|
 Mircan Kaya
- Aşkın ve Yasamin Külleri üzerine...
- Gökkuşağı güzelliğindeki Ses...
- Yabanda kaybolmuş güzelliğin dile getirdiği Halk şarkısı...
Onun sesindeki bütün melekler; âşıklar ve bir daha asla geri
dönmeyecek sevgililer için ağlayan bülbüller aslında.......
Vivienne Jepsen, Yeni Zelanda
MİRCAN’in KÜL albümü İngiltere’de yeniden yaratıldı ve KÜL/ASHES
adını alarak yepyeni bir sound ve kartonet tasarımı ile evrensel bir boyut
kazanarak UCM Productions etiketiyle müzik marketlerde yerini aldı. Hem de bu
kez Derya Türkan, Emin İgüs ve Muammer Ketencoğlu gibi usta müzisyenlerimizin
yanına Roger Mills, Helen Jenna ve Jay Johns gibi İngiliz müzisyenleri de
katarak.
Albümün mastering çalışmasını Roxy Müzik’e ait stüdyoları
satın alan Songphonic Records yaptı.
MİRCAN ve tüm müzisyenler, geleneğe çağdaş bir yorum
getirerek Neşet Ertaş’ın türkülerinin yanı sıra Anadolu’nun muhtelif
bölgelerinden anonim ezgiler ve birer adet de Gürcü ve Boşnak Halk şarkısı ile
bir füzyon yaratıyorlar. Tüm dünya insanlarını yücelten Boşnak halk şarkısı ile
sonlanan albüm, acı ve isyandan barışa ve umuda doğru yol alan gizemli ve
büyülü müzikal yolculuk.
2007 yılı başında çıkardığı Sâlâ albümü ile yurt dışından ve
yurt içinden müzik otoritelerince ayrı bir yere konan MİRCAN’in sesi giderek
daha geniş bir uluslar arası dinleyici kitlesine ulaşıyor. Fransız Mondomix
Music ve İngiliz Songphonic Records sanatçının bütün eserlerini dijital olarak
dünyaya duyuruyor.
Birbirinden ilginç ve her biri farklı özellikler taşıyan nev-i
şahsına münhasır müzik çalışmalarına imza atan MİRCAN, 2007 yılı başında
kurduğu UCM Productions ile yürüttüğü uluslar arası prodüksiyonlarıyla müzikte
farklı bir alan açarak ilerliyor. Yabancı dillere yatkınlığı ile bilinen
sanatçı, öteki taraftan, yurt dışında verdiği radyo söyleşilerinde sınırsız ve
engin bakış açısıyla dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz haftalarda Kanada’da bir radyoda haftanın
sanatçısı olarak seçilen ve bestesi çalınan sanatçı 2007 yılında dört ayrı
uluslar arası albümü piyasaya çıkaracak.
İngiliz jazz grubu LIMBO ile kayıtlarını da tamamlayan MİRCAN’ı
Avrupa’dan aldığı konser teklifleriyle çok yoğun bir 2008 yılı bekliyor.
Albümü yepyeni bir sound ile müzikseverlerin dikkatine
sunmaktan kıvanç duyuyoruz.
“Mircan’ın “Kül” albümüyle 2005’in sonlarında tanıştım.
Türkiye’de geçirdiğim bir kaza sonucu bir ayağım kesilmişti, o günlerde
dünyanın öteki tarafında , sanal alemde emekliyor ve Türk müziği dinliyordum.
Albümdeki parçaları şöyle bir dinledim ve ansızın, çok kısa, kısacık bir an
meleklerin şarkı söylediğini işittiğimde bütün dünya sessizliğe gömüldü. Albümü
hemen sipariş ettim ve gelmesini beklerken, her gece o kısacık melek şarkısı
anlarını yeniden yaşadım.
CD geldi ve vaatlerini yerine getirdi. Daha önce dinlediğim
hiçbir şeye benzemiyordu. Neşet Ertaş’ın üç güzel türküsünün dışında bütün
şarkılar anonimdi, fakat Mircan ve tüm müzisyenler geleneksele çağdaş ve büyülü
bir yorum katıyor, Türk Halk Müziği ve “Göklerdeki Muhteşem Dinleti”nin karşı
konulmaz füzyonunu yaratıyorlardı.
Mircan’ın sesi çok güzel ve büyüleyici; çocukluğundan bu
yana zinde, çevik ve aynı zamanda yumuşak tonda türküler çığıran bir ses bu,
hatta bundan daha fazlası... Onun sesindeki bütün melekler, âşıklar ve bir daha
asla geri dönmeyecek sevgililer için ağlayan bülbüller aslında. Bazen ses,
“Kırmızı Buğday”da Muammer Ketencoğlu’nun büyüleyici akordeonuna kur yaparak
eşlik eden bir dansa dönüşüyor.
Sonra başka bir parçada, yine o ses, Emin İgüs’ün bağlamasının yarattığı
vaatkâr ve tekinsiz doğa geriliminin içinden duyulan büyüleyici ağıtın
çağrısıyla yükselip, güller arasından geçerek huzurlu bir çaresizliğin içine
işleyip siliniyor.
Mircan, en iyiyi sona saklıyor. Şafakta yüksek dağlardan
inen koyunların çıngırak sesine bir daha hiç uyanamayacak “Osmanım”a yakılan
ağıt, Birol Topaloğlu’nun yalnız tulumunun güçlü haykırışıyla sarmalanıyor.
Ardından yeryüzünü öven Boşnak Müslüman parçası “Dunjaluce, golem tis I”
geliyor. Yakın geçmişte Bosna’da yaşananları hatırlatıyor bize, etkilenerek
dinliyoruz. Savaşın ve cenaze davullarının arasından yükselen gökkuşağı
güzelliğindeki ses bize barışın hâlâ mümkün olduğunu duyuruyor.
Kül aşkın ve hayatın külleri üzerine söylenmiş; yabanda
kaybolup gitmiş bir güzelliğin Zümrüdüanka’nın yükselişiyle dile gelmesi gibi
bir şey bu... Vazgeçebileceğim tek bir parça bile yok bu albümde. Dünya çapında
dinleyiciyi hak ediyor bence.”
Vivienne Jepsen, Wellington
, New Zealand
Mircan Kaya?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mircan_Kaya
Mircan Kaya, sanatçı, inşaat mühendisi, deprem yüksek mühendisi. Seslendirdiği ilk
albümü, alanında ilk olan ‘Bizim Ninniler’den sonra Kül ve Sala
adlı albümleri piyasaya çıktı.
Batum
göçmeni Megrel
bir aileden gelen Mircan Kaya, ileri mühendislik teknolojileri üzerine yaptığı
çalışmaların yanı sıra müzik çalışmaları yapıyor. Etnik müzik araştırmaları
sırasında benimsediği Boşnakça, Gürcüce
parçaları Anadolu türküleri ile birlikte Kül albümünde yorumladı. "Müziği
ve sözlerinin çoğu kendisine ait olan “Sâlâ” albümü doğu ile batının, egemen
olanla öteki olanın ters yüz edilerek uzlaştırıldığı, müziğin duyguda birlik
yaratan birleştirici özelliğini yansıtan bir yaşam yolculuğu. Bağımsız kültür
ve sanat projeleri üzerinde idealist bir anlayışla çalışan UCM’i (Uncatalogued
Music Production) kurdu..
|