Stvelaoraşe kamaptit. Stevolaraşi doloxe
staroşina, gyuma do stveli-tutape ren. Stveloras na-iven k’at’a t’aronişi
kturape ha3’işen gyoç’k’asen.
Stvelora itkvaşi ipti ncalepe do mt’k’alepes
but’k’a na-goixfen gomaşinenan. İnepe na-gyoç’k’asen gomaşinenan. Meyvalepeşi
dido na-ren, na-goistvelasen gomaşinenan.
Ho, hamtepe ivasen edo ham t’aronişi okturu ar ndğas vanati ar dolonişi
doloxe var iven. Jin na-p’k’oro3xi tutapeşi
doloxe tamo tamo t’aroni korasen, mç’imape gyoç’k’asen do stveloraşi doloxe na-iven
steri iri mutu ivasen.
Didoten igrik’a-tutas xanç’e butk’ape
na-gontxims ncalepe do mt’k’alepes ha3’i but’k’ape çunasen, xomasen do ixi
elabaraşi tamo tamo parpali steri putxunieri dibğanoren. Mteli k’oçepek do çxovarepek
inora şeni na-ixenenpe oçodinus ko gyoç’k’es. Stveloraşi doloxe, k’at’a oras na-iven ç’ut’a
mçxvaporati vasen. Lazonas enni dido mç’ima ham oras mç’ims. Ham oras na-mç’ims
mç’imaten ğalepes do çkva svapes didi ğvarepe gyulun do na-ren k’at’a mutu e3’ik’idams
do zuğaşe do-torums. Stveloraşi
çodinapes mtfiriti do-mtfums, dido oras mtfiri stveli-tutas mtfums. Heya
ora-muşi moxtaşi bz*iraten, ha3’işen mutu otkfu ordo diven.
Stveloras Lazonas na-ivenpe gyoç’k’asen,
stvelora na-miçkinan steri ren. Ma hak kultura-çkunişi doloxe na-ren do
na-içkinanpe şeni muntxanepe oç’aru minon. Stvelora Lazonas urz*enişi ora ren. Urz*enişen
çkva inoraşi meyvapeşi orati ren. Arti Lazi do Zuğa-uçaşi k’oçepe şeni enni beciti
na-ren kapçaşi orati ren. Kapça şeni ora-muşi moxtaşi p’ç’arare. Stveloraşi
meyvapeşi ariti ç’uburi ren. Ç’uburişi meyvati iç’k’omen, guberi do ç’veri,
juriti dido nostoneri iven. Ç’uburişi
ncaşen 3’oxleneri Lazepeşi oxorepe ixenet’u. Ç’uburi dido k’apet’i ar nca
na-ren şeni oxorepeşi k’idapes do jin-muşi motfumu şeniti ixmaren. Oxorepeşi
didi ongorepe ç’uburişi ncaşen ixenet’u.
Urz*enis kultura-çkunişi doloxe beciti ar
dagi uğun. Urz*enişen na-ixenen pekmezi, mcumori, ha3’i kultura-çkunis na-var
ren ğvini şi do kyumeşiti ora ren. Kultura-çkunişe mundeşen doni na-amaxtu var
içkinen kyume, ha3’i xoloti ixenen. Ma ham dolonis stveloras na-ixenen kyume şeniti
muntxanepe p’ç’arare. Çkun k’at’a 3’anas kyume bikomt. İnoras oç’k’omu muşi
dido k’ai iven. Hak na-p’aç’arare kyumeşi oxenu didopes ko-giçkinan. Ma hemtepe
goşinu do na-var uçkinpes ç’ut’a t’as nati doguru do oxenuşi gza mebogurare. Na-i3’ilen uçaşi urz*eni ipiti ar k’ai diçxen,
mer3’epe do k3aperepe ko-goşiğinen do urz*enişi k’ak’alepe t’urvapes vanati
urz*enis 3’k’ari gamağu şeni na-ixenen muntxanepes ko dolibğen, ar k’ai diç’inak’en.
Urz*enişi oç’inak’uten na-gamulun urz*en 3’k’aris lova itkven. Lovape dido nostoneri
iven. Lovaşen mcumori, pekmezi ti dixenen. Lova 3’uk’aleps mç’ipe on3oruten ko dolin3’oren
do daçxuris keidgen.
