Forum
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.
Kayıp Parola?
LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R (1 inceleyen)
EN ALT Cevapla Beğenilen: 3
BAŞLIK: LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R
#4435
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 01/05/2006 00:07 Karma: 0  
Birkere lazlar TC nin asli kurucu unsurlarıdır.

Hal böyle iken ne zaman ki şövenist politik görüşler devlet egemenliğinde hakim duruma gelmeye başladı,o zamandan itibaren tewk devlet, tek millet anlayışı hakim duruma geldi.İşte.....lük bu dönemden itibaren ülkede kol gezmeye başlamıştır.

T.C nin kuruluşunda ifade edilen ilkelerde bir sorun yok,olması gereken de bu.başka milletlerden halkların birlikte yaşama arzusunu ifade eder,ancak bunu red noktasına taşırda Lazı,kürdü,ermenisi,çerkezini uydurma çalışmalarla türk boyu olarak ifade edip dayatırsan işte o zaman kimlikler ortaya çıkıp beni türkleştirme der.

der demesine de sorun burda bitermi? hayır elbette,türkleştirme politikalarını dayatırsın,asimilasyon politikaları uygulamaya başlarsın.İte ozaman türrlüğü kabul etmeyen halkların direnişi ile karşılaşmak
kaçınılmaz hale gelir.Çatışmaların ve bölünmeye giden yolun ana teması budur.elbette şidet ve zora dayanarak bir süre sindirdiğin kimlikler,kendi gücünü toparladığında sana karşı koyar.Yani ne ekersen onu biçersin.
şimdi T.C nin kuruluş aşamasında ki zabitlere bir göz atlım bakalım..


Müslüman Lazlar’ın, ‘İslam Milleti’nin Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’na bağlılığı da tamdı. Mustafa Kemal, 1 Mayıs 1920’de Meclis’te yaptığı konuşmada ‘İslam milleti’ne vurgu yapıyordu: ‘...Burada maksut olan ve meclis-i âlinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir. Yalnız Çerse değildir. Yalnız Kürt değildir. Yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anasır-ı İslamiyedir, samimi bir mecmuadır. Binaenaleyh bu heyet-i âliyenin temsil ettiği, hukukunu, hayatını, şeref ve şanını kurtarmak için azmettiği emeller, yalnızca bir unsur-u İslam’a münhasır değildir. Anasır-ı
İslamiye’den mürekkep bir kitleye aittir.’1 mayıs 1920 Mustafa Kemalin konuşmasından.


1926 yılından itibaren hakim kılınan başını nihal atsız ve müritlerinin çektiği akım,şövenist politikalarının hakım kılımaya başlandığı dönemdir ve bu yıl dan itibaren Lazistan sancağı lağvedilmiştir.Lazca isimdeki yer adları türkçeleştirilmeye başlanmıştır.

sizlere çok ,lgç gelecelecek ama diller üzerine ilk baskı gören lazca dır,nedeni ise ülkede en az konuşulan dillerden biri olması.Ama asıl ilginç olanı ise,şimdi hepimiz biliriz kollar kurulurdu eskiden,kızılay kolu,temizlik kolu vb bu kollardan biride lazca konuşma ile mucadele kolu da kurulmuştur.

1930 lardan itibaren yoğunlaşarak artan asimilasyon politikalarına ,artık yasal gerekçelerde eklemek gereği duyulur.1938 de manisa mebusu Sabrı Toprak bir yasa telifi sunmuştur meclise.bu yasada türkçeden başka dillerde konuşanlar 1-7 gün arasında hapıs cezasına çarptırılacakayrıca 10 ile 100 lirta arsında para cezası de var,ayrıca diplomalarına el konulacak,doktorluk,öğretmenlik,gazetecilik yapayacaktı.Ceza oloarak toplanan paralar da ihbarcılara verilecekti.eğer bir vatandaş türkçe bilmiyorsa bir yıl içinde öğrenme mecburiye vardı,eğer öğrenmezse vatandaşlıktan çıkarılacaktı.

