Forum
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.
Kayıp Parola?
Ulaştırma Karayolu ve Siyaset (1 inceleyen)
EN ALT Cevapla Beğenilen: 0
BAŞLIK: Ulaştırma Karayolu ve Siyaset
#4664
Toroci (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 56
graphgraph
Şu An Sitede Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Ulaştırma Karayolu ve Siyaset 11/05/2006 17:30 Karma: 6  
Tamamen kıyı katliamına dönüşen Karadeniz Sahil Yolu yada Karadeniz Otoyolu Projesi; adına ne dersek diyelim on yılı aşkın bir zamandır yapımı süren bu yolun sonuna gelinmek üzeredir. Aslında bu “sonuna gelinmek üzeredir” sözü hiç bitmeyip hep sürecektir. Doğanın doğallığını koruma mücadelesinde kendisinden aldıklarımızı kat be kat geri alacaktır.

Ulaştırmanın sadece karayolu olarak algılanan ülkemizde ekoloji, çevre ve insan faktörü düşünülmeden zorla zorbalıkla uygulanan bu projenin hesabını torunlarımız ödeyecektir. Zorla zorbalıkla diyorum, çünkü yürütülen hukuk mücadelesi sonucu bölge idare mahkemelerinin verdiği yürütmeyi durdurma kararı iş makinelerini durduramadı. Mahkeme kararları ile yerel yönetimler tarafından defalarca mühürlenip durdurulmak istenen çalışmalar, hukuk tanımaz güçler tarafından her seferinde mühürleri kırılarak sürdürülmüştür. Hukuk, hukuk tanımaz güçler tarafından denize dolgu edilmiştir.

Gelinen süreçte sahili katledip koyları yok etmenin yanında altı dinamitlerle oyulan köylerimiz çökmüştür. Dağlarda plansız hesapsız yapılan galeri atışları ve açılan taş ocakları ekolojik dengeyi bozup yeni heyelan alanları oluşturmuştur. Dağların taş ocağı haline gelmesinin yanı sıra dere yataklarında malzeme tüketilip doğal balıkçılık yok olmuştur. Denizde yapılan dolgu, tahkimat ve T mahmuzlar kör topal yürüyen deniz balıkçılığını daha da yok etmiştir. Köylerde kurulan konkasör tesisleri çevreyi kirletip yeşillikler arasında yaşamı tehdit etmeye başlamıştır. Bütün bunların yanı sıra ortaya çıkan yol, başka alternatif olmayınca zorunlu uygulanan dolgu sistemi ile dünyanın en pahalı yolu olarak ortaya çıkmıştır. Denizin geri alıp yeniden onarılması da cabası olarak kalacaktır.

Bütün bunlara karşı çıkanlar, alternatif proje geliştirenler, üniversiteler, bilim insanları, sahilini korumak isteyenler yola karşı olmakla suçlanıp, nerede ise vatan haini ilan edilmişlerdir. Oysa ortaya çıkan durum ihanetin tam belgesidir. Kasabalarımız ve küçük yerleşim alanlarımızı oluşturan sahil köylerimizdeki koylar denizin ciğeri sökülür gibi alınmıştır. Vatan hainliği sadece ülkeyi bölmekle mi yapılır? Bunların hesabını kim verecek? Atalarımızdan ödünç aldığımız sahillerimiz, koylarımız, çevremiz torunlarımıza ulaşamadan yok ediliyor.

Bilim insanları ulaştırma sistemini tarif ederken, ulaştırmanın gerektirdiği hizmetler en iyi biçimde verilip en ucuza mal etmelidir der. Bir ulaştırma sisteminde ne yüklenici firma ne de taşıyıcı kuruluşların karı ön planda tutulur. Ön planda tutulacak kriterler, trafik kazaları, çevre kirliliği, dışa bağımlılık, enerji tasarrufu gibi ekonomik ve sosyal maliyetlerin bir arada değerlendirilmesidir. Bir ulaştırma sisteminin en olumlu ve en verimli olabilmesi ülke kaynaklarının en uygun şekilde ülke iktisadına uygun biçimde kullanılmasıyla olur. Bunlar göz önüne alındığında üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde denizyollarının ulaşım ve taşımadaki payının ne kadar içler acısı olduğu ortadadır. Dünyanın en ucuz taşımacılık sistemi olan denizyolu taşımacılığı ülkemizde en ilkel ve nerede ise en pahalıdır. Demiryoluna baktığımızda son elli yılda elli metre yol alınmamıştır. Dünyanın en ucuz ve en çevreci taşımacılık ülkemizde siyasi nedenlerden dolayı yapılmamaktadır. Tekirdağ’dan, İstanbul’dan ve Zonguldak’tan bir yükü Rize’ye veya Hopa’ya kamyonla taşımanın, aynı şekilde insanları otobüsle taşımanın mantığı ancak petrol şirketleri ve yedek parça yan sanayinin çıkarlarına uygundur.

Ulaştırma bilimcileri karayolunun ana ulaşım sistemi olmadığını, ulaşım ve taşımada havayolu, denizyolu ve demiryolunu destekleyici ve tamamlayıcı bir sistem olduğunu belirtmektedirler. Toplu taşımacılığın ve milyonlarca tona ulaşan sıvı ve katı taşımacılığın karayolu ile yapılmasının hiçbir koşulda ülke menfaatleri ile bağdaşmadığını ve hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını belirtiyorlar.

Gelinen noktada bunca çevre kirliliği, ses kirliliği, sahil katliamı, trafik kazaları, binlerce can kayıplarının yanı sıra enerji açığımız ve otomotiv sanayimizle dışa bağımlılığımız daha da güçlenirken, en pahalı maliyetle dünyanın en pahalı taşımacılık sistemine kavuşacağız. Yine de hayırlı olabilmesi dileklerimle.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
EN ÜST Cevapla
Sistem: FireBoardGönderileri Masaüstünüze Alın

Güncel Etkinlikler

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti

19.08.2008 I 15:17 | Lazebura©

article thumbnail''İstanbul 2010 Yaz konserleri'' 'ni parklara, meydanlara iskelelere taşıyor... İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Ağustos ayında “2010’a...
Makelenin Devamı...

Grup Nena 'Ormanlarımız Yanmasın' diyor!

19.08.2008 I 10:06 | Lazebura©

article thumbnail 30 ağustos günü Büyükada'da Grup Nena Doğa Koruma Konseri 'Ormanlarımız Yanmasın' sloganı adı altında müzik severlere ve doğa dostlarına bir...
Makelenin Devamı...

Grup Nena Konser

Üye Girişi

Özel Mesajlar

Giriş yapmamışsınız.

Kimler Online

Online olan üye yok!
Generated in 0.30026 Seconds
Generated in 0.301651954651 Seconds