Arşiv Makaleler Mustafa Kibaroğlu

Maalesef Lazca Henüz Komple Ölmedi, Ama Azimle Öldürmeye Çalışıyoruz Yazdır E-posta
Gubaz Çibarişi   
09.07.2007 I 23:00

Mustafa Kibaroglu
Mustafa Kibaroglu
Vatan Gazetesinden Tuğçe Baran,  25.06.2007 tarihli “Kürt de bizim, Çerkez de bizim, Laz da bizim.. Evet ama? layt? olarak mı?” başlıklı yazısında mesleğe uygun (b) hoş ve etik bir gazetecilik örneği sergiliyor ve bize paha biçilmez bilgiler sunuyor. Bu bilgiler özellikle Lazlar için çok daha önemli. Zira Lazlar komple asimile olmuş, hak istekleri de yokmuş. Bunu bilmemiz gerekir.

Gazeteciliğin az bilip çok yazma sanatı olduğu söylenir. Hakikaten de öyle.  Hele ki bir konuda uzman iseniz, yıllarınızı vermiş, araştırmış iseniz ve biri çıkıp sizin yıllarca kafa çatlattığınız konu hakkında şıp şak bir yazı döşeyince bunu anlar, okuduğunuzda da dehşete düşersiniz.

Türkiye’de köşe yazarlığı diye bir şey var. Her gün yazmak zorundasınız. Benim hep merak ettiğim şey, bir kişinin her konuda her gün, hem de kısacık bir sayfada çok ciddi konular üzerine, bilim insanlarının yıllarını verdikleri konularda bile bu kadar cesur ve kendinden emin yazıları nasıl yazabildiğidir. Bunun için Matrix filmindeki gibi, bir cip içinde bilgilerin hemen beyninize yükleniyor olması gerekir. Bildiğim kadarı ile teknoloji daha o seviyede değil.

Sevgili Baran ortada ne Lazca, ne Çerkezce diye bir dilin kalmadığını, ne de o milletin gelenek göreneklerini yaşayanın bulunduğunu, ne de bir hak iddia edenin olduğunu iddia ediyor. Lazların komple asimile olduğunu iddia eden sevgili Baran böylece Laz olarak bizim bilmediğimiz bir gerçeği bize söyleyerek misyonerane gazetecilik görevini yerine getirmiş oldu.

Sayın Baran’ın misyonerane gazeteciliğine bir zeval gelsin istemem tabii, ama maalesef Lazca daha ölmedi. Can çıkmadan umut ta çıkmadığı için bekliyoruz…

Sayın Baran’ın tespitlerinden olan hak talebi üzerine de da bir iki küçük noktayı düzeltmek gerekiyor. Maalesef haddini bilmez, bir kaç Laz aydını (Lazlarda aydın enflasyonu yaşandığı için bunların büyük kesimi dünyayı ve diğer dilleri kurtarmak için seferber ettik) TRT ye Lazca yayın için başvuruda bulunduğunu, hatta çok sayıda Lazin da kişisel başvuru yaptığını itiraf etmek gerekir ki bu olay basında da yer aldı. Bir fiil basının içinde olan Sayın Baran demek ki bu haberi duymamış,  ki bu haberlere internetten de kolaylıkla ulaşılabiliyor.

Benim anlamadığın nokta, basının bir fiil içinde olan birisinin bütün bu cabalar ve başvurulara rağmen, internette bile sayısız Lazca yazılar, şiirler şarkılar, yayınlanmasına, hatta tamamen Lazca olan bir sitenin olmasına rağmen, Sayın Baran’ın Lazların komple asimile olduğunu ilan edebilmesi, Lazca için de herhangi bir hak talebinin olmadığını iddia edebilmesi.

Sayın Baran gibilerin kulağına ulaşmak için, dikkatini çekebilmek için ne yapmak gerekiyordu veya gerekiyor? Lazca’nin daha ölmediğini anlatabilmek için, Lazlara yapılan haksızlığı, diğer dillere verilen hakların Lazcadan/Lazlardan esirgenmesine kızıp terör örgütü mü kurmamız gerekiyordu? Gürültü patırtı koparmak, bütün kulaklara ulaşacak detonasyon mu yaratmak gerekirdi, yoksa ETA’laşmak mi gerekiyor Sayın Baran? Hadi sıradan halkı geçtik, sizin gibi Vatan gazetesi gibi bir gazetede yazan birine sesimizi duyurabilmek için bize ne önerirsiniz?

