Yıl 2004, o yıllarda daha Kazım'ı kaybetmemiştik, o yıllarda Kazım hasta bile değildi ve o yıllarda karadenizdeki kanser istatisikleri bugünkü kadar can yakıcı ve korkutucu boyutlarda değildi. Sizlerle o günlerdeki 08 Artvin Dergisinin hazırladığı bir haberi paylaşmak istiyorum.
KANDIRILDIK Çernobil, Karadeniz Bölgesinde artan kanser vakalarıyla yeniden gündemde.
Çernobil Nükleer santrali'nde yaşanan felaketin üzerinden tam 18 yıl geçti. Aradan geçen zamanda kazanın dehşeti hiç azalmadı. O dönemlerde bilimadamları ve çevre örgütlerinin, " kazanın insan ve çevre üzerindeki yıkıcı etkileri zamanla artacak " açıklamaları, birer birer gerçekleşiyor. Karadeniz Bölgesi'nde son dönemlerde artış gösteren vakaları ve gölge halkında oluşmaya başlayan tepkiler sonucunda, Türkiye, 18 yıl sonra Çernobil felaketinin Türk insanı üzerindeki " kanser bilançocunu " araştırmaya başlıyor.
Çernobil santralının patalmasından sonraki ilk aylarda, yetkililer bilimsel veri yada araştırma sonuçlarının resmen açıklanmasını yasaklamışlardı. Üniversiteler ve diğer bilimsel kurumlar, resmi emirlerle bu konu üzerinde çalışmaktan caydırılmıştı. Bugün Karadeniz halkının tepkilerinin merkezinde bulunan ve hakkında suç duyuruları yapılan dönemin Endüstri ve Ticaret Bakanı H. Cahit Aral, resmi açıklama yapmasına izin verilen tek kişi idi. H. Cahit Aral kendisine verilen görev doğrultusunda hareket ederek, gerek Karadeniz gerekse Türk halkına yalan söylemeyi ihmal etmedi. Türkiye'de radyasyon olmadığına dair üst üste demeçler veren Aral'ın televizyon karşısına geçerek çay içtiği görüntüler, bugün artan kanser vakalarını yaşayan insanların hafızalarında yeniden canlanıyor. Aral'ı bugün yalanlayanların başında, kazanın olduğu zamanlarda bu yalanlara ortak olan TAEK Başkanı Ahmet Yüksel Özemre geliyor.
Cahit Aral: Çayda tehlike yokki imha edelim.
23 Aralık 1986, CumhuriyetDinine, imanına inanan 1 Radyasyon var " demez.
24 Haziran 1986, GünaydınAhmet Yüksel Özemre: Ne bulursanız yiyebilirsiniz.
5 Haziran 1986, MilliyetÇayda tehlike yok ama dışsatımı yasaklıyoruz.
10 Aralık 1986, Milliyet Kazadan sonraki 8 ay boyunca denetlenmeyen Türk çayı, o dönem panik yaratan tarım ürü nlerinin başında geliyordu. Yetkililer hiçbir bilimsel önlem almıyordu. Oysa, kazadan ksıa bir süre sonra, 1986 Aralık ayında, TAEK çayın 89.000 Bqkg'a kadar radyasyon içerdiğini resmen itiraf etmişti. TAEK, Çernobil felaketinin başından beri Karadeniz bölgesinde radyasyon kirliliği olduğunu bilmesine karşın, o dönemde ne çay üreticilerine neden çay işleyen fabrikalara resmi bir uyarı göndermedi. Devlet kuruluşu olan Çaykur ise, krililiğe ilişkin ilk bilgiyi Aralık 1986'da almıştı. 1986 yılının Mayıs ayı ile Aralık ayı arasındaki 8 ay boyunca insanlar habersiz bırakılmıştı. Bu sekiz ay botunca işlenen ve paketlenen çaylar hiçbir koruma önlemi alınmadan pazara sürüldü ( en yüksek kaliteli çaylar Almanya'da satılarak orada yaşayan Türk işçileri tarafıdnan tüketildi ) Çaykur denetlenmeye başladığı Aralık ayından sonra bile, küçük özel fabrikalar, normalin altında fiyatlarla, bazen kaza öncesi tarihlenmiş özel Çaykur paketleriyle radyoaktif çay satmayı sürdürdü.
Radyasyonal kirletilmiş çayların bir bölümü ancan yedi yıl sonra gömülebildi. Türk halkına o dönemki içirilen radyasyonlu çayın 130 bin ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Dönemin Cumhurbaşkanı EVren, Başbakan Özal, Bakan Aral ve o sırada TAEK Başkanı Özemre, kamuoyuna çay içmenin tehlikesiz olduğunu defalarca söylemişti.
Çernobil'de meydana gelen kazanın etkisi, Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamalarına göre Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombalarının toplamından 200 kat fazlaydı. Kaza, sadece Karadeniz Bölgesini değil tüm dünyayı etkilemişti. Çernobil kaznaın hemen ardından kapatılmadı ve faaliyetini sürdürdü. Ama bu uygulama, beraberinde birtakım kazalar meydana getirdi. 1991 yılında 2 numaralı reaktörde yangın çıktı. 2000 Temmuz'unda yoğun yağışlar sonucunda 3 numaralı reaktörü su basınca bu bölümü tamamen kapatılar. Bu durumda kazanın etkilerinin azalmasına asal yeterli olmadı.
08 Artvin Dergisi 2004 Mayıs sayısı
İşte gördüğümüz gibi 2004 yılında ele alınan bu haber ve o zamanki veriler durumun ne kadar önemli olduğunu gözlerönüne sermişti. Bugün tarih 2008 Mayıs aradan 4 yıl geçmesine rağmen elde var sıfır, hatta sıfır değil elde var eksi yüzler, eksi binler.

Düzenleyen: bybere, :: 26/05/2008 12:21

Düzenleyen: bybere, :: 26/05/2008 12:21