1970’li yıllarda yöresel bir dergide yayımlanan bir makale, hem resmi ideoloji ve resmi tarih tezlerinin etkisini hem de yazarının ruh halini gözler önüne sermesi bakımından oldukça önemlidir. Bu makale, Rize’de Dil Sorunu başlığını taşıyor:

‘"Türkiye’de öteden beri çeşitli diller yaşamaktadır. Bunlardan biri de Rize’nin bazı kazalarında hususiyetle Pazar, Ardeşen, Fındıklı ve bir de Çoruh’un bir iki ilçesinde konuşulanıdır. Bu dile nedense Lazca ismi atfedilir. Lazca’nın menşei bizi ilgilendirmediği gibi onun üzerine söz edecek de değiliz. Konumuzun ilişeceği husus bu dilin mahzurları ve değersizliğidir. "

Yukarıda yazdığım birkaç kazada bu dile Lazca denmesi zannederim ki o muhitte yaşayanlara Laz lakabı verilmesinden ileri geliyor.

"Lazca bundan öncesine kadar hemen hemen orada yaşayanların ilk öğrendikleri, diğer bir deyişle anadilleri idi. Daha yeni konuşmaya başlayan çocuk şüphesiz ki, Lazca kelime ve deyimler kullanacaktır. Çünkü ebeveyn ve muhitin müşterek lisanı budur. "

"Çocuk suçsuzdur. Hangi terbiye altında yetişirse o terbiye ile gelişir. Eğer bu bapta kendine bir suç atfedilecekse haksızlık edilmiş olur. O halde ebeveyn de kendi ebeveyni tarafından aynı dil öğretişine maruz kaldığına göre suçu araştırmak dilin menşeini araştırmak kadar derinliklere sürükler bizi. Burada bir suç işlenmişse bu telafi edilmelidir... Evet Lazca’yı ana dili yapmak suçtur. Şüphesiz ki bu suç hukuki değildir. Fakat içtimai bir suçtur. "

"Öyleyse bu dilin kökünü kazımalıyız. Diyeceksiniz ki dil bir havuç değildir ve kolay kolay bunun sonu getirilemez. Ama ben bunun aksini söylemekte ısrar edeceğim. Zira bu dili ayakta tutacak hiçbir kaynak yok... maarif ile ailelerin elbirliğiyle çalışmaları yeter. Her aile en azından öğretmen kadar kendi çocuğu üzerinde dursa ve ona doğuştan Türkçe’yi öğretse dava zamanla halledilmiş olur ve çocuklar da bu acayip dilin şerrinden kurtulmuş olur.’ "

hani kim lazca konuşmaya engel oluyorki diyenlere sanırım örnek teşkil eder.Kültürümüzü yaşatmak,dilimizi öğrenmek kadar masumane bir istek olamaz,ama asıl sorun burada kafatasçı faşist- şöven ideolojinin içine düşeceği cenderedir.Bugüne kadar uydurma kanıtlar bularak,anadoluda yaşayan halkları türk myapmaya çalışan bu ideolojinin çöküşü demektir ki bu yüzden lazcanın ne konuşulmasını nede öğrenilmesini istemezler.

çkuni nena ninçasen

_________________
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#4598
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 09/05/2006 01:14 Karma: 0  
türkiyenin çeşitli bölgelerinde lazca konuşuluyor,çeşitli derken sakarya,yalova,izmit,ve doğu karadenizin doğusunda.
elbetteki halkın yaşadığı bölgelerde,kendi dillerine müdahale etmek zordur,burdan hareket ederek kimse bizim dilimize karışmıyor gibi yorumlarda bulunmak,somut değerlendirme değildir.
yöresel olarak kullanılan dillere sokakta ki konuşmalara açıktan müdahale edilmemesini,asimilasyon politikasi ile ilişkilendirerek,asimilasyon yoktur sonucuna varılamaz.eğer bir dili konuşan halkl varsa ve bu dili,eğitimamaçlı kullanılmasına müsaade edilmiyorsa zaten orada asimilasyon uygunıyor demektır.ki bizim ülkemizde türkçeden başka dillerin kullanılması suç sayılıyordu.Ayrıca 30 yıl önce benim ilk okul çağlarında lazca konuştuğum için,hemde mahallede,öğretmene şikayet ettikleri için dayak yediğim aklımdan çıkmaz.dayağı sadece ben yemedim,benimle beraber konuşan arkadaşlarım de yediler.
o öğretmen kendiliğindenmi bize lazca konuşmayı yasaklıyordu? elbetteki hayır,(önceki yazımda belirttiğim gibi) çıkarılan yasalar yüzünden bu uygulamayı yapıyordu öğretmen.

