Arşiv Selma Koçiva Makaleler

İstanbul Bu Kadar Güzel miydi? Yazdır E-posta
Selma Koçiva   
18.06.2007 I 19:28

Selma Koçiva
Selma Koçiva
Birol Topaloðlu ile Söyleþi


2007’nin nisan ayýnýn 13’nde Dortmund’dan Ýstanbul’a uçakla geldim. 13 rakamýný uðursuz düþünüyordum, yine de geliþimi iptal etmedim.
Bizim Birol sevinçle karþýladý beni havaalanýnda. Memlekete gelmiþ olmanýn heyecanýyla rüyadayým zannederken Birol ve Refik’e’nin Balat’daki evlerine gelmiþtik. Evleri Ýstanbul’un eski Rum evlerindendi. Çok samimi bir havasý olan bu otantik evi bir yandan da ofis olarak kullanýyorlar; en alt katta Birol’un küçükçe bir stüdyosu var, en üst kattaki ofislerindeyse Refike ile sosyolog çalýþma arkadaþý Nilüfer, 2.Yayla Festivali için gece gündüz çalýþýyorlar

 


Karþýlýklý hasretimizi giderdikten sonra misafir odasýna yerleþtim. Ertesi gün Arhavili Laz yönetmen Ýlkay Nýþancý’nýn belgesel filmi ‘Bir yudum Bekleyiþ’ 26. Ýstanbul Film Festivali bünyesinde Beyoðlu Sinamasý’nda gösterildi. Film, Lazlarýn kültür ve yaþamýnýn, nasýl, yok olmaya doðru gittiðini anlatýyordu. Daha sonraki gün Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneði’nin düzenlediði ve Birol’un da konser vereceði Taksim’deki Balans adlý bir mekanda ‘Horona Davet’ gecesi vardý.
Etkinlikleri dolu dolu yaþadým. Etkinlikler bittikten sonra Refike’yle birlikte yapacaðýmýz çalýþmalar üzerine söyleþtik. Bizim Birol da yeni albümü için çalýþýyordu. Oturduklarý mahalle küçük bir Ýstanbul mahallesiydi. Her sabah küçük çarþýlarýna -tarihi taþ fýrýna- ekmek almaya gidiyorum.


Bu mahalle de, Birol’ la Refike ’nin evi de yüreðimin sevincini arttýrdý. Eski Ýstanbul’da oturuyorum gibi hissettim. Evden Eminönü’ne yürüyerek, Taksim’e ise otobüsle on dakikada gidebiliyordum. Haliç’i temizlemiþler, kenarlarýný yeþil alan yapmýþlar. Galata ve Haliç köprülerinde gezinebilme þansýný yakaladým.


Ýstanbul bu kadar güzel miydi?


Bir yer orada yaþayan insanlar ile güzel olur. Ben bu güne kadar Ýstanbul’da Haydarpaþa-Pendik tren hattýndan baþka bir yer bilmiyordum. Þimdi, Eminönü’nü, Balat’ý, Haliç’in kýyýlarýný, Taksim meydanýný, Ýstiklal caddesini burada yaþayanlar gibi geziniyorum.

Sanýrým Ýstanbul Lazlar ile daha da güzel.


Refike’yle ve küçük oðlu Þina ile günlerim geçiyordu. Derken Þina’nýn büyükannesi ile dedesi geldiler Lazona’dan. Büyükanne Ece ile konuþmaya, gülmeye, destanlar söylemeye doyamýyorum.


Bizim Birol’un yeni albümü henüz çýkmadan dinleme þansýna sahip oldum. Koltuklarým kabardý. Bu ‘ak saçlý adam’ýn sanki Laz müziðinden baþka bir derdi yok dünyada... Bir ayakkabý ile üç yýl gezdiði eski derviþler gibi yoksul yaþadýðý günleri hatýrladým… Þimdi, Balat’ýn ortasýnda kurulu bu eski Ýstanbul evi yakýþýyor bizim Birol’a. Gece gündüz dalgýn þarký söyleyerek yaþýyor...


