Arşiv Makaleler Timur Cumhur

Lazona`dan Gemlik`e yaşanan Laz Göçü Yazdır E-posta
Timur Cumhur   
02.08.2007 I 11:44

Gemlik`de iki laz Köyü "Fevziye ve Şükriye"

1 - Fevziye Köyü

Image

93 harbi diye bilinen OSMANLI – RUS savaşının sebep olduğu (1877-1878) göç yolculuğunun, Gemlik’e uzanan Laz köylerinin tarihini, göç sürecini ve konuya ilişkin köy durumuyla ilgili araştırmalarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Doğu Karadeniz ve Kafkas halklarını etkileyen göç trajedisinden nasibini alan bir Laz topluluğunun, Gemlik civarlarına kurduğu FEYZİYE ve ŞÜKRİYE adında iki köy hakkındaki tarihi süreci, edinebildiğim bilgiler çerçevesinde kaleme aldım.

Feyziye ve Şükriye köyü ile ilgili araştırmaya başlamadan önce elimde pek fazla bilgi yoktu. Bu iki köyün tarihini konu alan bir kısa araştırmayı ilk önce, www.artvinansiklopedisi.com internet sitesinde buldum. Bu konunun daha da güçlenebilmesi için, köyler hakkında geniş bir çalışma yapabileceğimi düşündüm. Sonrasında da Feyziye köyünden olduğunu bildiğim Arkadaşım Sevil Geyik ile irtibata geçerek yardım talebinde bulundum. Sevil; bu düşüncemin çok güzel olduğunu belirterek, çalışmanın gerçekleşebilmesi için elinden gelen her türlü yardımı yapabileceğini aktardı. Ve ardından da Feyziye köyünün 1974’den bu yana gerçekleştirdiği geleneksel köy gününden bahsetti. Köyde ikamet etmeyen insanlarında bu güne katıldıklarını bildiği için, köy gününün yapıldığı tarihte orada olursam çalışmanın daha da kolaylıkla gerçekleşebileceğini düşündü ve beni bu yılki köy gününe davet etti. ve o gün buluşmak üzere sözleştik.

Köy gününün yapılacağı 1 Temmuz tarihinin sabahında yola çıktım. Farklı insanlarla tanışacağımı ve de unutamayacağım anlar ile karşılaşacağımı bildiğim için heyecanımı da yanıma alarak Gemlik’e vardım. Beni orada bekleyen Sevil Geyik ve ağabeyi Cahit Aksoy’un sıcak misafirperverliği ile karşılandıktan sonra, Feyziye köyüne doğru yola çıktık. Gemlik ve Umurbey coğrafyasında yola deva ederken gözlemlediğim zeytinliklerin güzelliğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Ara ara zeytin ağaçlarının arasından geçerek yavaş yavaş köy yoluna doğru yöneldik. Şükriye köyünün kıyısından geçerek Feyziye köyüne girdik. Köyde gözüme çarpan evlerin Laz mimari yapısı içerisinde inşa edildiği hemen anlaşılıyordu. Laz mimarisinin belirgin özelliklerinden olan “Bağu ve bageni” gibi yapılarda gözümden kaçmıyordu. Köy içerisinde fazla zaman kaybetmeden, köy gününün yapılacağı bölgeye doğru yola çıktık. Feyziye köyünü güzelleştirme derneğinin düzenlediği geleneksel köy günü, feyziye’nin tepelerindeki “Kara Göl” etrafında yapılıyordu. Kara göl,  köy halkı için vazgeçilmez değerlerden bir tanesi durumuna gelmiş. Şu anda köyde ikamet etmeyen insanların dahi Feyziye’de kaldıkları dönemdeki anılarının büyük bir bölümünü Kara göl oluşturuyor dersem pek yanılmış sayılmam. Kara göle geldiğimizdeki  karşılaştığım atmosferi nasıl dile getireceğim bilemiyorum. Köylerine ve Kara göle hasret kalmış insanların Kara gölü kucaklarmış gibi çevrelemelerini hayranlıkla izledim. Küresel ısınma ve doğal faktörlerden  nasibini alıp suyunun azalmış olmasına rağmen, hâlen dağın zirvesindeki  güzelliğini korumayı başaran Kara göl; benim içinde anılarım arasında saklanacak bir hatıra olarak kalmayı başardı.


