Tangrik lu do xaci şeni mu emoçkinez
(Allah bizi lahana
ve fasulye için ne yarattı)
Ahmet Lakerta
Laz Mutfağı genelde Karadeniz Mutfağı ile
karıştırılır. Oysa Laz Mutfağı Karadeniz’in hiçte homojen olmayan mutfak
kültüründe farklı bir dokudur.Yani Karadeniz mutfağında Laz mutfağında olduğu
gibi karalahana ve hamsi egemenliği yoktur. Diğer bir söyleyişle Karadeniz
mutfağı farklı kültürlerin zengin çeşitleriyle süslüdür. Karadeniz’in homojen
olmayan kültürü doğal olarak mutfağına da yansır.
Bizim bu yazıda konu ettiğimiz dar anlamda
yemek tarifi değildir. Onun için yazımızın başlığına “mutfak kültürü”
dedik. Mutfak kültürü ve yemek tarifi iç
içe alanlar olsa da tamamen farklı konulardır. En anlaşılabilir yemek tarifleri
aşçıların ya da yemek kitabı yazarlarının işidir. Bu anlamda aynı işi
yapmadığımızı ve de yapamayacağımızı söylemekte yarar var. Yemek tarifi, yemeğe
katılan malzemenin çeşidi, gramajı, yapılış şekli ve pişirilmesiyle ilgilidir.
Yemek kültürüyse yemek tarifinden daha çok yemeğin gelenekselliği ile
ilgilidir. Köy yerinde malzemenin üretildiği alandan, şehir yerindeyse
satıldığı tezgâhtan başlayıp hazırlanışı, pişirilmesi ve sofrada yeme şekline kadar tüm safhalar
yemek kültürüyle ilgilidir. Bütün bunların bir araya gelmesi o yöreye ait
mutfak kültürünü oluşturur.
Mutfak kültürünün tarihsel gelişim süreci
vardır. Yörenin coğrafyasına, etnografyasına, kültürüne ve beslenme biçimine göre
oluşmaktadır. Laz Mutfağı o bölgedeki insanların yedikleri ve içtiklerinden
daha çok, geçmişten günümüze bu insanların beslenme biçimleriyle ilgilidir. Yiyecek ve
içeceklerin nasıl hazırlandığı, nasıl pişirildiği, nasıl yendiği, nasıl
korunduğu, kullanılan araç gereçler, yemek adabı ve bu alandaki tüm inançlar
mutfak kültürünü oluşturur. Her mutfak kültürünün kendine özgü yemekleri olduğu
gibi, Laz mutfağı da hamsi, lahana ve süt ürünlerinden diğer mutfaklarda
olmayan kendine özgü yemeklerle değişik damak tatları oluşturmuştur.
Karalahana ve Hamsi Egemenliği
Laz mutfağının en önemli özelliği hamsi ve karalahana
egemenliğinde olmasıdır. Sınırlı malzemelerle zengin bir mönü üretimi yapılır. Fakat
bu demek değil ki Laz Mutfağında yüzlerce yemek vardır. Özgün Laz Mutfağında
yemek sayısı pilavı, tatlısı ve tüm
teferruatı dahil 35-40 çeşidi geçmez. Bu
sayıya günümüzde unutulmuş ya da çok nadir yapılan yemekler de dahildir. Unutulmuş
ya da çok nadir yapılan yemekler diyoruz. Çünkü bu yemekler yokluk günlerinin
zor şartlarında öğün atlatma mönüleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Kabak
pilavı, kabak tavalama, mç’k’udi guberi (ekmek haşlama), unk’aumasi (un
kavurma), çxvayiş çorba ve kuru mısır ekmeğini ayrana doğrayıp yiyerek
atlatılan öğünler artık yok diyebiliriz. O yokluk günlerden kalma şu maniyi
paylaşmak isterim.
Sumlede bi ayran yeduk, sutten çoği su idi
K’usura bakmayun, bulunduği o idi
Ekmeğe ne dersun, uç günluk k’uri idi
Sicak ekmek mi k’alur, çocuklar suri idi
Lazlar nereye giderlerse gitsinler karalahana
ve hamsi hiç vazgeçemedikleri bir damak tadıdır. Şehirlerde market ve
manavlarda Laz Lahanası etiketi ile alıcıya sunulan karalahananın diğer
mutfaklarda da önemli bir yer edindiğini görüyoruz. Lazların karalahanaya olan
tutkunluğu, “kara lahanayı bir Lazlar, birde
inekler yer” diye bir espri ile ifade edilir.