Birol Topaloğlu
Birol Topaloğlu
Bir gün anlayacak Lazlar, Birol Topaloðlu kimdir? Belki o zaman geç olacak. Biz bir insanýn kýymetini Tanrý o kiþiyi aldýktan sonra anlýyoruz ancak.


Ben de bu yüzden, bizden sonraki Lazlar için bizim Birol ile bir söyleþi yaptým. Okuyun bakalým, neler bulacaksýnýz?

Sevgili Birol, ben seni ‘derlemeci’ ve ‘yorumcu’ olarak biliyordum. ‘Horona Davet’ gecesinde tekrar izleme fýrsatý buldum. Her zaman kemençe ve tulum elinde görüyordum ama bu kadar güzel tulum çaldýðýný doðrusu bilmiyordum. Bir yandan çok sevindim bir yandan þaþýrdým. Nasýl bu kadar güzel tulum çalýnýr?


“-Çocukluðumdan beri tulum sesini çok seviyorum. Ben küçükken bizim köyde tulum sesi yoktu, daha doðrusu yasaktý. Ancak düðünlerde de tulum olmasa olmuyordu. Bazý bilgisiz hocalar ‘tulum günahtýr, kemençe günahtýr’ diye insanlarýmýza vaaz veriyorlardý. Ancak ne kadar vaaz verseler de tulumun sesi kaybolmadý. Çok fazla tulumcu olmadýðý için toplandýðýmýzda tulum çalacak adam bulmakta zorlanýyorduk, tabi bulduðumuzda da býrakmýyorduk. Ýstanbul’da toplandýðýmýzda da tulumcu hiç bulunmuyordu. Ben de düþündüm ki, tulum çalmayý öðreneyim de arkadaþlarla toplandýðýmýzda çalabileyim.


Tulumu, kendim ve arkadaþlarým için öðrendim. Bir de yeni öðrenecek gençler bana bakýp örnek alsýnlar diye... Tulumcularýn Lazlar arasýnda iyi sayýlmamasý bir yana, okul okuyan gençler de saz ve gitar gibi daha popüler olan enstrumanlara yöneliyorlardý. Hatta ben de üniversite son sýnýfa kadar saz çalýyordum. Anadolu aþýklarý beni derinden etkilemiþtir. Üniversitede yaptýðým aþýklar üzerine alan çalýþmalarý kendi kültürümü keþfetmemi saðladý. Bir süre sonra kendi geleneksel enstrümanlarýmýzý ihmal ettiðimizi, yok saydýðýmýzý anladým ve ilk albüm sürecinde geleneksel Laz enstrümanlarýna aðýrlýk verdim. Böylelikle kemençe ve tulum çalmaya baþladým.


Lazona’da yaylalarda, yüksek tepelerde bizim eski kaideler için koþtururken tulum çalmaya fýrsatým oluyordu. Eski tulum kasetlerini, eski tulumcularý çokça dinliyordum. Yýllarca belli baþlý tulumcularý (Ðvanduri Kumli Ame, Msukituri Mustafa, M3anuri Ali Dayi gibi) anlamaya çalýþtým. Þimdilerde artýk kendi stilimi oluþturmaða çalýþýyorum.


O büyük ustalarla ne kadar alay etseler de bilmek gerekir ki tulumun sesinin bu günlere kadar gelebilmesi onlarýn sayesindedir.


Bundan böyle tulumun, kemençenin, pilininin sesini saklamak ve yarýnlara taþýmak için çok büyük sorumluluklar bizi bekliyor.


Þimdilerde yapýlan Lazca þarkýlarý beðeniyor musun?

“-Yürekleri heyecanla dolu gençler olduðunu görüyorum ve gençler Laz müziði için çok güzel iþler yapýyorlar. Türkiye’de ve dünyada þarkýlarýn yorumlanýþ biçimi deðiþtiði gibi Lazlarýn da þarkýlarý deðiþiyor. Artýk Lazlar Lazona’da yaþamýyorlar. Yaþayanlar da kendi kültürleri hakkýnda bilgi sahibi deðiller ama okuyan gençlerin bilinçleri artýyor. Genç yetenekli müzisyenlerin daha güzel þarkýlarý yapacaklarýna inanýyorum.”