Image


Etkinlik sayesinde  bir birine özlem duyan köylülerin horon halkalarıyla kenetlenip coşmaları görülmeye değerdi. Etkinlik devam ederken ben bir yandan da köyle ilgili araştırmalarımı sürdürmeye çalışıyordum. Çeşitli insanlarla tanışıp sohbet havasında bilgi topluyordum. Karşılaştığım güzellikleri de fotoğraf makinesi ile karelemeyi ihmal etmiyordum. Etkinliğin bitiş saati yaklaştığından, insanlar yavaş yavaş vedalaşarak ayrılıyorlardı. Ve muhteşem güzelliği arkamızda bırakarak, bir başka güzelliğe doğru, yani Feyziye’ye doğru yola çıktık. Birazda köyde vakit geçirmenin güzel olacağı düşünüldüğünden, Sevil ve Cahit Ağabeyin köydeki evlerine ziyarete bulunduk. Evin bahçesindeki ağaçların gölgesinde sohbetimiz koyulaşmıştı. Komşularında katılımıyla daha da güzelleşen sohbetimize ara sıra okuduğum Lazca şiir ve hikayeler biraz daha anlam katıyordu. Ve sohbetin içerisine, hatırlayanlar Lazca  atma türkü ve mani ile lezzet ekliyordu. Sonrasında emekli Albay H.Faik Tuncer, emekli sys polis Mehmet Yıldırım ve Hane Sahibi Şaban Geyik’in yardımlarıyla Köy hakkındaki araştırmayı tamamlamaya çalıştık. Sayın H. Faik Tuncer’in daha önceden yapmış olduğu köy tarihi arşivinden faydalanarak, bir çok  eksiği ve bir çok bilgiyi tamamladım.

Image

Feyziye köyü ve köyün cenneti Kara gölde geçirdiğim mutlu bir günü hiçbir zaman unutmamak için, anılarım arasında bir yer hazırlayarak tanıştığım insanları ve Feyziye’yi hatıralarla saklayacağım. Köyden uzaklaşırken gün batımı da bize eşlik ediyordu. Güneş usulca kaybolurken bende yavaş yavaş Gemlik’ten uzaklaşıyordum. Bu mutlu günü bana yaşatan ve bu çalışmanın oluşmasına vesile olan, yardımcı olan bütün insanlara teşekkürlerimi sunuyorum.

FEYZİYE KÖYÜNÜN KURULUŞ SÜRECİ                                                                     

Image

Feyziye köyünün kuruluş aşamasının bilgilerini, Avukat Ömer Faruk SANCAR’ın anlatımlarından ve Emk. Albay H. Faik TUNCER’in yazılı arşivinden     faydalanarak hazırlamaya çalıştım. Ve edindiğim bilgiler doğrulusunda 1878 – 1879 döneminde göç başlamış diyebilirim. Feyziye köyüne yapılan bu göç;  Borçka’nın Mamanat(i) köyünden, Şimdiki adıyla Demirciler köyünden  göç eden sülaleler tarafından gerçekleştirilmiş. Borçka’dan Hopa’ya yaya olarak gidilmiş ve Osmanlı hükümetinin kiraladığı vapurlarla 15 gün yolculuk yapılmış. Gelenler, 105 hane ve 600 nüfus olarak kayıtlara geçmiş.  İlk olarak yerleştikleri bölge İstanbul Beykoz çayırı olmuş. Ve burada iki, üç mevsim kalınmış. Oradan da Gemlik’e gelinerek, şimdiki Sümerbank fabrikasının bulunduğu yere çadır kurarak ya da eski suni ipek fabrikasına sığınılarak 6 ay kadar kalınmış. Fakat bataklık ve sivrisinek gibi kötü etkenlerin bulunmasından dolayı orada fazla barınamamışlar. Hatta dönemin yaygın hastalığı olan sıtmadan ötürü birkaç yaşlı ve çocuk hayatını kaybetmiş. Sayın Ömer Faruk Sancar, köyün kuruluşuna yönelik bir yaşanmışlığı da benimle paylaştı. Göç eden kafileye reislik  yapan Müderris büyük Ali hoca ile ilgili bu hikaye, anladığım kadarıyla köyün Gemlik’e kurulmasında  büyük oynamış.