Bizim köyde bir Ahmet Amca vardır. Ahmet
Amcanın söylediği her söz neredeyse bir deyimdir. Ahmet Amcadan bu konu ile
ilgili çok güzel bir anekdot var, okurlarla paylaşmak isterim. Renkli
televizyonun yeni olduğu dönemlerde komşularının evinde televizyon izleyen
amcamız, reklamlarda da gözünü televizyondan ayırmaz. İkram edilen çayı
yudumlarken bir yandan da gözü televizyondadır. Televizyonda bir fırın reklamı yapılmaktadır. Bizimkinin
ilgisini fırın değil de, fırının içindekiler çekmiştir. Fırına tavuklar
giriyor kızarmış olarak çıkıyor.
Börekler, pastalar, kekler, poğaçalar muhteşem bir görüntü ile fırına girip
çıkıyor. Kısacası Laz mutfağında hiç rastlanmayacak görüntüler ekrana geliyor.
Bizimki dayanamaz ve lafı gediğine koyar. “Tangrik
lu do xaci şeni mu emoçkinez”. (Allah lahana ve fasulye için bizi ne
yarattı). Müthiş bir tespit ve izahat. Allah’ım; bu kadar çok çalışan insanlara
daha güzel ve çeşitli yemekler veremez miydin? Laz mutfağı iki kelime ile ancak
o kadar güzel, anlamlı ve de espri anlayışı ile izah edilebilir.
Bu anekdotu paylaştıktan sonra devam edersek;
hamsinin de Laz mutfağındaki yeri çok önemlidir. Hamsiden 7-8 çeşit geleneksel
yemek yapılır. Hamsi için çok önemli birkaç hususu da belirtmek gerekir. Hamsi
mevsimi kışın birkaç aylık bir zamanı kapsar. En lezzetli zamanı kulağına kar
suyunun kaçtığı aralık, ocak ve şubat aylarıdır. Lazlar bu ayların dışında taze
hamsi tüketmezler, tuzlanmış hamsi tüketirler. Hamsinin ucuz zamanında kasalarla hamsiler alınıp küp
küp tuzlanır. Tuzlama işini bütün Lazlar yapar. Tuzlanmış hamsi, kısıtlı Laz
Mutfağında yaz boyunca önemli bir katıktır. Hamsili ekmek, yumurtalı hamsi,
sebzeli hamsi ve plekide hamsi (geç’veyi) yaz boyunca öğün
atlatmaların yanında değişik damak tatlarıdır.
Pucişi / İnek işi
Karalahana ve hamsi egemenliğindeki Laz
mutfağının en önemli bir başka malzemesi pucişi
diye adlandırılan süt işidir. Diğer
malzemelerle yapılan yemekler çeşit zenginliğini getirir ama bu üç ana malzeme
olmayan Laz Mutfağı düşünülemez. Pucişi
diye tabir edilen süt işi olmayan
bir ev yarı aç yarı tok sayılırdı. Geçmişte köy yerinde herkesin üç beş ineği olurdu. Peynir ve minci
tavalama üç öğün yenen bir yemek altı
mönüsü olduğu gibi, zor zamanlarda da
öğün atlatılan en pratik yemekti. Ansızın gelen
misafire de en pratik bir yemek olan peynir tavalama, aynı zamanda geçmişten
günümüze Laz Mutfağında ağır misafirlerin damağına hitap eden en saygın bir yemektir. Bu yüzden ntao dedikleri dolapta Laz kadınlarının
peynir ve tereyağları hiç eksik olmazdı. Eğer dolapta tek yuvarlak peynir
kalmışsa, kimi evlerde yenisi gelene kadar o tek peyniri bozmamak kuralı vardı.
Bu kurala çocuklar dahil evin her ferdi uymak zorundaydı.
Et çeşitlerine gelince Laz mutfağında fazla
yeri olmadığı biliniyor. Ancak kavurma biçiminde yapılan et tüketimine sıkça
rastlanır. Et tüketiminin tamamı inek etidir. İstisnalar dışında koyun ve keçi
eti tüketilmez. Yüksek köylerde yaşayanlar, bazı özel kişiler ve çobanlık yapan
aileler koyun ve keçi etinin tadını bilirler. Sıradan Lazlar ancak özel
zamanlarda koyun yada keçi eti tercih eder. Bu özel zamanlar herhangi bir adak
yada başka özel bir gün olabilir.
Kümes hayvanlarının tüketimi çoğu Lazların
kendi kümeslerinde besledikleri horoz ve tavuklardan olurdu. Geçmişte kümessiz
bir Laz evinin olmadığını söyleyebiliriz. Lazların önemli geleneklerinden biri
de enişte davet edildiği zaman mutlaka tavuk kesilmesidir. Eğer evde tavuk
yoksa komşulardan temin edilirdi.