ayrıca birdilin kullanılmasını savunmak,bir hak tır,bundan dolayı ırkçılık yapılmaz,yanı resmi dilin dışındaki dillerin eğitim amaçlı de kullanılmasının savunulması ayrımcılık değildir,tam tersine halkların kardeşliğini eşit haklar temelinde savunmaktır.

türkiyede dillerin tv den yayınına izin verildi peki hangi diller yayınlanıyor?,lazca neden yayınlanmıyor?,çerkesce dil olarak kullanılmamasına rağmen o dil yayında kullanılıyor da neden lazca yok?.acaba lazlar mücadelelerini vermediklerindenmi?belki de evet demek gerek.

marmara bölgesinde yaşayan lazlar,batumdan.rizeden artvinden trabzondan göçmüş lazlardır.ancak rize ve artvin sınırları dahilinde yaşayan lazların orası ana vatanlarıdır.evet kardeşlerinin önemli bir bölümü gürcistan bölgesinde yaşıyorlar,ama tc nin kuzey doğusu ile coğrafi yakınlığı düşünüldüğünde trabzon bölgesi dahil kolheti nin sınırları dahilinde olduğunu görebiliriz.
aslında bu meselelerin bugün burada tartışılmamasını isterdim.bugün asil meselemiz neden türk veya laz yada kürt olduğumuz olmamalı idi.gerek ülkemizde yaşayan emekçiler gerek dünya üzerinde yaşayan emekçilerin başına bele olan kapitalizm her geçen gün azgınca saldırılarını artırarak üzerine üzerine geliyor.
avrupa artık eski avrupa,yani sosyal devletin egemen olduğu,sosyal adaletin sağlandığı avrupa değil.kapitalizmin bütün hakları adım adım emekçilerin elinden geri alındığı bir avrupa var karşımızda.bütün hükümetler egemenlerinin(kapitalislerin)isteklerini yerine getirme yarışı içindedirler.Avrupada bunu hemen uygulamak kolay olmuyor,toplumsal muhalefet geleneğine sahip emekçiler toplu karşı koyuşu,yasaların hayata geçirilmesinde zorluklar doğuruyor.
bizimgbi sınıfsal muhalefet geleneği olmayan dayanışma kültürü gelişmemiş ülkelerde,herzaman iktidardakiler kazanır.
dikkat ederseniz özellikle son zamanlarda çıkarılan yasalarda hiçbir muhalefetle karşılaşmadılar.
sadece kürt meselesinden dolayı çıkarılmak istenen yeni terörle mücadele yasası bile,yarın işçilerin hak gasplarına karşı geliştirecekleri direnişleri bile terör sayılacak,belki AKP ye oy verenler farkında değil ama,yarın baş örtüsünü elkaidenin sembölü olarak niteleyip terör suçlusu olarak yargılanmayacaklarını kimse garanti edemez.
doğu karadeniz bölgesinde yaşayan fındık üreticileri,çay üreticileri,ürünlerinin parasını alamadıklarında fisko birliğin veya çaykurun, yada çaylarını sattıkları özel bir şirketin önünde toplanmaları durumunda terör örgütü oluşturmak suçundan yargılanmayacakları hakkında kimse garanti edemez.