Demek ki sessiz kaldığınız zaman kimse sizden haberdar değil, sorunlarınızı bilmiyor, bilse de duymak istemiyor. Tabii bu görmezden gelmeler, susmalar, bilgisizlikler sadece Sayın Baran ile sınırlı değil, ayni durumu, hatta daha da vahimini diğer “aydın”larda da görüyoruz. TV de Kürtçe ve diğer dillerde yayın konusu tartışılırken Kürtçe kelimesinden sonra Lazca zikredilirdi. Ama yayınlar başladıktan sonra, Lazca’ya yer verilmemesinden sonra sevgili aydınlarımız Lazca kelimesini zikretmez oldular. Kimse de çıkıp neden Lazca yayın yok deme aydınlığını göstermedi.

Sayin Baran’ın yazısından anlaşılan; eğer gürültü koparmıyorsanız algılanmıyorsunuz ve komple asimile oldunuz demektir. Sizi kimse ciddiye almaz. Hele şu son zamanlarda zaten bir avuç olan Laz aydınlarının kendi içinde zırva nedenlerle birbirleri ile tepişirken, birinci sınıf Türk aydınlarının Lazların komple asimile olduğunu, hak arama gibi bir dertlerinin olmadığını çok rahat iddia edebilmelerine çok fazla şaşmamak gerekir. Onlar gazetecilik görevlerini yerine getiriyorlar, az bilgi ile çok ve ciddi tespitler yapıyorlar.

Suç onların değil bizzat Lazların,

Lazlar birbirlerine kazdıkları kuyularla Lazca’yı ve Laz kimliğini yerin dibine gömmekle uğraşıyorlar. Büyük kısmi da diğer dünya halklarını ve dillerini kurtarmakla meşgul, vatani görevdeler yani. Artık bu şekilde, kendi diline kimliğini kendi elleri ile yok eden nadir halk olarak tarihe geçeriz herhalde. Muhtemelen çeşitli sosyolojik, sosyo-psikolojik çalışmalara da konu olur nostaljileşiriz artik.

 

Mustafa Kibaroğlu

 



Gubaz Çibarişi
Yazar Hakkinda:
Yorum (14)add comment

Mahir said:

ilk önce bu soruyu cevaplamak lazım..
gazetede köşesi var die herkes onu ciddiye almıyor..
onu ciddiye alanda lazlar asimile olmuşmu olmamışmı kısmıyla pek ilgilenmiyor..
kınamak bile yersiz..
saygılar
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2008-01-23 20:14:40
Oylama: -1

asım batum said:

şakir bey yaklaşımınız çok iyi fakat sonuna doğru yine ayrımcılık sayılabilecek kelimeleriniz oldu üzüldüm "laz ve lazca diyince akla dutxe gelir" yazmışsınız ben arhaviliyim fakat ben öyle bir kelime etmiyorum halbuki arhavi yüzde yüzü laz olan bir ilçedir ve böyle bir kelimeyi sarf etmeyi hiç düşünmeyiz çünkü lazca konuşan ve şive farkı ne olursa olsun kardeşimizdir.
yaşadığım bir örneği sizle paylaşmak isterim 15 yıl önce düzce den kız istemeye gittik ve aldık dedilerki muacirlikte buralardan gitme laz bende asimile olmuş olabilirler diye düşündüm fakat gidince ne göriyim sanki arhavide bir köye gittik yaşam aynı her şey aynı lazca konuşma had safhada acayip mutlu oldum çünkü bizim yaşadığımız yerde bile nerede ise laz kültürü ve lazca unutuluyor ve konuşulmuyor...kayiten....
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-09-10 07:25:43
Oylama: +0

Şakir Çakırusta said:

Merhaba sevgili kardeşlerim.Ben İstanbul Dutxeliler Derneği başkanıyım.On yıldır bu görevi yürütüyorum.Laz kültürünün tanıtılması noktasında önemli işleri yaptığımızı düşünüyorum.En önemlisi de bunları yaparken hiç kimse ile kavga etmedik.Çalışmalarımızı ben değil hep biz diyerek yürüttük.Görüyorum ve üzülerek izliyorumki bu çalışmalar amacından saptırılmış ve bir rant savaşı başlamıştır.Laz kültürü ve Lazca denildiğinde ilk akla gelen Dutxe ve Dutxelilerdir.Bizler bu rant kavgalarına ,Lazca ve Lazları kullanmalarına asla izin vermeyeceğiz.Lazcayı ve Laz kültürünü hiçbir menfaat gözetmeksizin yaşatmaya devam edeceğız.Menfaat ve rant peşinde koşanlara duyururuz.Hepinizi seviyor ve selamlıyorm.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-09-09 19:50:44
Oylama: +0

asım batum said:

arkadaşlar ben yeni üye oldum arhaviliyim merhabalar...
evvela yaşadığımız bu güzelim ülkede lazca dilini konuşan ve o kültürü yaşayan bir topluluğun varlığını "yani bize mohti laz değilde laz demelerinin yettiği bir ortama gelindiği an" işte o an lazlar anlaşılmış ve burada yaşıyorlar anlamına gelecektir.
ancak bizler bu konuyu kendi aramızda çekişmeler yaşayarak değil bir çok şeyi paylaşarak halledebiliriz ama lazona ile ilgili bir çok siteye girdim takip ediyorum ve şunu gördüm BENİM BABAM SENİN BABANI DÖVER mantıksızlığı varya aynı öyle bir şeyler yaşanıyor ve böyle mantıkla hareket edersek LAZLAR VE LAZONA YAŞAR AMA LAZCA ÖLÜR ...

B
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-09-09 07:23:41
Oylama: +0

beatrix kiddo said:

insan şuraya bi adres filan koyar bişi sorucam sana soramıyorum. konu uzun buraya ayzıp 3. şahısları dahil etmek istemiyorum
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-09-08 22:08:08
Oylama: +0

erguvani said:

Tugce Baran diyla yazilan yazilarin aslinda Selahattin Duman a ait oldugu soylenir uzun bir suredir.Belki de Sayin Dumanin begenmedigi yazilarini degerlendirdigi bir kosedir burasi ki oyle gorunmektedir.Bu sebeple temel hatalara dusulmus olabilir.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-17 03:55:07
Oylama: +0

tutamuru3xi said:

Bir konu hakkında bir takım yazı çalışması yapılırken, konu hakkında bilgi sahibi olunması gerektiğini herkes bilir. Ya da bir bilgi birikimi yoksa, o konunun ehemmiyeti açısından bilgi toplanır ve araştırılır. Bütün bunları işin ehliyet sahibi olanlar bilmelidir. Şimdi benim bu konu hakkında eleştiri yapmam bile sağlıklı olmayabilir. Yine de durum içler acısı olduğu için duygularımı ifade etmek istedim. Lazların kültürel mücadelesini hiçe sayıp, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak ya da anlatmak hatalı bir davranıştır. Lazların kültürel anlamdaki çabasını yok saymak bilgisizliktir. Hiç bir şey bilinmezse dahi, çok yakın geçmişteki sevgili Kazım Koyuncu’nun Lazlar konusunda ki duruşu ve Tüm Türkiye’ye beğeniyle dinlettiği Lazca şarkılar nasıl unutuldu. Sayın Baran; Yok olan bir dilin ve yaşanmayan bir kültürün şarkılarını hiç mi dinlemedi? Ya da , ya da, ya da hangi birisini saymak lazım. Şimdi bu yazıdaki Lazlar konusunun içeriğindeki yanlış anlatımdan dolayı Sayın Baran’ı kınıyorum. Ve de Müsait bir anında bir başka köşede bir başka yazıyla Lazlar hakkında daha derin bilgi ile özür mahiyetinde yazı yazmasını temenni ederim. TRT ‘de Lazca’ya yer verilmediyse bunu yazısında dile getirsin ki bunun suçu bize kalmasın. TRT konusunda Lazlar yapılması gerekeni yapmıştır. Veya davranılması gerektiği gibi davranmıştır. Lazca yayın konusundaki arzularımızı başka yöntemlerle dile getirmedik diye, TRT’de Lazca yayın yapılmıyorsa bu bizim ayıbımız değildir. Kültürel mücadele içerisinde olan bir sitenin içerisinde de bu şekilde bir tartışma yapılıyorsa; Sayın Baran düşünmelidir ki Lazlar, Lazca ve kültürleri hâlâ yaşıyor. Sağlıcakla kalın.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-13 12:49:57
Oylama: +0

hamdiselimoglu said:

Asla polemik yaratmak gibi bir amacım yoktu.Aydınlar konusundaki eleştirimin yazarla ve yorumcularla ilgisi yoktu,genelleme yapmıştım.Akıl izan bilgi ve birikim sahibi olan kimselerin ayrıca aydın sıfatını kullanmalrına gerek yoktur(bana göre)verdiıkleri ışıkla zaten farkedilirler.Ayrıca iki kitap fazla okumaktan çok şey ister.(aydın) olmak
Körler, sağırlar örneğinin; davulcu ile zurnacı,bozacı ile şıracı gibi türkçemizde kullanılanbir deyim olduğunu biliyorsunuz, benim eleştirim, okurların yorumlarıyla katılımınlarının eksik olmaları nedeniyle , bunu telafi için çaba gösteriyor durumuna düşmüş gibi görünmenize idi.(olmayabilirsiniz fakat görüntü bu)
Tabiiki fikirlerinizi yazabilirsiniz fakat köşe sahibi veya site yöneticisi olarak kendi köşenizde başka bir perspektiften bakarak ta bu işi yapabilirdiniz.Bence şık olmamış
Bu işin ucunu bırakmamaış birisi olarak başarılarınızın devamını dlerim..sıkmayın canınızı:)))
Bunu yayınlamanız için yazmıyorum.böyle tartışmak uslubum değildir zaten ortada tartışacak bir şey yok
kolay gelsin
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-12 16:23:38
Oylama: +0

Cengiz Kibaroglu said:

- Aydin kelimesi laz dili ve kültürünün gelismesi yok olmamasi icin ugras veren, isin ucundan azcik dahi tutmus, bir iki sayfa daha fazla kitap okumus kisi yada kisiler olarak amlatilmistir (kendi yorumumda..).Yoksa aydin kelimesinin ne anlama geldigini bizde biliyoruz. Kullanilan kelimeyi bu sekilde algilatma cabanizi anlamis degilim. Siz neden alinganlik gösterdiniz ki !?
- Yazilara yorumu siteye üye olan herkes yapabilir, yapmis oldugunuz kiyaslama gereksiz ve yanlistir. Site yöneticileri konuya duyarli ise ve bu konuda goruslerini belirtiyorsa, sizce bu bir sucmudur? ..
Sagirlar isi benzetmenizi yerinde bulmuyorum!

Selamlar
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-12 14:18:53
Oylama: +0

hamdiselimoglu said:

Kamil Aksoylunun dediği gibi 25.06.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki o makaleyi Türkiyede kaç kişi okumuştur.Gündemde tutarak yazarın Reytig'ini arttırmaya gerek.Aykırı ol gündemde kal taktiği uyguluyor veya ihtimaldirki bölücülük sempatizanı olup ,neden aynı yolları (terör v.s)deneyip işlerini kolaylaştırmadığımız konusunda serzenişte ve kaşımada buklunmak istemiştir.
Şimdi tram yeri geldi işte,temel gibi:(sen bizi tanimayisen biz seni hiç tanimayiruk).derdine yan.
Var olan bir şeye yoktur dediğinizde yok olmaz dert etmeyin birde şu (aydınlar) meselesi kafamı karıştırıyor aydınlar diye bir zümre yaratmak çabası neden. Birileri farklı oldukların imtiyazlı olduklarını ve kandilerinin mutlaka dinlenmesi gerektiğinimi dikte etmeye çalışıyor. Kürt aydın Laz aydın. Türk aydın Entelektüel aydın Biri anlatsa bana, Bunlar ellerinde fenerlemi gezerler,bunlar çok akıllı bizler (salak) ız öylem i? Geçin Aristokrasi özentiliğini lazlara hiç uymaz biz ne olduğumuzu biliyoruz.
Birde. yorum yazanlar sitenin yazarları alınmayın fakat körler sağırlar işine dönmüş biraz
E.mail atmak suretiyle konuya dikkatimi çeken Mustafa Kibaroğluna teşekkür eder başarılar dilerim.
kaite.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-12 08:08:38
Oylama: +0