3’uk’alis na-doliben lova tamo tamo diguben
do haşopeten oşiruse nişkven. Ok’açxe na-iguben lovas nostoni meças yado mja,
mkferi do şekeriti kyeibğen. Lova ogubuten ç’ut’a ip’ecanaşi papa steri iven do
kyumeşi dolon3’uşe xaziri ren. Hak kyumeşi oxenus edgina na-ren ( haya didoten
oxorişi vana oput’eşi ar oxork’yura ) oxorca iven, hemuk ar k’eleti papaşi
nostoni na-unanon steri ivui var ivui yado o3’k’en. Kyume oxenu şeni enni
ç’ut’a xut-aşi k’oçi uk’ors. Ar-juri
k’oçik na-iguben papa mot gyaç’vet’as yado meoneri k’op’aten oktu ikoms. Arik xvanepes svareri na-ren ntxiri vanati
nez*iten tereşi nok’epes 3oneri, 3onerepe papas dolon3’ams do xeşen xeşe xoloti
xvanepeşe iğen do hek disvaren. Haşoten ar fara papas na-dolin3’en kyumepe
ç’ut’a okoruşe nişkven. Hemindos şkule majurani fara xoloti kyumepe papas
ko-doli3’en do haşoten na-unonan k’onari kyume omçxvanuse nionen. Haya didoten
sum fara ixenen. Xvanepes gyek’ideri na-ren kyumepeşen na-3’apasen do na-goişorasen
papape tude mot dibet’as yado hemtepeşi tude angepe e3’idgen. Kyumeşi oxenu
içodaşi hek na-renpe irik arte angepes do 3’uk’alis na-gyeskidasen papape hek
oipxornan. 3’uk’alis dido papa gyeskiduna hemtepeti xoloti angepes ko-gyeidven
do maltepes ko-niçen. Haşoten na-ixenu
kyumepe xvaniten oxominu şeni mjoraşi oras mjorak na-z*iroms sotipes ko-didgen.
Kyume xvala urz*enişen var ixenen. M3xulişi, xurmaşi, mjolişi do çkva
meyvapeşiti ixenen. Kyume ma-na miçkin xvala Lazonasti var ixenen. Zuğa-uçaşi
k’elas na-skidun malte xalk’epek do Anadolias ti ikoman.
K’at’a t’aronepeşi oras çkva muntxanepe
ixenen do ora-muşis hemtepe oxenu skidala mskvanobape uk’atams.
30. staroşina.2007 lazona
Sonbahar!
Sonbahara girdik. Sonbaharın içinde, eylül,
ekim, kasım ayları vardır. Sonbaharda olan bütün mevsim değişiklikleri şimdiden
başlayacak.
Sonbahar denilince önce ağaçlar ve orman
örtüsünde yaprak dökümünü hatırlıyoruz. Soğukları başlıyacağını hatırlıyoruz.
Meyveleri çoğunun tükenişini hatırlıyoruz. Evet, bunlar olacak fakat bu mevsim
değişikliği bir günde ya da bir hafta içinde olmaz. Yukarıda saydığım ayların
içinde yavaş yavaş hava soğuyacak, yağmurlar başlayacak ve sonbaharın içinde
olacak şeyler olacak. Çoğunlukla nisan
ayında yeşil yaprak açan ağaçlar ve ormanlıklarda şimdi yapraklar solacak, Kuruyacak
ve rüzgar esince yavaş yavaş kelebek uçuşarak dökülmeye başlayacaklar. Bütün insanlar
ve hayvanlar kış için yapılacakları bitirmeye başladılar. Sonbaharın içinde, her zaman olan küçük yazda
olacak. Lazonada en çok yağmur bu zamanda yağar. Bu zamanda yağan yağmurla
ırmaklar ve başka yerlerde büyük seller oluşur ve önündeki bütün şeyleri denize
taşır.
Sonbaharın sonlarında karda yağar, çoğu zaman
kar kasım ayında da yağar. Onu zamanı gelince göreceğiz, şimdiden bir şey demek
erken olur.
Sonbaharda Lazonada olacaklarda başlayacak,
sonbahar bildiğimiz gibidir. Ben burada kültürümüzün içinde olan ve bilinenler
için bir şeyler yazacağım. Sonbahar Lazonada üzümün de zamanıdır. Üzümden başka
kış meyvelerinin de zamanıdır. Bir de Lazona ve Karadeniz insanları için en
önemli olan hamsinin de zamanıdır. Hamsi için zamanı gelince yazacağım.
