Arşiv Kamil Aksoylu Mendra Gzalepe

Abu Abu Olalı ! Yazdır E-posta
Kamil Aksoylu   
17.07.2007 I 15:50

Geçtiğimiz günlerde Yeşil Yayla Kültür Sanat ve Çevre Festivalinin ikincisi düzenlendi. ABD Sponsorlu yada ABD sermayeli denen bu festivale ikinci yılında ben de iştirakçi oldum. Artık kültüre mi ihanet ettim yoksa birilerine mi zaman elbette gösterecek bunu.  Kabak tadı veren bu tartışmaların  cılız sesine artık hiç aldırmıyorum.

1993 yılında ilk yola çıkışımızda birlikte olduğumuz arkadaşlar çok iyi bilirler. “Laz Dilini ve Kültürünü Araştırma Vakfı kurulacak” diye duyulduğunda yöre derneklerinin yaptıkları ilk iş ne oldu biliyor musunuz? Biliyorsanız önemli değil de eğer bilmiyorsanız sıkı durun söylüyorum, “Yöre dernekleri olarak bizim bu bölücülük işleri ile ilgimiz yoktur” diye altlarına dernek isimlerini yazarak  gazetelere ilan vermeleri oldu. Ve biz yıllarca insanlara vatan haini olmadığımızı, olamayacağımızı anlattık. Çok şükür artık böyle çamur atmalara maruz kalmayıp, kimseye de şu değiliz bu değiliz diye bir şey anlatmak zorunda da kalmıyoruz. Bugünlerde üç kişinin çıkıp Yeşil Yayla Kültür sanat ve Çevre Festivali ile ilgimiz yoktur dediğini görünce ister istemez bunlar aklıma geldi. Demek ki biz hala oralardaydık. Bir kere daha yazık.

Efendim konuyu fazla dağıtmadan yazının başlığına dönersek, önce bu yazının başlığını benim koymadığımı söylemeliyim. Abu Köyündeki yaşlı bir teyzemiz koydu bu başlığı. Etkinlik bitince bir teyzeye yanaşıp, nasılsın neler izledin gibi bir şeyler sordum. Teyze bana dedi ki “Abu Abu olali daha boyle bi gün görmedi”  Teyzenin duygulandığını görünce başka da bir şey soramadım.

Elbette ki festivalin sorgulanmaması gerekir demiyorum. Etkinliğinden, finansmanından, organizasyonundan eksiklerine kadar her şey sorgulanabilir, sorgulanmalı da. Hem de Lazlar tarafından sorgulanmalı. Yani bizzat bizler sorgulamalıyız. Kaynaklar yerinde kullanıldı mı, asıl amaç nedir vurgulandı mı? Böyle bir festivale gerek var mı? Bu sorular çoğaltılabilir.

Ben festivali izlediğim iki gün boyunca kendi fikirlerimi paylaşabilirim. Birol Topaloğlu ve Kardeş Türkülerin art arda konseri olan Festivalin en önemli gününe yağmur damgasını vurdu. Buna fırtına dersek daha doğru olur. Türkiye’nin en iyi ses düzeni ve sahne platformu yağmura inat Pazarspor tesislerinin açık alanına kuruldu. En iyi ses düzeni derken abartmıyorum. O bölge insanı olarak adım başı festivallerdeki ses düzenini gayet iyi bilirim. Birol Topaloğlu yörenin çocuğudur, hiç önemli değil de şu Kardeş Türküleri o bölge insanı bir daha nerede bulacak? İşte bunun için yağmurla inatlaşıldı ve  organizasyon belirttiği programından hiç geri adım atmadı. Çoğunluk kaçıp dağılsa da kalıp yağmura direnen dört-beş yüz kişi sağdan soldan çadırlar, bez çardaklar ve plaj şemsiyeleri gibi yağmurdan korunmak için ne buldularsa  getirip alandan ayrılmadı. Ama  direnmenin de bir anlamı yoktu artık. Çünkü ses cihazları ve enstrümanlar tehdit altındaydı. Kardeş Türküler sahne alamasa da Topaloğlu ile birlikte bir-iki türkü okudu. Herkes sahneden gitse de Birol Topaloğlu’nun gitmesinin çok kolay olmadığını gördük. Çünkü yağmura inat gitmeyenler alandayken Birol Topaloğlu sahneyi terk etmedi. O gitmeyince Kardeş Türküler de gelip Birol’u  sahnede yalnız bırakmadılar. Sonuçta ne kadar direnilse de yağan yağmurdu ve herkes sırılsıklamdı. Hava kararırken yine gelenler olsa da bu işi şimdilik bitirmek gerekirdi. Biraz zor olsa da Birol Topaloğlu bunu yaptı.

ImageGeceye festivalin sponsorlarından olan Dere Restoran’da devam edildi. Konserde yapılamayanlar Dere Restoranda yapıldı. Kardeş Türkülerin  çatal, kaşık, tabak ve masa  enstrümanlı mini konserleri hafızalara kazındı. Festivale emeği geçenler tanıtıldı, destanlar okundu, horonlar oynandı ve geç saatlerde yol havası eşliğinde gece sona erdi.

