| |
| |
Şakir Çakırusta
said:
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Merhaba sevgili kardeşlerim.Ben İstanbul Dutxeliler Derneği başkanıyım.On yıldır bu görevi yürütüyorum.Laz kültürünün tanıtılması noktasında önemli işleri yaptığımızı düşünüyorum.En önemlisi de bunları yaparken hiç kimse ile kavga etmedik.Çalışmalarımızı ben değil hep biz diyerek yürüttük.Görüyorum ve üzülerek izliyorumki bu çalışmalar amacından saptırılmış ve bir rant savaşı başlamıştır.Laz kültürü ve Lazca denildiğinde ilk akla gelen Dutxe ve Dutxelilerdir.Bizler bu rant kavgalarına ,Lazca ve Lazları kullanmalarına asla izin vermeyeceğiz.Lazcayı ve Laz kültürünü hiçbir menfaat gözetmeksizin yaşatmaya devam edeceğız.Menfaat ve rant peşinde koşanlara duyururuz.Hepinizi seviyor ve selamlıyorm. | |
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
arkadaşlar ben yeni üye oldum arhaviliyim merhabalar... evvela yaşadığımız bu güzelim ülkede lazca dilini konuşan ve o kültürü yaşayan bir topluluğun varlığını "yani bize mohti laz değilde laz demelerinin yettiği bir ortama gelindiği an" işte o an lazlar anlaşılmış ve burada yaşıyorlar anlamına gelecektir. ancak bizler bu konuyu kendi aramızda çekişmeler yaşayarak değil bir çok şeyi paylaşarak halledebiliriz ama lazona ile ilgili bir çok siteye girdim takip ediyorum ve şunu gördüm BENİM BABAM SENİN BABANI DÖVER mantıksızlığı varya aynı öyle bir şeyler yaşanıyor ve böyle mantıkla hareket edersek LAZLAR VE LAZONA YAŞAR AMA LAZCA ÖLÜR ... B |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
| Bir konu hakkında bir takım yazı çalışması yapılırken, konu hakkında bilgi sahibi olunması gerektiğini herkes bilir. Ya da bir bilgi birikimi yoksa, o konunun ehemmiyeti açısından bilgi toplanır ve araştırılır. Bütün bunları işin ehliyet sahibi olanlar bilmelidir. Şimdi benim bu konu hakkında eleştiri yapmam bile sağlıklı olmayabilir. Yine de durum içler acısı olduğu için duygularımı ifade etmek istedim. Lazların kültürel mücadelesini hiçe sayıp, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak ya da anlatmak hatalı bir davranıştır. Lazların kültürel anlamdaki çabasını yok saymak bilgisizliktir. Hiç bir şey bilinmezse dahi, çok yakın geçmişteki sevgili Kazım Koyuncu’nun Lazlar konusunda ki duruşu ve Tüm Türkiye’ye beğeniyle dinlettiği Lazca şarkılar nasıl unutuldu. Sayın Baran; Yok olan bir dilin ve yaşanmayan bir kültürün şarkılarını hiç mi dinlemedi? Ya da , ya da, ya da hangi birisini saymak lazım. Şimdi bu yazıdaki Lazlar konusunun içeriğindeki yanlış anlatımdan dolayı Sayın Baran’ı kınıyorum. Ve de Müsait bir anında bir başka köşede bir başka yazıyla Lazlar hakkında daha derin bilgi ile özür mahiyetinde yazı yazmasını temenni ederim. TRT ‘de Lazca’ya yer verilmediyse bunu yazısında dile getirsin ki bunun suçu bize kalmasın. TRT konusunda Lazlar yapılması gerekeni yapmıştır. Veya davranılması gerektiği gibi davranmıştır. Lazca yayın konusundaki arzularımızı başka yöntemlerle dile getirmedik diye, TRT’de Lazca yayın yapılmıyorsa bu bizim ayıbımız değildir. Kültürel mücadele içerisinde olan bir sitenin içerisinde de bu şekilde bir tartışma yapılıyorsa; Sayın Baran düşünmelidir ki Lazlar, Lazca ve kültürleri hâlâ yaşıyor. Sağlıcakla kalın. | |