Sonbahar meyvelerinin biride kestanedir. Kestane meyveside yenir, haşlanmış
vede kavrulmuş, ikiside çok lezzetli olur. Kestane ağacından eskiden Lazların
evleri yapılırdı. Kestane çok sağlam bir ağaç olduğu için evlerin iç bölme
duvarları ve üstünün örtümü için kullanılır. Evlerin büyük bağlantı ağaçları
kestaneden yapılırdı.
Üzümün kültürümüzün içinde önemli bir payı
vardır. Üzümden yapılan pekmez, sirke, şimdi kültürümüzde olmayan şarap ve
meyve suyu sucuğunun da zamanıdır. Kültürümüze ne
zamandan beri girdiği bilinmeyen sucuk,
şimdi yinede yapılıyor. Ben bu hafta, sonbaharda yapılan sucuk için bir şeyler
yazacağım. Biz her yıl meyve suyu sucuğu yaparız. Kışın yenmesi çok güzel olur.
Burada yazacağın sucuğun yapılışını çoğunuz bilirsiniz. Ben bunları hatırlatmak
ve bilmeyenlere az da olsa öğretecek, yapılışının yolunu tarif edeceğim. Toplanan siyah üzüm önce güzel yıkanır,
lifleri ve çürükleri seçilir ve üzüm taneleri torbalara yada üzüm suyu sıkmak
için yapılan araçlara doldurulur ve iyice sıkılır. Üzümün sıkılışından çıkan üzüm
suyuna şıra ( lova ) denir. Üzüm şıraları çok lezetli olur. Şıradan sirke,
pekmezde yapılır. Şıra kazanlara ince süzgeçten geçirilerek süzülür ve ateşe
konur. Kazana dökülen şıra yavaş yavaş
kaynamatılır ve böylelikle katılaşmaya başlanır. Sonra Kaynıyan şıraya lezzet
versin diye süt, un ve şeker eklenir. Şıra kaynıyarak biraz katılaşınca pelte
gibi olur ve sucuğun daldırışına hazır olur. Burada sucuğun yapılışını yöneten (
bu çoğunlukla evin yada semtin en maharetli, bilgili ) kadını olur, o bir
yandan peltenin tadının istenilen gibi olup olmadığına da bakar. Meyve suyu
sucuğunun yapılışına en az beş-altı kişi gereklidir.
Bir-iki insan, kaynayan üzüm suyu peltesinin
dibi tutmasın diye sürekli ahşap kepçe ile karıştırılır. Biri, uzun, yatay
sucuk asma ağacına dizili olan fındık ya da cevizden, tere ipine dizilmiş
dizimleri üzüm suyu peltesinin içine daldırır ve elden ele dizim ağacına
götürülür ve ona dizilir. Böylelikle bir kere üzüm peltesine daldırılan
sucuklar biraz soğumaya bırakılır. Ondan
sonra ikinci kere yinede sucuklar üzüm peltesinin içine daldırılır ve
böylelikle sucuk istenilen kalınlığa ulaşması sağlanır. Bu çoğunlukla üç kere
yapılır. Dizim ağacına dizilmiş olan sucuklardan damlayan ve sıyrılan pelteler
yere dökülmesin diye altına kaplar konur. Üzüm suyu sucuklarının yapımı
bittiğinde orada olanlar hep birlikte kaplarda toplanan ve kazanda artan üzüm
suyu peltesini orada yerler. Kazanda çok üzüm peltesi artmış ise onlarıda
yinede kaplara koyarak komşulara verilir.
Böylelikle yapılan üzüm suyu sucukları dizim
ağacıyla kurutulmak için güneşli zamanda, güneş gören yerlere konur. Sucuklar
yalnız üzümden yapılmaz. Armuttan, hurmadan, duttan vede başka meyvelerdende
yapılır. Sucuk, benim bildiğim sadece Lazonada da yapılmaz. Karadeniz kıyısında
yaşayan komşu halklar ve Anadoluda da yapılır.
Bütün mevsimler zamanında, başka etkinliklerde yapılır ve zamanında
bunların yapımı yaşama Güzellikler katar.
Tanora
|