Müderris büyük Ali hoca, bölgesinde tanınan ve bilinen alimlerden biriymiş. Kafilesi ile birlikte vapura binmek için Borçka’dan Hopa’ya doğru yola çıkmış. Yolda, medresede yetiştirdiği eski talebelerinden Hasan paşaya rastlamış. Hasan paşa o tarihte İzmir’de Görevli Askeri bir paşaymış ve Annesini ziyaret için geldiğinde birde Hocamı göreyim diyerek mamanat(i)’ye gideyim demiş. Bu esnada yolda karşılaşmışlar. Selamlaşıp özlemlerini giderdikten sonra Büyük hoca, “evladım, burada durmak artık olanaksız, bize batıya göç vacip oldu” demiş. Hasan paşa’da, “hocam, eğer yolunuz olurda Bursa’ya düşerse, muhakkak Bursa valisi Ahmet Refik paşaya uğrayın. Birde kendisine bir mektup yazayım, onu da iletin”. Demiş. Ahmet Refik paşa, Hasan paşanın okul arkadaşı hatta sıra arkadaşı imiş. Büyük hoca ve Hasan paşa bir müddet daha sohbet ettikten sonra helalleşip vedalaşmışlar. Müderris büyük Ali Hoca, Yanına mektubu alarak göç yolculuğuna devam ediyor. Ve aylar sonra Gemlik’e yerleştiklerinin bir zaman  sonrasında Bursa’ya doğru yola çıkıyor. Bilmediği ve kendisine çok yabancı bir şehirde olduğundan yardım almak için insan arıyor. Ulu caminin orada gözüne kestirdiği kendi yaşlarındaki sarı hoca lakaplı birisine “ben vali paşaya nasıl gidebilirim, valilik nerede bilmiyorum. Ben Batum’dan göç eden bir muhacirim. Ona uğramam lazım” demiş. Sarı hocada, “sen valiye gidemezsin, vali seni kabul etmez” gibi olumsuz ifadeleri sıralamış. Çünkü büyük hocanın kıyafeti eski ve yıpranmış bir vaziyetteymiş. Büyük hoca morali bozuk bir biçimde müftülüğü araştırıyor ve oraya gidiyor. Bir yolunu bulup müftü ile görüşüyor ve maruzatını dile getiriyor. Müftü, “şu anda çok ciddi bir toplantı var. Sen biraz otur, bekleyiver. ben toplantıdan sonra kendisine haber iletirim, zaten birazdan bizde valiye gideceğiz, senide götürürüz” demiş. Büyük hoca müftülük içerisindeki toplantıda camide karşılaştığı sarı hocayı da görünce içinden, “Eyvah bu adam gene benim moralimi bozacak” diye söyleniyor. Sonrasında orada beklerken az da olsa toplantı konusunu anlayabiliyor. Ortada dini bir  mevzu var ve bir türlü cevap bulunamayan tartışmalar içinde geçen havayı fark ediyor. Müderris büyük Ali hoca konuyu bütünüyle kavrayınca söz isteyerek, “efendim, sanırım üzerinde görüştüğünüz konu anladığım gibiyse, bu konuyla ilgili gerekli açıklama Sivas’lı İbrahim efendinin eserinde mevcuttur” demiş. Ve kitap orada bulunduğundan hemen eser hocaya veriliyor ve hoca söz konusu soruya yanıt niteliğindeki cevabı bularak, “işte buyurun bakınız burada anlatılmış” diyerek kitabı uzatmış.