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Asla polemik yaratmak gibi bir amacım yoktu.Aydınlar konusundaki eleştirimin yazarla ve yorumcularla ilgisi yoktu,genelleme yapmıştım.Akıl izan bilgi ve birikim sahibi olan kimselerin ayrıca aydın sıfatını kullanmalrına gerek yoktur(bana göre)verdiıkleri ışıkla zaten farkedilirler.Ayrıca iki kitap fazla okumaktan çok şey ister.(aydın) olmak Körler, sağırlar örneğinin; davulcu ile zurnacı,bozacı ile şıracı gibi türkçemizde kullanılanbir deyim olduğunu biliyorsunuz, benim eleştirim, okurların yorumlarıyla katılımınlarının eksik olmaları nedeniyle , bunu telafi için çaba gösteriyor durumuna düşmüş gibi görünmenize idi.(olmayabilirsiniz fakat görüntü bu) Tabiiki fikirlerinizi yazabilirsiniz fakat köşe sahibi veya site yöneticisi olarak kendi köşenizde başka bir perspektiften bakarak ta bu işi yapabilirdiniz.Bence şık olmamış Bu işin ucunu bırakmamaış birisi olarak başarılarınızın devamını dlerim..sıkmayın canınızı:))) Bunu yayınlamanız için yazmıyorum.böyle tartışmak uslubum değildir zaten ortada tartışacak bir şey yok kolay gelsin |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
- Aydin kelimesi laz dili ve kültürünün gelismesi yok olmamasi icin ugras veren, isin ucundan azcik dahi tutmus, bir iki sayfa daha fazla kitap okumus kisi yada kisiler olarak amlatilmistir (kendi yorumumda..).Yoksa aydin kelimesinin ne anlama geldigini bizde biliyoruz. Kullanilan kelimeyi bu sekilde algilatma cabanizi anlamis degilim. Siz neden alinganlik gösterdiniz ki !? - Yazilara yorumu siteye üye olan herkes yapabilir, yapmis oldugunuz kiyaslama gereksiz ve yanlistir. Site yöneticileri konuya duyarli ise ve bu konuda goruslerini belirtiyorsa, sizce bu bir sucmudur? .. Sagirlar isi benzetmenizi yerinde bulmuyorum! Selamlar |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Kamil Aksoylunun dediği gibi 25.06.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki o makaleyi Türkiyede kaç kişi okumuştur.Gündemde tutarak yazarın Reytig'ini arttırmaya gerek.Aykırı ol gündemde kal taktiği uyguluyor veya ihtimaldirki bölücülük sempatizanı olup ,neden aynı yolları (terör v.s)deneyip işlerini kolaylaştırmadığımız konusunda serzenişte ve kaşımada buklunmak istemiştir. Şimdi tram yeri geldi işte,temel gibi:(sen bizi tanimayisen biz seni hiç tanimayiruk).derdine yan. Var olan bir şeye yoktur dediğinizde yok olmaz dert etmeyin birde şu (aydınlar) meselesi kafamı karıştırıyor aydınlar diye bir zümre yaratmak çabası neden. Birileri farklı oldukların imtiyazlı olduklarını ve kandilerinin mutlaka dinlenmesi gerektiğinimi dikte etmeye çalışıyor. Kürt aydın Laz aydın. Türk aydın Entelektüel aydın Biri anlatsa bana, Bunlar ellerinde fenerlemi gezerler,bunlar çok akıllı bizler (salak) ız öylem i? Geçin Aristokrasi özentiliğini lazlara hiç uymaz biz ne olduğumuzu biliyoruz. Birde. yorum yazanlar sitenin yazarları alınmayın fakat körler sağırlar işine dönmüş biraz E.mail atmak suretiyle konuya dikkatimi çeken Mustafa Kibaroğluna teşekkür eder başarılar dilerim. kaite. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Sorun, böyle bir yaziyi kaleme alandan cok, bu tür yazilarin ortalikta ciddi sayilabilecek basin-gazetelerde yer almasi. Galiba bunda bizimde sucumuz var. Meydani bu tür yazar tiplemelerine birakmamak gerekiyor. Bizler sesimizi, laz kültürü ve dilinin icinde bulundugu yok olma tehlikesinin farkina varip, bu sorunu birlikte daha ciddi seyler üreterek ve bunu gerekirse avazimiz cikana kadar bagirarak anlatmamiz-göstermemiz gerekiyor. Söz konusu yazar, aslinda o eksik ve dar dünyasindan farkinda olmadan bizlerin yarasina basmistir. Lazlarin bir cogu, zaten bu yitisin arkasindan bir tekmede kendileri atma cabasinda. Bizim dilimiz yok oluyur! Bu gercegi findik`tan biraz buyuk beyni olan herkesin kavrayavbilecegine bir durum.. Dedigim gibi, bu yazi aslinda o yaziyi yazan Pembeli yazara fazla bir yazi, ama vurgulanmak istenen lazlarin, aydin kesimin(?) bu konuda kisisel komplexleri asip bu gercekten birseyler yapmasi.Meydan bu kadar bos birakilmamali Bu saglanmazsa Tuce gibiler gelir, iki cumle kurar, eksik ve yalan bilgilerle gündem maddesi yapar ve herkeste buna inanir! waybe der!.. Ben yaziyi kaleme alanin zaten anadolu kültürü birakin anadolu kulturu, yakin tarihe ait herhangi bir konuda tartisma yada fikir kapasitesine sahip oldugunu dusunmuyorum.. Size bir örnek veryim, Türkiyenin sayili gazetelerinden, kendini humanist demoktart cizgide gören Cumhuriyet gazetesine gecen yil, lazebura Bulusmasi ardindan 1 sayfalik röportaj yapmistim. Ropörtaj sirasinda, röpörtaji yapan kisi, "lazlari; karadenizde yasayanlara laz denir" tanimindan biraz daha ötede ama gercek lazlar ve kültürleri hakkinda eksik bilgiye sahip biri gibiydi. Yaklasik 3 saat lazlari, kimlik-dil sorununu, politik amaclardan siyirilmis, kimlik kaygisini derinten tasiyan cabalarimizdan bahsettim.. Söylediklerimi öylece dinledi, yuzundeki ifadeden... aslinda soyledigim kelimelerin kulaginin diger tarafindan coktan ayrildigi gözlemliyordum. Ropörtaj bittiginde kendisinin beni anlayip anlamadigini ve soylediklerimin dogru ve eksiksiz sekilde yazmasini rica ettim.. "Tamam sen merak etme" dedi ve ayrildi! Aradan 1-2 hafta gecmesine karsin ropörtaji yapan kisiden hic bir haber alamadim. Daha sonra jendisini telefonla aradim ve durumu sordum; Bana, icerik kisminda sorunlar olabilecegini, editorlerin lazlar konusunu gazetelere tasimak istemeyebileceginden filan bahsetti... Anlayacaginiz!, Gazete,adam gibi bir Ropörtaji adam gibi yayinlamaktan cekindi.. Demek istedigim, basin light konularla rayting pesinde. Gercekte bizim sorunumuzu algilayip bunu kamuoyuna gerekli sekilde sunmasi sözkonusu bile degil! Tüm dertleri, laf olsun-haber olsun:arada lazlar , cerkezler filancalar diye de bahsedilsin yeter.. Bizler, bu Pembeli yazarlarin geveze söylemlerine, köseli yazilarina, firsat vermememiz gerekiyor. Gerekirse kendi tarih ve dilimizi iceren yazilari ve kitaplari önlerine - kafalarina yigalim.. Yigalim ki ici bos yazilari ve gevezelikleri kendilerine kalsin! Yazmaktan utansinlar.. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Tuğçe baran'a söylenecek tek söz Lazlar'ı gelipte yaşadıkları yörede kapsamlı bir şekilde incelemesidir sanırım.Yazar olmanın gereğide budur.Bir halk hakkında bu kadar yüzeysel,araştırılmadan görüş bildirmek yazarlığın ne etik ne de araştırmacı yönüne uymaz.Böyle yazılan yazılarda tahmin edileceği gibi çok dikkate alınmaz.Hala Laz halkını Laz kültürünü yok saymakta inat edenlere söylenecek tek lafım var: At gözlüklerini çıkarıp gerçekleri görsünler. |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
25.06.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki o makaleyi bulup okudum. Kibaroğlu bu yazıyı Almanya’dan yakalayıp kaçırmamış da acaba Türkiye’de okuyan biri çıkmadı da mı duymadık. Bence işin aslının bilinmemesinden daha vahimi gazetecinin durumudur. Gerçi Kibaroğlu’nun özetlediği gibi gazetecilik az bilip çok yazabilme sanatı olsa da galiba hiç bilmemek de kusur sayılmıyor. Eskiden yarım porsiyon aydınlar vardı, anlaşılan yerine turuncu entelektüellik gelmiş. Bu anlamsız, duyarsız ve aslı astarı olmayan yazıyı ve yazarını kınıyorum. Yazarın e-posta adresini aşağıda yazıyorum isteyenler tepkilerini iletebilir. tugce.baranotti@gmail.com |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
Tuğçe Basran sözü edilen yazısında şöyle Lazca'dan bahsederken bir cümle kullanmıştı parantez içinde "Lazca’nın Karadeniz şivesiyle konuşulan Türkçe olmadığını biliyorsunuz umarım" ki bana göre yazının en komik kısmıdır.. Lazca'nın Karadeniz şivesiyle konuşulan Türkçe'den farklı bişey olduğu bilgisini bilen bir insanın Lazca konuşan ve Laz geleneklerini yaşayan hiç kimse kalmadığını iddia etmesi gerçekten de komik.. Sn. Kibaroğlu sizin de yazınızda ifade ettiğiniz gibi hala yaşayan Laz diye bir halk Lazca diye bir dil ve Laz Kültürü diye bir kültür olduğunu görebilmeleri(!) için Lazlar'ın da kendilerini türküyle horonla değil de başka halklar gibi başka şekillerde ifade etmeleri gerekiyordu sanırım (Allah korusun) Lazların kusuru vatansever olmalarıymış demekki.. Ayrıca merak ediyorum Tuğçe Baran'ın "kültürü yaşamaktan" kastı nedir.? Kültür dediği şeyin içine neler giriyor.. Kültür denilince benim aklıma ilk olarak 3 şey geliyor: Müzik kültürü, yemek kültürü ve tabiki de dil.. Bir Laz ailenin evinde hala Lazca konuşulurken; sofralarının en populer yemeği hala lu zeri & lazutti cariyken; düğünlerinde derneklerinde hala tulum çalınıyor, horon oynanıyorsa nasıl olur da bu kültürün artık yaşanmadığını iddia edebilir.. Tuğçe Baran'a yalnızca bir önerim olacak; Kastob tarafından düzenlenen Karadeniz etkinliklerinin bu yılki tarihi 17 Ağustos - 2 Eylül sadece 1 akşamını ayırsın ve Kadıköy'e gelsin.. Orada -çoğu İstanbul'da doğup büyümüş ve tabir yerindeyse televole kültürüyle yetişmiş olmalarına rağmen- hala eğlence denilince akıllarına ilk olarak tulum&horon gelen ve akşamları Kadıköy'ü horon nidalarıyla inleten gençleri gördüğünde de bu iddiasının arkasında durabilecek mi acaba? |
|
|
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
|
|
|
|
| Mircan OUTIM | |
|---|---|
|
|
|
© 2008 Lazebura | Nenaskani - Lazlarin Internetteki Sesi, Lazca ve Lazlar
|