Bir gün sonra Fındıklı Abu’ya yapılan tarihi gezi, bir gün önceki yağmura inat güzel ve sıcak bir havada gerçekleşti. Kafile eşliğinde yapılan üç tarihi ev gezisinden sonra Dalepe Nena açık havada tarihi evlerden birinin avlusunda sahne aldı. Dalepe Nena’yı kayıtlardan dinlemiştim ama hiç izlememiştim. Yeşilliklerin arasında rengarenk giysileriyle birbirinden güzel nilüfer gibi kızların sesini duydukça hepimiz büyülendik. Dalepe Nena’nın helessa yalessa ve heyamo sesleri yankılanırken beni çok eskilere götürdü. Kadın imecesi olan “noderi” de sandım kendimi. Aşağıdaki dörtlük duygularımı tam ifade edecektir sanırım.

Yoyi nana yoyi xolo komoxtu yazi            (Oy anam oy yine göreceğiz yazı)
Noderepe ivasen bazi bazi                          (İmeceler olacak bazı bazı)
Kimik yazma kimik moytvasen k’azi (1)    (Kimisi yazma kimisi örtecek k’azi)
Pukurasen duzluğepe dadi çkimi                     (Düzlükler çiçek açacak teyzeciğim)

 

Bu geleneksel ezgi, bahar gelince tarlayı kazımak için imecelerin yapılacağını ve imeceye uzaktan bakan birinin rengarenk giysiler içindeki  kızlarla düzlükleri bir çiçek bahçesi gibi görebileceğini anlatılıyor. Dalepe Nena’yı izlerken ben bu ezgideki düzlüklere ve kızlara daldım ve  teyzemizin neden “Abu Abu olali” dediğini daha bir anlar oldum.

Festivalin bundan sonraki etkinliğine (9-10-11 Temmuz) üç günlük yayla kampı olarak devam edildi. 9 Temmuz sabahı ben yaylacılarla vedalaşıp Ankara’ya döndüm.

Festivalin koordinatörü Refika Kadıoğlu eksikleri olsa da organizasyona hakimdi. Eksiklerini görebilen, eleştirileri değerlendirebilen Refika Hanım iyi bir ev sahipliği yaptı. Bu festival henüz iki yaşında emekleyen bir çocuktur. Büyüdükçe eksiklerini de giderecektir. Bu tip organizasyonları bireysel olarak yapmak doğru olmadığı gibi, birey olarak yapmak da öyle çok kolay bir iş değil. Biliyorsunuz ki festival denen böyle organizasyonların arkasında bürokrasi, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri vs. gibi güçler vardır. Yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası  boyutları vardır. Kıyaslama yapmıyorum elbette ama kriter olarak baktığımda başarılı bulduğumu söylemeliyim. Bu başarı hatırı sayılır bir başarıdır ama bunun  yeterli olduğunu söyleyemem. Bu festivalin yerel aktivitesi daha da arttırılmalıdır. Sadece konser, tulum, horon, destan bu etkinliğin içini dolduramaz. Bu bakımdan festival etkinliğinde yer alan tarihi evlerin tanıtımı çok önemlidir. Aha da buraya yazıyorum yöredeki festivaller de bu etkinliği programlarına koyacaklardır. Ve inanıyorum ki bu başlangıç ileriye taşınacaktır.

Bu organizasyona ev sahipliği yapanların düşüncelerini ben bilemiyorum elbette ama görebildiğim kadarıyla bu festival, gerek katılım, gerek fikir, gerek eleştiri ve gerek öneriler olarak herkese açık. Ben böyle gördüğüm için katıldım. Bana verilen görevi önemsedim, becerebildiğim kadarıyla da gelenlere aktarmaya çalıştım. Benim etkinliğime katılanlar arasında nereli olduklarını bilmiyorum ama iki yabancı vardı. Anlattıklarım onlara İngilizce olarak  aktarılıyordu. Ayrıca görebildiğim kadarıyla Laz olmayan 10-15 kişi vardı. Etkinliğe katılan diğerlerinin  Abu’lu ve bölge insanlarından  oluştuğunu sanıyorum. Çok başarılı bir sunum olmasa da bana güvenen insanları mahcup etmediysem ilerisi için güzel bir başlangıç olmuştur diye düşünüyorum. Ev sahiplerine, organizasyonda çalışanlara ve katılanlara teşekkür ederim

 

Kamil Aksoylu

(1) K’azi: Laz kadınlarının kullandığı eşarba benzer başörtü.


Kamil Aksoylu
Yazar Hakkinda:
Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:17 | Lazebura©

article thumbnail 28 Kasım Cuma akşamı saat 18:00'de ODTÜ Mimarlık Amfisi'nde Karadeniz, Enerji Politikaları, Hidro Elektrik Santraller ve Çevre Konulu Panel ve ardından Birol Topaloğlu'nun...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazuri Nenaçkina (Lazca Dilbilgisi)
lazca şiir var mı ya bu sitede acele lazım
Lazlar'ın Siyasal eğilimine bir Bakış
cevap yazmakta bir hayli gecikmiş olsam da yazıma yönelik yapılmış olan eleştiriyi cevaplama ...
Megrelo Lazlar ve Gürcüler
saol abı ıyıkı bole bır kaynagı bızle paylastı bunu hep yap skudasen lazurı nena vağurase...
Dereler Özgür Aksın Konseri!
bu sitede editör faşizmi var herhalde onun onayından geçmeden fikirlerimiz yayınlanamıyor

Google Reklamları

Yeni Üyeler


şüyimşine

Laxeri

Lazowic_53

FENERLİYİM53

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

5 Misafir ve 3 Üye Online
Generated in 1.02571 Seconds
Generated in 1.02833986282 Seconds