Geçen aylarda Didou Nana’nýn bestecisi Nana Belkania Ýstanbul’a geldi. Yeni albümünde Didou Nana’yý birlikte yeniden yorumladýnýz. Nana ile nasýl buluþtunuz neleri paylaþtýnýz?

“Ben ilk albümümde Didou Nana þarkýsýna yer vermeyi düþündüðümde þarkýnýn geçmiþi ile ilgili araþtýrma yaptým. Türkiye’deki Gürcü müzisyenlere, þarkýcýlara sordum. Bu þarkýnýn anonim olduðuna kanaat getirmiþtik. Daha doðrusu eski bir plak elime geçmiþti, orda da Didou Nana’nýn halk þarkýsý olduðu yazýyordu. Ancak Tiflis’e araþtýrmaða gittiðimdeyse bazý insanlar þarkýnýn bestesinin Nana Belkania’ya ait olduðunu söylediler. Bazýlarý da halk þarkýsýdýr dediler. Gerçeði öðrenmek için Nana Belkania’yý soruþturdum, Moskova’da yaþadýðýný öðrendim (1997/98). Ondan sonra Nana Belkania’ya ulaþmak için her fýrsatý denedim. En sonunda 2007’nin þubat ayýnda Nana Belkania’yý, Kalan Müzik’ten Hasan Saltýðýn da desteði ile Moskova’dan Ýstanbul’a getirdim.


Nana Belkania’dan bu þarký hakkýnda bilgi almak için büyük bir fýrsat doðmuþtu. Nana Belkania ‘Didou Nana þarkýsý halk þarkýsý deðil, benim bestemdi. O dönemde Gürcistan’ýn müzik kurulu bana, müzikolog olmadýðým gerekçesi ile bu þarkýyý yapamazsýn dedi. Oysa 1985 yýlýnda bu besteyi yapmýþtým ve ilk kez yýlbaþý etkinliðinde okumuþtum; her dinleyen büyülenmiþti.’diyordu.”


Hasan Helimiþi’nin kýzý Narima Helimiþi ile görüþtün. Narima babasýnýn bize býraktýðý eserlerin önemini biliyor mu? Bu Laz kadýný, Laz dili ve kültürünün kaygýsýný taþýyor mu?

“-Narima Helimiþi’yi Batum’da yaþadýðý evde ziyaret ettim. Ýðne iþlemeli resim tekniði ile yaptýðý resimleri gösterdi. Onun, Helimiþi’nin ruhunu taþýdýðýný anladým. Ýþlenmiþ resimleri satmýyordu. Narima: ‘Babam böyle tembihledi, ruhundan çýkan eser para ile satýlmaz’ diyordu. Bunlarý duyunca çok duygulandým. Çok zorlu bir yaþam mücadelesi verdiði halde resimleri satmýyordu.


Ben bir resmini istedim. O da, beðendiðin resmi alabilirsin, dedi. Kendi yaþamlarýný resmettiði Sibirya konulu resmi aldým. Ben de, kabul edersen resimler için deðil ama senin için sana destek olmak için bir miktar para vermek istiyorum, dedim. Narima ‘babamýn mezarý için para topluyorum bu verdiðin parayý ona ekleyeceðim’ deyince daha da duygulandým.”


Ýstanbul Balat’daki evinizde bir küçük stüdyon var. Genç müzisyenlere yardým etmek istiyorsun. Peki nasýl çalýþmalar düþünüyorsun?