şimdi halk sesini çıkarmıyor,neden? çünkü PKK meselesi şövenizmin ulaştırdığı noktada,bu yasaları meşru olarak yutturuyor.bazı kendini bilmez "vatanseverler"bütün bu gerçekleri görmeden ellerine türk bayrağı alıp güya "demokratik" haklarını kullanmak adına bergamaya giden papazı protesto ediyorlar.neymiş misyonerlik yapılıyormuş.her işimiz bittide şimdi en demokratik hak olan inanç hürriyetine müdahaleyi kendinde hak görüyorsun,veya linç girişiminde buluyorsun.
18 milyon ınsan yoksulluk sınırının altında yaşıyormuş,bu ınsanları bu duruma kim getirdi kafa yoruluyormu?hayır,onu düşünmek onların işi değil.peki şimdi bütün bunlarla ilgili ne ler yapabileceğimizi hiç düşünüyormuyuz?.
hakim sınıfların hedefi sömürmek,sömürmek için ellerinden geleni yapmaktır,enbaşta gelen yöntemleri;böl parçala yönet mantığıdır.
unutmamak lazımki sermayenin mantığıda,yerli yabancı,dinli dinsiz,hırıstiyan yahudi anlayışı yoktur.sömürenin,türkü,kürdü,lazı,amerikalısı,rumu,arabı çini,joponu yoktur.paranın da dini imanı yoktur,para kimin elinde ise iktidar da onun elindedir.Emekçilerin de sınır tanımaksızın, kendilerini sömüren, ezen, kapitalizme ve emperyelizme karşı birlik ve beraberlik içinde olması kadar doğal ne olabilir.
demem o ki türk burjuvazisi,emperyalizmin hizmetinde olduğu için,türkkiye işçi sınıfının de dostu değildir.
ben laz olduğum için herhengibir türk veya kürt işçiden az sömürülmüyorum,veya,pazara gittiğimde satıcı bana laz olduğum için daha ucuza mal satmıyor.yaşam koşullanımızı belirleyen kürt ,türk veya laz şövenizmi değil,kapitalizmin sömürü mantığından kaynaklı politikalardır.o halde bu ülkenin bütün emekçileri birlik ve beraberlik içinde olmaları gerekiyor.bizim hem ekonomik hemde politik özgürlüğümüzü sağlayacak olan,emeğin iktidarı olacaktır.