Image

Bir haftadır cevap bulamadıkları konuyu, büyük hoca kolaylıkla çözünce. Müftü efendi hocanın değerini ve alimliğini anlamış. Valiliğe vardıklarında, Müftü efendi vali paşaya her şeyi anlatmış ve bu sualin yanıtını da bu hoca efendi buldu demiş. Ve hemen vali paşa, Büyük hocayı yanına istetmiş. İçeride tanışma sürecinin ardından  Büyük hoca, Hasan paşanın mektubunu da uzatmış. Vali mektubu okuduktan sonra  büyük hocaya “hayırdır hocam, sıkıntınız nedir. Yardımcı olabileceğim mevzu nedir”. Demiş. Büyük hoca içinde bulunduğu göç olayını ve kafilesinin uygun bir yerde olmadığını, güzel bir yere yerleşmek istediklerini bir bir anlatmış. Vali paşa bunun üzerine özel paytonunu hocaya tahsis ederek “git filan bölgeyi dolaş. Beğendiğiniz yere yerleşin”. Demiş. Büyük hoca dolaşmış fakat buralarında sivrisinek ve bataklık olduğunu fark edince valiliğe geri dönüp vali paşaya, “biz buralarda yaşayamayız. Böyle yere alışkın değiliz. Halkım, daha kırsal daha yeşil bölgelere alışkındır. Başka önereceğiniz bir yer olursa sevinirim”. Demiş. Vali bunun üzerine “git gez dolaş. Nesrini beğenirsen haber et. Orasını yerleşim için hazırlayalım” demiş. Büyük hoca günlerce dolandıktan sonra, istediği gibi bir yeri İnegöl civarlarında bulmuş. Valiye bu bölgeyi söyleyince, vali paşa bu bölgenin uygun olmadığını düşünmüş ve gerekçe olarak da şöyle bir açıklama yapmış, “İnegöl’de mevcut halkı irşat ve eğitecek alim mevcuttur. Fakat Gemlik’in sizin gibi büyük bir müderrise ihtiyacı vardır. Bu yüzden Gemlik civarlarında uygun bir bölgeye yerleşmeniz daha münasiptir”.  Bunun üzerine araştırılıp şimdiki Feyziye köyünün bulunduğu yer tespit edilmiş ve yerleşim gerçekleşmiştir. İlk olarak Feyziye köyünün Kospınar mevkiine gelinmiş ve burada 3 – 4 yıl kadar kulübelerde yaşamışlar. Ardından köy içinde evler inşa edilmiş. Zaman içinde de araziler, tarlalar oluşturularak tarım faaliyeti başlatılmış.     

FEYZİYE KÖYÜNE GÖÇ EDEN AİLELER

Bazı sülaleler, soyadı kanunuyla birlikte birkaç soyadı almışlardır.

BADOĞULLARI  (BADİŞİ)

1 – GENÇ   2 – ÇETİN

BAĞTALLIOĞULLARI (BAĞDATURİŞİ)

1 – ERKUL 2 – ERSÖZ      (Orhangazi Dutluca’ya gittiler)

BOŞNAKOĞULLARI  (BOŞNAKİŞİ)

1 – ORHAN

ÇAKMAKOĞULLARI  (ÇAKMAKÇİŞİ)

1 – ÇAKMAK   (Orhangazi Dutluca’ya gittiler) 

DERVİŞOĞULLARI (DERVİŞİŞİ)

1 – LEVENT     (Normal göç sürecinden daha sonra gelen bir sülaledir)

FAZLIOĞULLARI  (FAZLİŞİ)

1 – CAM   2 – BAYRAK

GAŞALIOĞULLARI  (GAŞALİŞİ)

(Orhangazi Dutluca’ya gittiler)

GAVOĞULLARI  (GAVİŞİ)

1 – FİDAN

HEKİMOĞULLARI  (XEKİMİŞİ)

1 – EKİN   2 – YASEMİN

HOCAOĞULLARI (HOCAŞİ)

1 – TURAN  2 – TEPE  3 – GÜNEŞ  4 – TUNCER 5 – ÖKTEN  6 – YILMAZ

7 – EVKE   8 – KÜREM  9 – BALTA  10 – SOYUGÜZEL  11 – SEMİZOĞLU

HOPALIOĞULLARI  (XOPURİŞİ)