Bazı Özel yemekler / Doxmelepe / Laz Special
Laz mutfağında yapılışına, mevsimine ve yeme
adabına göre özellik taşıyan yemekler vardır. Bu yemekler elbette bu
özelliklerin dışında da yapılabilir ama adı üzerinde olan gelenekselliğini ve
özelliğini büyük ölçüde kaybeder.
Souşi:Laz mutfağında seçkin ve özel bir yeri var. Kelle
ve işkembeden yapılır. Çok eziyetli bir yemektir. Çoğu kadınlar bu işten kaçmak
ister ama bazı kadınların da kelle ve souşide
usta olduklarını söylemek gerekir. Sırf temizlik işi saatlerce sürer. Bol
su gerektiğinden genelde derelere gidilir. Bağırsakların içi boşaltılıp pisliği derince bir çukura gömülür. Çukur derin olmalı ki
köpek ya da çakal gibi yabaniler eşelemesinler. Temizlenen kelle ve işkembe
evin avlusunda büyük meydan ateşinde ç’uk’i
denen büyük kazanlarda pişirilir. Yenirken komşular çağrılarak kelle ve souşi hep birlikte elle yenir. Çatal ve
bıçak kullanılmaz.
Dudeyi / Mk’vaneri / Lahana Ezme: Adını Lazca kıvama gelmekten (omk’vamu) alır. Kıvamında yapılamazsa
yenmesi tavsiye edilmez. Mk’vaneri dendi mi akla önce sarğa gelir, sonra da kalabalık
gelir. Yalnız yenmez, tabakta
yenmez, kaşıkla yenmez, soğuk yenmez, iki öğünlük olmaz. Peki nasıl yenir?
Sarğada yenir, kalabalık yenir. Evde az insan varsa komşular çağrılır. Asla
kaşık kullanılmaz elle yenir. Mk’vanerinin yanında adettendir başka bir yemek
yenmez, mk’vaneri ile doyulup
kalkılır. Bunun sebebi mk’vanerinin verdiği damak tadını bozmamak olduğu rivayet edilir. Mk’vaneri bir yaz
yemeğidir, kışın asla tavsiye edilmez.
Lu Nccaxeri / Lahana Dövme: Korza denen özel ahşap aletle dövülerek yapıldığından adını dövmekten alır.
Mk’vanerinin aksine bir kış yemeğidir ve asla yaz için tavsiye edilmez. Lu
ncaxeri tek öğünlük olmaz, gün geçtikçe daha da lezzetlendiği rivayet edilir.
İçine soğuk mısır ekmeği doğranıp ısıtılarak yenir. Her öğün yeneceği gibi, lu ncaxeri kış boyunca Laz damakları
için sabahları da hiç vazgeçilmez bir tat dır. Lu ncaxeri tahta kaşıkla yenir.
Salat’a / Cacık: Laz Mutfağına özgü
sandığımız ve Laz Speciali kabul ettiğimiz bir yemektir.Bildiğimiz cacığın
kaymaklı versiyonudur. Kaymakla yapılıp sarğada mısır ekmeği doğranarak yenir. Arhavi yöresi
köylerinde bu yemeğe salat’a
diyorlar. Sıcak mısır ekmeğiyle
gerçekten bir Laz specialidir. Kaşıkla yenmesi tavsiye edilir.
Bir önemli Laz Speciali de termoni dir. Termoniyi de tamamen
Lazlara özgü bir aşure çeşidi olarak tahmin ediyoruz. Zira termoni ile ilgili şöyle bir deyiş var. Lazlar yapar termoni / Musliman yemez oni.
Laz Mutfağı çeşit olarak biraz fakir
sayılabilir. Bu durum belki de diğer toplumların yaşadığı kültürel gelişim
sürecini yaşayamamış olmasına bağlıdır. Gelinen süreçte günümüzdeki Laz
mutfağında komşu mutfak kültürünün yanı
sıra popüler mutfak kültürünün etkisi hızla yayılmaktadır. Bu etkileşim son yarım yüzyılda bölgeye giren malzemelerle
artık özgün Laz yemeklerinin
geleneksel yapısını da bozmaktadır.
Kuşkusuz
şu kısa yazıya Laz Mutfak kültürünü sığdırmak olası değildir. Biz bu yazımızda
daha çok geleneksel Laz Mutfağının bir yüzünü yansıtmaya çalıştık. Laz
Kültürüne ait anlatmaya çalıştığımız bu değerler kültürel amaçlı her yerde izin
almadan kullanılabilir.
Kamil Aksoylu
|