en adil adalet halkın adaletidir....
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#4620
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 09/05/2006 20:14 Karma: 0  
Ulus ve dil
Son zamanlarda ulus tanımına “değerli” katkılar yapılmaya başlandı. Bu katkılar özellikle ilerici, demokrat, hatta sosyalist bilinen çevrelerden geliyor. Şair Özdemir İnce’nin ulus ve dil üzerine düşüncelerini zaman zaman bu sütuna aktardık ve eleştirdik. Ancak ünlü şairlerimizin bazıları bu aralar toplum bilimciliğine merak sardı. Onlar Kürt sorunu nedeniyle ulus ve dil üzerine derin tahliller yapıyorlar. Haklarını teslim etmek gerekiyor, sosyalizmin birikimine sahip oldukları için ilk bakışta oldukça inandırıcı ve etkileyici tahlillerde bulunuyorlar.
Ama birikimlerini yanlış kullanıyorlar, yanlış tahliller yapıyorlar. Bu nedenle de kendi niyetleri ne olursa olsun sonuçta mevcut politika ve uygulamalara, oluşmuş statükoya destek veriyorlar. Şair Ataol Behramoğlu’da bu yanlışa düşmekten kurtulamayanlardan. Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı “Cumartesi Yazıları”nda Türkiye Türklüğü ve dil üzerine bir dizi yazı yazdı. Yazılarının başlığı “Türkiye Türklüğünü Parçalamak”tı. Behramoğlu öz olarak şunu söylemektedir; “Türkiye Türklüğü tek bir etnisitenin değil bir etnisiteler sentezinin adıdır. Bu sentezi bileşenlerine (tek tek etnisitelere) ayırmaya kalkarsanız ülkeyi bölmüş değil, parçalamış olursunuz. Bileşenlerine ayrılamayacak kadar birleşmiş, bütünleşmiş bir sentezdir çünkü bu.”
Eğer böyleyse bugünkü sorun -Kürt sorunu- nereden çıkmaktadır? Bu soru gereklidir, çünkü Behramoğlu “Kürt etnisitesini” Türkiye Türklüğünün oluşumunda pay sahibi saymakta, bundan ayrı değerlendirilemeyeceğini ileri sürmektedir. Açıkçası ortada bir sorun olmaması gerekirdi, ama vardır! Behramoğlu’na göre bu sorun, yani “Kürt hareketi” ve “PKK olgusu”, “ABD emperyalizmi başta olmak üzere emperyalizmin Ortadoğu politikaları”ndan ileri gelmektedir. Bu düşünceleri irdeleyeceğiz ancak Behramoğlu’nun dil üzerine düşüncelerini de aktarmak gerekiyor.
Behramoğlu, “Dil bir ulusu oluşturan tek ve biricik öğe değildir. Öyle olsa aynı dili konuşan farklı uluslar bulunmazdı. (Hiç kimse Avustralyalıların Amerikalı olduğunu iddia etmiyor) Bunun gibi, ana dilleri farklı halkların tek bir ulusu oluşturmaları da pekala olasıdır. Türkiye tam olarak böyle bir ulusun ülkesidir” demektedir. Sondan başlayarak bu görüşleri inceleyelim. Evet dil ulusu oluşturan biricik öğe değildir. Sadece Avustralyalılar değil, İngilizler de İngilizce konuşur ve kimse Amerikalıların -Kuzey Amerika- İngiliz ulusunun bir parçası olduğunu iddia etmez.
Ama buradan çıkacak temel sonuç aynı dili konuşan farklı ulusların olabileceği gerçeğidir. Bunun aksi ise doğru değildir. Yani farklı anadilleri konuşan halklar tek bir ulusu oluşturmazlar. Bir ulus iki farklı dil konuşmaz! Eğer konuşuyorsa ortada farklı uluslar ya da topluluklar var demektir. Ortak dil ulusun temel özelliklerinden birisidir. Ama bir devlet içerisinde farklı dilleri konuşan uluslar ve topluluklar olabilir! Türkiye’nin gerçeği de budur. Türkçe devlet dilidir, ancak anadili Kürtçe olan bir halk bu ülkede yaşamaktadır! Çok dilli tek ulus Behramoğlu’nun toplum bilimine bir katkısıdır, ancak o da bu dünyanın bir gerçeği değildir!
Behramoğlu nesnel bir gerçek olan Kürtçeyi inkar etmiyor, ama “parçalanma” korkusuyla Kürtlerin ulus olduğunu reddediyor. Devletin resmi politikasını savunanlar ulus ve dil arasındaki ilişkiyi çok iyi bildiklerinden işi yıllarca önce “kökten” çözmüşler, Kürtçe diye bir dilin varlığını baştan inkar etmişlerdi. Şimdilerde ise gelinen yer Kürtçe diye “yerel bir dilin” var olduğu, ancak Kürtlerin ayrı bir ulus olmadığıdır. Bu tezler şimdilerde sosyalist terminoloji kullanılarak bazı sosyalist ve solcu aydınlarca savunuluyor. Ancak böyle savunulunca sosyalist değil sosyal şoven olunuyor. Ama aydınlarımızın devlete karşı değil tarihe karşı sorumlu olduklarını bilmeleri gerekiyor.