1 – ARSLAN

İBİŞOĞULLARI  (İBİŞİŞİ)

1 – TURHAN

KABAOSMANOĞULLARI  (KABAOSMANİŞİ)

1 – AKIN

KABAOĞULLARI  (KABAŞİ)

 1 – KABA

KAMIŞOĞULLARI  (KAMİŞİŞİ)

1 – UZUN     (Normal göç sürecinden daha sonra gelen bir sülaledir)

KARAHASANOĞULARI  (KARAXASANİŞİ)

1 – KAYA  2 – AYDIN  3 – AY  4 – İNCE

KARAKULLUKÇUOĞULLARI  (KARAKULUKÇİŞİ)

1 – SEVİNÇ

KİNKİLAOĞULLARI  (K’İNK’İLAŞİ)

1 – BAYRAM

KOÇALİOĞULLARI   (KOÇALİŞİ)

1 – KOÇAL

MAHMUTOĞULLARI  (MAMUTİŞİ)

1 – DEMİR   2 – ÇINAR  3 – ÖZER

MÜEZZİNOĞULLARI  (MUEZİNİŞİ)

1 – SEMİZ   2 – ŞEN

ODABAŞOĞULLARI  (ODABAŞİŞİ)

1 – ODABAŞ   2 – İNAL   3 – GÜLEÇ  4  - GÜLTEKİN  5 – UĞUR  6 – KAPLAN

ÖMEROĞULLARI  (OMERİŞİ)

1 – SANCAR  2 – OYAL  3 – DURMUŞ  4 – ER

OTARİOĞULLARI  (OT’ARİŞİ)

(Orhangazi Dutluca’ya gittiler)

RUHLİOĞULLARI  (RUHLİŞİ)

1 – YAVUZ  2 – ALDEMİR  3 – ÖZDEMİR

SONKAOĞULLARI  (3ONK’AŞİ)

1- TÜRE   2 – KAYAN

TANTUOĞULLARI  (T’ANTUŞİ)

1 – GEYİK  2 – AKSOY

VAÇEOĞULLARI  (VA3’EŞİ)

(Orhangazi Gürle’ye gittiler)

YAZICIOĞULLARI  (YAZİCİŞİ)

1 – YAZICI

KURTALİOĞULLARI  (KURTALİŞİ)

1 – KURT   2 – İPEK

MOLLAAHMETOĞULLARI  (MOLAXMETİŞİ)

1 – ERGEN   (Sonradan Trabzon Of’tan göç ederek köye yerleşmişlerdir)

PATOĞULLARI  (P’ATİŞİ)

1 – AVCI

KAYAALP soyadı..   (sonradan Trabzon Sürmene’den göç ederek köye yerleşmişler)

ŞAVLETOĞULLARI (ŞAVLETİŞİ)

1 – ŞAHİN

NAZOĞULLARI  (NAZİŞİ)

1 – SEVİM

YAMAN soyadı .. ..   (sonradan Trabzon Sürmene’den göç ederek köye yerleşmişler)

BEGOĞULLARI  (BEGİŞİ)

1 – BAYKAL

COĞRAFİ KONUM VE NÜFUS

Feyziye köyü  Bursa’ya 45 km , Gemlik’e 22 km uzaklıktadır. Köy deniz seviyesinden 700 m yükseklikte ormanlar arasına kurulmuştur. 800 dönüm kadar alana sahiptir. Doğuda fındıcak, güneyde Erecek ve Şükriye, batıda Hamidiye, kuzeyde gürle ile Sölöz köyleriyle komşudur.

Köy nüfusu zaman içerisinde gittikçe azalmaktadır.

YILLAR

HANE

NÜFUS

1882

105

600

1895

129

500

1900

 

410

1927

 

574

1945

 

759

1990

 

515

1997

 

248

2000

 

201

 

KÖY ŞEHİTLERİ

Köy şehitleri hakkındaki bilgiye Albay H. Faik TUNCER’in yazılı arşivinden ulaştım.

