|
Gurbetin bedelinde çığlığın yasındayız, bir yangına saman çöpü gibi savrulduk, külün tanımındayız.atmış bizi dünya, satmış ve savurmuş bir yana, böyle kalmışız cuma böyle kalmışız..
Bak, bizim içimizde nice dünya biz ise dışındayız dünyanın; cennete inanların cehennemliğindeyiz, şimdi yasın oğluyuz cuma yasın oğluyuz. Demek bazı şeyler; ağaçlar, dağlar, atmacalar, sevdalar, okunarak anlatılarak değil ancak ve ancak yaşanarak öğreniliyormuş, peh ucuz ölüyoruz be cuma..
Atmacalar yine kanatlanır mı o gökyüzünde cuma, çocuklar yine doludizginmidir o yaylalarda, güneş yine hergün doğuyormudur dağların heybetine. O deli gibi akan yağmurlarda karşılıklı bir bardak çay, bir sigara nasıl bir şeydi, onunla duman olmak ve buralardan uçup savrulmak nasıldı nasıl? Yollara yayılan bir tulum ezgisi yada Beethoven'in dokuzuncu senfonisi. Dağların uykusu, suların yükselişi, geceleyin ufak tefek yıldızlar nasıl bir şeydi. Karadenizuçlarında bir kent, herşeyin olması gerektiği gibi olan kent Hopa'dan giderken, savrulup giden düşler, özlemler, yağmurların geciktirdiği sabahlar.
Hemen arkasına sırtını vermiş Çoruh'a Hopa; Çoruh deli çocuk kış aylarının ayazında " taş " derdi oğluna toprak taşardı. Çoruh köpürür kıvrılarak, yanındaki insanlara dur duraksız güç taşımayı sürdüren toprak. Gökyüzü hep kara yağmur bulutlarını getirip atar üstüne Hopa'nın, yaz demez kış demez getirir. Ve her sabah güneş, bazen cılız bazen yakıcı ışıltılara yayarak gezinir, çığlığıda sevincide kendindedir. Öslem tütüyor ve yolluyor bana cuma..
Bir köşede dedikodu yapan yaşlılar, kuş tutan çocuklar, sahilde gezen insanlar, dağlarda odun yapanlar, bir köşede horon tepen insanlar ve daha nice yüzler. Sonra ben; karadenizin kıyılarına vurduğu bir adam, beni duyuyormusun cuma. Derim ki, bazen bir kanat vuruşu yada tulum sesi yakışır çağa, sonra çit kırar ve vurur yollara, savruluruz cuma, bir zaman ilmiğinde taşırlar bizi, sallarlar, boğarlar, uzaklaştırırlar ve sadece hatıralarda saklarlar ismimizi..
Issız insanlık, böyle uzak büyür çocuklar bizim Karadenize böyle özlem duyar. insanlar bizim gözbebeklerimizde, daha ya derman eksik yada çok yara ve hala ıslanırda çoruh gibi taşıp durur gözbebeklerimiz..
Gurbetin bedelinde çığlığın yasındayız, bir yangına saman çöpü gibi savrulduk, külün tanımındayız.atmış bizi dünya, satmış ve savurmuş bir yana, böyle kalmışız cuma böyle kalmışız...
Guri kaite cuma, guri kaite..
|