“-Evimdeki stüdyoyu rahat tulum çalabilmek için yapmýþtým. Nasýl olsa izolasyonunu yapmýþtým; sonra küçük kayýtlar için sistemi kurdum. Bu sistem pek profesyonel deðil ancak iþime çok yaradý. Þükrü Parlak’ýn horon kasetini bu stüdyoda yaptýk. Bu ara benim yeni albümümün demo ve bazý kayýtlarýn benim stüdyomda yaptým. Sonuç oldukça baþarýlý. Bundan sonra kemençe ve tulum eþliðinde destan albümü yapmak istiyorum. Bu benim yýlar önce kurduðum bir hayaldi. Umarým kýsa zamanda gerçekleþtiririm. Yine genç müzisyenlere yapacaðýmýz demo kayýtlarý için bu stüdyo çok iþime yarayacak.”


Genç müzisyenlere neler söylemek istersin?
“-Gençlere verebileceðim en önemli öðüt: ‘En iyi benim, benden iyisi yoktur’ zihniyetinde olmasýnlar. Her müzisyenin stiline baksýnlar, çok çalýþsýnlar, öðrenmeye açýk olsunlar. Hiçbir zaman kökenlerini, geldikleri yeri, dedelerini, ninelerini unutmasýnlar. Kendi müziðini yapmak niyetinde olanlar kendi kültürünü de mutlaka öðrenmelidirler.”

Müziðini icra ederken de, çalýþmalarýný geliþtirirken de, özel yaþamýnda da mantýklý bir Laz olduðunu görüyorum. Memleketin bu zor günlerinde sence Laz aydýnlarýna ne gibi görevler düþüyor?
“Sevgili Selma, ben Laz kökenliyim ancak yaþamým sadece Laz olmaktan ibaret deðildir. Beni dünyadaki herhangi geri kalmýþ bir kültür en az Lazlar kadar ilgilendiriyor. Tek taraflý bakamayýz. Kendimizi hapsettik yýllarca. Belki de son dönemdeki Lazlar arasýndaki bölünmüþlüðe, bu dar bakýþ açýsý sebep olmuþtur. Ben sürekli baþka kültürlere açýk olmaktan yanaydým. Lazlar açýsýndan bu gün gelinen noktayý çok olumlu buluyorum.

Senin de dediðin gibi, mantýklý Laz aydýný; kendi kültürünün ve baþka halklarýn kültürlerinin kaygýsýný taþýyan, dünyaya bir bütün olarak bakabilen Laz insanýdýr.”

Etnik müzik tüm dünyada önemlidir. Memleketimizde önemi anlaþýlmýyor. Sen bu durum hakkýnda neler söylemek istersin?

“-Bence etnik müziðin sadece Türkiye’de deðil tüm dünyada önemi bilinmiyor. Nedir sorun dersen? Tüm dünyada ulusal-milli kültürler dýþýnda, diðer etnik gruplar için doðru bir politika yoktur. Politikacýlar bilmezler ki, bir kültür yok olunca diðeri de yok olacak ve sýra kendi kültürüne gelecektir. Dünya, sadece bir çiçek türü ile bir kelebek türü ile var olamaz. Her þeyi tek tipleþtirmeye kalkarsak asil tehlike o zaman baþlar, her þey yok olur. Bana göre bu kötü politika dünyayý yok ediyor. Dünyanýn kültürel dengesi gibi ekolojik dengesi de bozuldu.”

Laz müziðini icra ederken ve çalýþmalarýný geliþtirirken genç müzisyenlere de yol gösterici oldun. Onlarý yetiþtirdin. Artýk bir kollektif müzik yapma, bir Laz müziði grubu sana yakýþýr. Gelecek yýllar için böyle bir planýn var mý?

“Ben Lazca müzik yapmaya gençlerle baþladým. Bu gençler maalesef  kültürlerinin kaygýsýný taþýmýyorlardý, böyle bir bilinçleri yoktu ve yaþlarý küçük olduðu için de beklenemezdi. Popüler müzik kültürün etkisinde kaldýlar. O zaman daha çok gençtiler. Biliyorum ki gün gelecekte bu durumun önemini anlayacaklar. Aslýnda ben bir büyük grup kurmak istiyorum ama büyük bir grubu taþýmak da kolay deðil, bir de Lazlarla yola çýktýðýmýzý düþünürsek, iþimiz daha da zorlaþýyor.”
 

