Feb 25
2008

Kanser

Yazan otanusi in Etiketsiz 

otanusi
Karadeniz’de yaşamak bir ayrıcalıktır. Yeşilin her tonunu görebildiğiniz Karadeniz’de her türlü meyve ağaçlarının, çay bahçelerinin, mısır tarlalarının, çam ağaçlarının arasında yürüyebilmek, bir derenin kenarında oturup sesini dinleyebilmek, ekilen ürünün tadına bakabilmek, yorucu ama mutlu bir günü bitirebilmek Karadenizlinin en büyük zenginliğidir.

Bu güzelliklere son yıllarda artan kanser vakaları gölge düşürüyor. 1986 yılında meydana gelen Çernobil faciasından sonra kanser hastalığının artışının nedeni her ne kadar sigaraya bağlansa da Çernobil’in dünyaya ve Karadeniz’e verdiği zarar yadsınamaz bir gerçek.

25 Nisan 1986 yılında, her biri 1,000 megavat gücünde dört reaktördeki tasarım hataları ile reaktörlerden birinde güvenlik sisteminin devre dışı bırakıldığı bir sırada yapılan deney sonucu Çernobil faciası yaşandı. Zarar Çernobil ile sınırlı kalmadı. Çevreye yayılan radyoaktif maddelerle yüklü bulutlar Avrupa ve Karadeniz üzerinde etkili oldu. Alınan her nefeste radyasyon halkın içine işledi. Karadeniz’in geçim ve tüketim kaynağı olan fındık ve çaya işledi.

Yapılan araştırmalar sonucu o dönem yetişen çay ve fındıkların imha edilmesine karar verildi. Çay ürünlerinde TAEK tarafından yapılan hesaplamalar ve AET kriterlerine göre, insan sağlığına zarar vermeyecek bir limit belirlenerek, çay paketleme fabrikalarında kurulan sistemlerinde aktivitelerine göre tasnif edildi. Buna göre, 12 bin 50 bg/kg'lık limiti aşan çaylar, Çay Kurumu'na ait depolarda TAEK'in gözetimi ve denetimi altına alındı. Bu miktarın 58 bin ton civarında olduğu, daha sonraki tarihte bu çayların çay fabrikalarının bahçelerinde toprağa gömüldüğü belirtildi. Uzmanlar, radyasyonlu çayları içen hamile bir kadının çocuğunun kansere yakalanma riski doğacağını ve halkın çayı demlemeden önce sıcak suyla yıkaması gerektiği uyarısında bulundu.

Bilim adamlarına göre, Türkiye'de 40-50 bin ton çay vardı. ODTÜ'nün yaptığı araştırma raporlarında çayda kilogram başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit edildiği ve 'çayları imha edin' ibaresine yer verildi. Rapor, dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral başkanlığında kurulan Radyasyon Güvenliği Komitesi'ne sunuldu. Komitede yer alan Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Prof. Dr, Ahmet Yüksel Özemre'nin, "Ölçümler hatalıdır. Türkiye'deki çaylar temizdir" açıklaması üzerine, Aral canlı yayında radyasyonlu çayları içerek, "biraz radyasyon iyidir" şeklinde tepkisini gösterdi. (Kaynak: Yeni Şafak) 


Ne yazık ki kaza sonrasında ciddi istatiksel  araştırmalar yapılmadığı için Çernobil kansere neden olmuştur diyemiyoruz. Fakat kaza sonrası bu ciddi artışı yok saymak, artış nedenini sigaraya bağlamak at gözlüğüyle bakmaktır. 20 yıl önce meydana gelen Çernobil faciasının ardından halkın karşısına çıkıp “her şey yolunda” mesajı verip üzerine de bir bardak “çay” içen bakanlarımızın yaptığı gibi halkı kandırmaktır.
ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnci Gökmen radyasyonun sağlık riskleri olduğunun, kanser yaptığının bilindiğini kaydederek, “Her radyasyon alan kanser olacak diye bir şey yok elbette. Bu radyoaktivitenin türüne ve ne kadarına maruz kalındığına bağlı. Türkiye’de radyasyondan en çok etkilenenler Karadeniz’de oldu. Çay toplayan işçiler ve çay fabrikalarında çalışanlar etkilendi. Özellikle(özelliklelerin biri fazla) çay toplayan milyonlarca insan da radyasyon içeren çaylardan içti. Risk hâlâ var. Çernobil’in serpintilerinin sürdüğü alanlar risk taşıyor. Karadeniz’de Çernobil’in etkileri sürüyor”(Evrensel, ONUR BAKIR, 0.10.2006)
Gerek kaza sonrası günümüze kadar ciddi bir araştırma yapılmamış olması, gerek o dönemin yöneticilerinin ilgisizliği ve bu ilgisizliğin günümüze kadar uzaması halkımızın ne kadar önemsendiğinin bir göstergesidir.

Günümüzde Karadeniz bölgesinde hemen her evde bir kanser vakası görülür oldu. Geçmişi uzun olan sigaranın Çernobil sonrası artan kanser oranına bağlanması yaşayan ve üreten halkın Türkiye’deki değerini göstermektedir. Türkiye’nin her bölgesinde ciddi bir oranda sigara tüketimi varken facia sonrasındaki artışın Karadeniz halkının sigara tutkusudur tarzındaki açıklamalar inandırıcı olmaktan çok facia kadar acıklıdır.

Karadeniz halkı artık bu konuya önem verilmesini istiyor. Türkiye ekonomisinde önemli yeri olan bu bölgenin yaşayan insanları olarak gerçeğe dayalı araştırmalar talep ediyor. Hemen her evde artık coşkulu türküler yerine ağıtlar yakılıyor.

“Biz de yaşayan, nefes alan, üretip tüketen, yani siz bakanlar gibi insanız. Sizin kadar önemliyiz.”

Yorum (0)add comment

Yorum yaz
Yorum yazabilmeniz icin sisteme giris yapmalisiniz.

busy

Güncel Etkinlikler

3. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali başlıyor

26.06.2008 I 23:56 | Lazebura©

article thumbnail Yeşil Yayla, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı ağırlıyor Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından organize edilen ve...
Makelenin Devamı...

Vadime Dokunma!

16.06.2008 I 15:48 | Lazebura©

article thumbnail 22 Haziran 2008 Tarihinde Kadıköy Meydanında, D.Karadeniz de Abu Çağlayan Deresi, Arılı Deresi, Fırtına Deresi, Hemşin Deresi, Senöz Deresi,...
Makelenin Devamı...

Üye Girişi

Kimler Online

Online olan üye yok!
Powered By PageCache
Generated in 0.16052 Seconds
Generated in 0.179654121399 Seconds