ADI

BABAADI

YAŞI

NEREDE ŞEHİT EDİLDİĞİ

NE İLE ŞEHİT OLUNDUĞU

HASAN

ALİ USTA

35

FEYZİYE

KURŞUNLA

ALİ

HACI MUSTAFA

37

FEYZİYE

KURŞUNLA

AHMET EFENDİ

ALİ EFENDİ

25

FEYZİYE

KURŞUNLA

MUSTAFA

OSMAN

27

FEYZİYE

KURŞUNLA

ABDİ

HACI MEHMET

47

FEYZİYE

KURŞUNLA

ALİ

YUSUF

31

FEYZİYE

KURŞUNLA

AYŞE

MUSTAFA

35

FEYZİYE

DAYAKLA


2 – ŞÜKRÜYE KÖYÜ

Tıpkı Feyziye köyü gibi dönemin koşullarından nasibini alan Şükriye köyü de aynı dönem içerisinde göç yolculuğuna başlamıştır. Köy muhtarı Cemil AYDIN  ile yapmış olduğum görüşmeden bir hayli bilgi edindiğimi ifade edebilirim.

Image

Dönemin Şükriye köyü göçmenleri, yolculuğa başlamadan önce Borçka’nın Kostaneti adındaki köyünde yaşıyorlarmış. Yerlerini, yurtlarını bırakarak  bilmedikleri bir başka coğrafyaya gelerek Şükriye köyünü kurmuşlar. Bu anlattığım gibi basit almamış tabiî ki ! bir sürü olaylar ve hastalıklarla boğuşarak bir yerleşim yeri hazırlamak kolay olmasa gerek. İşte bir sürü zorluklar içerisinde gemlik’e gelerek, 1.5 yıl kadar burada yaşamaya çalışmışlar. Fakat hastalık (sıtma) ve sivrisinek gibi olumsuz etkenlerden dolayı da 8 veya 10 kişi hayatını kaybetmekten kurtulamamış. Yaşanan bu ölümlerin ardından , Gemlik civarlarında yerleşim yeri aramışlar. Sivrisinek ve bataklıklardan uzak olmasını istedikleri için biraz dağlara doğru yönelerek, ormanlık bir araziye yerleşmeyi uygun görmüşler. Böylece şimdiki Şükriye köyünün zemini hazırlanmış oldu. Köyde geçici barakalarda bir müddet yaşandıktan sonra kalıcı evler inşa edilmeye başlanmış. Sonrasında yavaş yavaş tarım ve hayvancılık ile ilgilenerek yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlar.

ŞÜKRİYE KÖYÜNE GÖÇ EDEN AİLELER

TOXVAZEOĞULLARI  (T’OXVAZEŞİ)

1 – BAŞ

MEHMETALİOĞULLARI (MEMETALİŞİ)

1 – KÖKSALAN   2 – BAYKAL

GEDİKOĞULLARI   (GEDUĞİŞİ)

1 – GEDİK

PİROĞULLARI   (PİRİŞİ)

1 – PİR

BALYOZİOĞULLARI   (BAYOZİŞİ)

1 – BALYEMEZ

MARKOZİOĞULLARI     (MARKOZİŞİ)

1 – AYDIN

KOÇALAOĞULLARI  (KOÇALAŞİ)

1 – ŞİMŞEK

MENSHALAOĞULLARI  (MEN3XALAŞİ)

1 – SOYLU

HALİLOĞULLARI  (XALİLİŞİ)

1 – İLHAN

KARAHASANOĞULLARI  (KARAXASANİŞİ)

1 – KARA

TALAHAOĞULLARİ  (TALAXİŞİ)

KERAÇAOĞULLARI  (K’EREÇ’AŞİ)

1 – KİREÇ

COĞRAFİ KONUM VE NÜFUS

Şükriye köyü Bursa’ya 42 km, Gemlik’e 21 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 650 m yükseklikteki ormanlık bir arazi içerisindedir. Doğuda Fındıcak, güneyde Feyziye, batıda Hamidiye, kuzeyde Sölöz köyleri komşularıdır.