Cengiz Kibaroglu said:

Sorun, böyle bir yaziyi kaleme alandan cok, bu tür yazilarin ortalikta ciddi sayilabilecek basin-gazetelerde yer almasi. Galiba bunda bizimde sucumuz var. Meydani bu tür yazar tiplemelerine birakmamak gerekiyor. Bizler sesimizi, laz kültürü ve dilinin icinde bulundugu yok olma tehlikesinin farkina varip, bu sorunu birlikte daha ciddi seyler üreterek ve bunu gerekirse avazimiz cikana kadar bagirarak anlatmamiz-göstermemiz gerekiyor.

Söz konusu yazar, aslinda o eksik ve dar dünyasindan farkinda olmadan bizlerin yarasina basmistir. Lazlarin bir cogu, zaten bu yitisin arkasindan bir tekmede kendileri atma cabasinda. Bizim dilimiz yok oluyur! Bu gercegi findik`tan biraz buyuk beyni olan herkesin kavrayavbilecegine bir durum..

Dedigim gibi, bu yazi aslinda o yaziyi yazan Pembeli yazara fazla bir yazi, ama vurgulanmak istenen lazlarin, aydin kesimin(?) bu konuda kisisel komplexleri asip bu gercekten birseyler yapmasi.Meydan bu kadar bos birakilmamali
Bu saglanmazsa Tuce gibiler gelir, iki cumle kurar, eksik ve yalan bilgilerle gündem maddesi yapar ve herkeste buna inanir! waybe der!..

Ben yaziyi kaleme alanin zaten anadolu kültürü birakin anadolu kulturu, yakin tarihe ait herhangi bir konuda tartisma yada fikir kapasitesine sahip oldugunu dusunmuyorum..
Size bir örnek veryim, Türkiyenin sayili gazetelerinden, kendini humanist demoktart cizgide gören Cumhuriyet gazetesine gecen yil, lazebura Bulusmasi ardindan 1 sayfalik röportaj yapmistim. Ropörtaj sirasinda, röpörtaji yapan kisi, "lazlari; karadenizde yasayanlara laz denir" tanimindan biraz daha ötede ama gercek lazlar ve kültürleri hakkinda eksik bilgiye sahip biri gibiydi. Yaklasik 3 saat lazlari, kimlik-dil sorununu, politik amaclardan siyirilmis, kimlik kaygisini derinten tasiyan cabalarimizdan bahsettim.. Söylediklerimi öylece dinledi, yuzundeki ifadeden... aslinda soyledigim kelimelerin kulaginin diger tarafindan coktan ayrildigi gözlemliyordum. Ropörtaj bittiginde kendisinin beni anlayip anlamadigini ve soylediklerimin dogru ve eksiksiz sekilde yazmasini rica ettim.. "Tamam sen merak etme" dedi ve ayrildi! Aradan 1-2 hafta gecmesine karsin ropörtaji yapan kisiden hic bir haber alamadim. Daha sonra jendisini telefonla aradim ve durumu sordum; Bana, icerik kisminda sorunlar olabilecegini, editorlerin lazlar konusunu gazetelere tasimak istemeyebileceginden filan bahsetti... Anlayacaginiz!, Gazete,adam gibi bir Ropörtaji adam gibi yayinlamaktan cekindi..

Demek istedigim, basin light konularla rayting pesinde. Gercekte bizim sorunumuzu algilayip bunu kamuoyuna gerekli sekilde sunmasi sözkonusu bile degil! Tüm dertleri, laf olsun-haber olsun:arada lazlar , cerkezler filancalar diye de bahsedilsin yeter..

Bizler, bu Pembeli yazarlarin geveze söylemlerine, köseli yazilarina, firsat vermememiz gerekiyor. Gerekirse kendi tarih ve dilimizi iceren yazilari ve kitaplari önlerine - kafalarina yigalim.. Yigalim ki ici bos yazilari ve gevezelikleri kendilerine kalsin!

Yazmaktan utansinlar..