Ulusun oluşumu sorununa gelince; ulusların etnik toplulukların, ırkların karışımından oluştukları doğrudur. Ama bu durumda da ortada sonuçlanmış bir karışım vardır. Türkler, Fransızlar, İtalyanlar, Almanlar vb. Anadolu’nun “bin yıllık tarihine” bakıldığında Türkleşmiş Kürtlere, Kürtleşmiş Türklere rastlanması şaşırtıcı değildir. Ama böylesi durumlarda sonuçlanmış bir süreç söz konusudur. Bir yanda Türk ulusu, diğer tarafta Kürt ulusu oluşmuştur. Artık tarih geriye çevrilip bu süreç yeniden yaşanamaz, halklar tek bir ulus oluşturmak üzere yeniden harmanlanamazlar. Bugün kim ne ise artık odur! Bazı aydınlar iyi niyetle devletin, ülkenin parçalanmamasını istemektedirler. Ama bir arada olmanın, yaşamanın temel koşulu eşit haklara sahip olmaktır. Yaşanılan gerçekler inkar ve yok sayma politikasının iflas ettiğini açıkça göstermektedir. Bu politika sosyalizm sosuna bulanarak savunulamaz.
Ayrıca şu gerçek unutulmamalıdır; bugün Kürt sorununun varlığının nedeni ABD veya diğer emperyalist ülkeler değildir. Bu topraklarda Kürtler yaşarken daha ABD diye bir devlet kurulmamıştı. Emperyalist devletlerin yaptığı var olan ve çözülmemesi konusunda direnilen bir sorunu çok yönlü istismar etmek ve kullanmaktır. Eğer onların bu sorunu kullanmasının önüne geçilmek isteniyorsa, bunun yolu, bu ülkenin halkının bu sorunun eşitlik ve kardeşlik içinde çözülmesinde inisiyatifi ele almasından geçmektedir. Amerika’nın, İngiltere’nin, AB’nin Kürt sorunununda bir politikası olacak, ama Türk halkının ve ilericilerinin devletin kendilerine öğütlediği politikadan başka bir politikaları olmayacak! Bu, ABD’yi ve diğer emperyalist güçleri bu soruna müdahil olmaya davet etmektir. Kafası karışık bazı aydınlarımızın soruna bir de bu yanından bakmalarında sayısız yarar bulunuyor.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#7568
viçuri (Kullanıcı)
Gönderiler: 2
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 12/02/2007 00:50 Karma: 0  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#7572
derdo64 (Kullanıcı)
Gönderiler: 2
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 12/02/2007 04:45 Karma: 0  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#7802
karakul (Kullanıcı)
Gönderiler: 7
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 11/03/2007 07:16 Karma: 1  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#7810
l_a_z_a_l_i (Kullanıcı)
Gönderiler: 19
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 12/03/2007 07:36 Karma: 3  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#8224
zuga_xozger (Kullanıcı)
Gönderiler: 1
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Cevapla:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 21/06/2007 02:59 Karma: 0  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#8294
Munteha (Kullanıcı)
Gönderiler: 3
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 05/07/2007 07:02 Karma: 0  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#8295
angellord (Kullanıcı)
Gönderiler: 3
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 05/07/2007 09:49 Karma: 0  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#8298
nara (Kullanıcı)
Gönderiler: 22
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 05/07/2007 17:34 Karma: 2  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#8523
esvara (Kullanıcı)
Gönderiler: 4
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:LAZLARDA ASİMİLASYONDAN PAYINA DÜŞENİ ALMIŞLARDI R 14/09/2007 06:07 Karma: 0  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
EN ÜST Cevapla
Sistem: FireBoardGönderileri Masaüstünüze Alın

Güncel Etkinlikler

3. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali başlıyor

26.06.2008 I 23:56 | Lazebura©

article thumbnail Yeşil Yayla, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ı ağırlıyor Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından organize edilen ve...
Makelenin Devamı...

Vadime Dokunma!

16.06.2008 I 15:48 | Lazebura©

article thumbnail 22 Haziran 2008 Tarihinde Kadıköy Meydanında, D.Karadeniz de Abu Çağlayan Deresi, Arılı Deresi, Fırtına Deresi, Hemşin Deresi, Senöz Deresi,...
Makelenin Devamı...

Videolar

Üye Girişi

Kimler Online

7 Misafir ve 3 Üye Online
Generated in 0.59710 Seconds
Generated in 0.598841190338 Seconds