|
Anlamadığınız bir dili dinlerken ne hissedersiniz? Kulağınıza gelen o sözlerden ne anlamaya çalışırsınız, dinlerken hissedilenler gerçek anlamıdır belki. Farklı bir ses, bir dil, anlamak gerikli midir?
Küçüklüğümden alışık olduğum bu dili duyduğumda, bir yok oluş geliyor gözümün önüne. Çocukluğumda annemlerin köyüne çok sık giderdik. Hava değişikliğinden olsa gerek uyku tutmazdı. Sabah 6-7 gibi uyanırdım. Gözlerimi açtığımda uzaktan derinden anlamadığım bir dil gelirdi kulağıma. Orda olduğum süre boyunca her sabah böyle uyunmak. Zamanla çok sevdim böyle uyanmayı. Ama hiç merak etmedim. Merak ettiğim ne konuştukları idi, nece konuştukları değildi. Tek öğrenmek istediğim neden çocuklar duymasın diye lazca konuştukları idi.
Artık büyüdüm. Ne ineklerden sağılan sütü içebiliyorum, ne peynir yiyebiliyorum. Dalından kirazı, eriği koparıp yiyemiyorum. Şöyle bir çıkıp çamların arasında yürüyemiyorum. Kardeş gibi büyüdüğümüz, oynadığımız kimseyi bulamıyorum. Sabahları uyandığımda o farklı dili duyamıyorum, konuşan insanları kaybediyorum.
Konuşan insanlar yok oluyor, her birinin ölümüyle birlikte nice masallar, hikayeler, destanlar onlarla beraber gidiyor, aktaramadan, dinleyemeden, sevemeden. Onlar ölüyor, geriye lazca konuşamayan insanlar kalıyor.
Neden bu kadar geç kaldığımı bilmiyorum, aramak için, sevmek için, güvenmek, öğrenmek için. Şimdi üzgünüm öğrenmeye çalışmadığım için, köklerimi araştırmadığım için, şimdi soracak kimse kalmadığı için...
Değerini anlamak için kaybetmeyi bekliyoruz hep. Belki bunlardan uzak yaşamak insana özlem ve değer kazandırıyor. Sahip çıkma isteği veriyor. Elinde olmayınca kazanmak için uğraşıyorsun. Bunu anlamak için yaşamak gerekiyor, sevdiklerini kaybetmek gerekiyor. Yaş küçükken, insanlar çevresindeyken önemsemiyor insan bunu. Hayat ertelemeye gelmiyor. Elinizde iken değerini bilin lütfen. Benim annemin kökleri Karadeniz'den geliyor ama çok uzun yılar önce terk edilmiş ve Kocaeli'ne yerleşilmiş, belki geldikleri zaman kendi kültürlerine ait bir çok şey vardı ama şu an ellerinde sadece laz yemekleri ve lazca var sadece. Bir kemençe, tulum, horon ve diğerleri yok ne yazıkki. Ben bunları başka insanlardan öğrendim, güzelliğini, sıcaklığını başkalarından aldım. Değerini bilin ve sahip çıkın, sahip çıkmak için geç kalmayın lütfen!
Geleceğe miras bırakmak için herkes elini uzatmalı. Lazlar değil sevdiğim, hiç tanımadan, art niyet düşünmeden elini tutup seni horona katabilen "yaşayış" benim sevdiğim.
|