 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-12 00:06:07
Oylama: +0

nosi said:

Tuğçe baran'a söylenecek tek söz Lazlar'ı gelipte yaşadıkları yörede kapsamlı bir şekilde incelemesidir sanırım.Yazar olmanın gereğide budur.Bir halk hakkında bu kadar yüzeysel,araştırılmadan görüş bildirmek yazarlığın ne etik ne de araştırmacı yönüne uymaz.Böyle yazılan yazılarda tahmin edileceği gibi çok dikkate alınmaz.Hala Laz halkını Laz kültürünü yok saymakta inat edenlere söylenecek tek lafım var:
At gözlüklerini çıkarıp gerçekleri görsünler.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-11 21:45:39
Oylama: +0

Kamil Aksoylu said:

25.06.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki o makaleyi bulup okudum. Kibaroğlu bu yazıyı Almanya’dan yakalayıp kaçırmamış da acaba Türkiye’de okuyan biri çıkmadı da mı duymadık. Bence işin aslının bilinmemesinden daha vahimi gazetecinin durumudur. Gerçi Kibaroğlu’nun özetlediği gibi gazetecilik az bilip çok yazabilme sanatı olsa da galiba hiç bilmemek de kusur sayılmıyor. Eskiden yarım porsiyon aydınlar vardı, anlaşılan yerine turuncu entelektüellik gelmiş.

Bu anlamsız, duyarsız ve aslı astarı olmayan yazıyı ve yazarını kınıyorum. Yazarın e-posta adresini aşağıda yazıyorum isteyenler tepkilerini iletebilir.

tugce.baranotti@gmail.com

 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-11 20:14:14
Oylama: +0

Goğağari.53 said:

Tuğçe Basran sözü edilen yazısında şöyle Lazca'dan bahsederken bir cümle kullanmıştı parantez içinde "Lazca’nın Karadeniz şivesiyle konuşulan Türkçe olmadığını biliyorsunuz umarım" ki bana göre yazının en komik kısmıdır.. Lazca'nın Karadeniz şivesiyle konuşulan Türkçe'den farklı bişey olduğu bilgisini bilen bir insanın Lazca konuşan ve Laz geleneklerini yaşayan hiç kimse kalmadığını iddia etmesi gerçekten de komik..

Sn. Kibaroğlu sizin de yazınızda ifade ettiğiniz gibi hala yaşayan Laz diye bir halk Lazca diye bir dil ve Laz Kültürü diye bir kültür olduğunu görebilmeleri(!) için Lazlar'ın da kendilerini türküyle horonla değil de başka halklar gibi başka şekillerde ifade etmeleri gerekiyordu sanırım (Allah korusun) Lazların kusuru vatansever olmalarıymış demekki..

Ayrıca merak ediyorum Tuğçe Baran'ın "kültürü yaşamaktan" kastı nedir.? Kültür dediği şeyin içine neler giriyor.. Kültür denilince benim aklıma ilk olarak 3 şey geliyor: Müzik kültürü, yemek kültürü ve tabiki de dil.. Bir Laz ailenin evinde hala Lazca konuşulurken; sofralarının en populer yemeği hala lu zeri & lazutti cariyken; düğünlerinde derneklerinde hala tulum çalınıyor, horon oynanıyorsa nasıl olur da bu kültürün artık yaşanmadığını iddia edebilir..

Tuğçe Baran'a yalnızca bir önerim olacak; Kastob tarafından düzenlenen Karadeniz etkinliklerinin bu yılki tarihi 17 Ağustos - 2 Eylül sadece 1 akşamını ayırsın ve Kadıköy'e gelsin.. Orada -çoğu İstanbul'da doğup büyümüş ve tabir yerindeyse televole kültürüyle yetişmiş olmalarına rağmen- hala eğlence denilince akıllarına ilk olarak tulum&horon gelen ve akşamları Kadıköy'ü horon nidalarıyla inleten gençleri gördüğünde de bu iddiasının arkasında durabilecek mi acaba?
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-07-11 20:01:38
Oylama: -1

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


hakii

didituti

sidelya

koray

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

6 Misafir Online
Online olan üye yok!
Generated in 1.27875 Seconds
Generated in 1.28158283234 Seconds