriz.
|