Ýstanbul’a geldiðinden beri yaþamýný, çalýþmalarýný yakýndan gördüm. Uzunca sohbet etmek, birlikte çalýþmak fýrsatýmýz oldu. Ýstanbul; sen, Refike, oðlunuz Þina ile güzel benim için. Þimdi kendime soruyorum: Ýstanbul bu kadar güzel miydi?

“Ýstanbul gibi büyük metropollerde iþ yapmaktan insanlar gökyüzünü, ayý görmezler, bir aðacý görmezler. Ýstanbul’da denizin üzerinde giderler, denizi görmezler. Çok güzel bir þehir Ýstanbul ancak bakmak için insanlarýn güçleri yok. Bu sadece büyük þehirler için deðil tüm dünya için geçerli. Ekonomik yoksulluk bir yandan insanýn doyumsuzluðu ve aþýrý tüketim alýþkanlýðý ve hýrs dünya nimetlerinden yeterince faydalanamamasýný saðlýyor.


Artýk senin gibi dostlarýmýzla daha sýk buluþabiliyoruz, misafir edebiliyoruz, sohbet edebiliyoruz. Birbirimizi daha iyi tanýma fýrsatý bulabiliyoruz; birbirimizin güzelliðini görebiliyoruz. Bu güzellik yaþamý da güzel yapýyor.”


Göklere çýkasýn (Teþekkür ederim anlamýnda)
Çalýþmalarýn geliþsin.
Duyduðun negatif þeylere aldýrma.
Durduðun yol aydýnlýk günleri getirecek.
Laz müziði ile bir yaþam ve tulum çalmak sana yakýþýyor.
Öyle deðil mi?
 

Tanrý seni sevindirsin.
Lazlara da akýl versin!

Selma Koçiva

1.Mayýs 2007   Ýstanbul-Balat

Not: Bu Röportajýn Lazcasý yakýn zamanda yayýnlanacaktýr..




Selma Koçiva
Yazar Hakkinda:
Yorum (2)add comment

Yusuf Sarac said:

Istanbul bu kadar guzel miydi?
Her zaman guzeldi. Bunu bu kadar gec anlamis olmak yadisinacak bir sey.
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-06-20 09:14:53
Oylama: +0

fatimena said:

sevgili selma seni lazuri.com daki yazılarından tanıyorum ve burdada yazılarını takip etmeye çalışıyorum
inan hiç sıkılmadan okuyorum başarılarının devamını dilerim.... lazlara ve lazları tanımayan diğer halklarımıza
laz kültürü hakkında engin bilgiler sunduğun için ayrıca teşekkür ederim..
Bu roportajın da harikulade olmuş tebrikler
Birol topaloğluyu gelince.. Helimişi hasan i yi onun sayesinde tanıdım onun bir cd sinde uzun uzun anlatmıştı
sonra inetrenetde araştırdım.. babamın çocukken bize söylediği heyamo heyamo ezgisi onunmuş meğer.
ve daha birçok lazca ezgi .Işte bunları biz bilmiyorduk enazından ben bilmiyordum ama biçok kişinin de bildiğinden de emin değilim.
ama birol sayseinde öğrendik ne mutlu bana ve bize:)
bence birol topaloğlunu biçok kişi tanıyor ve tanıyacak. ama acı olan onu tanımayanlar daha çok biz lazlar
ya anlamıyoruz ya anlamakmı istemiyoruz? -----xğolo lazca iğapari irik ognan şa e cuma----
bu arada balatdaki evinin ve içinde yaşayanların güzelliğini duymuştum yeğenim melek'den))
neyse sevgiyle kal e daşkimi
 
Şikayet et
Beğenmedim
Beğendim
2007-06-19 19:32:17
Oylama: +0

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy




Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!Ma.gnolia!Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
 

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Yeni Üyeler


hakii

didituti

sidelya

koray

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

1 Misafir Online
Online olan üye yok!
Generated in 1.30264 Seconds
Generated in 1.30531597137 Seconds