1895 yılı kayıtlarında 82 hane olarak görünen köy 265 nüfusludur. Şimdilerde 90  haneye yakın mevcuduyla 650 civarında nüfusa sahiptir. Son dönem 2007 seçmen sayısı 235 olarak kayıtlarda gözükmektedir.

NOT =  Bu çalışmada eksikler ve eğer varsa hatalar konusunda bilgi sahibi olanlar, tutamuru3xi@lazebura.net adresinden bana ulaşırlarsa sevinirim.

Timur Cumhur

 

 

 

 


Timur Cumhur
Yazar Hakkinda:
Yorum (8)add comment

GÖKHAN said:

BENDE BİR FEYZİYELİYİM AMA BENİM SÜLALEM KOYULMAMİŞ BENDE ÜZÜLDÜM TABİ AMA OLSUN KÖYÜMÜZÜN AD DUYULMUŞ BUDA GÜZEL
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-04-19 16:59:54
Oylama: +0

murat mürsel sezgin said:

müthiş bir emek.tebrik ederim.boğaziçi/düzce den sevgilerle.keşke vaktim olsa da bende burada bulunan 3 laz köyü ve boğaziçine bağlı 8 laz mahallesi ile ilgili araştırma yapabilsem.halkımı seviyorum....
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-02-10 14:23:18
Oylama: +0

Korkmaz Önkibar said:

Emek harcanarak hazırlanmış güzel bir araştırma.Hazırlayan arkadaşa teşekkürler...(Bilmediğimiz şeyleri öğrenmek gerçekten güzel.Ben bunları ilk kez duydum.)
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-02-09 16:31:22
Oylama: +0

emre said:

çok güzel olmuş bir de balıkesir manyas hacıibrahim pınarı köyü için de böyle çalışma yapılırsa seviniriz. aynı yıllarda oraya da bizim dedelerimiz göçmüş.ve şu an göç yüzünden son demlerini yaşıyor...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-02-05 12:47:15
Oylama: +0

cahit aksoy said:

Timur bu yazıyı hazırlamak için köye geldiğinde yanındaydım.Ama zaman zaman öyle dalmışım ki o başka köşede ya resim çekiyor, ya bir yaşlıyı yakalamış geçmişle ilgili bilgi soruyor.Tekrar buluştuğumuzda ben onu birileri ile tanıştırıyorum,üç beş sohbetten sonra ben başka yerde , o başka yerde.Timur kusura bakma; köyü, laz arkadaşlarımı, özellikle en güzel anılarımın geçtiği karagölde olunca seni ihmal ettim.Bu çalışmalarının devamı dileğiyle her yıl geleneksel feyziye gününe beklediğimi unutma sakın.Feyziye Günü her yıl temmuzun ilk pazarı olup 33 yıldır kutlanmaktadır.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-02-01 02:21:21
Oylama: +0

çağlar said:

valal harbi bencede güzel bi çalışma olmuş güzel yapmışlsın bende şükrüyeli olarak teşekürlerimi sunuyorum
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-10-24 19:04:19
Oylama: +0

ayda said:

paylaşım içinn sağol gerçekten.güzel bi çalışma bu köyleri daha önce duymuştum bende hatta gitmak bile istiyorum bakıcam bi ara

paylaşım için tekrardan sağol...
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-10-17 21:22:19
Oylama: +0

fatih said:

Boyle guzel bır calısmaya neden yorum yapılmamıs sasırdım.Cok guzel bır calısma devamını beklıyoruz.FATİH BOTUR
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-10-15 09:50:00
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Son Yorumlar

Karikaturepe
çok güzeller de ben anlamıyorum ama keşke açıklamalarını da yazsanız çok memnun oolucam......
Rize Fındıklı İlçesi Çağlayan ve Arılı D...
vvahh vahh benım memleketım .acırım ken dı halımıze .bazen ruya gorur sun de gun duz ...
3. Geleneksel Horon Günü
gelecekler parmak kaldıersınnn
Mu Oxenoni-Boret!
[b]Gerçekten cok güzel bir yazı olmuş teşekkürler öncelikle.... bu yazının altına yorum y...

Üye Girişi

Kimler Online

5 Misafir ve 1 Üye Online